İzleyici Sayısı 15.021
Hasılat 135.840 YTL
|
Üç Haydut - Three Robbers
|
||
Yönetmen Hayo Freitag
Türkçe Seslendirme Kadrosu Anlatıcı (Müşfik Kenter), Tiffany (Oya Küçümen), Teyze (Nilgün Kasapbaşoğlu), Polis (Haldun Ergüvenç), Pekyaman (Emir Tayla), Kocaman (Faruk Akgören), Toraman (Dündar Müftüoğlu), Nicolas (Oya Presçiler)
Senaryo Tomi Ungerer'in aynı adlı kitabından
Set Tasarımı Anne Hofmann, Robert Brandt
Karakter Tasarımı Michaela Wagner, Heidi Yi-Lun Chen - Cheslik
Animasyon Edson Basarin, Romy Garcia Sascha Wolff-Tager
Diyalog Editörü Fabian Schmidt
Yapım Yönetimi Sinem Sakaoğlu, Carmen Oberhofer
Yapım Sorumlusu Nicola Wulf
Yönetici Yapımcı R.Stephan Schesch
Yapım Tasarımı Hayo Freitag
Türkiye Dağıtımı Bir Film
Gösterim Tarihi 16 Mayıs 2008
|
|||
Üç Haydut - Three Robbers Yapım Bilgileri
|
|||
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde...20. yüzyılın önde gelen sanatçılarından yazar, ressam, heykeltraş ve illüstratör Tomi Ungerer'in 2 milyondan fazla satan ve 18 farklı dile çevrilen resimli çocuk kitabı “Üç Haydut”un sinema uyarlaması…
Sinopsis
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, karanlık ormanlarda üç haydut yaşarmış. Uzun kara şapkaları ve maskeleri varmış. Geceleri at arabalarının yolunu keser, yolcuları soyarlarmış. Biri atların gözüne karabiber üfler, biri arabaların tekerleklerini kırar diğeri ise tüfeği ile yolcuları korkuturmuş.
Bir gün karşılarına çıkan arabada çalacak hiçbir şey bulamayınca, haydutlar arabanın küçük yolcusu Tiffany'yi kaçırmışlar. Ve asıl macera işte o zaman başlamış. Çünkü küçük yetim Tiffany kaçırıldığı için korkmamış. Aksine çocukları köle gibi çalıştıran hırslı Teyze'nin yetimhanesine gitmektense, yeni bir aile buldum diye sevinmiş. Yanlarında Tiffany ile mağaralarına geri dönen Üç Haydut ise hayatlarının hiç tahmin etmedikleri şekilde değişeceğinin henüz farkında bile değilmiş...
Yazar Tomi Ungerer ve Yönetmen Hayo Freitag hakkında
Yazar Tomi Ungerer, 1936 yılında Strasbourg'da mühendis bir babanın oğlu olarak dünyaya geldi. 20 yaşında Amerika'ya göç etti. Burada bir yandan çocuk kitapları hazırlarken, bir yandan da The New York Times için illüstrasyonlar yaptı. Ungerer, 1974'ten sonra yetişkinlere seslenen kitaplara yöneldi ve 1998'de tekrar çocuk kitapları yazmaya başladı. Aynı yıl illüstrasyonlarıyla Hans Christian Andersen Ödülü'nü kazandı. 2007 yılında Strasbourg'da adına Tomi Ungerer Müzesi açıldı.
Yönetmen Hayo Freitag, "Mein Bruder" adlı kısa animasyonu ile Zagreb En İyi Animasyon Filmi ve En İyi Alman Kısa Filmi ödüllerini kazandı. Freitag'ın sinemaya uyarladığı "Üç Haydut", Ungerer'in, "Çocuklar çocuk kitaplarına değil, iyi anlatılmış öykülere ihtiyaç duyar" sözünü boşa çıkarmıyor.
Üç Haydut, kaliteli bir çizgi filmin değerini bilenler için nefis bir seyirlik…
Yapım Notları
Tomi Ungerer'in bir klasik haline gelen çocuk kitabından uyarlanan Üç Haydut, çocuklara has başkaldırıyı şairane hayallerle birleştiren bir animasyon.
İlk kez 1961 yılında yayımlanan "Üç Haydut", daha önce pek çok defa beyazperdeye aktarılmak istendi. Ancak Tomi Ungerer, bu eserinin uzun metraja, hak ettiği şekilde dönüştürülebileceği konusunda kaygılıydı. Ta ki bugüne dek...
Kitaptan Filme
"Üç Haydut"u beyazperdeye aktarmak, yapımcı Stephan Schesch'in rüyasıydı: "Bu kitabı çocukluğumdan beri biliyor ve çok seviyordum. Çocuklarıma herhalde onlarca defa okumuşumdur. Her okuyuşumda bu kitabı filme aktarma isteğim arttı. Ama her ne yapacaksam gerçekten özel bir film olmalıydı."
Daha önce çalışmalarının filme aktarılmasına sıcak bakmayan Ungerer'i ve yapımcıları en çok düşündüren konu, uzun metraj bir filme dönüştürülecek malzemenin kısa bir öykü olmasıydı. Ungerer bu filme aktarma sürecinde, öyküsündeki karakterlerin değiştirileceğinden endişelenmekteydi. Ungerer ve Schesch, kitaptaki anahtar öğeleri belirlemek için defalarca bir araya geldi. Korkunç gözüken haydutların hayatları (ki bu haydutlar son derece zarif ve komiktir de) cıvıl cıvıl bir yetimin kendilerine katılmasıyla altüst olur. Üç haydut her işte birlikte hareket ediyor olsa da, hepsi kendi karakterini ortaya koyar. Kitapta yalnızca adından söz edilen yetimhane müdiresi hırslı Teyze, filmde ete kemiğe bürünür. Ungerer karakterleri, eklenen ince ayrıntılarla hayat bulur.
"Çocuklar çocuk kitaplarına değil, iyi anlatılmış öykülere ihtiyaç duyar." - Tomi Ungerer
Haydut MüziğiBu özel proje için farklı bir müzik kullanımına gidilmiş olması çok önemlidir. Daha önce Koş Lola Koş (Lola Rennt, 1998) ve Güle Güle Lenin! (Good Bye Lenin!, 2003) gibi başarılı filmlere imza atmış Animation X / X Filme adına Üç Haydut'un yapımcılığını üstlenen Stephan Schesch "Bir haydut filminde, haydut müziği kullanmak gerekir" diyor. "Doğumgünü partilerinde çalınan hafif parçalardansa, 'çocuklar için Tom Waits' müziğini bulmaya çalıştık."
Filmin Tomi Ungerer'e Sunumu
Tomi Ungerer, filmin ilk kurgusunu gördüğünde gözleri yaşarır. "Ona göre ikimiz 'can dostu' haline gelmiştik" der Schesch. "Eğer filmi kendisi yapacak olsaydı aynen bu şekilde yapacağını belirtti." Bu söz, başta yönetmen Hayo Freitag olmak üzere tüm ekip için büyük bir iltifattır.
Yapımcı Stephan Schesch, Tomi Ungerer'inki gibi modern bir öykünün pek çok farklı noktaya değinecek şekilde uyarlandığının altını çiziyor. "Gücün çocukların elinde olmasından, günlük bakımın gerekliliklerine, çalışan annelerden dolayı annelik yapan babalara değin, geniş bir çerçevede dolandık. Bu film, sadece günümüz toplumunda çocukların yerini belirlemekle kalmıyor, bununla bağlantılı pek çok soruyu da ortaya koyuyor."
Üç Haydut, hem çocuklar hem de yetişkinler tarafından beğeniyle izlenen bir film. Sadece yetişkinlere seslenen animasyonlarının aksine, Üç Haydut her şeyden önce çocuklar için yapılmıştır.
Tomi Ungerer İle Söyleşi
"Üç Haydut" fikri nasıl ortaya çıktı?
Bu fikrin nasıl ortaya çıktığını kesin olarak söylemem zor. Haydutlar hakkında bir öykü üzerine Wilhelm Busch'un taşbaskısını görmüştüm. Ancak son kertede, fikirlerin ve öykülerin nereden çıktığını bilmiyorum. Kitap bir şekilde zihnimde canlandı. O zamandan beri de pek çok uluslararası ödül aldı.
Başarılarınızla gurur duyuyor olmalısınız...
Şöyle yanıtlayayım: Laos'ta, "Üç Haydut"un Çince baskısındaki resimlerin yanına, Kamboçyaca'ya çevrilen metinlerin yapıştırılmış olduğunu görmek bana büyük bir zevk veriyor. Bu benim için büyük bir onur.
Japonya'daki anaokulu öğrencileri için kitabınızın muazzam bir baskısı var.
Evet, o baskılar özellikle anaokulları için yapılıyor. Muhteşemler! Bence çocuklar sürekli farklı sözcükler öğrenmeli, keşfetmeli. Ben asla, "bir ağaç" deyip geçmem. "Meşe ağacı" ya da "kayın ağacı" diye belirtirim. Anlatmak istediğim, kişi yetişkinler için bir kitap okuyorsa bile yüksek sesle okumalı.
İçinizdeki çocuğun hala sizinle olduğu etkisine kapılıyoruz. Bugün bile bunu düşünmek mümkün.Evet, hala içimden geldiği şekilde davranıyorum. Başarımı eleştirmenlerden çok, kitaplarımı alan insanlara borçlu olduğumu söyleyebilirim. Bir kitabımı görüp alıyorlar; ardından bir diğerini, bir tanesini daha... Üç nesildir bu böyle sürüp gidiyor. Yılda yaklaşık 3000 yeni çocuk kitabı yayınlandığı halde insanlar benim kitaplarımı hala okuyorlar. Yayıncıma kitaplarımı basmaya devam ettiği için teşekkür etmeliyim.
Uzun yıllardır insanları etkileyen "Üç Haydut"un filme çekileceğini duyduğunuzda tepkiniz ne oldu?
Birkaç kitabım daha önceden filme uyarlanmıştı. Ancak bu güzel çalışmaların hepsi kısa filmdi. "Üç Haydut"un bir Çek uyarlaması da vardı ama sadece sekiz dakikaydı. Bir romanı bile filme uyarlamak zor bir işken, ortalama 32 sayfa olan çocuk kitaplarını uzun metraj bir filme dönüştürmek başlı başına bir olaydı. Bu iş bir ekip çalışmasını gerektiriyordu, neyse ki inanılmaz insanlarla bir araya geldim. Mükemmel bir işbölümü sağlandı. Bu kolay bir iş değildi. Benim fikirlerim olduğu gibi ekiptekilerin ve tabii ki yönetmen Hayo Freitag'ın da fikirleri vardı. Film bir roman uyarlaması gibi oldu. Açıkçası gördüklerim karşısında büyülendim.
Sizce beyazperdeye uyarlama işinin en önemli kısmı neydi? Filmde çok hayati olduğunu düşündüğünüz herhangi bir nokta var mıydı?
Atmosferi ve mesajı… Ahlaki sorunlardan bahsetmek durumunda değiliz. Ancak beni en çok ilgilendiren, iyi ile kötü arasındaki o belirsiz bölgedir. Bu bölgede iyi kötüden, kötü de iyiden etkilenir. Üç Haydut için de bu durum geçerli. Onların da sert ve kötü olduğu kesin.
Ancak üçünün de yürekleri kocaman...
Gerçekten de öyle! Ama herkes kocaman bir yüreğe sahip olabilir. Bu "Peki ne yapılmalı?" sorusunu sormamıza engel değil. Burada kader işin içine giriyor. İnsan kaderine yön vermeli ya da kaderi içinde kendi yolunu bulmalı. Çocuklara sürekli, "Hayır hayır, bu kötü; hiç de iyi değil" diyoruz. Ancak bu iki kutbun arası da var. Herkes kötü şeyler yapabilir, herkes iyi ya da kötü olabilir. Bence çocukların bunu bilmesi rahatlatıcı olur.
"Üç Haydut"ta otobiyografik öğeler var mı?
Her çalışmada otobiyografik öğeler vardır. "Üç Haydut"ta bunun kesinlikle korku olduğunu söyleyebilirim. Bu korku hissi, çocukluk anılarımın bir parçasıdır.
Filme baktığımızda, hayvanların ve mağaranın ortaya konuluşunun önemli olduğunu görüyoruz. Sizce bu iki öğenin önemi nedir?
Sadece bu ikisi değil. Başka yeni şeyler de ortaya çıkardık. Hayo olağanüstü birisi, bu filmdeki her şeyin onun başının altından çıktığını söyleyebilirim. Ve her şey kitapla çok uyumlu.
|
|||