İzleyici Sayısı 130.223
Hasılat 1.100.095 YTL
|
Sihirli Oyuncakçı
Mr. Magorium's Wonder Emporium
|
|||||||
Yönetmen Zach Helm
Oyuncular Natalie Portman, Dustin Hoffman, Jason Bateman, Zach Mills, Paula Boudreau, Madalena Brancatella, Marcia Bennett
Türkçe Seslendirme Haluk Bilginer, Özgü Namal
Senaryo Zach Helm
Yapımcılar Richard Gladstein, Jim Garavante
Görüntü Yönetmeni Roman Osin
Prodüksiyon Tasarımı Therese DePerez
Kostüm Tasarımı Therese DePerez
Kurgu Sabrina Plisco
Özgün Müzik Alexandre Desplat
Yapımcı Stüdyo Walden Media - Mandate Pictures
Türkiye Dağıtımı UIP Filmcilik / Fida Film
Gösterim Tarihi 1 Şubat 2008
|
||||||||
Sihirli Oyuncakçı - Mr. Magorium's Wonder Emporium
|
||||||||
Görmek istiyorsan önce inanmalısın.
Mr. Magorium'un Wonder Emporium'una hoşgeldiniz… Burası dünyanın en fantastik, en harika oyuncak mağazasıdır. Dükkanın kendisi de dahil olmak üzere Çin'deki herşeyin hiç abartısız canlı olduğu, çocukların iştahını kabartan bir oyuncak cennetidir. Hayal gücünü alevlendiren, akıllara durgunluk veren herşey orada hiç durmaksızın gerçek olur.
Bir gün Emporium'un 243 yaşındaki kurucusu ve sahibi Mr. Magorium (Dustin Hoffman), mağazanın yönetimini tüm yasal haklarıyla birlikte genç ve kendine güvensiz yöneticisi Molly Mahoney'e (Natalie Portman) devredeceğini açıklar. Magorium'un bu kararı üzerine başlıbaşına bir canlı varlık gibi olan mağaza öfkeyle sinir krizleri geçirmeye başlar.
Mağazanın piyasa fiyatını belirlemek için karamsar ruhlu hesap uzmanı Henry'nin (Jason Bateman) gelmesiyle birlikte o güne kadar rengarenk bir yer olan Emporium'a ansızın esrarengiz değişimler olmaya başlamıştır. Çocukların hayatına eğlence katan oyuncaklar yine oradadırlar ama renkleri griye dönüşürken sessiz sedasız bir hal alırlar. Onları eski durumuna ancak ve ancak Mahoney ile Henry getirebilecektir. Bunu da 9 yaşındaki süper becerikli bir çocuğun (Zach Mills) yardımları sayesinde kendi içlerindeki büyülü gücü bularak yapabileceklerdir.
İnançlı olmanın harikalar yaratan gücü üzerine hayal gücünü ateşleyen fantastik bir yapım olan “Mr. Magorium's Wonder Emporium”un başrollerinde Oscar adayı ve Altın Küre ödülü sahibi oyuncu Natalie Portman; çifte Oscarlı dev aktör Dustin Hoffman; Altın Küre ödüllü genç aktör Jason Bateman ve “The Santa Clause 3”, “Hollywoodland” gibi filmlerden tanıdığımız 10 yaşındaki küçük oyuncu Zach Miller kamera karşısına geçtiler.
Wonder Emporium'a Giriş
Mr. Magorium'un Wonder Emporium'unun fantastik ortamının tek hakimi hayal gücüdür. Orada eğlenceli olabileceğini düşündüğünüz herşeyi istediğiniz şekilde hayata geçirebilirsiniz. Bu oyuncak mağazasında toplar kendi kendine zıplar, balıklar havada uçuşur, oyuncak hayvanları kucakladığınızda onlar da sizi kucaklar, iyi ev ödevleri büyük ödüllerle karşılığını bulur.
Ancak iki yüzyıldan beri devam eden bu harikalar zincirinin aniden kesintiye uğramasıyla birlikte daha da inanılmaz olaylar meydana gelir. Kendisine güveni olmayan bir genç bayanı kendine güvenme noktasına getirirken sihir ve büyü gibi kavramlara inanmadığını söyleyen bir genç adamı da böyle kavramlara inandırır.
Mr. Magorium'un Wonder Emporium'u, ilk kez yönetmenliğe soyunan genç senaryo yazarı Zach Helm'in beyninde doğdu. Daha önce bir oyuncak mağazasında çalışmış olan Zach Helm, başrolünde Will Ferrell'in oynadığı ve Marc Foster'ın yönettiği “Stranger Than Fiction” adlı komedinin senaryo yazarı olarak adını duyurmuştu. Chicago'daki DePaul Üniversitesi'nde öğrenim gördüğü yıllarda ilk part-time işini eğlenceli bir oyuncak dükkanında bulan Helm, hayal gücünü geliştirme fırsatına orada kavuştuğunu belirterek o günleri şu sözlerle anımsıyor:
“Çalıştığım oyuncak mağazası Magorium'un Emporium'una benzemekle birlikte daha küçük bir yerdi. Dükkana hiç kimsenin gelmediği yağmurlu bir öğle sonrasında günlüğümü yazmaya başladım. Sonra aklıma 243 yaşında bir adamın sahibi olduğu oyuncak mağazası fikri geldi. O öykü çok uzun süreler boyunca günlüğümün bir köşesinde kaldı.”
Aradan yıllar geçtikten sonra Hollywood'a geldiğinde ilk senaryosu için ilginç bir fikir arayan Helm'in aklına Wonder Emporium konseptine dönüş yapmak geldi. “O fikir zaten hiç aklımdan çıkmamıştı” diyen genç yazar, senaryosunu yazmaya başlarken çok çeşitli kaynaklardan esinlendi. Bunlar arasında Rene Magritte'in sürrealizminden Marx Brothers'ın ele avuca sığmaz çılgın mizahına; Samuel Beckett, Tom Stoppard, Harold Pinter gibi gerçeği keşfetmeye çalışan tiyatro yazarlarının yapıtlarından Rube Goldberg'in vahşi ve kinetik yaratıcılığına kadar herşey vardı.
“Bu film sevdiğim ve heyecan verici, eğlenceli bulduğum herşeyin bir araya gelerek meyvesini vermiş şeklidir” diye özetliyor Helm… Bu arada her ne kadar eğlenceli ve hafif kavramlar olmasalar da zaman, ölümlülük, bireycilik ve giderken geride iyi birşeyler bırakma gibi fikir ve kavramlarla bezediğini eklemeyi ihmal etmiyor.
Ancak hepsinin odak noktasında Helm'in “dünyanın en büyüleyici, tuhaf ve inanılmaz yeri” olarak tanımladığı oyuncak mağazasından aklında hayal meyal kalan vizyonu var. Şöyle devam ediyor:
“Bu vizyonun ardındaki mitoloji, 19. yüzyılda dünyaya gelen, çok uzun bir ömür süren, bu mağazayı kurduktan sonra geliştirerek bugünlere kadar taşıyan Mr. Edward Magorium'dur. Yakın zaman öncesinde Molly Mahoney'in kişiliğinde kendisine sadık bir yardımcı bulmuştur. Molly yetişkinliğe ilk adımları atmanın dönüm noktasındadır. Magorium artık öbür dünyaya gitme vakti geldiği için mağazayı bu genç kıza miras bırakmayı ummaktadır. Tek sorun ise Molly'nin kendi kişiliğindeki güçlü potansiyeli fark edemeyen yapıda olmasıdır.
Mr. Magorium ayrıca dükkanın piyasa değerinin ne kadar ettiğini belirlemek için bir de hesap uzmanı getirmiştir. Hesap uzmanı Henry sadece rakamlara ve kurallara önem veren, mağazanın duygusal değerini anlayamayan bir gençtir. Herşey değişmeye başlayınca oyuncaklar büyüsünü kaybetmeye başlar. Buradaki soru şudur: Bütün bunlar Mr. Magorium'un ayrılıyor olması yüzünden mi, Molly Mahoney'in bu mağazayı yönetebilecek güçte olduğuna inanmayışından mı, yoksa Henry'nin gelişi yüzünden mi olmaktadır? Hepsinden önemlisi mağaza eski büyülü yaşamına nasıl dönebilecektir?”
“Magorium” projesinin ekrana taşınması konusunda gereken adımları, Helm'in daha önce yazdığı başarılı senaryosu “Stranger Than Fiction”un yapımını da gerçekleştirmiş olan Mandate Pictures attı. Aynı zamanda Helm'e hayallerini süsleyen fırsatı; kendi senaryosunu yönetme şansını da teklif ettiler.
“Senaryoyu yazarken beynimde canlandırdığım herşeyi görsel olarak ifade etmek gibi fantastik bir fırsatı bana verdiler. Yazarken aklımdan geçen şeyler acaba ekrana istediğim şekilde yansıyacak mı şeklindeki endişelerden kurtulmak çok güzeldi” diyor Helm…
Öte yandan projenin hızlı adımlarla yürümesine yardımcı olmak için yapımcı Richard N. Gladstein kadroya katıldı. “Stranger Than Fiction”un sıkı bir hayranı olan ünlü yapımcı, “Magorium”un senaryosunda özellikle soluksuz denebilecek yaratıcılık boyutundan etkilenmişti.
Gladstein'ın senaryo ile ilgili yorumu şöyle: “Büyü kavramına yepyeni bir yaklaşım getirdiği ve büyünün gerçek olabilmesi için insanın öncelikle kendi kendisine inanması gerektiğini vurguladığı için `Magorium'un senaryosunu kesinlikle çok sevdim. Ayrıca yeni ve özgün tadlar içeren mizah yapısını ve tonunu da beğendim. Anlatılan bu öyküde hem çocukların, hem de yetişkinlerin keyif alabileceği türde harika detaylar vardı.”
Senaryo yazarı / yönetmen Zach Helm de, Richard Gladstein'ın projeye katılımını özellikle takdir ettiğini belirterek şöyle konuşuyor: “Richard'dan çok şeyler öğrendik. Çekim senaryosunun hazırlanmasından tutun da belirli sahne ve çerçeveler için oyuncu tercihine kadar herşeyi bize anlattı. Bu filmdeki herşeyin, Richard'ın film yapımı konusundaki engin deneyiminden izler taşıdığını, kendisinden fazlasıyla etkilendiğimizi düşünüyorum.”
Film yapımı konusundaki becerisini böylesine tutkulu bir projeye yansıtmaktan heyecan duyduğunu belirten yapımcı Richard Gladstein ise düşüncelerini şu sözlerle özetliyor:
“Bir filmin yapımında senaryonun tonlamaları çok büyük önem taşır. Filmde anlatılan konunun eğlenceli boyutlarının olduğu kadar yürek burkan ve acı veren boyutlarının izleyiciye yansıtılmasında, hepsinden önemlisi de gerçekmiş duygusunu yaşatmasında senaryonun büyük payı vardır. Bu filmdeki en fantastik büyülerin bile tamamen gerçekmiş gibi duygular verdiğini görüyoruz. Bence Emporium denen oyuncak dükkanının bu denli inanılası bir yer olmasının sırrı senaryodaydı.”
Güzel Yöneticimiz Molly Mahoney'i Tanıyalım
“Mr. Magorium's Wonder Emporium”da anlatılan öykünün odak noktasında oyuncak mağazasının yaratıcı ruhlu ve gerçek dünyaya pek fazla hazır olmayan güzel yöneticisi Molly Mahoney karakteri vardır. Daha önceden müzisyen olan Molly, çalışmakta olduğu yeni işinin mucize ve harikalarla dolu heyecanlı ortamını çok sevmektedir. Ancak o güne kadar başladığı hiçbir işi bitiremediği için de tedirgindir. Gelecek vaad eden birçok başlangıçlar yapmış, çok azının ortasına gelebilmiş ancak kesinlikle hiçbirisini tamamlayamamıştır. Şimdi Mr. Magorium, eşi benzeri olmayan bir dükkanı onun ellerine bırakmak istemektedir. Ancak Molly bunu da başaramayacağından korkar.
Film yapımcıları, Molly Mahoney karakterinin potansiyelinde var olan güvensizlik, cazibe ve sevimlilik gibi özellikleri izleyiciye yansıtabilmek için çok özel bir kadın oyuncuya ihtiyaçları olduğunu biliyorlardı. Bu rol için 1 numara olarak düşündükleri kadın oyuncu olan Natalie Portman'ın oynamayı kabul etmesiyle hayalleri gerçeğe dönüştü.
Kariyerinde Oscar adaylığı da bulunan Natalie Portman, bugüne kadar oynadığı farklı rollerle kendi kuşağının önde gelen oyuncularından birisi olmuştu. Güzel oyuncunun kamera karşısına geçtiği filmler arasında George Lucas imzalı “Star Wars”ın fantastik dünyasından Mike Nichols'un yetişkin insanların karmaşık dünyasını anlattığı “Closer” uyarlamasına kadar çok farklı filmler vardı.
Natalie Portman'ın hiç duraksamadan “evet” demesi karşısında büyük heyecan duyduğunu belirten Zach Helm, “Molly Mahoney karakterini oynamasından keyif duyacağım ilk insanlardan birisi Natalie Portman'dı. Yanlış hatırlamıyorsam senaryo taslağını ona bir Perşembe günü yollamıştık. İzleyen Pazartesi günü bize geri dönüş yaparak oynamak istediğini bildirdi. Bu kadar çabuk evet demesine çok şaşırdığımı hatırlıyorum. Böylece puzzle'ımızın en büyük parçası yerine oturmuş oldu.”
Natalie Portman senaryonun eline ulaştığı günü şu sözlerle anımsıyor: “Zach senaryoyu bana kırmızı fiyonkla bağlanmış harika bir kutu içerisinde hediye gibi paketleyerek göndermişti. İçerisinde senaryoyu okumamı rica eden harika bir mektup vardı. Daha önce `Stranger Than Fiction'un senaryosunu da okumuş olduğum için büyük bir zevkle oturup `Mr. Magorium'u okuduğumda Zach'in yazım gücüne bir kez daha aşık oldum. Dünyamıza çok özel ve iyimser bir bakış açısı var. Herşeye karşı karamsar bakış açısının hakim olduğu bugünlerde görmek istediğim buydu. İnsanların yaşamına aydınlık ve moral verici düşünceler getiren Mr. Magorium'un gözünden dünyaya bakmak gerçekten harikaydı.”
Natalie Portman'ın rolüne tutkuyla sarılmasından tüm yapımcılar fazlasıyla etkilendi. Filmin yapımcılarından James Garavante, “Natalie filmin tamamının adeta lokomotifi oldu. Mahoney karakterinin yaşamakta olduğu ergenlikten yetişkinliğe geçiş sürecini mükemmel oynadı. Üstlendiği karakteri senaryo sayfalarından çıkarıp tamamen gerçek bir kişi haline getirdi. Zaten bizim istediğimiz de tam olarak böyle bir oyundu” diyor.
Portresini çizdiği Molly Mahoney karakterinin örnek aldığı Magorium gibi olmasının önündeki en büyük engelin kendi kişiliğindeki gücü görme yetersizliği olduğunu vurgulayan Natalie Portman, bu konudaki düşüncelerini şu sözlerle dile getiriyor:
“Aslında bu hayattaki en büyük ve yaygın problemlerden birisidir. Bu benim sesim, bu benim hayatım, bu benim kreasyonum diyebilme cesaretini bulamayız. Yetişkinliğe geçiş sürecinde kendi kimliğimizi güvenle ortaya koymaktan çekiniriz. Molly Mahoney karakterinde de böyle bir özgüven yetersizliği vardır. Kendi gücünün farkında olmadığı için kendisini ifade etmekte zorlanır.”
Mahoney'in yaşamında Mr. Magorium'un rolü konusunda Portman'ın yorumu şöyle: “Mr. Magorium karakterinin Molly için hem bir akıl hocası, hem de oyun arkadaşı gibi olduğunu düşünüyorum. Magorium'un bir tercih olarak hayatı kendi hayal gücünde ve kendi doğrularıyla yaşama yeteneğinin farkındadır. Bu açıdan bakarsak Magorium'u model olarak alır ve onun gibi olabilmek ister.”
Natalie Portman'ın Dustin Hoffman ile yaptığı işbirliği, ikisi arasındaki ilişkinin rengarenk bir yaşam şeklinde gelişmesine yol açtı. Aynı zamanda Portman'ın özel yaşamında hissettiği heyecan ve şaşkınlık gibi otantik duyguların beyazperdeye yansımasına sağladı.
“Dustin filmin her sahnesinde aynen portresini çizdiği karakter gibi davrandı. Yaratıcı güçlerini son noktasına kadar kullandı. Böylesine deneyimli bir oyuncuyla başrolü paylaşmak gerçek anlamda bir keyif olduğu gibi aynı zamanda ilham vericiydi” diyor güzel oyuncu…
Natalie Portman'ın aynı düzeyde keyif aldığı bir başka olay da, satış aşamasındaki Wonder Emporium'a bir fiyat belirlemek gibi imkansız bir görevi yerine getirmeye çalışan renksiz ve ruhsuz kişilikli Henry rolündeki Jason Bateman ile yanyana çalışmak oldu.
Güzel oyuncunun bu konudaki yorumu şöyle: “Wonder Emporium'a fiyat biçmek için gelen Henry, o güne kadar edindiği tüm alışkanlıklarına karşıt bir ortamla yüzyüze gelir. Orada bulunduğu süre içerisinde her konuda bakış açısının değiştiğini görürüz ki, artık farklı açıdan bakmaya başladığı insanlar arasında Mahoney de vardır. Bu açıdan bakınca Henry karakterinin düz kişilikli ve mizah gücünden yoksun bir karakter olması gerekiyordu. Ancak Jason böyle bir karakteri bile eğlenceli hale getirmeyi başardı. Çekimler yapılırken beni bol bol güldürdü. Sonuçta Mr. Magorium'un Molly'e yüklemeye çalıştığı iyimser özellikleri asık suratlı Henry'nin göstermeye başlaması gerçekten ilginç bir gelişmeydi.”
Başrol arkadaşlarıyla organik uyum sağlayan Natalie Portman'ın rolünü oynarken karşılaştığı en büyük zorluklardan birisi piyano çalmayı öğrenmek oldu. Bu, portresini Molly Mahoney karakterinin doğuştan sahip olduğu ama o güne kadar farkına varmadığı bir yeteneğiydi. Ayrıca orkestra şeflerinin kullandığı sopayı virtüöz becerisiyle kullanabilmesi gerekiyordu.
“Daha önce hiç piyano çalmadığım için gerçekten zor oldu” diyor ve şöyle devam ediyor: “Sekiz yaşımdayken birkaç ders almıştım ama müziği nasıl okumam gerektiğini dahi bilmiyordum. Neyse ki harika bir piyano öğretmenim vardı ve çok sıkı çalışma gerektirse bile öğrenmeyi başardım. Orkestra şefliğine gelince, Mahoney'in yaptığı en büyük patlama bu alandadır. Büyünün varlığına inanmaya başladığı noktadan itibaren engeller tek tek ortadan kalkmaya başlar ve canlı bir varlık gibi hareket eden mağazayı bir orkestra şefi edasıyla yönetmeye başlar.”
Eşi Benzeri Olmayan Oyuncak Dahisi Mr. Magorium ile Tanışalım
Çağlar boyunca anlatılan masallarda ve çekilen filmlerde çok sayıda tuhaf, ekzantrik ve sıradışı oyuncak mucitleri vardır ama hiçbirisi Edward Magorium'a benzemez. Bu oyuncak ustası belki 243 yaşında olabilir ama şok edici görünümlü beyaz saçlarını bir yana bırakınca 65 yaşından bir gün bile fazla olduğunu söyleyemezsiniz.
Bundan 114 yıl önce Emporium'un kapılarını ilk açtığı günde olduğu gibi heyecanlı ve enerji doludur. Uzun yıllardan beri çocuklara imkansızı ulaştırma sanatının heyecanını taşımış, genç kuşaklara umut ve heyecan aşılamıştır. Dükkandaki her dakikası fantastik gelişmelerle dopdolu geçmiştir ama artık tasını tarağını toplayıp dükkanın başından ayrılma zamanı gelmiştir. Tabii ki dükkan onu bırakırsa…
Karşılarında böylesine doğaüstü bir karakter olunca film yapımcıları bu rol için farklı seçenekler üzerinde kafa yordular. Yapımcı Richard Gladstein bunların neler olduğunu şu sözlerle anlatıyor:
“Bu karakterin 243 yaşında olması nedeniyle rolüne ruhunu, bilgeliğini ve yaşam deneyimini aktaracak çok tecrübeli aktöre ihtiyacımız vardı. O aşamada oy birliği halinde `Öyleyse Dustin Hoffman'ı alalım' düşüncesinde birleştik.”
Dustin Hoffman'ın kısa süre önce senaryosunu Zach Helm'in yazdığı “Stranger Than Fiction”da oynamış olması nedeniyle apımcıların ünlü aktörle bağlantıları zaten vardı. Ayrıca yapımcılığını Gladstein'ın üstlendiği Marc Forster imzalı “Finding Neverland”de de oynadığı için yapımcılarla arasında sıkı bağlar zaten oluşmuştu.
Yapımcı Gladstein'ın bu konudaki yorumu şöyle: “Dustin'in adı gündeme gelinceye kadar en az altı aşamalı görüş ayrılığı sözkonusuydu. Onun isminde birleşmemiz hiç zor olmadı. Magorium rolü için hepimizin ilk tercihi Dustin'den yanaydı. Çünkü o her film yapımcısının sahip olmak istediği eşsiz bir kaynaktır. Oyunculuk gücünü sergilerken çevresindeki herkesi kuşatmakla kalmayıp senaryo yazarının hayal ettiği karakterin ete kemiğe bürünmesinde önerileriyle yardımcı olur. Bu yüzden Dustin Hoffman'ın Mr. Magorium rolünü kabul etmesiyle hepimiz sevinçten havalara uçtuk.”
Filmin yapımcılarından James Garavente ise şu yorumu yapıyor: “Aslında Magorium karakteri başlangıçta herhangi bir gerçek referans noktası olmayan, sadece Zach Helm'in hayal gücünde varlığını bulan bir hayal gibiydi. Karakterin gerçek kimliğinin bulunmasında Dustin Hoffman'ın bir aktör olarak yaptığı katkıların gücünü görmek hepimiz için çok güzeldi.”
Yönetmen / senaryo yazarı Zach Helm de şunları ekliyor: “Dustin ile daha önce `Stranger Than Fiction'un senaryo yazarı olarak harika bir deneyim yaşamıştım. Bu yüzden onunla bu kez yönetmen olarak yeniden çalışma şansından heyecan duyuyordum. Bence o kendisini işine adamış, hayal gücü son derece yüksek, oynamaya istekli ve aynı zamanda rolünü milimi milimine titizlikle oynayan dev bir aktördür. Her çekime, her aksiyona, her sözcüğe büyük özen gösterdiği gibi üstlendiği karakterin en ince noktalarının farkına vararak oynamaya kararlıdır.”
Portresini çizdiği Magorium karakterinin farklı kişiliğine herhangi bir önyargı hissetmeden oynadığını belirten Dustin Hoffman, nasıl bir yaklaşım sergilediğini şu sözlerle anlatıyor:
“Projenin başlangıcında bu karakterin neye benzeyeceğini ben de bilmiyordum. Rolümü oynarken önce yönetmenin, sonra da kostüm tasarımcısıyla saç ve makyaj ekiplerinin hayal gücüne önem vermeyi, onlardan yardım almayı severim. Magorium'un yaşını vurgulamaktan uzak kalmak istedik. Çünkü yaşına vurgu yaptığımız takdirde aşırı protez makyaj gerekeceği için seyirciye itici gelebilirdi. Bu yüzden çok yaşlı adam makyajına ve sesi titrek yaşlı adam klişesine yer vermeden bu işin başka bir çözümünü bulmak zorundaydık.”
Hoffman'ın dediği gibi oldu ve başka bir çözüm bulundu. Magorium karakterinin dış görünümünün nasıl olacağını bulma konusundaki yardım ise, ünlü aktörün 30 yıllık eşi Lisa'dan geldi.
Bunun nasıl olduğunu Dustin Hoffman şu sözlerle anımsıyor: “Sevgili eşim senaryoyu okuyordu. Birden başını çevirip bana baktı ve, `Yaptığın devekuşu şakasını hatırlıyor musun?' diye sordu. Tabii ki hatırlıyordum. Sonuçta en favori şakalarımdandır. O zaman Lisa, `Öyle bir şaka yaparken hiç aynaya baktın mı?' şeklinde bir soru daha yöneltti. Onun önerisi üzerine aynanın karşısına geçerek bir şaka yapınca Lisa'nın tam olarak neyi söylemek istediğinin farkına vardım. Mr. Magorium aynadan bana bakıyordu.”
Magorium karakterinin dış görünümünün nasıl olacağı şekillendikten sonra gerisi kendiliğinden geldi. Bundan sonrasını Zach Helm'den dinleyelim:
“Dustin'in çalışma sürecini izlemek kesinlikle büyüleyiciydi. Zaman zaman çılgın ve gerçekdışı bir dünyada gibiydi sanki… Sonra yeniden gerçek dünyaya dönüyordu. Onun gözlerine bakınca yüreğini ve engin bilgisini görebiliyordum. Bu çok güzeldi. Eminim izleyici de Dustin'in 40 yıllık kariyeri boyunca hiç oynamadığı bir roldeki performansını sergilerken gösterdiği ince detayların farkına vararak tadını çıkaracaktır. O gerçekten muhteşem bir oyuncu…”
Dustin Hoffman da övgüye övgüyle karşılık vererek şunları söylüyor: “Zach bu senaryoyu 23 yaşında yazdı. Bunu çok kaydadeğer buluyorum. Bu kadar genç bir insanın zaman, ölümlülük ve kalıtım gibi konuları keşfedebilecek düzeyde olması açıkçası beni şaşırttı.”
Hesap Uzmanı Henry, Paha Biçilemez Emporium'a Fiyat Biçmeye Geliyor
Mr. Magorium dükkanı bırakmaya hazırlanırken Emporium için bir fiyat belirlemesi gerektiğinin farkına varır. Fiyat biçme işini kendisinin yapamayacağını görünce imkansızı başarması için hesap uzmanı Henry ile anlaşma yapar. Muhasebe denilen iş hakkında çok az bilgisi olduğu için de Henry'nin “karşıt cins (insanlar) ile mutasyona uğramışlar arasında bir yerlerde” olacağını düşünür.
Aslında Mr. Magorium o güne kadar envanter tutma gibi hesap kitap işleriyle kafasını yormadığı için Emporium'un finansal durumu hakkında verebileceği fazla bir ipucu da yoktur. Anlaşma yaptığı hesap uzmanına bu dükkanı 114 yıldan beri gayet güzel işlettiğini söylemekle yetinir. Ancak hesap uzmanı Henry işe başladıktan ve dükkan yöneticisi Molly Mahoney ile arkadaş olduktan sonra Emporium'un oldukça ciddi ekonomik sıkıntı içinde olduğunu anlamıştır.
“Mr. Magorium's Wonder Emporium”un en eğlenceli yanlarından birisi Molly Mahoney ile Henry arasındaki ilişkidir. Yapımcı James Garavente anahtar konumdaki bu ilişkiyi şu sözlerle tanımlıyor:
“Mahoney ile Henry arasındaki ilişkiyi düzenlerken esin kaynağımız bir zamanlar Audrey Hepburn ile Spencer Tracy arasındaki klasik inişli çıkışlı ilişki modeli oldu. Bunu yansıtabilmek için kusursuz komedi zamanlamasına sahip bir aktöre ihtiyacımız olduğunu biliyorduk. Ancak aynı zamanda dünyada sihir ve büyü gibi kavramları göremeyen; daha sonra böyle şeylere inanma noktasına gelen bir adamı yansıtabilecek bir oyuncu bulmak istiyorduk. Aradığımız bu aktör hiç kuşkusuz Jason Bateman'ın ta kendisiydi.”
Filmde karamsar ruhlu hesap uzmanı Henry rolünde oynayan Jason Bateman, televizyonların ünlü dizisi “Arrested Development”ta üstlendiği komedi ağırlıklı Michael Bluth rolüyle adını duyurmuştu. Bu rol ona milyonlarca hayran kazandırmakla kalmadı, aynı zamanda Altın Küre ödülü de getirince bu yılın merakla beklenen birçok sinema filminde kamera karşısına geçme fırsatı buldu.
Yönetmen Zach Helm, bu rol için neden Jason Bateman'ı seçtiğini şu sözlerle açıklıyor: “Henry karamsar olduğu halde Jason'un çizdiği portre sayesinde bu karakterle bağlantı kurabiliyorsunuz. Rahat olmayan bir erkeği oynama konusunda o kadar rahat ki, Emporium'da meydana gelen tuhaf olayları anlamakta bocalayan Henry'nin çektiği zorluğu anlayabiliyorsunuz. Buna doğuştan gelen yeteneğini ve kadrodaki diğer oyuncularla inanılmaz kişisel uyumunu ekleyince Jason Bateman bu filmdeki en iyi komedi sahnelerinin büyük kısmını yaratmayı başardı.”
Bu rolü Los Angeles'ın tipik yoğun trafiğinde seyir halindeyken bulduğunu söyleyen Jason Bateman, o gün neler olduğunu gülerek şöyle anlatıyor:
“Aracımla trafikte giderken telefonum çaldı. Arayan menejerimdi. Birkaç hafta içerisinde Natalie Portman ve Dustin Hoffman'la beraber yeni bir film yapacağımı söylüyordu. O anda heyecana kapılınca önümdeki araca çarptım. Hemen ardından menejerim bu filmin senaryo yazarı ve yönetmeninin Zach Helm olduğunu söyleyince ikinci araca çarptım. Senaryoyu bir an önce almak için hemen soluğu menejerimin ofisinde aldım. Aslında evet demek için senaryoyu okumama dahi gerek yoktu. Natalie, Dustin ve Zach ile beraber çalışacak olma ihtimali bile yeterliydi. Yine de senaryoyu okudum ve anlatılan konuya hemen o anda aşık olduğumu hissettim.”
Genç aktör, filmde üstlendiği Henry rolüne sempatiyle baktığını belirterek şöyle konuşuyor: “Herşeye sadece mantıksal açıdan bakan zavallı Henry, kendisini 114 yıldan beri karmakarışık şekilde tutulmakta olan hesapların içerisinde bulur. Oldukça tutucu ve gergin mizaçlı bir adamdır. Büyü ve fantezi gibi kavramlara karamsar açıdan yaklaşır. Tek isteği sadece muhasebe kayıtları üzerinde çalışmaktır. Büyü ve sihir dışında başka açıklamasını bulamadığı birtakım tuhaf şeyler olmaya başlayıncaya kadar bu şekilde sürer gider.”
Emporium'un Tek Çalışanı: 9 Yaşındaki Süper Yetenekli Eric Applebaum
Wonder Emporium'un arkasındaki beyin adamı Mr. Magorium'dur. Mağazanın kreatif işleyişinin gündelik yönetimini Molly Mahoney yapar. Ancak mağazanın yaşı küçük ama hayati önem taşıyan bir de çalışanı vardır. 9 yaşındaki Eric Applebaum çok zeki ama bir o kadar da utangaç; kabuğundan çıkmaya çalışan küçük bir çocuktur.
Oyuncu kadrosunun kuruluşundaki en zorlu aşama Eric rolünde kimin oynayacağı konusuydu. İstenen niteliklere sahip küçük bir çocuk bulabilmek için ülke çapında bir arama çalışması başlatıldı. Bu konuda neler yapıldığını yapımcı James Garavente şu sözlerle anlatıyor:
“ABD'nin doğu kıyısından batı kıyısına kadar uzanan geniş alanda 2.000'e yakın çocukla yüzyüze görüşmeler yaptık. Eric rolü için çok zeki bir çocuğa ihtiyacımız vardı. Zeki olmalıydı ama kesinlikle afacan, küstah, saygısız, hatta büyümüş de küçülmüş tipte birisi olmamalıydı. Bizim için sadece ve sadece entelektüel görünümlü bir çocuk yeterliydi. Sonunda Ohio eyaletine bağlı Lakewood'da dünyaya gelen ve oyunculuk kariyeri için Los Angeles'a yeni taşınan Zach Mills'i bulduk.”
Garavante sözlerini şöyle sürdürüyor: “Zach inanılmaz düzeyde bilge görünümlü küçük bir çocuktu. Zeki ve kibar olmasının yanısıra büyüklerle de çok iyi anlaşabiliyordu. Bu çok önemliydi, çünkü portresini çizeceği Eric karakteri yetişkinlerle dolu bir ortamda yaşayan bir çocuktu. Eric karakterinin kendi yaşıtlarıyla pek iyi anlaşamayan bir karakter olması gerekiyordu. Zach bu detayı son derece zekice yakalayarak başarılı bir oyun ortaya koydu.”
Sözü bu noktada devralan yapımcı Richard Gladstein şunları söylüyor: “Aynı anda hem bilge, hem de masum görünümlü bir çocuktu. Bu durum filmin konusu açısından da önemliydi. Çünkü bu filmde insanların yaşlandıkça daha çocuksu; buna karşılık küçükken daha bilge görünümlü olması gerektiği vurgulanır. Bu durumda Dustin Hoffman çocuk ruhlu yetişkini oynarken küçük Zach'e `yetişkin' ruhlu çocuğu oynamak düştü.”
Yazar - yönetmen Zach Helm ise düşüncelerini şu sözlerle dile getiriyor: “Çekilen deneme filmini gördüğüm anda Eric'i bulduğumuzu hemen anladım. Hiç kimsenin aklında en ufak bir kuşku yoktu. İşine kolay odaklandı. Çocuk aktörlerin çoğu gerçekdışı ve yapay davranışlar yapacak şekilde eğitilirler. Ancak Zach'te bunların hiçbirisi yoktu. O kadar doğal oynadı ki, onu seyrederken Eric'in ruhunda olup bitenleri hemen anlıyorsunuz; oynadığı karakterle kolay bağlantı kuruyorsunuz.”
Küçük aktör Zach Mills de bu kadar talihli oluşuna inanamadığını belirterek duygularını şu sözlerle ifade ediyor: “Bir çocuk için, konusu büyülü bir oyuncak dükkanında geçen bir filmde oynamaktan daha eğlenceli ne olabilir? Her gün sete geldiğimde bir önceki gün görmediğim yepyeni bir oyuncakla karşılaşıyordum. Her tarafta oyuncaklar ve kitaplar vardı. Özellikle Natalie ve Jason olmak üzere herkes bana çok iyi davrandı. İkisi de oyunculuğa benim yaşımda başladığı için sanırım beni anlamaları zor olmadı.”
Natalie Portman ise küçük rol arkadaşını çok sevdiğini belirterek şöyle konuşuyor: “Onun mükemmel bir çocuk olduğunu düşünüyorum. Portresini çizdiği Eric inanç düzeyi yüksek olan çok özel bir karakterdi. Eric bunu nasıl yansıtması gerektiğini çok iyi kavradı. Bence o çok tatlı, zeki ve centilmen bir çocuktur. Aynı zamanda gelecek vaad eden çok iyi bir aktör olduğunu düşünüyorum.”
En Çılgın Hayallerinizin Oyuncak Mağazası
“Mr. Magorium's Wonder Emporium”un oyuncu kadrosu ne kadar güçlü olursa olsun, filmdeki en büyüleyici ve en canlı karakterlerden birisi hiç kuşkusuz Emporium mağazasının kendisidir. Bu fantastik dükkanın tavandan duvara kadar her köşesinde akıllara zarar fantastik oyuncaklardan tutun da hepimizin bildiği klasik oyuncaklara kadar her türlü baş döndürücü lezzetler vardır.
Emporium'un fantastik dünyasını öncelikle kendi beyninde hayal eden yazar/yönetmen Zach Helm, prodüksiyonun en büyük zorluklarından birisinin bu mağazanın yaratılması olacağını biliyordu. Bu nedenle Helm ve ekibi tirafından 650 metrekarelik geniş bir alana yayılan büyük bir set yaratıldı.
Zach Helm kurulan setin özelliklerini şu sözlerle açıklıyor: “Filmde geçen bir diyalogda Mr. Magorium bu mağazayı kurarken orada oynayacak çocuklarla tamamen aynı duygu ve heyecanlarla yola çıktığını söyler. Bizim yapmaya çalıştığımız da aynen buydu. Eğer duvarların dili olsaydı, o seti kurarken neler yaptığımızı anlatırlarken heyecanla kulak kabartırdınız. En iyi sonucu almak istediğimiz için mağazayı kurarken zaman zaman büyük zorluklarla karşılaştık. Tek isteğimiz oyuncu kadrosunu büyüleyecek bir mağaza seti kurabilmekti.”
Zach Helm bu seti kurabilmek için “The Door in The Floor” ve stilize korku filmi “Dark Water”da da aynı görevi yapmış olan prodüksiyon tasarımcısı Thérèse DePrez ile çalıştı. Ayrıca “Dark Water” ve “Man of the Year” ile adını duyuran set dekoratörü Clive Thomasson ile de işbirliği yaptı. Thérèse DePrez ile Clive Thomasson'un öncelikli görevi, fantezilerle dopdolu mağazayı tasarlamak, inşa etmek ve dekorasyonunu yapmak, ardından duvardan duvara oyuncaklarla döşemekti.
Zach Helms yapılan çalışmayı şu sözlerle yorumluyor: “Bu çalışmadan istediğim herşeyi alacağıma en başından beri inanıyordum ama Thérèse bana hayal ettiğimden en az 10 kat fazlasını verdi. Bol miktarda imaj ve fikirlerle gelerek aralarından seçim yapmamı sağladı. Onunla yaptığımız sohbetlerde sürekli oyuncaklardan bahsettiğimiz için çocukluk yıllarımızı hatırladık. Bugüne kadar yaptığım en üretici ve en keyifli işbirliklerinden birisi olduğunu söyleyebilirim.”
Zach Helm böyle söylüyor ama bu işbirliği neredeyse hiç gerçekleşmiyordu. Sorunun nereden kaynaklandığını Thérèse DePrez'in kendisinden dinleyelim:
“Bu filmin yapılacağını duymuştum ama neredeyse kadroya katılamayacaktım. Çünkü o günlerde yeni evlendiğim için hiç zamanım yoktu. Senaryo taslağını okuyup çok beğendiğim için hayal kırıklığına uğramıştım. Neyse ki çekim takvimini ileri atarak benim de katılmamı sağladılar. Senaryoyu okuduğum anda aşık olduğum için yapılan bu jeste çok sevindim.”
Zach Helm ile kreatif fikir alışverişine başlayınca mükemmel bir uyum oluştuğunu belirten Thérèse DePrez, “Bu mağazada realizm, sürrealizm ve nostalji unsurlarının kombinasyonunun bulunması gerektiği konusunda ikimiz de aynı fikirdeydik. Emporium büyünün gündelik hayatımızda da var olabileceğini temsil eden bir yer olmalıydı. Zach ile ilk günlerde yaptığımız sohbetlerden birisinde, bu filmi gören her çocuğun böyle bir mağazanın bir yerlerde olabileceğine inanmasını istediğini söylemişti. Bu nedenle tarih ve mitoloji temeline oturmalıydı” diyor.
Thérèse DePrez, mağaza tasarımını yaparken geniş bir yelpazeye yayılan çeşitli sanatsal ve kültürel esin kaynaklarından yararlandı. Bunlar arasında balayı için gittiği Brüksel ve Amsterdam'da gördüğü Art Noveau mimarisi; San Fransisco'daki Victorian tarzı mimari anlayışı ve orijinal Barnum & Bailey sirkinin karnaval atmosferi vardı. Ayrıca Emporium'un duvarlarından birisine 6x6 metre boyutlarında büyük bir vintaj sirk posteri asarak mekana tarihsel boyut kazandırdı.
Mağazanın görsel ihtişamının ardındaki temel tasarım unsurlarından bazıları şöyleydi: Belçikalı sürrealist ressam Rene Magritte'in klasik tablosu “The Son of Man”; iyi yapılmış ev ödevlerini yepyeni oyuncaklara dönüştüren bir baskı makinesi; çizgili pantolon ve rengarenk bağcıklı ayakkabılarla süslenmiş 7 metre boyunda iki tane bacak…
Bunların hepsinin kendi çocukluk duyguları ve fantezilerinden kaynaklandığını belirten Thérèse DePrez, “Örneğin çocukluğumda hep dev boyuttaki cisimlerin ne kadar tuhaf olduğunu düşünürdüm. Bu nedenle mağazanın kolonlarına destek işlevi görmesi için bir çift bacak yaptım. Ayrıca üst katta kütüphanenin bulunduğu balkona dev bir ağaç koydum” diyor.
DePrez'in önündeki tek engel zaman yetersizliğiydi. “9 metre yüksekliğinde tavanları olan 650 metrekarelik iki katlı setimizi inşa etmek ve boyamak için marangozlar dokuz hafta boyunca sürekli çalıştılar. Neyse ki hepsi birbirinden yetenekli inşaat ekibimiz ve sanat departmanımız vardı. Zach'in bu büyüleyici mağazayla ilgili vizyonunu hayata geçirebilmek için herkes çok istekliydi” diyor.
Ancak DePrez asıl büyük sınavı bu setleri çocuklara gösterdiği zaman yaşadı. Çocuklar için hazırlanmış bir seti öncelikle onlara göstermesi ve onayını alması gerekiyordu. Bu konudaki izlenimlerini şu sözlerle dile getiriyor:
“Bu büyüleyici mekana küçük çocukların hangi gözle bakacağını izlemek son derece heyecan vericiydi. Karşılarına çıkan harika dünyayı görünce gözlerinin ışıldadığını ve kocaman kocaman olduğunu gördüm. Çocukların beğenisi çok önemliydi. Hatta yetişkinler bile şaşkınlığını gizlemediler. Onların yüzündeki nostaljiyi görebiliyordum. İşte o zaman çok özel bir mağaza yarattığımıza tam olarak ikna olduğumu hissettim.”
Öte yandan hala yapılacak çok iş vardı. Bu dev oyuncak mağazası oyuncaklarla dolu olmalıydı. Wonder Emporium'un 10.000'den fazla oyuncak, kitap ve ilginç aletlerle doldurulması görevini set dekoratörü Clive Thomasson ve ekibi üstlendi. Dünya çapında bir arama tarama faaliyetine giriştiler. Başta Fransa, Almanya ve İngiltere olmak üzere dünyanın her yerinden oyuncak getirdiler.
Thomasson ve ekibinin bir araya getirdiği çok çeşitli oyuncaklar her türlü kategorizasyonun çok ötesindeydi. Böyle bir mağaza Toys-R-Us'a benzemediği gibi antika dükkanı gibi de olmamalıydı. Zach'in aklında Toys-R-Us'un çağdaş oyuncaklarıyla antika dükkanının klasik oyuncaklarını bir araya getiren bir karışım vardı. 21. yüzyıla özgü ultra-modern oyuncaklarla Avrupa yapımı eski müzik kutuları, tren vagonları gibileri yanyana durmalıydı. Daha da önemlisi bu mağazadaki oyuncakların, Mr. Magorium'un kişiliğini yansıtacak nitelikte olması gerekiyordu.
“Mr. Magorium's Wonder Emporium”daki klasik oyuncaklardan birisi yo-yo'dur. Oyuncak bebekten sonra dünyanın en eski ikinci oyuncağı olarak bilinen yo-yo, antik Yunan çağlarından beri her yaştan çocuğu şaşırtan ve büyüleyen bir oyuncak olmuştur. Bir Yo-Yo ustası olmadan yo-yo'nun herhangi bir anlam taşımayacağını çok iyi bilen Zach Helm, bu konuda yardımcı olması için yo-yo ustası olarak tanınan Aidan Koper ile anlaşma yaptı.
Aidan Koper, çocukların yo-yo'yu neden çok sevdiğini şu sözlerle açıklıyor: “Herşeyden önce portatif bir oyuncaktır. Cebinize yerleştirebilir ve canınız sıkıldığında istediğiniz an çıkarıp keyfinize bakabilirsiniz. Son 10 yıllık dönemde yo-yo'lara da yeni teknoloji geldiği için artık çok ilginç figürler yapabilecek noktaya ulaşıldı.”
DePrez, Thomasson ve ekipleri ayrıca mağazanın oyuncaklarla dolu bodrum katını ve Mr. Magorium'un bitişikteki dairesini de yarattılar. Mr. Magorium'un hayatının güncesini tutan gizemli Bellini'nin yaşadığı ve çalıştığı bodrum katının inşa edilmesi ve dekorasyonu hem zevkli, hem de kolay oldu. Mr. Magorium'un yaşadığı dairenin ise Magorium'un Mortimer adını verdiği zebrasının sığabileceği kadar yüksek inşa edilmesi gerekiyordu.
“Zebra yüksekliğinde bir apartman dairesi inşa etmek zorundaydık” diyen Thomasson, bu dairenin yapımı sırasında neler yaşandığını şu sözlerle anımsıyor:
“Zebralar her zaman çift yaşadıkları için esas zebramızı sakinleştirecek ikinci bir zebra daha gerekiyordu. Ancak ikinci zebramız sakinleştirme teknikleri konusunda yeterli başarıyı gösteremediği için Mortimer duvarı tekmeleyerek hatırı sayılır bir delik açtı. Ayrıca antik çağlardan kalma lamba ve mobilyalara da epeyce zarar verdi. Bugünden geriye bakınca eğlenceli gibi geliyor ama bunlar yaşandığı anda hiç de hoş tablolar değildi.”
“Mr. Magorium's Wonder Emporium”da ekrana gelecek hayvanların eğitimini Kanada'daki Bowenville Hayvanat Bahçesi eğitmenlerinden Mike Hackenberger verdi. Burası, Hollywood filmlerinde görünen çok sayıda hayvanın eğitildiği Kanada'nın en eski özel hayvanat bahçesiydi.
Yönetmen Zach Helm'in filmde gerçek hayvanları kullanma yönündeki kararından heyecan duyduğunu belirten Hackenberger, “İsteseydi gerçek hayvan yerine bilgisayar ortamında yapılmış hayvan sahneleri kullanabilirdi ama öyle yapsaydı yapay olurdu” diyor ve şöyle devam ediyor:
“Gerçek hayvanları yönetmenlerin vizyonu doğrultusunda eğitebileceğimiz konusunda onların bize güveniyor olması harika bir şey… Aslına bakarsanız başlangıçta biraz tereddüt ettim. Hayvanları genellikle doğada yaptıkları hareketleri filmde de tekrarlayacak şekilde eğitiriz. Ancak bu filmde hayvanlar da başlıbaşına birer aktör gibi olmalıydı. Bu nüans çok önemliydi. Gerçekten işe yarayan çok özgün eğitim teknikleri uygulamayı başardığımızı düşünüyorum. Bu tekniklerin hayvanların da hoşuna gittiğine eminim.”
Hackenberger sözlerine şöyle devam ediyor: “Mortimer adlı zebrada özel bir eğitim tekniği uyguladım. Zebralar 300 kilo ağırlığında oldukça sinirli hayvanlardır. Birçok hayvanın yumuşak zeminlerde yürümekten hoşlanmadığını bildiğimiz halde onları Mr. Magorium'un yaşadığı daireye uyum sağlayacak şekilde eğitmemiz gerekiyordu. Zebraları insan yapımı mobilyalara alıştıracak şekilde bir eğitim uyguladım. Sürekli olarak pozitif takviye teknikleri geliştirdim. Özellikle de insanlarla ilişkilerine önem verdim. Sonuçta büyük iş çıkarttılar, onlarla gurur duyuyorum.”
Filmdeki hayvanlar kadrosuna iki tane halka kuyruklu lemur da katıldı. Bunlar, maymunlara çok benzemesiyle tanınan Afrika kökenli hayvanlardı. Ayrıca mağazanın öfkeyle sinir krizine girmesi sırasında Emporium'un Büyük Kitabının içinden fırlayarak müşterinin kafasına yerleşen “Petey” adlı lemur da bu hayvanlar arasındaydı.
Hackenberger bu konuda şu bilgileri veriyor: “Aslında lemurların oldukça nazik ve yumuşak huylu olmaları nedeniyle o sahnede maymun kullanmayı düşündük ama sonradan lemur olmasına karar verdik. Lemurun kafasına oturduğu müşteri rolünde oğlum oynadı. Hayvanlar ile çocuklar arasında etkileşim olması gerektiği sahnelerde çok dikkatli davranmak, bol miktarda prova ve pratik yapmak zorundaydık. Hayvan ile aktör arasındaki güvenin sağlanmasının başka yolu yoktu.”
Film yapımcılarına zorluk çıkaran hayvanlar sadece zebralarla lemurlar değildi. Duck Duck Goose adlı oyunda bir daire çevresinde küçük bir kızı kovalaması için canlı bir kaz kullanıldı. Bunun getireceği potansiyel tehlikeleri nasıl önlediğini Hackenberger'in kendisinden dinleyelim:
“Kazların büyük çoğunluğu insanlarla ilişkilerinde hayli naif oldukları için uygun kazları bulmak zor oldu. İnsanlara alışkın kazlar bulmak zorundaydık. Ayrıca bir daire çevresinde dönerek koşmak gibi kazlar için sıradışı olan bir işi yaptırmanın çaresini bulmamız gerekiyordu. Kazlara bu hareketi yaptırabilmek için farklı bir çözüm buldum. Öncelikle ping-pong toplarının peşinden koşmayı öğrettim. Sonra ping-pong toplarını küçük bir kızın saçlarına bantladım. Prodüksiyondan aylar önce başlattığım bu eğitimde bana yardımcı olan küçük kız yeğenimdi. Böylece çekimlerin başlamasından çok önceleri kazların insanlara karşı rahatlık duymasını sağladım.”
Filmin kamera arkası ekibi arasında yer alan ünlü isimlerden birisi de, görüntü yönetmeni Roman Osin'di. Emporium'un büyüleyici dünyasını başarıyla yansıtan Roman Osin, başta Jane Austen uyarlaması “Pride & Prejudice” ve mistik Hindistan'ın görüntülendiği “The Warrior”daki çalışmalarıyla tanınıyordu. Hatta o çalışmalarıyla Variety dergisi tarafından “Seyredilmesi Gereken 10 Görüntü Yönetmeni” listesine dahil edilmişti.
Kamera arkası ekibindeki herkesin yaratıcı fikirlerinden heyecan duyduğunu belirten Zach Helm, “Örneğin Molly Mahoney'in oyuncak trenlerle dolu bir odanın kapısını açtığı, tokmağı çevirdiği ve Magorium'un evine doğru adım attığı bir sahne vardır. O sahne birçok görüntü yönetmeninin ancak birkaç parça halinde çekebileceği türdendi ama Roman Osin tek çekimde işi bitirdi. Filmin her karesine olağanüstü enerji kattığını düşünüyorum” diyor.
Mr. Magorium'un dünyasının zenginleştirilmesine katkıda bulunan isimlerden birisi de, Emmy adayı kostüm tasarımcısı Christopher Hargadon oldu. Onu, Mr. Magorium'un şen şakrak ve neşeli görünümünün çeşitli çağlardaki biçimlerini birbirine karıştırmak gibi zor bir görev bekliyordu.
Kostüm tasarımcısı Christopher Hargadon, bunu nasıl yaptığını şu sözlerle açıklıyor: “Mr. Magorium karakterinin yüzyıllar boyunca giydiği kıyafetlerle ilgili birtakım ipuçları vardır. Ancak Dustin'in bu karaktere eklediği birtakım verilerle gerçek bir gençlik ve yenilik duygusu yansıtmak istedik. Buna zerafet, saygınlık ve asalet gibi kavramların eşlik etmesi gerekiyordu. Onu her zaman dinç gösterecek kıyafetler üzerinde odaklandık. Ayrıca günümüzün çocuklarını da büyüleyecek bir görünümü olsun istedik. Bir miktar Muhteşem Gatsby havasıyla başladık, o noktadan hareket ederek çok hafif tonlamalar ve grafik detaylarla destekledik.”
Natalie Portman'ın oynadığı Molly Mahoney karakterinin kıyafetlerini düzenlerken bu oyuncunun “yaramaz çocuk” niteliğinden yararlandığını belirten Christopher Hargadon, “Natalie'ye baktığınızda kendi doğal stiliyle dikkat çeken bir kişi olduğunu görürsünüz. Bu özellik onda doğuştan vardır ve herhangi bir vurgulama yapmanız gerekmez. Giydiği kıyafetlerin böyle bir karakterle aynı tarzda olmasını istedim. Filmin başlangıcında düz ayakkabılar ve rahat giysiler vardır. Mr. Magorium'un ayrılma kararı vermesinden sonra daha ciddi ve ağırbaşlı kıyafetler giymeye başlar. Filmin sonunda kendi potansiyelini görmeye başladığı andan itibaren özgüveni yerine geldiği için artık yüksek topuklu ayakkabılar giymeye başladığını görürüz” diyor.
Emporium'un tek çalışanı konumundaki küçük Erik'in kıyafetlerini “tipik çocuk kıyafeti” olarak niteleyen Hargadon, bu konuda nasıl bir çalışma yaptığını şöyle anlatıyor:
“Sınırsız miktarda şapka giydiği için prodüksiyon sırasında bir şapka satın alma çılgınlığı yaşandı. Beyzbol şapkaları, sürücü şapkaları, melon şapkalar, Napolyon stili şapkalar, Zach Mills'in çok sevdiği Meksika usulü kocaman sombrero şapka ve daha neler neler… Yönetmenimize şapka tercihlerimizi gösteriyorduk ve o da o sahne için doğru olanı seçiyordu.”
Son olarak hesap uzmanı Henry'nin kıyafetlerini tanımlayan Hargadon bu konudaki yaklaşımını da şu sözlerle açıklıyor: “Kahverengi, siyah ve gri gibi sönük ve kasvetli renkler giyen Henry burada dış dünyayı temsil eden bir karakterdir. Ancak bu durum filmin başlangıcına özgüdür. Olaylar geliştikçe Henry'nin kıyafetleri hafifleyip renklenmeye başlar. Öncelikle de kravatında bazı renk unsurları gösterecektir. Filmin sonunda ise o artık takım elbise giymeyecektir!”
“Mr. Magorium's Wonder Emporium”a bir başka keyifli lezzet de, filmin müziklerini hazırlayan Alexandre Desplat'tan geldi. Fransız asıllı besteci, Hollywood'un en ünlü ve en çok aranan müzisyenlerinden birisiydi. Son dönemdeki çalışmaları arasında Oscar adaylığı aldığı “The Queen”in ve Altın Küre ödülü kazandığı “The Painted Veil”in müzikleri yer alıyordu. Ayrıca yakın geçmişte “Bridget to Terabithia” ve “The Jane Austen Book Club”un müziklerini hazırlamıştı.
Senaryo yazarı / yönetmen Zach Helm, müzikleriyle, setleriyle, görüntüleriyle ve oyuncu performanslarıyla zirveye çıkan böyle bir filmi yönetirken kendisini oyuncak dükkanında bir çocuk gibi hissettiğini; yıllar önce hayalinde canlandırdığı dünyanın gerçek olduğunu görmekten büyük keyif duyduğunu belirterek son sözlerini şöyle söylüyor:
“Yıllar önce kafamda hayal ettiğim `Mr. Magorium's Wonder Emporium'u yönetirken büyük zevk aldım. Doğrusu bu kadar zevk alacağımı hiç tahmin etmiyordum. Bu öykünün gücüne her zaman inandım. Bu da oyuncu kadrosu ve teknik ekipleri yönetirken bana büyük keyif verdi. Umarım izleyici de kendisini içinde olmayı arzu ettiği kalbindeki o yerde bulacaktır.”
|
||||||||