İzleyici Sayısı 7.893
Hasılat 62.550 YTL
|
Şeytan Duymadan Önce
Before the Devil Knows You're Dead
|
||
Yönetmen Sidney Lumet
Oyuncular Philip Seymour Hoffman, Ethan Hawke, Albert Finney, Marisa Tomei, Rosemary Harris, Aleksa Palladino
Senaryo Kelly Masterson
Yapımcılar William S. Gilmore, Brian Linse, Paul Parmar
Görüntü Yönetmeni Ron Fortunato
Prodüksiyon Tasarımı Christopher Nowak
Kostüm Tasarımı Tina Nigro
Kurgu Tom Swartwout
Özgün Müzik Carter Burwell
Yapımcı Stüdyo Michael Cerenzie Productions, Linsefilm
Türkiye Dağıtımı Bir Film
Gösterim Tarihi 15 Şubat 2008
|
|||
Şeytan Duymadan Önce Yapım Notları
|
|||
Açgözlülük, ihanet, intikam...Hanson ailesi banliyöde oturan, ortalama, hali vakti yerinde bir ailedir. Charles, (Albert Finney) doğum gününü, kendisine geçmiş 50 yılda olduğu gibi daha nice yıllar araba kullanma garantisi sağlayacak ehliyet sınavıyla birlikte kutlamaktadır. Bu arada karısını, semtlerindeki alış veriş merkezine bırakır ve ehliyet testi için yoluna devam eder.
Charles ve karısı Nanette (Rosemary Harris) yıllardır bir dükkan işletmektedirler. Üç çocukları vardır: Andy (Philip Seymour Hoffman), daha genç olan Hank (Ethan Hawke) ve kız kardeşleri Katherine (Arija Bareikis). Ve üçü de o dükkanı avuçlarının içi gibi bilmektedirler. Bu onların aile işidir. Ancak Andy, bir şirkette başaralı bir yönetici olunca bu işe girmemeyi tercih eder.
Hank'se kardeşi kadar şanslı değildir. Boşanmış, küçük bir apartman dairesinde tek başına yaşayan ve üstüne üstlük nafaka ödeyen biridir Hank. Derdini dökmek için soluğu sürekli, Andy'yle sık sık buluştukları Mooney's Pub'da alır.
Hank ne zaman dert yumağı ve çaresizlik içinde ortaya çıksa, Andy hemen zekasını ve kurnazlığını çalıştırır. Ancak keskin zekası Gina (Marisa Tomei) ile olan evliliğine yardım etmemektedir. Karısıyla daha iyi günleri olmuştur. Ve yakın zamanda yaptıkları Brezilya seyahati sadece bir zamanlar ne kadar mutlu olduklarını gösteren geçici bir hatırlatmadır.
Andy diğer meselelerin hakkından gelebilmektedir ama geleceği hiç de parlak değildir. Birincisi uyuşturucu sorunu vardır ve asıl önemlisi, şirketini mali olarak batıracak bir noktaya ulaşmıştır. Ama hiç kimse onun neyin içinde olduğundan ve aklından geçenlerden şüphelenmeyecektir. Çoğumuz gibi o da çözümün para olduğunu düşünür. Ama çok azımız gibi o parayı elde etmenin akla gelmedik bir yönetmini bulur. Tek yapması gereken planını uygularken küçük kardeşiyle hareket etmek.
Andy, bir süre sonra kardeşine, ikisini de kurtaracak parayı bulmak için bir fikri olduğunu ima etmeye başlar. Hank meraklanır, Andy'yse öylesine sataşıyormuş gibi yapar; ta ki, Hank işin aslını öğrenmeye hazır olana dek de öyle yapacaktır. Andy için şimdi sıra kardeşini ayartmaktadır: Bunun için ona biraz para verir ve işi yapmak için cesaretini topladığında geri gelmesini önerir. Hank düşünüp taşınırken Andy, çalıntı mücevher alım satımı yapmaya gönüllü bir adamı ziyaret etmeyi düşünür.
Hank, kardeşinin, ailelerine ait mücevher dükkanını soymayı planladığını öğrenince adeta dehşete kapılır. Bu yüzden anlaşmaya yanaşmayınca, Andy onunla alay etmeye başlar. O bir bebek mi yoksa bir erkek mi? Üstelik bu ne kadar zor olabilirdi ki? Andy, dükkanda çalışan tezgahtar yaşlı kadının dükkanı her zamanki gibi açacağını ummaktadır. Hank, kadın daha ne olduğunu anlamadan içeri kolayca girip çıkabilir.
Hank'in gururu kırılır ancak ihtiyacı olduğu için kabul eder. Ama bu işi yalnız yapmaktan korkar. Bu yüzden Mooney's Pub'dan tanıdığı serseri bir hırsız olan Bobby'yi (Brian F. O'byrne) kiralar. Ve onu sabahın çok erken bir saatinde alır.
Yolda, Bobby silahını okşar. Hank'iyse silaha bakmak bile dehşete düşürür. Bobby arabada kalmayı ve işi onun yapmasını önerir ancak Hank korkuya kapılır ve ondan emrini yerine getirmesini ister. Arabada sessizce bekleyen ve tanınmamak için kılık değiştiren Hank, bir süre sonra tüm planın darmadağın olduğunu görür. Bobby, kan gölü ve cam kırıkları arasında caddenin ortasında ölmüş halde yatmaktadır. Hank sadece dükkanın içinde neler yaşandığını hayal edebilmektedir.
Charles olay yerine geldiğinde sadece dükkanını soyulmuş olarak bulmaz, aynı zamanda karısının da ölümcül bir yara aldığını görür. Sarsılmış bir halde, çocuklarını annelerinin başucunda toplar. Karısının sağlığı kötüye gittikçe, Charles kahrolur. Kendisine yeterince çabuk cevap vermeyen yetkililerin tavrı karşısında, bu kez ipuçlarını kendi bir araya getirmeye başlar. Elindeki tek ipucu, gazetede kimliği açıklanan ve olay sırasında ölen soyguncu hakkındaki bilgidir.
Charles, kendisine elle tutulur bir bilgi sağlayamayan polisin adeta başının etini yer. Karısı ölmek üzeredir. Hayatı paramparça olmuştur. yaşadığı acının nedenin kendi öz oğulları olduğunu bilmemektedir.Hank şok içindedir. Andy'ye çılgına dönmüş, hatta öfke kusmaktadır. Hank, her zaman olduğu gibi, her şeyi berbat etmiştir. Daha nelerle yüzyüze gelecekler? Olanları başka kim biliyor ve bunun arkasında kim var?
Charles gerçeğe yaklaştıkça, kimsenin aklının ucundan geçmeyen şeytani gerçekler de su yüzüne çıkmaya başlar. Bir İrlanda halk deyişinde söylendiği gibi: Hepimiz günahkarız. Ve günahkarlar olarak en iyisi şeytan öldüğünü bilmeden yarım saat önce cennete varmak.
Efsanevi yönetmen Sidney Lumet'ye ait Before The Devil Knows You're Dead, sözde kurbansız suç planlarının kontrolden çıkmasıyla ortaya çıkan sonuçlarla baş etmeye çalışan iki kardeşin gerilim ve heyecan dolu mücadelesini konu almaktadır.
Charles ve Nanette Hanson, temiz ve düzgün bir aile kurmuşlardır. Andy, büyük kardeş, güzel karısı Gina'yı sevmektedir ve çalıştığı muhasebe şirketinden oldukça iyi bir maaş almaktadır. Hank, genç kardeş, kızını sevmektedir ve onu gözde bir özel okulda okutmaya çalışmaktadır.
Ama Andy, aşırı savurgan yaşam biçimini, harcamlarını ve uyuşturucu alışkanlığını, maaş bordrosu üzerinde hile yaparak desteklemektedir. Karısını sevdiği halde evliliği çatırdamaktadır. Şirketi, vergi memuru tarafından denetlenmektedir ve sorgulanma sırası ona gelmiştir. Hayatı çökmektedir ve çaresiz durumdadır. Hank'in de kendi para sorunları vardır. Çocuğu için nafaka ödmekte ve çok içmektedir. Üstelik bir de ilişkisi vardır... Kardeşinin karısıyla.
Andy, sorunlarını çözecek bir planla ortaya çıkar; en azından parasal sorunlarını çözecek. Hank, tezgahtar kadın sabahın erken saatlerinde dükkanı açtığında babalarına ait aynı mücevher dükkanını soyacak. Kadın bunu kimin yaptığını asla bilemeyecek, anne ve baba da sigartadan paralarını alacaklar. Onlar da mücevherleri satacak, böylece herkes mutlu olacak. Hank, soyguna yalnız gitmekten korktuğu için yanına serseri bir hırsız olan ve sık sık gittiği barda tanıdığı Bobby'yi alır. Hank arabada beklerken, Bobby soygunu gerçekleştirecekitir.
Ama Bobby'nin silah çıkardığı kadın tezgahtar yaşlı kadın değil, Hank ve Andy'nin annesi Nanette olacaktır. Çünkü Nanette, alışık olunmadığı üzere bu kez dükkana önce gelmiştir. Derken, var gücüyle hırsızın üzerine saldırır. Bobby yerde ölü yattarken, kendisi de ölümcül yara alır.
Polisin yeterince hızlı hareket etmemesi üzerine Charles, karısının katilini kendi araştırmaya başlar. Bulduğu şeyler akıllara durgunluk verecek düzeydedir. Annenin ölümüyle çözülmeye başlayan ailede bu kez ortaya çıkan sırlar, kardeşi kardeşe, babayı oğula düşürecek düşürecek türdendir.
Açgözlülük… Utanç… İhanet… İntikam… Hepsi nefes kesici bir doruğa yükseliyor.
"Bu, sinema tarihinin en iyi yönetmenlerinden biri tarafından içtenlikle anlatılımış bir hikaye" diyor yapımcı Michael Cerenzie ve ekliyor; "Yıldız bir kadro tarafından yaratılan karakterlerin güçlülüğü bu filmi, hiç kuşkusuz unutulmaz bir film yapacaktır."
|
|||