İzleyici Sayısı 83.543
Hasılat 641.241 YTL
|
Ölümün Sesi - One Missed Call
|
|||||
Yönetmen Eric Valette
Oyuncular Shannyn Sossamon, Edward Burns, Ana Claudia Talancon, Ray Wise, Azura Skye, Johnny Lewis, Jason Beghe
Senaryo Andrew Klavan
Yapımcılar Broderick Johnson, Andrew A. Kosove, Scott Kroopf, Lauren Weissman
Görüntü Yönetmeni Glen MacPherson
Prodüksiyon Tasarımı Laurence Bennett
Kostüm Tasarımı Sandra Hernandez
Kurgu Steve Mirkovich
Özgün Müzik Reinhold Heil, Johnny Klimek
Yapımcı Stüdyolar Alcon Entertainment, Kadakowa Pictures
Türkiye Dağıtımı Warner Bros. Türkiye
Gösterim Tarihi 25 Nisan 2008
|
||||||
Ölümün Sesi - One Missed Call Yapım Bilgileri
|
||||||
Ölümün sesi nasıl duyulacak?
“Ölümün sesi nasıl duyulacak?” Doğaüstü gerilim “One Missed Call / Ölümün Sesi”nde bir dizi insan ölecekleri ana ilişkin korkunç cep telefonu mesajları almaktadırlar. Mesajlar silinebilse de, telefon numarası ekranda kalmaktadır.
Beth Raymond (Shannyn Sossamon) birkaç gün arayla iki arkadaşının korkunç bir şekilde can verişlerine tanık olarak ciddi bir travma yaşar. Daha da rahatsız edici olanı, her ikisinin de cep telefonlarına mesaj geldiğini bilmesidir. Arkadaşları bu mesajlarda yaşayacakları dehşet dolu son anlarının kaydını dinlemişlerdir. İmkansız gibi görünse de, bu mesajlar ölmelerinden günler önce gelmiştir ama her iki ölüm de tam olarak mesajın söylediği anda ve şekilde gerçekleşmiştir.
Polis, Beth'in aklını yitirmiş olduğunu düşünse de Detektif Jack Andrews (Edward Burns) ona inanmaktadır çünkü kendi kız kardeşi de, Beth'in arkadaşlarının ölümüyle büyük benzerlikler gösteren feci bir kazada yaşamını yitirmiştir. Jack ve Beth birlikte bu meşum ölümlerin üzerindeki esrar perdesini kaldırmak için hummalı bir çalışma içine girerler.
Ama gerçeği bulmaya yaklaştıklarında, Beth'in cep telefonu da acı acı çalmaya başlar ve ekranda Cevapsız Arama yazısı belirir…
Alcon Entertainment ve Kadokawa Pictures, Equity Pictures Medienfonds GmbH & Co. KG IV işbirliğiyle, bir Intermedia Films yapımı olan “One Missed Call/Ölümün Sesi”ni sunar. Filmin başrollerini Shannyn Sossamon, Ed Burns, Ana Claudia Talancón, Ray Wise ve Azura Skye paylaşıyor.
Eric Valette'in yönettiği “One Missed Call / Ölümün Sesi”nin konusu Yasushi Akimoto'nun “Chakushin Ari” adlı romanına dayanıyor. Filmin senaryosunu ise Andrew Klavan kaleme aldı. Broderick Johnson, Andrew A. Kosove, Scott Kroopf, Jennie Lew Tugend ve Lauren C. Weissman'ın yapımcılığını gerçekleştirdiği filmin yönetici yapımcılığı Shinya Egawa, Timothy M. Bourne, Martin Schuermann, Josef Lautenschlager ve Andreas Thiesmeyer, ortak yapımcılığı ise Steven P. Wegner, Elizabeth Kushman, Alison Haskovec, Manfred Heid ve Gerd Koechlin'in imzasını taşıyor.
“One Missed Call / Ölümün Sesi”nin görüntü yönetimi Glen MacPherson, yapım tasarımı Laurence Bennett, kurgusu Steven Mirkovich, kostüm tasarımı Sandra Hernandez, müziği Reinhold Heil ve Johnny Klimek, müzik süpervizörlüğü ise Deva Anderson tarafından gerçekleştirildi.
Yapım Hakkında
Cep telefonları günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası hâline geldiğinden beri, `1 Cevapsız Arama' ifadesi kültürel jargonda önemli bir yer elde etti. Telefon ekranında beliren bu üç basit kelimeyi görmek ister istemez bir merak ya da hayal kırıklığı duygusu uyandırmakta. Ama Beth Raymond ve arkadaşları için bu sözcüklerin yarattığı tek şey tüyler ürpertici bir korku.
“Cep telefonu dalgalarıyla yolculuk yapabilen kötü bir ruh var olsaydı, ne tür bir dehşet yaratırdı?” diye soruyor yönetmen Eric Valette ve ekliyor: “Bu basit bir konsept ama beni projeye esas çeken şey hikayenin derinliği ve evrensel temalarıydı”.
“One Missed Call/Ölümün Sesi”nin kökeni, başarılı Japon yazar Yasushi Akimoto'nun “Chakushin Ari” adlı romanına dayanıyor. Roman ilk olarak tanınmış Japon yönetmen Takashi Miike tarafından 2003'te sinemaya uyarlandı.
Bu Japon hit gerilimini Amerikan seyircisi için yeniden yaratma konusunda, yapımcı Jennie Lew Tugend şunları söylüyor: “Bence hayalet hikayeleri oldukça evrenseller. Birinin haksız yere ölmesi ve tamamlanmamış işlerinin kalması, kültürel farklılıkları aşan bir tema. Kaldı ki, birisinin ruhunun sizi korkutmaya ya da öldürmeye çalışması gerçekten huzursuz edici”.
Yapımcı Andrew A. Kosove ise şunu ekliyor: “Bu bir şiddet filmi değil, korku filmi. Korku unsurları, insan ruhunu şoke eden beklenmedik olaylardan kaynaklanıyor”.
Bir diğer yapımcı Lauren C. Weissman da, “Bu dünyayı terk etmeyen bir ruhu cep telefonu teknolojisiyle birleştirerek, klasik hayalet hikayelerine modern bir yorum getiriyoruz. Üç gün sonra öleceğinizi öngören bir sesli mesaj, bir `ölüm çağrısı' alma konsepti hem korkutucu hem de eğlenceli olur gibi geldi” diyor.
Yapımcı Broderick Johnson'a göre ise şunu söylüyor: “Çağrı geldiğinde telefonunuz normal zil sesinde çalmıyor. Ayrıca mesajı dinlerken de feci dehşete kapılıyorsunuz çünkü kendi ölümünüzü dinliyorsunuz”.
Yapımcılar “One Missed Call / Ölümün Sesi”nin Amerikan uyarlamasını kaleme alması için romancı ve senaryo yazarı Andrew Klavan'ın yeteneklerine başvurdular. Japon korku filmi, diğer adıyla “J-orku” türünün hayranlarından olan Klavan şunları söylüyor: “Yapımcı Scott Kroopf bana orijinal versiyonun bir DVD'sini gönderdi. O sırada seyahatteydim bu yüzden, filmi otel odamda dizüstü bilgisayarımda izledim. Filmin sonuna geldiğimde o kadar korkmuştum ki ellerimle gözlerimi kapamış parmaklarımın arasından seyrediyordum. Filmi ileri sarmak istedim ama yapamadım. Donup kalmıştım”.
Klavan'in senaryoyu uyarlarken yaşadığı zorluklardan biri hikayeyi Batı izleyicisinin hassasiyetlerine parmak basacak şekilde yapısal olarak değiştirirken orijinal metne sadık kalmaktı. Bu konuda, “`One Missed Call/Ölümün Sesi'ndeki konsept dil ve kültür engellerine takılmasa da orijinal film, izleyicinin Japon şehir efsaneleri ve diğer kültürel doğaüstü geleneklere aşina olduğu var sayımına dayanıyordu; oysa çok az Amerikalı bunlara aşinaydı. Dolayısıyla bu öğelerden bazılarını ABD izleyicisi için daha anlamlı ve korkunç görüntü ve düşüncelere dönüştürmem gerektiğini düşündüm”.
Kroopf da şunu ekliyor: “Orijinal konsepte sadık kaldık ama hikayeyi uyarlama sürecinde, Japon izleyicisi için korkunç olabilen bir şeyin Batı izleyicisinde aynı etkiyi yaratamayacağını fark ettik. Tempo da ABD ve Amerikan filmlerinde genellikle farklıdır. Bu yüzden, her ikisine de yakın bir yönetmen bulmak bizim için önemliydi”.
Tugend'in bu konudaki açıklamaları ise şöyle. “Yönetmen arayışımız sırasında, Eric Valette'in Fransız gerilim filmi `Maléfique'ine denk geldik. Film hapishanede aynı hücreyi paylaşan bir grup insan arasında geçiyordu. Grup bir büyü kitabı buluyor ve oradan kaçmak için bunu kullanmaya çalışıyordu ama işler planlandığı gibi gitmiyordu. Eric'in bu kadar küçük bir mekanda geçen bir hikayeyi, film boyunca koltuklarımıza gömülmemize neden olacak kadar başarıyla anlatabilmesine hayran kaldık”.
Kosove da benzer bir görüş bildiriyor: “Eric, o filmde, asgari düzeyde kaynakla müthiş bir gerilim ve gizem hissi yaratmayı başarmıştı. Yönetim stili, sağlam ve zorlayıcı performanslara uygun, benzersiz bir sanatçılık içeriyor. Tüm bunlara dayanarak, Eric'in filmimize gerçekten özel ve benzersiz bir şeyler katabileceğine inandık”.
“Eric, daha ilk toplantılarımızda, filmin yönetimini oluşturmamıza büyük yardımı olacak şeyler söyledi” diyen Johnson ise şöyle devam ediyor: “Bir sürü not aldı ve bunları hepimize gönderdi. Ayrıca hikaye tahtaları oluşturdu ve filmle ilgili vizyonunu yansıtan sanatsal göndermeler derledi”.
Kroopf, “Eric hikayenin gerektirdiği dehşet ve korku duygusunu arttırmak için karakterlerle ve aralarındaki ilişkilerle ne yapılması gerektiğini tam olarak anladı. Çok kararlıydı ve ne istediğini tam olarak biliyordu” diyor.
Weissman'ın açıklaması ise şöyle: “Bu tür filmlerde izleyicinin belli bir beklentisi var. Korku filmlerini seviyorlar ama sonuç olarak, bu aynı zamanda bir hayalet hikayesi. Eric bunu anladı ve hayalet hikayesi devam ederken nasıl gerilim yaratacağını iyi bildi”.
Amerika'da ilk yönetmenliğini gerçekleştiren Fransız yönetmen Eric Valette film için şunları söylüyor: “Bana göre, `One Missed Call / Ölümün Sesi' 1970'lerin seyretmekten büyük keyif aldığım korku filmlerinin havasına sahip. Karakter merkezli ve ne olacağı önceden kestirilemeyen bir film. Aynı zamanda çağdaş bir hikaye çünkü gerçekten de herkesin cep telefonunun olduğu bir dünyada geçiyor. Bu dünyada, bu teknolojiyi kullanmayı öğrenenlerin sadece bizler olmadığı çok açık”.
Arayan Numarayı Gösteren Ekran (Caller Id)
“One Missed Call / Ölümün Sesi” arkadaşları dehşet verici ölüm çağrılarına kurban gitmiş psikoloji öğrencisi Beth Raymond'ın hayatının korku dolu birkaç gününü konu alıyor. Kız kardeşini gizemli bir hastane yangınında kaybeden Detektif Jack Andrews, kız kardeşinin ölümüyle Beth'in arkadaşlarının ölümleri arasında tuhaf benzerlikler görür. Sonunda Beth'e de bir çağrı gelince, genç kız ve dedektif bu korku zincirini kırmak ve kötü ruhla yüzleşmek için zamana karşı yarışırlar.
Beth Raymond rolünü Shannyn Sossamon üstlendi. Aktris, “Yüzeyde, Beth son derece kontrollü bir genç kız. İyi bir öğrenci, iyi bir arkadaş; değer verdiği insanlara her an destek oluyor. Ne var ki, yaşadığı çok büyük bir acıyı gizliyor. Bu acı, hikayenin merkezindeki kötü ruh tarafından iç şeytanlarıyla yüzleşmesi için zorlanmasıyla ortaya çıkıyor” diyor.
“Shannyn, Beth rolü için listemin en üst sırasındaydı” diyen Valette, bunun nedenini şöyle açıklıyor: “Onu `Rules of Attraction'da izlediğimde, rol için mükemmel olduğunu düşündüm. Çok iyi bir aktris; karakter için gerekli olduğunu düşündüğüm yalınlığı çok iyi kavradı”.
Kroopf ise şunu ekliyor: “Shannyn inanılmaz yetenekli bir aktris. Ayrıca karaktere çok uyan, ayakları yere basan bir yanı var. Beth tüm arkadaşlarına adeta ablalık yapan, sevecen bir genç kız. Hikaye ilerledikçe, bu vericiliğinin ardında bastırılmış çocukluk anılarının büyük payı olduğunu görüyoruz. Shannyn'in, bu çok katmanlı kişiliği beyaz perdeye başarıyla yansıtacağından çok emindik”.
Sossamon'u projeye çeken birkaç unsur vardı. Aktris bunları şöyle sıralıyor: “Senaryonun gelişiminin çok iyi olduğunu düşündüm. Kopukluk temasının taşıdığı ironi de çok hoşuma gitti çünkü günümüzde hepimiz cep telefonlarımız sayesinde birbirimizle bağlantı halindeyiz. Ayrıca Eric'in coşkusu da bulaşıcıydı. İlk buluştuğumuz andan itibaren, onunla çok rahattım. Öylesine gerçekçi ve yaratıcı ki siz de heyecanlanmaktan kendinizi alamıyorsunuz. Kendisi filmdeki durumları gerçeklere dayandırmak ve mantığa oturtmak konusunda çok kararlıydı”.
Beth, filmin başında mastır öğrencisi olarak bir Amerikan üniversitesinin ideal ortamında yaşamaktadır. Çevresinde her zaman dostları ve sınıf arkadaşları bulunmaktadır. Dış dünyadan ve karanlık geçmişinden çok iyi korunduğu bir ortamdadır. “Arkadaşları gizemli telefon çağrıları almadan önce Beth'in hayatında her şey yolunda gidiyor. Arkadaşları sesli mesajları dinlediklerinde, aslen kendilerinin ölümünü dinliyorlar” diyor Sossamon ve ekliyor: “Orijinal mesajdan tam üç gün sonra da, kader yakalarına yapışıyor ve tam olarak dinledikleri mesajda olduğu gibi ölüyorlar”.
Her mesajı takip eden günlerde, kurbanlar rahatsız edici sanrılar görüyorlar ve her ölüm anında, kurbanın ağzından kırmızı bir şeker düşüyor. Bunlar dünya dışı bir şeylerin varlığına işaret ediyor. “Yerel polise doğaüstü bir fenomeni açıklamaya çalışın da, sizi akıl hastanesine kapasınlar” diyor Sossamon gülerek.
Eğer detektif Jack Andrews olmasaydı, Beth'in başına da pekâlâ bu gelebilirdi.
Jack Andrews'u canlandıran Ed Burns aslen New York Polis Teşkilatı'na mensup bir aileden geliyor. “Babam, amcam, beş kuzenim ve en iyi çocukluk arkadaşlarımdan üçü polis. Polislerinki benim çok aşina olduğum bir dünya” diyor Burns.
Kız kardeşi Jean hakkındaki korkunç haberi alan Jack, kimlik tespiti için aceleyle morga gider. Oradayken kız kardeşinin ağzında kırmızı bir şeker bulur. Tüm bunlar, arkadaşlarının başına gelenleri karakolda şüpheci bir polis memuruna anlatan Beth'e kulak misafiri olana kadar Jack için bir şey ifade etmez. Burns bu konuda, “Jack, karakolda Beth'in hikayelerine kulak veren tek kişi çünkü Beth'in ölen tüm arkadaşların ağzında da kırmızı şeker bulunuyor” diyor.
Andrew Kosove ise “Jack ve Beth ölümler arasında bağlantı gören yegâne kişiler” diyor ve ekliyor: “Parçaları birleştirmeye başladıklarında, neler olup bittiğini bulma arzuları onları birbirine çekiyor”.
Burns senaryoda en çok ilgisini çeken şeylerden birinin Beth ile Jack arasındaki bağ, film boyunca gelişen karmaşık ilişki olduğunu şu sözlerle dile getiriyor: “Filmde Beth ile Jack arasında gelişen ilişki klasik, eski Hollywood filmlerinin ekolü tarzında bir ilişki”.
Sossamon ise “İlişki filmin oldukça özel bir parçası” diyor ve ekliyor: “Beth'e göre Jack yakışıklı ve çok centilmen bir erkek. İlk karşılaştıklarında Jack, Beth'in arkadaşlarının neden öldüğünü anlaması için samimi bir şekilde ona yardım etmeye çalışıyor. Aralarında bir çekim var ama birbirlerine karşı temkinliler çünkü çok fazla dehşete tanık oluyorlar. Aralarındaki etkileşim çok yoğun” diyor.
Kendi de bir sinemacı olan Burns, “Maléfique”i izledikten sonra Valette'le çalışmaktan heyecan duyduğunu belirtiyor: “Ne oyuncu ne de yönetmen olarak daha önce hiç korku filmi yapmamış olduğumdan, bu tür filmlerin yönetimiyle ilgili daha fazla bir şeyler öğrenmek için Eric'in neleri, nasıl kaydettiğine dikkat ettim. Gerilimi ve merak unsurunu inşa edişinde bir şıklık ve yöntem var”.
Valette de bu övgüleri karşılıksız bırakmıyor: “Ed çok klas, serin kanlı ve çok zeki bir adam. Harika bir oyuncu ve kendisi de yönetmen olduğu için yönetmenin mesajlarını çok iyi anlıyor, yönetmenin karşı karşıya olduğu zorlukları algılayabiliyor. Jack rolünde mükemmeldi çünkü çok gerçekçiydi. Role hem sağlamlık kattı, hem de karakterin zayıf noktalarının ipuçlarını vermeyi başardı”.
Burns'le ilk defa çalışan Sossamon da aktör için şunları söylüyor: “Ed'le çok iyi anlaştık; hep aynı frekanstaydık. İşinde çok iyi. Ayrıca beni çok güldürdü ”.
Burns de rol arkadaşı için “Shannyn müthişti. İşine çok bağlı ve odaklı. Onunla çalışmak çok eğlenceli. Harika bir mizah anlayışı var. Benim eşek şakalarıma her zaman hoşgörü gösterdi. Eric'le çalışmak konusundaki hislerimiz de aynıydı. Sette emin ellerde olduğumuz biliyorduk”.
Yıldızı yükselmekte olan yeni aktris Ana Claudia Talancon, Beth'in en iyi arkadaşı Taylor Anthony rolünü üstlendi. Taylor ölüm çağrısını aldığında, kaçınılmaz olandan umutsuzca kaçmaya çalışıyor.
“Taylor mesajı aldığında kendini en çaresiz hisseden karakter çünkü arkadaşlarının başına ne geldiğini gördü” diyor Broderick Johnson ve ekliyor: “Saatin tik-taklarının farkında”.
Taylor o çaresizliği içinde, her ne kadar yanlış olsa da, acımasız televizyon yapımcısı Ted Summers'dan (Ray Wise) medet umar. Wise'ın karakteri Taylor'a, televizyon programı “Amerikan Mucizeleri”nde şeytan çıkarma teklifi getirerek, kaçınılmaz yazgıdan kurtulma şansı sunar.
Wise bu konuda şunları söylüyor: “Canlandırdığım karakter doğaüstü bir şey olduğunu duyar duymaz, programı için harika bir malzeme olacağını düşünerek habere atlıyor. Taylor'a ulaşmak için hilafsız bir şekilde uğraşıyor ve onu programına çıktığı takdirde kurtulacağına ikna ediyor”.
Talancon, çekimi bir hafta süren ve çok yoğun bir sekans olan şeytan çıkarma sahnesini memnuniyetle karşılasa da, “Çekimler ve ışık düzenlemesi aralarında sürekli gidiş gelişleriyle, duygusal açıdan tam bir korku treniydi. Her günün sonunda bitkin düşüyordum” diyor genç aktris.
Beth'in ölüme mahkum arkadaş çevresindeki diğer karakterler ve onları canlandıran oyuncular şöyleydi: Azura Skye'nin canlandırdığı Leann Cole; Johnny Lewis'in canlandırdığı Brian Sousa ve Meagan Good'un canlandırdığı Shelley Baum. Ayrıca, aktris-komedyen Margaret Cho, Beth'in doğaüstü açıklamalarını hafife alan şüpheci polis memuresi Mickey Lee'yi, Jason Beghe de “Amerikan Mucizeleri”nin canlı yayın şeytan çıkarıcısı Ray Purvis'i canlandırdı.
Karanlıkta Numara Tuşlama
Valette “One Missed Call / Ölümün Sesi”nin görünümü ve havasını yaratırken benimsediği vizyonu “kasvetli ve gerçekçi, karanlık ve sağlam” olarak niteledikten sonra, “İncelikli ses efektleri ve ışık oyunlarına dayanan, örtülü bir ürkütücülük anlayışı benimsedim. Gerçekten organik bir deneyim yaratmak istedim” diyor.
Valette ölüm çağrısı almış kurbanların deneyimlediği sanrıları tasarlarken büyük özen gösterdi.
“Hayaletleri görselleştirme konusunda ürettiği fikirlerden ötürü Eric'i kutlamak gerek” diyor Lauren C. Weissman ve ekliyor: “Filmdeki en korkunç bazı görüntüleri üretmek için tasarımcılarımızla aylarca çalıştı. Görüntüleri kayda değer ölçüde üst düzeye taşıdık. İnanıyorum ki ortaya benzersiz ve son derece korkutucu bir şey çıktı”.
Özel efektler makyaj amiri Brian Walsh bu konuda şunları söylüyor: “Bu filmdeki makyaj efektleri kilit özelliğe sahip çünkü yarattığımız karakterlerin çoğu düpedüz şekilsiz değil daha ziyade, başka her şeyden çok şoke edici ve tuhaf”.
Jennie Lew Tugend arkadaşının sözlerine şunları ekliyor: “Eric görüntülerin zombi ya da gulyabanilere benzemesini istemedi. Her zaman vurguladığı kelimeler `farklı', `rahatsız edici' ve `tedirgin edici'ydi”.
Walsh'a göre Valette bunu, filmdeki doğaüstü varlıklara antika porselen bebeklerin görünümünü vererek sağladı: “Bu bebeklerin ciddi bir tüyler ürperticilik özelliği var. Çoğu porselen bebek tuhaf bir şekilde pürüzsüz ve solgundur. Yüzlerindeki cildin altında hareketler ve bazen de yüzeyde oluşan çatlaklar yaratarak daha da korkunç olmalarını sağladık”.
Yapımcılar dijital görsel efekt kullanımını sınırlamak istedilerse de, bilgisayar yapımı görüntüler Valette'e sanrı sahnelerinin animasyonlarında daha fazla kontrol sağladı ve orijinal çizim tahtalarına sadık kalma olanağı sundu. Zoic Stüdyoları'ndan bir görsel efekt ekibi sahnelerin dijital kompozisyonunda gerçek öğeler ile CGI'ları fark edilmeyecek şekilde bütünleştirmekle görevlendirildi.
Ana çekimler Haziran 2006'nın sonunda, Atlanta'nın çeşitli yerlerinde başladı. Gerçek mekanlardan Georgia Tech Üniversitesi kampüsü de bunlar arasındaydı. “Atlanta'dan olabildiğince yararlandık. Çok güzel bir şehir” diyor Paris doğumlu Valette.
“Kendi vizyonumu bu tüyler ürpertici hayalet hikayesine katabildiğim için mutluyum. Oyuncu ve yapım ekibi de gerçekten çok başarılıydı” diyen Valette, sözlerini şöyle noktalıyor: “Şimdi umuyorum ki film seyircileri deli gibi korkutur ve gördükleri her cevapsız çağrı mesajında, bu filmi hatırlarlar”.
|
||||||