Ölümcül Oyun - Sleuth
Afişi Büyütün
İzleyici Sayısı 65.074
Hasılat 561.910 YTL
Ölümcül Oyun - Sleuth
Yönetmen Kenneth Branagh
Oyuncular Michael Caine, Jude Law, Harold Pinter
Senaryo Harold Pinter (Anthony Shaffer'in sahne oyunundan)
Yapımcılar Halfon, Jude Law, Kenneth Branagh, Simon Moseley, Marion Pilowsky
Görüntü Yönetmeni Haris Zambarloukos
ProdüksiyonTasarımı Tim Harvey
Kostüm Tasarımı Alexandra Byrne
Kurgu Neil Farrell
Özgün Müzik Patrick Doyle
Yapımcı Stüdyolar Castle Rock Entertainment, Sony Pictures Classics
Türkiye Dağıtımı UIP Filmcilik
Gösterim Tarihi 4 Nisan 2008
Film Arşivi
Ölümcül Oyun - Sleuth Yapım Bilgileri   Bu sayfayı Facebook'ta paylaşın
Ölümcül Oyun - Sleuth'un başrollerinde Michael Caine ile Jude Law oynuyorlar.
Oyunu kuralına göre oynayan kazanır.
Çok satan dedektif romanlarının zengin ettiği bir yazar, karısıyla yasak ilişkiye girmiş olan işsiz bir aktörle çok tehlikeli sonuçlara yol açacak olan ölümcül bir oyunda zeka mücadelesine girer.
Altı kez Oscar ödülüne aday gösterilen ve iki kez kazanan oyuncu Michael Caine, iki kez Oscar adaylığı elde eden oyuncu Jude Law, dört kez Oscar adaylığı kazanan yönetmen Kenneth Branagh, iki kez Oscar adayı ve Nobel Edebiyat Ödülü sahibi senaryo yazarı Harold Pinter bir araya gelerek, dört dalda Oscar'a aday gösterilen aynı adlı sinema klasiğinin yeni çevrimini gerçekleştirdiler.
Bir kadına sahip olabilmek için mücadele veren iki erkeğin insanlar yaşadıkça ilgi çekecek evrensel öyküsünü konu alan “Ölümcül Oyun-Sleuth”un çekimleri Ocak ve Şubat 2007'de Bedfordshire ve Twickenham Stüdyolarında gerçekleştirildi.
Filmin yapımcılığını Jude Law, Simon Halfon, Tom Sternberg, Marion Pilowsky, Kenneth Branagh ve Simon Moseley gerçekleştirdi. Jude Law'ın Riff Raff Productions'taki ortağı Ben Jackson da filme ortak yapımcı olarak katıldı. Prodüksiyon amirliğini Castle Rock'tan Martin Shafer üstlendi.
Filmin görüntü yönetmenliğini daha önce Roger Michell'in “Enduring Love” ve “Venus” adlı projelerinde çalışmış olan Haris Zambarloukos yaptı. Kenneth Branagh'ın geçmişteki projelerinde yönetmenle işbirliği yapan prodüksiyon tasarımcısı Tim Harvey (The Magic Flute, Hamlet, Much Ado About Nothing); kostüm tasarımcısı Alexandra Byrne (Hamlet) ve kurgu editörü Neil Farrell (Hamlet, As You Like It), “Sleuth” projesinde görev yaptılar. Orijinal müziğini ise, “Harry Potter and the Goblet of Fire”, “As You Like It”, “Gosford Park” ve “Hamlet”ten tanıdığımız Patrick Doyle hazırladı.
Başlangıç
Yıllardır çok iyi arkadaş olan Jude Law ile yapımcı dostu Simon Halfon, gelecekte beraber yapmayı düşündükleri için projeler için düzenli olarak buluşup konuşuyorlardı. Geçmişte “Sky Captain and the World of Tomorrow” adlı filmde yapımcılık deneyimi olan Jude Law, o zamanlar başarılı bir grafik tasarımcısı olan Simon Halfon ile beraber çalışmıştı. İkisinin yaptığı sohbetlerden birinde Halfon, Anthony Shaffer'in 1970 yılında Tiyatro Oscar'ı Tony ödülünü kazanan, daha sonra da sinemaya uyarlanan(1972'de) ünlü sahne oyunu “Sleuth”un yeniden çevrimi fikrini getirdi.
Jude Law bu öneriyi nasıl karşıladığını şu sözlerle anımsıyor: “Sleuth'un tiyatro versiyonunu izlediğini söyleyen Simon, basit ve sade bir fikirden yola çıkan tam bana göre bir yapıt olduğunu anlattı. Orijinal oyunun son derece zekice sahneye konulduğunu, ancak oyunu daha çağdaş kılacak şekilde geliştirilebileceğini, öykü akışında hala keşfedilmemiş çok sayıda alan bulunduğunu ifade etti. Simon'ın fikri bir süre kafamda dolandı durdu ama sonradan nasıl olduysa oldu unuttum gitti. Daha sonra bir arkadaşım çıkıp projenin nasıl gittiğini sorunca tekrar hatırladım. Harold Pinter'ın adı da o zaman gündeme geldi.”
Harold Pinter o günlerde Nobel Edebiyat Ödülüne henüz layık bulunmamıştı, ama 20. yüzyılın en etkileyici ve orijinal oyun yazarlarından birisi statüsüne ulaşmış olması, Shaffer'in naif tadlar içeren popüler tiyatro oyununun yeni versiyonunun senaryosunu yazması teklifinin götürülmesi için yeterli bir gerekçeydi. Pinter'in kayda değer şöhreti, çok sayıda yapımcının bu projeyi gerçekleştirmek için cesaretlenmesi sonucuna yol açtı.
Bilindiği gibi Harold Pinter Cannes Film Festivali'nde büyük ödül Altın Palmiye'yi kazanan “The Go-Between-Arabulucu” ve “The French Lieutenant's Woman-Fransız Teğmenin Kadını” gibi efsanevi filmlerin de senaryo yazarıdır.
Jude Law, Pinter'a teklif götürdüğü günü şu sözlerle anımsıyor: “Kendisiyle bir öğle yemeğinde buluştuk. Oldukça uzun ve çok keyifli bir yemek oldu. Ona öykünün özünden bahsettim. Tek bir odada birisi yaşlı diğeri genç iki erkeğin olduğunu, film boyunca hiç görmeyeceğimiz bir kadın hakkında fiziksel ve psikolojik mücadele halinde olduklarını anlattım. Yanlış hatırlamıyorsam, `Ben zaten bunu 40 yıldır yapıyorum' diyerek hemen o anda teklifimi kabul etti.”
Pinter'in kadroya katılması üzerine Law ile Halfon'un zaten cazip olan fikri, özellikle yapımcı çevreler açısından daha da ilginç hale geldi. Castle Rock yapım şirketi yetkilileri, projenin yazım ve gelişimini finanse etmeyi kabul ettiler.
Gerisini Jude Law'dan dinleyelim: “Harold Pinter'in devreye girmesinden itibaren bu proje son derece ilgi çekici bir yeni-çevrim haline geldi. Daha fazla derinliği ve ağırlığı olan çok farklı bir yapıma dönüştü. Zaten Harold Pinter'in dikkatini çeken herşey aniden daha önemli hale gelir. Çünkü o edebiyat dünyasının en büyük ikonlarından birisidir. Bu filmin senaryosunun Harold Pinter'in ellerinde kusursuzluk kazanacağını en başından beri biliyorduk.”
Sonraki birkaç yıl boyunca filmin yaratıcıları çalışmaya devam ettiler. “Tamamen yepyeni bir yaklaşım sergiledik” diyor Harold Pinter, “Orijinal oyunu görmediğim gibi o oyundan uyarlanan filmi de izlememiştim. Bu nedenle hiçbir şey bilmiyordum. Sadece oyunun metnini okumakla yetindim. Sonuçta her açıdan transformasyona uğramış bambaşka bir senaryo ortaya çıktı. Hareket noktası olarak sadece bir iki olayı aldım. Bunların dışında tamamen kendime özgü özgün bir yapıt ortaya koydum.”
Jude Law'ın bu konudaki yorumu şöyle: “Senaryo o kadar başarılı ki, oyunun orijinalini Harold'un değil, bir başkasının yazmış olduğuna inanamıyorsunuz. Bu yapıtta, bir kadına sahip olma mücadelesi veren iki erkek üzerine bir öykü anlattır. Burada her iki erkeğin de sahip olmak istediği bir kadın vardır ama aslında kavga eden erkekler ve erkeklerin neden kavga ettiği üzerine bir öyküdür. Sonuçta erkek egosu üzerine bir öyküye dönüşür. Öykü rekabet ve karşınızdaki insanı dövmek/yenmek/alt etmek hakkındadır. Açıkçası bunlar Harold Pinter'in hem edebi çalışmalarında hem de dünyamızın şu an gitmekte olduğu noktayla ilgili düşüncelerinde ilgi duyduğu konulardı.”
Pinter'in senaryosunun desteğini alan Law ile Halfon, Castle Rock'ın yanısıra başka finansörler aramaya başladılar. Jude Law finans bulma aşamasında karşılaşılan zorlukları şöyle anlatıyor:
“Harold Pinter'in yazım stili nedeniyle -ki bu senaryoyu Nobel ödülü almadan önce yazdığı unutulmamalıdır- insanları satır aralarını okuma konusunda ikna etmek oldukça zor oldu. Eşine ender rastlanan, muhteşem bir sözcük kuyumcusunun elinden çıkmış dört dörtlük bir senaryoydu. Bu yönüyle finansör adaylarının çoğunu korkuttu diyebilirim. Harika diyaloglar olduğunu görüyorlardı ama bir film olarak gişe potansiyelini göremiyorlardı. Ancak herşeye rağmen bizim projemize inancımız sonuna kadar devam etti.”
Jude Law bu fikri birkaç yıl önce Michael Caine'e götürdü;Caine'de “Sleuth” yeniden film yapıldığı takdirde oynamayı prensipte kabul etti. “Sleuth”un 1972 yılında yapılan film versiyonunda Laurence Olivier'in oynadığı rolü üstlenmeye sıcak bakıyordu. Yeni senaryonun tamamlanmasıyla birlikte Jude Law'ın kapısını çaldığı ilk aktör yine Michael Caine oldu.
“Bu proje beni en başından beri hep büyülemişti ama Pinter'in senaryosunu görünce daha fazla etkilendim. Anlatılan konu aynı, isim aynı olmasına rağmen Pinter'in senaryosunun Anthony Shaffer'in senaryosundan tamamen farklı olduğunu gördüm. Kesinlikle aynı film değil” diyor Michael Caine…
Michael Caine'in imzayı atmasından sonra Jude Law'ın deyimiyle, “partiyi yönetecek ve tüm vizyonları teke indirecek” bir yönetmenin bulunma zamanıydı. Değerlendirmeye alınan yönetmenler arasında Shakespeare yapıtlarından yaptığı uyarlamalarla tanınan Kenneth Branagh da vardı.
Yönetmen Kenneth Branagh, “Sleuth” projesiyle nasıl tanıştığını şu sözlerle anımsıyor: “Menejerim beni arayarak, `Yapımcılığını Jude Law'ın üstlendiği `Sleuth' yeni versiyonu var. Başrolünde Michael Caine oynayacak. Senaryonun yeni versiyonu Harold Pinter tarafından yazılacak' dedi. Çok çok heyecan verici insanların bir araya geldiği bir proje gibi gözüküyordu. Orijinal filmi biliyor ve seviyordum. Tiyatro versiyonunu da birkaç yıl önce turnedeyken görmüştüm. Milo rolünü bir arkadaşım oynuyordu.”
Ölümcül Oyun - Sleuth'un başrollerinde Michael Caine ile Jude Law oynuyorlar.
Branagh sözlerine şöyle devam ediyor: “Sonra senaryoyu okuduğumda elimden bırakamadım. Pinter'in yazdığı senaryoda daha bir karanlık, kara komedi unsurları içeren duyarlılık olduğunu gördüm. Anthony Shaffer'in yazdığı orijinal senaryonun `bundan sonra ne olacak' sorusunu sorduran ve sayfaları heyecanla çevirttiren niteliklerine hala sahipti ama her açıdan bambaşka bir film yaratacak farklılıkları güvenle barındırıyordu. Orijinal fikrin ana unsurlarını paylaşıyordu, karakterlerin isimleri de aynıydı ama görsel açıdan ve karakterlerin ruhsal durumu açısından değişiklikler yapılmıştı.”
Yönetmen sözlerini şöyle noktalıyor: “Pinter gözlem gücünü kullanmak suretiyle senaryosunu kimi zaman mizahla, kimi zaman gözdağı vererek, bazen de büyük bir şiirsellik yükleyerek işlemiş. `Sleuth'taki tiyatral ve sinemasal mekanizmaların en harika parçalarını alıp, bunun üzerine kendi hayal gücünü de katmış. Senaryonun Shaffer'in oyununda var olan psikolojik dramı, iki erkek arasındaki testosteron (erkeklik hormonu) yüklü adeta gladyatörce çatışmayı başarıyla verdiğini de gördüm. Eldeki bu verilerle heyecan dolu ve enerji yüklü bir gerilim yapmanın, insani kırılganlıkların resmini çizmenin harika olacağını düşündüm. Bir kadın için mücadele eden maço tipli iki erkeğin kavgasını ve mücadelesini anlatmak benim için de heyecan verici olacaktı.”
Harold Pinter ise, Branagh'ın projeye yaptığı katkıyı “müthiş” sözleriyle değerlendirerek şu yorumu yapıyor: “Ken eldeki materyale yepyeni bir entelektüel boyut getirdi. Muhakeme gücünü sonuna kadar kullanarak ustaca bir yönetim ortaya koydu. Onu hem bir aktör, hem de bir yönetmen olarak her zaman takdir etmişimdir. Oyunculuk yeteneğini kanıtladığı`Henry V'in müthiş bir film olduğunu düşünüyorum. Çıktığımız bu yolda hepimizi ateşlemesini bildi.”
Tekst Hakkında
Harold Pinter'in yazdığı tekstlerin dokunulamaz yapısı konusunda çok şey söylenebilir. Hatta ünlü yazarın, kendi çalışmalarını analiz etmeyi veya açıklamayı reddetmesi üzerine daha da çok şey söylemek mümkündür. Onun yazdığı hikayeler konusunda üretilen şehir efsanelerinin hepsi elbette doğru değildir ama aralarında doğru olabilecek olanlar da vardır. Örneğin Alan Ayckbourn'un gençlik yıllarında rol aldığı “The Birthday Party” adlı filmde oynayacağı karakter hakkında Harold Pinter'e birşeyler sormaya kalkışması üzerine aldığı “S….r et şimdi onları. Sadece repliklerini söyle!” şeklindeki cevap doğru olabilecekler arasında yer alır.
15 yaşındayken katıldığı ilk oyuncu seçmelerinde bir Pinter oyunundan alınmış cümleyi kullanan Kenneth Branagh, “Sleuth” projesinde böylesine yüksek derecede bir saygınlığa ulaşmış bir yazarla beraber çalışmanın büyük ödülleri ve kazançları olduğu gibi tedirginlik potansiyeli de taşıdığını belirterek şöyle diyor:
“Filmin provaları sırasında Harold'a onu pek de heyecanlandırmayacak birkaç öneride bulundum. Ancak o her zaman olağanüstü saygılı davrandı. Dürüst ve samimi bir insan olduğu için tepkilerini de gayet doğal şekilde verdi. Eğer onaylamadığı bir şey ise bunu daima yüksek sesle ifade etti. Bazen de muhalif entelektüel yaklaşımla konuştu ki, bu onun en önemli özelliğidir. Pinter'da ürkütücü düzeyde yüksek bir entelektüelizm vardır. Ayrıca olağanüstü tutkulu bir insandır. Bu nedenle bir konuyu vurguladığı zaman bunu en yoğun şekilde yapar. Ancak kendi düşüncenizi iyi bir şekilde savunabiliyor ve kanıtlarla destekleyebiliyorsanız, sizi dinlemesini de bilir. O noktadan itibaren çözüm üzerinde çalışabilirsiniz.”
Kenneth Branagh, Pinter'in yapıtlarında kullandığı dili özgün kılan ve Nobel ödülü almasına yol açan sebebin ne olduğu konusunda ise şu yorumu yapıyor:
“Pinter açıkça sıkıcı, yavan, tatsız ve banal olan konulara bile şiirsellik katarak onları bile unutulmaz hale getirir. Onun kullandığı dilde ayrı bir lezzet ve hayal gücüne davet vardır. İyi bir öykünün olmazsa olmazları kabul edilen doğallık ve doğal dil gibi unsurları mutlaka okurlarına ve izleyicilerine sunar. Böyle olunca onun yapıtlarının sadece doğal olmakla kalmayıp aynı zamanda gerçekçi olduğunu keşfedersiniz. Kullandığı dil gündelik konuşma dilimize oldukça yakındır. Karakterler de bildiğimiz insanlara yakın düşer. Ancak gündelik hayatımızın `kabuslar bölgesi' olarak niteleyebileceğimiz bölgesine ait gibidirler. Onun yapıtlarındaki sözcük ve cümleleri daha önce duymuşsunuz gibi bir hisse kapılırsınız. Ancak onları öylesine farklı bir yöntemle bir araya getirir ki, keskinleşip ışıldamaya başladıklarını düşünürsünüz. Pinter'ın yapıtlarında mizah vardır, tutku vardır, terör vardır, şiirsel boyut vardır. O sizi kendi himayesi altına almasını bilir.”
Jude Law'ın bu konudaki yorumu ise şöyle: “Harold Pinter'ın yazım tarzının en olağanüstü yanı muğlaklık / iki anlamlılıktır. Cümlelerinde gündelik konuşmanın düzensiz doğasına uygun dönüşümler vardır. Kimi zaman da cümle içerisinde öyle boşluklar bırakır ki, yazdığı sözcüklerin her anlama gelebileceğini düşünürsünüz. Harold'un cümlelerini bir aktör olarak herhangi bir şekilde yorumlayabilirsiniz. Senaryonun neredeyse yüzde 90'lık kısmının iki, üç, hatta dört farklı şekilde icra edilebilecek yapıda olduğunu keşfedince önümüzdeki zorluğun ne kadar büyük olduğunu fark ettik. Yapılabilecek her farklı yorum, sadece o sahneye farklı bir vurgu getirmekle kalmayıp filmin bütününü etkileyebilecekti.”
Jude Law sözlerine şöyle devam ediyor: “Harold'un çok güzel, etkileyici ve kesinlikle sembolik tanımlamalara dayalı çok çağdaş bir yazım tarzı vardır. Kimi zaman en bilgece cümleleri, bilgelik nedir bilmeyen kimselerin ağzından söyletir. Bence `Sleuth'un en büyük sürprizlerinden birisi çok eğlenceli bir film olduğudur. Filmdeki mizah boyutu karşılıklı diyalogların muğlak, zalimce ve ağız kavgasına dayalı niteliğinden kaynaklanır.”
Kenneth Branagh'ın bu konudaki yorumu ise şöyle: “İki erkeğin kullandığı dilde ve davranışlarında eski kuşaklara özgü çok ilkel bir şeyler vardır. Bunu çatışma ortamının mantıktan çok duygulara dayanan niteliği şeklinde yorumlayabiliriz. Bu iki erkeğin, uygarlaşmış olmanın getirdiği yapay davranışlara kanalize ettiği fiziksel güçlerinden kaynağını bulan çok güçlü cinsel tutkuları söz konusudur. Pinter'ın yapıtlarındaki karakterler genellikle bir insanın asla söylemeyeceği şeyleri söylerler. Siz o sözleri duyunca adeta hipnotize olmuş bir şekilde ağzınız bir karış açık şekilde bakakalırsınız.”
Bu noktada devreye giren Michael Caine de, Harold Pinter'ın yapıtlarıyla ilgili şu yorumu getiriyor: “Harold'un sözcükleri son derece doğal ve sıradan gözükür. O kadar doğaldırlar ki, bazıları için Cockney argosu diyebiliriz. Özellikle bir Londra'lıysanız, annenizden ya da babanızdan duyduğunuz küçük klişe cümleler gibidirler. Ayrıca cümlenin sonunu duymadıkça hiçbirisi bir anlam taşımaz. Sonra aniden tehdit ve gözdağı boy gösterir. Pinter'ın yapıtlarını yorumlamak ve doğru sonucu almak olağanüstü zordur. Şöyle bir bakınca ilk anda sıradan gibi gelir. Sonra aslında çok tehditkar olduğunu, ama bir o kadar da tuhaf şekilde eğlenceli olduğunu fark edersiniz. Orijinal tiyatro oyununa (Sleuth/1970) bakınca, `Böyle bir yapıt yeniden nasıl yazılabilir?' diye düşünebilirsiniz. Sonra Pinter'ın yazdığı yeni senaryoyu(Sleuth/2007) okuyunca bu defa da, `İşte, ancak böyle yazılabilir? Bunu nasıl düşünemedim?' dersiniz.”
Harold Pinter'ın kendi yazdığı senaryoyla ilgili yorumu ise şöyle: “Burada farklı anlarda hamle yapıp öne geçen iki erkek vardır. Aslında bu bir iktidar ve güç mücadelesidir. Kavganın gidişatını dönüşümlü olarak bir o, bir diğeri ele alır. İnişli çıkışlı bir süreç sözkonusudur. Ancak hangisinin üstünlüğü ele geçirdiğini asla anlayamazsınız. Bazen birisi hamle yapıp öne geçer ya da öne geçmiş gözükür. Hemen ardından diğeri öne geçmiş gibi olur ve gerçekten de öne geçmiştir. Sonra onun aslında gücü eline alamadığını fark edersiniz. Sonuçta bu filmde birbirine üstünlük ve birbiri üzerinde iktidar kurmak için çok çeşitli oyunlar oynayan iki adamın öyküsü vardır. Onlar aynı zamanda kötü niyetlidir de…”
Aktör / Karakter
Andrew rolünde Michael Caine'in oynamasını Harold Pinter `doğru tercih' olarak niteliyor. Jude Law ise yapımcı sıfatıyla konuştuğunda Caine'in katılımının proje için hayati önem taşıdığını belirtiyor.
Andrew Wyke rolü için Michael Caine'in uygunluğunu tüm yapımcılar takdirle karşıladılar. Ancak filmin yapımcılarının bilmediği, sadece Caine ile Pinter'ın bildiği bir husus vardı. Ünlü aktör bundan 50 yıl kadar önce Pinter'ın ilk sahne oyunu olan “The Room”un Royal Court'ta sahnelenişinde görev almıştı.
Jude Law'ın bu konudaki yorumu şöyle: “Michael Caine ile Harold Pinter arasındaki uyum mükemmel düzeydedir. Bu iki adamın ikisinde de inanılmaz güçlü yönler var. Birbirleriyle her düzeyde uyumlular… Bu arada İngiliz aktörlerin birçoğunun kendi aksanını gizlemeye gerek duymaması gibi bir gelenek varsa bu geleneğin çıkış noktasının Michael Caine olduğunu unutmayalım. Kendine özgü ses tonu bugün bir ikon haline gelmiştir. Pinter'ın sözcüklerinin böyle bir ses tonuyla seslendirilmiş olması, onları elbette çok özel ve çok muhteşem kılacaktır.”
Michael Caine ile Harold Pinter'ın uyumu konusunda Kenneth Branagh şunları söylüyor: “Bu materyalde/projede Michael ile Harold'un her ikisinin de varlığı harika bir hediye gibiydi. İkisinin de bir nevi doğaüstü diyebileceğimiz bir ortamda geçen süper doğal diyaloglara karşı doğal kulakları vardı. Michael böyle yapıtlardaki hemen göze çarpmayan ince detayların görünmez katmanlarını yakalamasını bilen bir aktördür. Bir repliğin, bir sözcüğün, hepsinden önemlisi de bir reaksiyonun nasıl oynanacağı konusunda Caine'in olağanüstü hassasiyeti vardır. Işık, kamera, çekim süresi ve fiziksel coğrafya gibi teknik unsurlara karşı farkındalık düzeyinin etkileyici boyutta olduğunu söylemeliyim. Oyunculuk mekanizmasının bir parçası olarak da son derece hassas bir mekanizma gibidir. Onunla çalışırken sadece küçük varyasyonlara ihtiyaç duyarsınız ve bunları sağladığınızda hemen doğru reaksiyonu kendisinden alırsınız.”
Michael Caine'in yorumu ise kısa ve öz: “Filmlerde başarılı olmak istiyorsanız, kamera karşısındayken kesinlikle sakin ve dingin olmanız gerekir. Aksi takdirde kamera sizi dışlayacaktır.”
Jude Law da Michael Caine de senaryo yazarı Pinter'in kariyerine bir aktör olarak başlamış olmasını ve günümüzde de oyunculuğunu tiyatro sahnesi ile küçük ve büyük ekranlarda sürdürüyor olmasını takdirle karşılıyorlar. (`Sleuth'ta senaryo yazarının da konuk oyuncu olarak rolü var).  Ayrıca filmin yönetmeni Kenneth Branagh'ın da uzun yıllar boyunca kendi doğruları olan bir aktör olmasından da memnunlar…
“Ken mükemmel bir aktör olduğu için tam olarak ne yapmamızı istediğini bizlere çok az sözcükle açıklayabilir. Hatta istiyorsanız kamera önüne geçip örnekleriyle gösterebilir” diyor Caine…
Yönetmen Kenneth Branagh ise, aktör yönetimi konusundaki yaklaşımını şu sözlerle özetliyor: “Aktörlerle çalışırken ilk görevim, filmin psikolojik gerçeği konusunda onlarla aynı fikirde olmamızı sağlamaktır. Onlara şu iki soruyu sorarım: Bu karakterin en temel karakteristiği nedir? Eğer bu karakteri üç sıfatla tanımlayacak olsanız bu sıfatlar neler olurdu? Michael Caine'in oynadığı karakteri örnek verecek olursam, öncelikle kendisine `marazi / hastalıklı kıskançlık' adı verilen tıbbi bir rahatsızlığı anlatan bir makale gösterdim. Bu tür rahatsızlığı olanlar abartılmış grotesk bir kıskançlık yaşarlar. Kıskandıkları insanlarla bir araya geldikleri zaman mutsuzluğa ve tehlikeli davranışlara yol açan psikopat yapıda bir kıskançlığın verdiği yoğun acıyı deneyimlerler. Michael oynadığı Andrew karakterinin bilinçaltındaki herşeyin `marazi kıskançlık'tan kaynaklandığı konusunda benimle görüş birliğine vardı. Oynadığı oyunun her aşamasında marazi kıskançlığın göstergeleri vardı. Bu konuyu en ince detayına kadar araştırdıktan sonra filmde en belirgin şekilde sergiledik.”
1972 yılında gösterime giren ilk “Sleuth”ta oynadıktan sonra bugüne kadar bir daha o filmi hiç seyretmediğini söyleyen Michael Caine, “O filme bir daha geri dönüp bakmadım ama son derece tehlikeli eksantrik Andrew rolünde Laurence Olivier'in olağanüstü ve başdöndürücü bir oyun sergilediğini hatırlıyorum. Ben o filmde Milo rolündeydim. Burada ise taraf değiştirerek Milo'nun karşısındaki `marazi kıskançlık' sendromu olan ölümcül psikopat Andrew'i oynadım” diyor.
Jude Law'a gelince, projenin aynı zamanda yapımcısı olduğu için filmin geneline odaklanmıştı. Ancak Milo rolünün kendisine düştüğünün farkına varması çok uzun sürmedi.
Gerisini ünlü aktörün kendisinden dinleyelim: “Filmin geneliyle uğraşırken gerçekten çok büyük bir rolü kucağımda buldum. Gerçekten çok zor bir roldü. Milo karakterinin birçok katmanı olması nedeniyle çok uğraşmam gerektiğini anlayınca sinirlerimin biraz bozulduğunu hissettim. Milo karakteri ortaya çıktığında onu okuduğunuzu/çözdüğünüzü düşünürsünüz. Çok seri şekilde kendini belli eder. Böyle olmasında hiç kuşkusuz Alex Byrne'in hazırladığı giysilerin büyük yardımı vardır. Küba usulü iğrenç botları ve başparmağındaki yüzükle onun kalitesiz, züppe kılıklı üçüncü sınıf bir adam olduğu kanısına kapılırsınız. Andrew'in onu kahvaltı niyetine yiyeceği duygusunu hissedersiniz. İlk aşamada öyledir de… Ancak ne olursa sonradan olur…Milo çetin ceviz çıkar.”
Michael Caine, Jude Law'ın Milo rolünde ortaya koyduğu performans ile ilgili olarak şu yorumu yapıyor: “Milo rolünün Jude'un bugüne kadar verdiği en iyi performans olduğuna bahse girerim. Aramızdaki büyük yaş farkına rağmen onunla çok iyi arkadaşız. Kendisini bir aktör olarak daima takdir etmişimdir. Ama bu filmde beni bile çok şaşırttığını söylemeliyim.”
Branagh'ın yorumu ise şöyle: “Jude olağanüstü geniş yelpazede oynayabilen müthiş bir aktördür. `The Talented Mr. Ripley'de oynadığı Dickie Greenleaf rolündeki performansını bir düşünün veya `Road to Perdition'da ortaya koyduğu oyunu hatırlayın. Ne kadar müthiş bir aktör olduğuna siz de katılacaksınız. Ancak bu filmin senaryosunun aşırı talepkar olması nedeniyle ondan daha önce onda hiç görmediğimiz yepyeni bir şeyler almamız gerekiyordu. Hem aktör olarak hem de insan olarak onun büyük hayranıyım. Son derece cömert ve alicenap bir ruhu var. Bu yüzden onunla çalışmak gerçek bir keyif oldu.”
Odadaki Erkek / Bir Ziyaretçi
"Bir erkeği bir odayı koyun. Er ya da geç bir ziyaretçi alacaktır.” Harold Pinter (The Caretaker için program notu)
Yönetmen Kenneth Branagh, “Sleuth” un konusunun tek bir oda içerisinde geçmesiyle ilgili olarak şu yorumu yapıyor: “Bu film için bir anlamda `Bir odadaki iki erkeğin öyküsü' yorumu yapılabilir. Aslında tam olarak öyle değil ama bu şekilde görülebilir. Kapalı mekanların getirdiği kısıtlamalardan rahatsız olan bir yönetmen değilim. Televizyon için `Conspiracy' adlı bir film yapmıştım. Bir grup Nazi'nin Yahudi soykırımını başlattığı Wannsee Konferansı'nı anlatıyordu. Bir masanın çevresinde 10-15 adam vardı ve çok çok ilgi çekici bir dramaydı. Bu nedenle eldeki materyali kimin yazdığına ve öykünün ne olduğuna bağlı olarak düşünme deneyimimim var. Dram boyutunun öne çıkmasının en doğal yolunu bulmak zorundasınız. Böyle yaparsanız, `Oooh, şurasını kesmeliyiz! Bir şeyler yapmalıyız, yoksa izleyici sıkılacak!' diye dertlenmenize gerek kalmaz. Eğer elinizdeki tekste inanıyorsanız -ki hepimiz inandık- onu geliştirip zenginleştirmenin ve ifade etmenin bir yolunu daima bulursunuz.”
Jude Law, yönetmenin çalışma tarzı konusundaki düşüncelerini şu sözlerle dile getiriyor: “Filmi çekmek için önümüzde çok kısıtlı bir zaman dilimi vardı. Finansal açıdan da elimizi çabuk tutmak zorundaydık ama Ken bu konularda hiç zorlanmadı. Filmi nasıl ve hangi hızda çekeceğimiz konusunda çok erken verdiğimiz bazı kesin kararlar vardı. Tüm enerjimizi katarak kısıtlı bir sürede çekmemiz gerekiyordu. Bunların (kısıtlamaların) hiçbirisini engel veya yük olarak görmedi. Öykünün anlatımında oyuncu performanslarının çok önemli olduğunu en başından kabul etti. Film yapımında oyuncu performanslarına ağırlık vermek çok sevdiğim bir tarzdır ama ne yazık ki her geçen gün bundan uzaklaşıyoruz.”
Michael Caine'in filmin çekim süreciyle ilgili yorumu ise şöyle: “1972'de gösterime giren “Sleuth”un çekimleri 16 hafta sürmüştü. İnsanı uyuşturacak, bezginliğe sevkedecek kadar uzun bir süreydi. Yeni çevrimi ise beş haftada çektiğimiz için üzerimizde olağanüstü bir baskı vardı. Ken'in şimdiye kadar çalıştığım en hazırlıklı ve en yaratıcı yönetmen olduğunu söylemeliyim. Çekimleri Twickenham Stüdyolarında yaptık. Burası daha önce `Zulu' ve `Alfie'de oynadığım stüdyo olduğu için alana yabancı değildim.”
Yönetmen Kenneth Branagh, filmin konusunun geçtiği iç mekanların çok sayıda farklı alan gibi görünmesini sağlamak için görüntü yönetmeni Haris Zambarloukos ile işbirliği yaptı. Hareket noktasını ise Andrew karakterinin teknolojik araçlara duyduğu ilgiden aldılar. Andrew Wyke karakterinin, Georgia döneminden kalma malikanenin modernize edilmiş iç mekanlarını en son digital teknolojiyle donatmış olması konusunda yapımcılar arasında görüş birliği sağlandı. Zaten Pinter'in senaryoyu yazarken verdiği çok az sayıda direktiften birisi de buydu.
Yönetmen Branagh bu konudaki yaklaşımını şu sözlerle açıklıyor: “Hepimizin içindeki ortak duygu, böyle bir erkeğin kendi evindeki bölümleri, kapıları açabilen, ışıkları yakıp söndürebilen yüksek teknolojiye dayalı cihazlardan oluşturacağıydı. Bu bize birçok fırsat sağladı. Herşeyden önce filmin ses ortamı açısından dev fırsatlar getirdi. Bunlar arasında gözetleme kameralarının kaymasından, açılıp kapanan kapılardan, aşağı yukarı hareket eden asansörlerden gelen gürültüler gibi ses unsurları vardı. İkincisi, evin iç mekanının sürekli değişen ışık yerleşimine sahip olmasını sağladı. Andrew karakterinin sanki `Tate Modern'in küçük bir versiyonunda yaşıyormuş gibi olması, bundan gurur duyuyor olması duygusunu getirdi. Görsel açıdan olağanüstü çeşitlilik sağladı.”
Andrew karakterinin kendisine özel galerisinde yaşıyor olması izlenimi, Anthony Gormley ve Gary Hume gibi ünlü İngiliz sanatçıların çalışmalarıyla zenginleştirildi. Bu yapıtlar, Jay Jopling'in Londra'daki White Cube Galerisi'nden prodüksiyon için ödünç alınırken evdeki çeşitli özgün mobilyalar da Ron Arad adlı tasarımcıdan sağlandı. Kendisi de bir ressam olan prodüksiyon tasarımcısı Tim Harvey, Andrew'in evinin duvarlarına asılmak üzere dev boyutlu tablolar hazırladı. Görüntü yönetmeni Zambarloukos da, sürekli değişen sanat eserleri fikrini desteklemek üzere LED ışıklandırması kullandı.
Yönetmen Branagh filmdeki renk ve ışık değişimleri konusunda şunları söylüyor: “Çok büyük kıskançlık patlamaları olduğu zamanlarda hakim rengin yeşil olduğunu görürüz. İntikam duygusunun ağırlık kazandığı noktalarda her tarafa kırmızı renk hakim olarak herşeyi değiştirir. Kendinizi bir anda Don Giovanni'nin dünyası gibi cehennemin içinde hissedersiniz. Esas olarak iki karakter üzerinde odaklanan böyle bir filmde herşeyin hesaba katılması gerektiğini keşfettik. Her detayın mutlaka hesaplanması, her kare üzerinde derinlemesine düşünülmesi gerekiyordu.”
Her iki filmde de oynayan Michael Caine,eski ve yeni çevrim “Sleuth” arasındaki farkları şu sözlerle değerlendiriyor: “1972'de gösterime giren `Sleuth'ta oynadığım karakter çok sevimli bir İngiliz kır evinde yaşıyordu. İçeriye girince renkli desenli perdeleri, yastık ve minderleri, kanepeleri ve çiçekleriyle sevimli bir İngiliz kır evi iç mekanıyla karşılaşıyordunuz. Burada ise yine sevimli bir İngiliz kır evi var ama içeriye girince çelik, cam, mermer ve betonun ağır bastığı bir ortam görüyorsunuz. Artık Pinter'in ülkesindeyiz.”
Yönetmen Branagh'in bu konudaki yorumu ise şöyle: “Harold Pinter'in yaptığı hiçbir şey rastgele değildir. Senaryoyu yazarken evin dış ve iç mekanlarının son derece belirgin bir açıklamasını yaptı. Zıtlıkların nasıl oluşturulacağını baştan anlattı. Bana düşen görev ise, tekst ile uyum sağlayacak görsel temaları keşfetmek oldu. Çekimlere başlamadan önce ilk 10-12 dakikanın çok geniş açılı çekimlerden oluşması gerektiği hissine kapıldım. Filmi anamorfik merceklerle çekeceğimiz için olabildiğince geniş açılarla çekebilir, sahnelerin çok uzun olmasına izin verebilirdik. Shakespeare herşeyden önce oyunları `duymak' gerektiğinden her zaman söz etmiştir. Michael Caine'in oynadığı karakterin, `Evet, karımı becerdiğini anlıyorum' dediği 12. dakikadaki sahneye kadar yakın çekim için bir gerek duyamadım. Daha sonrasında da, `Şimdi artık yakın çekim zamanıdır' veya `Şimdi kameranın hareket zamanıdır' dediğim anlar için hep o sesi `duymaya' çalıştım.”
Jude Law'ın bu konudaki yorumu da şöyle: “Kesintisiz muğlaklık duygusu yaratmak için inanılmaz diyaloglara ihtiyacımız olduğunu Ken içgüdüsel olarak anladı. Evin kendisinin de başka bir karakter olarak nasıl kullanılacağını; duygusal ortamın ve atmosferin değişiminde rehberlik etkisi yapacak etkiyi nasıl vereceğini çok iyi kavradı. Provalara daima çok iyi hazırlanmış olarak geldi. Bu malikanenin içerisinde fiziksel çalışmayı nasıl yapmamız gerektiği konusunda tam donanımlıydı.”
Jude Law sözlerini şöyle noktalıyor: “Yapmaya çalıştığımız şey Escher (Hollandalı bir ressam) kalitesini yakalamaktı. Bunda Tim Harvey'in hazırladığı hiçbir yere açılmayan merdivenlerin, göz aldanmasına dayalı kapıların ve çok güzel fiziksel unsurlara dayalı tasarımların büyük payı vardı. Tüm bunları yaparken neler olup bittiğinden emin olamadığınız bir dünya hissi vermek istedik. Her köşesi sürprizlerle dolu bir dünya oldu. Tıpkı insan beyninde olduğu gibi her an çok keyifli veya çok iğrenç şeyler olabilecek derecede sürprizli bir ortam oluşturduk. Filmde, nerede olduğunuzdan tam olarak emin olamadığınız yarı-gerçekler de vardır. Sanırım filmi en keyifli kılan yönlerden birisi de bu oldu.”
Prodüksiyon bilgileri UIP Filmcilik tarafından sağlanmış; editörlük işleminden sonra yayınlanmıştır. Teşekkür ederiz.

Aloha Sinema
Ana Sayfa  |  Bu Hafta Vizyonda  |  Gelecek Hafta  |  Gösterimdekiler  |  Pek Yakında  |  Fragmanlar  |  İzlenimlerin Derinliği
Box Office Listeleri  |  Türkiye Top 20  |  ABD Top 20  | İngiltere Top 20  | Almanya Top 20  | 2007 Top 60 Listesi  | 2008 Top 60 Listesi
Özel Dosyalar  |  Sinema Kitapları  |  Yönetmenlerimiz  |  Animasyon Filmleri  |  Haber Merkezi |  Film Şirketleri  |  Film Arşivi
İletişim - Bize Yazın  |   Editöre Mesaj
Bu sitenin dizayn ve içeriği Aloha tarafından gerçekleştirildi. Site Editörü: Ebru Altın, Tasarım: Selin Schwartz. Copyright © 2008
E-Mail Us