Not: Seni Seviyorum - P.S. I Love You
Afişi Büyütün
İzleyici Sayısı 129.099
Hasılat 1.110.148 YTL
Not: Seni Seviyorum - P.S. I Love You
Yönetmen Richard LaGravenese
Oyuncular Hilary Swank, Gerard Butler, Lisa Kudrow, Gina Gershon, James Marsters, Kathy Bates, Harry Connick Jr.
Senaryo Richard LaGravenese, Steven Rogers
Yapımcı Wendy Finerman, Broderick Johnson, Andrew A. Kosove, Molly Smith
Görüntü Yönetmeni Terry Stacey
Prodüksiyon Tasarımı Shepherd Frankel
Kostüm Tasarımı Cindy Evans
Kurgu David Moritz
Özgün Müzik John Powell
Yapımcı Stüdyolar Alcon Entertainment, Grosvenor Park Films
Türkiye Dağıtımı Warner Bros. / Fida Film
Gösterim Tarihi 15 Şubat 2008
Film Arşivi
Not: Seni Seviyorum - P.S. I Love You Yapım Bilgileri   Bu sayfayı Facebook'ta paylaşın
Not: Seni Seviyorum'un başrollerinde Hilary Swank ile Gerard Butler kamera karşısına geçti.
Mektuplarla gelen yeni hayat...
Holly Kennedy (Hilary Swank) güzel, zeki bir kadındır ve hayatının aşkıyla evlidir; tutkulu, esprili ve tez canlı İrlandalı Gerry (Gerard Butler). Gerry amansız bir hastalık yüzünden öldüğünde, Holly'nin de hayatı kararır. Ona yardım edebilecek tek kişi artık yanında değildir. Kimse Holly'yi Gerry kadar iyi tanımamaktadır. Neyse ki Gerry her şeyi önceden planlamıştır.
Gerry ölmeden once, Holly'ye sadece çektiği acıda değil, kendini yeniden keşfetmesinde de rehberlik edecek bir dizi mektup yazmıştır. İlk mesaj Holly'nin 30. yaş gününde, bir pasta ve -Holly'nin şaşırıp kalmasına neden olan bir bant kaydı şeklinde gelir. Kayıtta Gerry eşine dışarı çıkıp “kendisinin kutlamasını” istemektedir. Bunu izleyen haftalar ve aylarda, Gerry'nin yazdığı başka mektuplar, şaşırtıcı yöntemlerle gelir. Holly'yi yeni maceralara yollayan mektupların her biri aynı imzayla bitmektedir: Not: Seni Seviyorum / P.S. I Love You.
Holly'nin annesi (Kathy Bates) ve en iyi arkadaşları Denise (Lisa Kudrow) ve Sharon (Gina Gershon), Gerry'nin mektuplarının Holly'yi geçmişe mahkum ettiğini düşünüp endişelenmeye başlarlar ama aslında her mektup onu yeni bir geleceğe adım adım yaklaştırmaktadır.
Gerry'nin sözlerini rehber edinen Holly evliliğe, dostluğa ve güçlü bir aşkın, ölümün nihailiğini yeni bir hayatın başlangıcına nasıl dönüştürebildiğine dair bu öyküde dokunaklı, heyecanlı ve zaman zaman komik bir yeniden keşfetme yolculuğuna çıkar.
Mektup Açacağı
“Not: Seni Seviyorum/P.S. I Love You”nun başrolündeki Hilary Swank, “Hayatta önemIi olan şeyleri hatırlatan öyküleri seviyorum,” diyor. “Bence `Not: Seni Seviyorum/P.S. I Love You' bize sevdiklerimize sıkı sıkı sarılmayı ve onların değerini bilmeyi öğretiyor çünkü yarın ne olacağını asla bilemezsiniz. Bu öykü ayrıca dostluğun ve ailenin gücüyle… Ve belki de hayatı o kadar da ciddiye almamakla ilgili,” diyerek gülümsüyor.
Yazar/yönetmen Richard LaGravenese “En sevdiğim öyküler acı-tatlı olanlardır; gülersiniz, ağlarsınız, duygulanırsınız… Hayat da böyle; asla biri ya da öteki olmaz. Olmamalıdır da çünkü hayat biraz karmaşıktır. Bunu yansıtacak filmler yapmak isterim,” diyor.
“Not: Seni Seviyorum/P.S. I Love You” başlangıçta İrlandalı yazar Cecelia Ahern'in yazdığı bir romandı. Ahern, aşk, kayıplar ve umutlar hakkındaki uluslararası bestseller olan kitabı yazdığında sadece 21 yaşındaydı. “Yaşımız, geldiğimiz yer ya da işimiz ne olursa olsun, hepimiz aşkı yaşarız. Birini sevdiğiniz zaman, onu kaybetmekten korkmanın ne demek olduğunu bilirsiniz,” diye anlatıyor Ahern. “Kitabın fikri bu histen ve ona eşlik eden tüm duygulardan doğdu. Bu, aşkın sonsuza dek süreceği gerçeği hakkında bir öykü. Umut dolu bir hikâye olması, her şeyi daha da iyileştiriyor.
Öykünün aşkın ölmeyen gücü hakkındaki umut dolu mesajı, kaderin cilvesi ile yakın zamanda sevdiklerinin kaybıyla sarsılan birkaç yapımcıyı canevinden vurdu.
Oscar sahibi yapımcı Wendy Finerman, kitabı yayımlanmadan önce okuma ayrıcalığını yaşadı ve cazibesinin farkına vardı. “Bence bu evrensel bir hikâyeydi çünkü sevdiğimiz birini kaybetmenin ve hayatlarımızda varlığını hissetmenin nasıl bir şey olabileceğini hepimiz hayal edebiliriz.”
Not: Seni Seviyorum'un başrollerinde Gina Gerson, Hilary Swank ve Lisa Kudrow oynuyorlar.
Finerman projeyi geliştirmeye başladığında, filmi yönetmesi ve Steven Rogers'ın başlangıç uyarlamasından hareketle senaryolaştırması için Richard LaGravense'e döndü. Finerman “Richard'ın büyüsü, sözcüklerinin çok güzel ve çok gerçek olması. Gerçek hayatta birbirimizle konuştuğumuz gibi konuşuyorlar yani ortak duygular uyandırıyorlar ve bu sayede karakterlerle aranızda gerçek bir bağ hissediyorsunuz,” diyor.
Projenin ilerlemesi sürecinde gerçek hayatın sanatı taklit etmesi, Finerman'in malzemeyle daha derin bir bağ kurmasını sağladı. “Hayattaki en iyi arkadaşım, bu süre içinde kocasını yitirdi,” diye anımsıyor. “Ne gariptir ki kocası da ölümünden sonra eşine verilmek üzere mektuplar yazmıştı, o nedenle hikâyeye daha da bağlandım.”
Richard LaGravenese'in “Not: Seni Seviyorum / P.S. I Love You”ya olan ilgisi de kişisel deneyimle renklenmişti. Yönetmen “Sevgili dostum Ted Demme'i kaybetmiştim ve Gerry karakteri, Teddy'ninkine çok benzer bir kişiliğe sahipti: eğlenmeyi seven ve coşkulu,” diye belirtiyor. Yapımcı Molly Smith, kitaba en büyük ablasının zamansız ölümünden bir hafta sonra rastladı. Gülerek ve ağlayarak bir gecede okudu. “Öykünün en cazip yönü, Holly'nin ağzından anlatılmasıydı; o yüzden her mektupta hissettiği her duyguyu siz de hissediyorsunuz. Bu yolculuğa onunla çıkıyorsunuz, bu da benim için oldukça tedavi edici oldu. Bayıldım,” diyor Smith.   
Malzemeyle arasında böylesine kişisel bir bağ hisseden Smith, kariyerinin başlangıcında birlikte çalıştığı, Alcon Entertainment'teki yapımcılar Andrew A. Kosove ve Broderick Johnson'ı aradı. “Onlara harika bir öykü olduğunu ve yüreğinizi ısıtacak, kalbinizi kıracak, eğlenceli, harika bir film olacağını bildiğimi söyledim. Benim için bir anda peri masalına dönüştü çünkü ilk söyledikleri `Tamam, ilk filminin yapımcılığını üstlenmeye hazır mısın?' oldu. Çok heyecan vericiydi; Andrew ve Broderick bu süreçte bana akıl hocalığı yaptıkları için kendimi çok şanslı hissediyorum.”  
Finerman, Kosove, Johnson ve Smith filmi ortaya çıkarmak için işbirliği yaptıklarında, LaGravenese'in, “Freedom Writers” filmi yüzünden “Not: Seni Seviyorum/P.S. I Love You”nun yönetmenliğini yapamaması olasılığıyla yüz yüze geldiler. Sonunda, onu beklemeye karar verildi; ana karakter Holly'yi kimin canlandıracağını belirleme vakti geldiğinde, bu kararın ne kadar isabetli olduğu ortaya çıktı.
“Freedom Writers”da Hilary Swank'I yönetmiş olan yönetmen, işbirliklerini tekrarlama fırsatını yakaladı. “Bu film için Hilary'yi istedim çünkü onu çok iyi tanımıştım ve harika bir ortaklık kurmuştuk. Yeteneği şüphe götürmez ama dünyanın da onu benim gördüğüm gibi görmesini istedim; tüm mizahı, sarsaklığı ve özellikle güzelliğiyle. Onun ölçeğinde bir aktrisle tekrar çalışma fırsatını bulduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum.”
Swank, LaGravenese'le tekrar bir araya gelme fırsatının, filmde yer alması için yeterli olduğunu söylüyor. “'Freedom Writers'da harika bir deneyim yaşamıştık. Richard en sevdiğim senaristlerden biri oldu hep. Yönetmen olarak da ona büyük saygım var. Onunla birlikte çalışmayı seviyorum, o yüzden ne isterse yaparım. Ama bu filme‚ evet' demek kolaydı çünkü öyküyü gerçekten çok sevdim.“
Hilary Swank'ın rol aldığı bir filmin yapımcılığını üstlenmek, Molly Smith için bir döngünün tamamlanması olmuştu; Swank Alcon Entertainment için iki film yaparken Smith prodüksiyon asistanıydı. “İlk filmimde Hilary'ye her gün kahve götürdüğümü söylemeyi seviyorum,” diye gülüyor Smith, “o nedenle yapımcılığını üstlendiğim ilk filmde Hilary Swank'ın rol alması benim için çok heyecan verici.”
Swank, yaşam ona beklenmedik bir el dağıtana kadar her şeye sahip görünen genç bir kadın olan ana karakter Holly Kennedy rolünde. “Holly genç yaşta aşkı bulmuş,” diye belirtiyor Swank. “Gerry onun her şeyi; ruh ikizi, en iyi dostu, sevgilisi, kocası. Onu kaybettiğinde, bir anda yapayalnız kalıyor ve bence hayatla tek başına nasıl baş edebileceğini bilmiyor. Ama kocası onun neyle karşılaşacağını bildiğinden, tekrar kendini bulması için mektuplar yazmış. Bu mektuplar sayesinde, bence Gerry ile bir bakıma yeni bir ilişki başlıyor. Ölmüş olmasına rağmen Holly için orada capcanlı olması çok ilginç. Hatta Holly Gerry'ye kızıyor da; örneğin dışarı çıkıp tekrar karaoke söylemesini istediğinde… Ama bu iniş çıkışlarıyla ve karakteri sona getiren duygularıyla eğlenceli bir yolculuk.”
Not: Seni Seviyorum'un başrolünde Hilary Swank var.
“Bence Gerry'nin mektuplarının amacı ilk karşılaştıklarında ilk karşılaştıklarında nasıl biri olduğunu Holly'ye hanımsatmak,” diyor Finerman. “Bence bu, ilişkilerde görülen yaygın bir şey. Başlangıçta eğlenceli ve hayat dolusunuzdur. Yeni aşık olmuşsunuzdur ve dünya harikadır. Ama ilişki sürdükçe, zaman zaman hayatın tekdüzeliği devreye girer. Gerry, Holly'nin geri dönüp bir zamanlar ne kadar hayat dolu olduğunu hatırlamasını sağlamak istiyor.”
Gerry rolündeki Gerard Butler, bu fikre katılıyor. “Günün sonunda, Gerry'nin tek istediği Holly'nin mutlu olmasıydı. Onu çok seviyordu. Kimse Holly'nin yüreğinde açılacak boşluğu Gerry kadar iyi bilemezdi o yüzden Gerry için en önemli şey, Holly'nin iyi olmasını sağlamaktı. Sadece idare etmek değil, kelimenin tam anlamıyla iyi olmak. Derinlerde Gerry'nin özü bu. Hayatı seviyor ve hayattaki güzellikleri görmenin yolunu biliyor. Eşine bırakacağı miras da bu. Bence pek çok bakımdan filmin konusu bu.”
Yapımcılar Gerry rolünde Butler'ın oynamasını bir kadro zaferi olarak değerlendiriyorlar. Aynı adı paylaşmalarının dışında, “başka kimse bu rolü oynayamazdı,” diyor LaGravenese.” Gerard'ın ruhu, mizah anlayışı, erkeksi ve maço olurken aynı anda çok yakın, sevgi dolu ve tatlı olması… Ona kendisiyle karakterin aynı kişi olduğunu söyledim.”
Butler senaryo, yönetmen ve rol arkadaşının karşı konulmaz bir kombinasyon oluşturduğunu söylüyor. “Bence harika bir senaryoydu ve bu rol hafif ama derin bir şeyler yapmam için bir fırsattı. Richard'la buluştum ve bir anda hayat, aşk, ruh, can hakkında konuşmaya başladık… Beş dakika sonra `Bu adam muhteşem' diye düşünüyordum ve her şey aldı yürüdü. Tabii ki Hilary ile de çalışmak istiyordum; senaryoyu da dikkate alınca, yapılacak en iyi şey bu gibi göründü. Bu filmi yapmak çok zevkliydi; Hilary ile birlikte çalışmanın ne kadar iyi bir şey olduğunu anlatmak için söylediğim hiçbir şey yetmez. O bulunmaz biri.”     
Swank da başrol arkadaşından aynı derecede övgüyle söz ediyor. “Gerry Butler o kadar harika biri ki; ne kadar eğlenceli biri olduğunu anlatacak kelime bulamıyorum. Altın gibi bir kalbi var. Her gün sete gelip her şeyin en iyi şekilde ilerlemesini sağlamaya çalışırdı. Birlikte ilk sahnemiz on iki sayfa diyalog içeriyordu ve öğrenmesi uzun sürdü. Ama içini dışını öğrenmek istediğiniz sahnelerden biriydi; böylece sahneyi bir ileri bir geri tenis maçına çevirebilirdiniz. Çok eğlenmiştik.”
LaGravenese filmin açılış sahnesinin, Holly ve Gerry arasındaki ilişkiyi bir anda kurmak için büyük önem taşıdığını söylüyor. “Holly ile Gerry'yi ilk gördüğümüzde, Holly'nin annesinin evindeki bir akşam yemeğinden dönüyorlar ve Gerry'nin söylediği bir şey yüzünden kavga ediyorlar. Eşlerin birbirleriyle çok rahat oldukları bir evlilikte tartışmaların engelli parkur gibi olduğunu göstermek istedim: Bir şeyle başlar ve bir başkasına, sonra bir başkasına dönüşür. Tartışma sürdükçe bıçak kemiğe dayanır. Gerçek bir aşk yaratmak istedim; patırtılı, tutku ve anlaşmazlık barındıran ama aynı zamanda aşinalık, hoşgörü, zevk ve sevgi dolu bir aşk.”     “Temelde bence bu sahne evlilikte sahip olabileceğiniz her şeyi özetliyor," diyor Butler gülümseyerek. "Kızgınlık ve sinir bozukluğu var. Komedi var. Aşinalık var. Ve bir de her şeyi kırıp geçen saf aşk var."
“İzleyicilerin bir anda evliliğin içine dalmaları, bu iki kişinin uzun süredir birlikte olduklarını anlamaları, birbirlerine duydukları derin aşkı görmeleri çok önemliydi," diyor Smith. “Bir kez bu deneyimi yaşadığınızda, Holly'nin Gerry'yi kaybettiğini öğrenirken onun adına yıkılıyorsunuz çünkü kocasının ona ne ifade ettiğini görmüş oluyorsunuz."
Finerman, “Bu gerçekten çok önemli çünkü filmin en başından itibaren, bu iki kişinin birbirlerini çok sevdiğine inanmamız gerekiyor. Aralarında gerçek bir kimya olmalı; Hilary ve Gerry birlikte elektrik yüklüler. Gerry hayat dolu ve biraz muzip, gözünde bir parıltı var. Hilary inanılmaz derecede yetenekli, güzel bir aktris. Gözleriyle düşündüğü ve hissettiği her şeyi yansıtabilen insanlardan biri, diye ekliyor.
Lisa Kudrow ve Hilary Swank.
Mektup Taşıyıcılar
Holly ve Gerry'nin evliliğine tanık olduktan dakikalar sonra, Gerry'nin cenazesini ve hayatının aşkını kaybeden Holly'nin bocalamasını görürüz. Haftalar sonra, Holly'nin 30. yaşgününde, arkadaşları ve ailesi, Gerry'nin ölümünden beri temizlenmediği belli evine gelirler. Holly onlarla ya da dünyayla yüzleşmeye hazır değildir; ta ki Gerry'den bir doğum günü pastası ve kaydedilmiş bir mesaj gelene kadar...
Finerman ilk kaydın ve devamında gelen mektupların Holly'ye yardım etme amacını taşımakla birlikte, hayatındaki diğer önemli insanları da içerdiğine dikkat çekiyor. "Holly'nin kocasını kaybettiğini biliyoruz ama Gerry'yi kaybeden başka insanlar da olduğunu unutmak kolay. Gerry'nin de dostu olan arkadaşları Holly için olduğu kadar kendileri için de üzgünler."
Aslında Gerry ilk direktiflerinde yalnızca Holly'ye değil en iyi arkadaşları Denise ve Sharon'a da dışarı çıkıp Holly'nin doğum gününü birlikte kutlamalarını söyler. "Denise ve Sharon hayatın iki yönünü simgeliyora benziyorlar," diyor Denise rolündeki Lisa Kudrow. “Sharon evli ve bir aile kurmuk üzere, Denise ise hâlâ bekâr. Doğru erkeği arıyor ama zaman kaybetmek istemediği için bir liste yapmış. Kesinlikle utangaç değil," diye gülüyor "ama en önemlisi, iyi bir dost."  
“Lisa Kudrow bir mücevher,” diyor Finerman. “İnanılmaz bir zamanlaması var ve böyle biriyle çalışmak bir lütuf çünkü bazı esprileri söyleyiş tarzı ve bakışları ancak bu kadar komik olabilirdi."
Sharon rolü için LaGravenese, ortak dostları Ted Demme aracılığıyla tanıştığı  yakın arkadaşı Gina Gershon'a yöneldi. "Role getireceklerinden dolayı ve grubun daha evcimen üyesi olmasına rağmen Sharon'ın bir keskinliğe sahip olmasını istediğim için başlangıçtan beri çok net olarak Gina'yı istiyordum."
“Sharon ekibin daha olgun, ayakları yere basan üyesi," diye onaylıyor Gershon, "buna rağmen dostlarıyla buluşup çılgınca eğlenmek konusunda en az Denise kadar yetenekli. Holly'nin neler geçirdiğini gören Sharon oldukça şefkatli ve korumacı. Ama zaman geçtikçe, Denise ve Sharon hayatlarına devam ediyorlar bu da ilerlemeye hazır olmayan Holly'nin bir bakıma yalnız kalmasına neden oluyor."   
Swank, “Bence Richard, kızların birlikte hareket etme şekillerini çok iyi yakaladı; konuşma şekilleri, bir bakışla ya da kimsenin anlamadığı bir şakayla anlaşmaları mesela... Çok iyi oluşturulmuş, derinliği olan karakterler ve Holly'nin onlarla ilişkisi çok belirgin. Çok güzeldi,” diye yorumluyor.
Holly'nin arkadaşı Sharon'ın eşi John, çiftlerde sık sık görüldüğü üzere Gerry'nin en iyi dostuydu. John'u canlandıran James Marsters, “John tuhaf bir konumda çünkü o da Gerry'yi seviyordu ve belki de biraz açıkta kaldığını hissediyor. John Gerry gibi bir dosta bir daha asla sahip olamayacağını, yetişkin olduğunuzda bir en iyi arkadaş daha bulamayacağınızı düşünüyor…” diyor.  
Benzer bir deneyim yaşayan LaGravenese, için, John'un hissettiklerini yansıtmak özellikle önemliydi. “Ölen bir adamın en iyi dostu, tarif etmesi kolay olmayan ve insanların genellikle görmezden geldikleri bir ilişkiyi kaybeder. Kelimelere dökmek zor ama bu, derinlerde hissettiğimiz bir şey. Bunun, erkekler arasındaki dostluğun bazı insanlara ne ifade ettiğini kelimelere dökmeyi denemek için iyi bir fırsat olduğunu düşündüm. James muhteşem bir oyuncu, bence hikâyenin bu yönünü ifade etmekte harika bir iş çıkardı.”
 Holly her bir mektubu yaşamaya başlarken, şüpheleri olan biri vardır: annesi Patricia. Patricia rolündeki Kathy Bates, “İçinde bir yerlerde, Patricia bu mektupların Holly için iyi olmadığından, onu Gerry'ye bağlı tutacağından ve üzüntüsünü atlatıp hayatına devam etmesine yardımcı olmayacağından korkuyor,” diye açıklıyor.
Molly Smith, “Bence Patricia ve Holly'nin tipik bir anne kız ilişkisi var ama kimi zaman normalden daha gergin bir ilişki bu. Patricia'nın kendi kocası tarafından terk edildiğini ve bunu asla atlatamadığını öğreniyorsunuz,” diye anlatıyor gözlemlerini
Bu nedenle, diye onaylıyor Bates, “Patricia'nın Gerry'yi sevdiğini düşünmüyorum. Patricia'nın Holly için büyük hayalleri vardı. Kendi sahip olamadığı yaşamı kızına yakıştırıyor. Ama bunun yerine Holly, Patricia'ya kendi kocasını anımsatan bir adamla Avrupa'dan dönüyor ve Patricia'nın beş para etmeyeceğini düşündüğü bir ilişkiye bağlanıyor. Gerry'nin Holly'nin yanından ayrılmayacağına güvenmemesi için Patricia'nın kendine göre nedenleri var, bu yüzden haklı çıktığında, her ne kadar Gerry'nin gitme nedenini bilememiş olsa da biraz `ben sana söylemiştim' tavrı takınıyor.”
“Bence Gerry kayınvalidesinin onayını asla alamadığını biliyordu; bu da hikâyenin bir başka harika katmanı,” diyor Smith. “Gittiğimde Holly'nin ailesine dönmek zorunda kalacağını biliyordu; bu yüzden annesiyle ilişkisini iyileştirmesine yardım etmesi gerekiyordu. Gerry'nin mektuplarının bencillikten ne kadar uzak olduğunu çünkü Holly'nin ne kadar yıkılmış olacağını bildiğini konuştuk hepimiz.”
LaGravenese Kathy Bates'le birlikte çalışmayı “Bir onur,” olarak nitelendiriyor. “O en sevdiğim oyunculardan biri; rolü kabul ettiğinde çok heyecanlandım. Aslında geri dönüp onunla Hilary'ye daha fazla sahne vermek için karakterine eklemeler yaptım; iki harika aktrisin birlikte çalışması gibi bir ayrıcalığa kaç kez sahip olabilirsiniz ki? Üstelik Hilary bana Kathy'nin, kendi annesine benzediğini söyledi; bu da bir başka artı.”
Bu duygu karşılıklıydı. “Richard'a tapıyorum,” diyor Bates. “Onunla tekrar tekrar çalışmak isterim. Çok güzel bir yazar ve oyuncuları harika yönetiyor. Karakterlerini bulmaları için oyunculara ilham vermeyi gerçekten bilen yönetmenlerle çalışmak giderek daha da zorlaşıyor ve Richard kesinlikle onlardan biri.”
İlk filmini çeken şarkıcı/şarkı yazarı Nellie McKay, Holly'nin uçuk kız kardeşi Ciara'yı canlandırıyor. “Nellie doğal bir afet,” diyor LaGravenese. “İnanılmaz derecede özgür bir ruh, muhteşem bir hayal gücüne, eşsiz bir sese ve stile sahip. Seçmelere geldiğinde, `Bu Ciara' dedim. Bu rolde başka kimseyi göremiyorum.“
Ciara'nın aklından geçeni -çoğunlukla uygunsuz zamanlarda- söyleme yeteneğiyle yarışacak kişi, Harry Connick Jr.'ın canlandırdığı Daniel. Patricia'nın barında yeni çalışmaya başlayan Daniel, Gerry'nin cenazesinde karşılaştığı Holly'ye anında kapılıyor. “Daniel ilginç biri çünkü çok spontan biri ve öngöremediğiniz şeyler söylüyor, insanlar alınırsa özür de dilemiyor,” diyor Connick. “Holly'nin yaslanacağı bir omuz haline geliyor çünkü arkadaşları arasında Gerry'yi tanımayan tek kişi o, böylece Gerry'nin adı geçtiğinde dikkatli davranmasına gerek yok. Holly bunu çok rahatlatıcı buluyor. Daniel fikrini söyleyecek kadar cesur bence bu, Holly'nin kaybıyla baş etmesine yardımcı oluyor.”
LaGravenese ekliyor: “Daniel dobra ve alışılmış sosyal ipuçlarına duyarsız biri, bu da onu çok komik yapıyor. Bence Harry karakterin bu yanını çok sevdi çünkü o, çarpık mizah anlayışıyla dünyanın en komik adamlarından biri, bu yüzden Daniel rolüne çok iyi oturdu. İşin komik yanı, film müzikle dolu ama Harry Connick Jr. şarkı söylemeyen tek kişi,” diye gülüyor.
Holly'nin yaşamına giren diğer erkek ise Gerry'nin mektuplarından biri onu Denise'i ve Sharon'I çiftin ilk tanıştıkları yer olan İrlanda'ya gönderdiklerinde tanıştığı yakışıklı bir İrlandalı olan William. William'ı canlandıran Jeffrey Dean Morgan'ı, LaGravenese'in dikkatine sunanlar, yönetmenin karısı ve ergenlik çağındaki kızı olmuştu. Yönetmen, “Eşim ve kızım `Grey's Anatomy'nin büyük hayranları; kadroyu belirleme sürecinin ortasındayken, eşim yanıma oturup dizinin üç bölümünü izlemem gerektiğini söyledi. Denny'yi oynayan Jeffrey Dean Morgan'ı her yerde duyuyordum. Harika olduğunu ve rol için mükemmel göründüğünü düşündüm, böylece onu William olarak seçtik.”
“Jeffrey bir yıldız,” diye değerlendiriyor Smith. “Adamın odayı aydınlatan, milyon dolarlık bir gülümsemesi var. Sadece İrlandalı aksanıyla konuşmayı öğrenmesi gerekti; bir diyalekt koçu tuttuk ve o da çok disiplinli çalıştı.”
“Diyalekti öğrenmek, en hafif tabirle bir mücadeleydi,” diyor Morgan, “ama iyi bir mücadeleydi. Senaryo, oyuncu kadrosu ve yönetmen kombinasyonuyla daha once yapmadığım bir şey yapma fırsatı, anlaşmayı imzalamam için yeterli oldu. İrlanda'da olmak ve bu rolü oynamak muhteşem vakit geçirmemi sağladı. Bence William, Holly'nin iyileşme sürecinin bir parçası. Karşılaştıklarında, ani bir çekim meydana geliyor, özel bir bağları olduğunu keşfetmeden once bile…”
William karakteri Cecelia Ahern'in romanında yok; bu, “Not: Seni Seviyorum/P.S. I Love You”yu kitaptan senaryoya taşırken LaGravenese'ın yaptığı birkaç değişiklikten biri. Bununla birlikte, yönetmen en önemli kişiden onay aldı, yazarın kendisinden. Ahern, “Senaryoyu okurken, gülüyor ve ağlıyordum; bence Richard kitabın ruhunu tamamen yakaladı. Belki gövdede biraz değişiklik var ama yüreği tamamen aynı.”
Zümrüt Ada ve Büyük Elma
Ahern'in romanını perdeye taşıyan yapımcılar, hikâyenin ana mekânını İrlanda'dan Manhattan'a taşıdılar ama kitaba ve yazarına saygı duruşunda bulunmak hâlâ önemliydi. “İrlanda'nın önemli bir rol oynamasını istedim,” diyor LaGravenese “o nedenle Gerry karakteri hâlâ İrlandalı. Bir de Holly ile ilk İrlanda'da karşılaştıkları hikâyesini yarattım.”
Gerry'nin isteği üzerine, Holly eşinin ailesini ziyaret etmek ve ilişkilerinin ilk adımlarını takip etmek için İrlanda'ya döner. Gerry, geçmişi ziyaret etmenin, Holly'ye yeni bir geleceği işaret etmenin en iyi yolu olduğunu bilmiştir. LaGravenese gülümseyerek, “bu bana, dünya üzerinde en sevdiğim yerlerden biri olan İrlanda'ya dönüp çekim yapmak için neden yarattı,” diyor. Swank, “Bence tanıştıkları yeri ve bu güzel taşrada ilişkilerinin nasıl başladığını, ne kadar genç ve umut dolu olduklarını görmek ve başlangıçta sahip oldukları uçarı ruhu anlamak çok önemli. Bence Gerry, orada bunu tekrar bulacağını umduğu için Holly'yi geri gönderdi,” diye yorumluyor.
Çekimler başladığında, kitabın muazzam bir popülariteye sahip olduğu ve yazarın  Başbakan Bertie Ahren'in kızı olduğu İrlanda'da yapım büyük ilgi gördü. Fotoğrafçılar ve meraklı gözlemciler tam güçle dışarı çıkarıldılar ama herkes Ahern'in setteki varlığını memnuniyetle karşıladı. Smith, “Biz İrlanda'dayken, bizimle epey zaman geçirdiği için çok mutlu olduk. Çok neşeli biri, karşılaşmak isteyebileceğiniz en büyüleyici, elegan ve tatlı kız,” diyor.  
Ekip, İrlanda'da geçirdiği iki haftanın büyük bölümünde, Dublin'in güneyindeki, “İrlanda'nın bahçesi” denilen Wicklow County bölgesinde çekim yaptı. Wicklow Ulusal Parkı, inşaata izin verilmeyen, korunan bir bölge; bu da inişli çıkışlı tepelerin oluşturduğu manzaranın bölünmemesini sağladı. Wicklow County'deki mekânlar Enniskerry adlı kasabada bulunan küçük bir çiftlik ve küçük Ballylocken Köyü var.
İrlanda'daki en önemli lokasyonlardan biri, geçmişe dönüş sahnelerinden birinde Gerry'nin Holly'ye serenat yaptığını gördüğümüz İrlanda pub'ı Whelan's. “Whelan's'daki sahne zevk ve acının bir karışımıydı,” diye gülüyor Gerard Butler. “Sıfırdan gitar çalmayı öğrenmek için üç hafta harcadım. Yani başlangıçta ne doğru düzgün tutabiliyor ne de tıngırdatabiliyordum, bir de doğru akorları bulmak vardı… Bir gece aynanın önünde gitar çalışırken ayakta uyuduğumu hatırlıyorum. Ve aniden 150 kişinin önünde, bunu her zaman yapıyormuşum gibi bir şarkı çalmam gerekiyordu. Ama sonunda her şey harika oldu.”
İleriye baktığımızda, Whelan aynı zamanda Holly ve arkadaşlarının William'la ilk karşılaştıkları ve bir zamanlar Gerry'nin Holly'ye şarkı söylediği sahnedeki gösterisini izledikleri mekân. LaGravenese, zamandaki değişimi sadece dekor ve kostüm unsurlarıyla değil, daha belirsiz yöntemlerle de yansıtmak için yaratıcı ekibiyle çalıştı. Prodüksiyon Tasarımcısı Shepherd Frankel “Geri dönüş sahnesi için mekânın daha sıcak bir his vermesini sağladık çünkü Holly ile Gerry arasındaki çok romantik bir andı. Ama Holly 10 yıl sonra geri döndüğünde, Gerry'siz daha soğuk görünmesi gerekiyordu. Richard, Görüntü Yönetmeni  Terry Stacey ve ben bu hissi tasarımla ve ışıklandırmayla nasıl verebileceğimizi konuştuk,” diye açıklıyor.  
Yapım ekibi İrlanda'dan çekimlerin çoğunun gerçek mekânlarda yapıldığı New York'a gitti, Williamsburg, Brooklyn'deki bir bar Patricia'nın barı haline geldi. Çekim yapılan bir başka mekânda, Brooklyn'de bir havaalanı yakınındaki Prospect Park'ta ağaçların üzerinden geçen uçaklar, Hilary Swank ve Kathy Bates arasındaki önemli bir sahnenin çekimlerinin sık sık kesilmesine neden oldu.
Yine de hava trafiğinin gürültüsü, Aşağı Manhattan'daki İrlanda Açlık Anıtı'nda çekim yapılırken karşılaşılana kıyasla küçük kalıyor. Anıt yoğun trafiğe sahip bir endüstri bölgesinin merkezinde ve inşaat çalışmalarının hiç eksik olmadığı Battery Park City'nin yanında. “Beton karıcılarımız, römorkorlerimiz, sis düdüklerimiz, uçaklarımız, helikopterlerimiz vardı… Her an paraşütçülerin inmesini bekliyordum!” diye şakalaşıyor LaGravenese. “Bir sure sonra, tek yapabildiğimiz gülmek olmuştu. Çok komikti.”
Ekip ayrıca Swank ve Harry Connick Jr. arasındaki önemli bir sahneyi ikonik Yankee Stadyumu'da çekme ayrıcalığını elde etmişti. Connick, “Muhteşemdi. Sırf Yankee Stadyumu'nda bulunmak bile harika olurdu ama oyuncu çıkışının üstünde Hilary ile bomboş stadium arkamızda, tüm ışıklar açık halde durmak… Hayatım boyunca saklayacağım bir hatıra,” diye anlatıyor.
Filmin Brooklyn'deki bir sette inşa edilen birkaç iç mekânından biri Holly ve Gerry'nin Doğu Yakası'nın aşağısındaki dairesiydi. Frankel, daireyi “neredeyse ilişkideki üçüncü karakter olacak şekilde” tasarladığını açıklıyor. “Onu yakından tanıyorlar; evin dekorasyonu karı kocanın kim olduğuna dair çok şey anlatıyor. Bu kadar küçük bir dairede her şeyi saklayacak kadar yer yok, o yüzden onlar için önemli ve özel olan her şey ortada. Örneğin Holly'nin ayakkabıları sürekli göz önünde.”
Benzer şekilde Swank'la birlikte ”Freedom Writers”da çalışmış olan kostüm tasarımcısı Cindy, oyuncuyu Holly'nin kişiliğini en iyi şekilde yansıtmak için yönetmen ve yıldızla birlikte çalıştı. LaGravenese, “Holly'de yaratıcı olan ama bu yaratıcılığı bir şekilde bastırılmış bir karakter yaratmak istedik. Bunu dışa vuracak bir yolu yoktu bunun nedeni belki de geleceğinin nereye doğru gideceğinden korkmasıydı.”
Yönetmen sözlerini, “Bu bir aşk öyküsü ama aynı zamanda kendini keşfetme yolculuğu. Bu dostluk, aile ve aşkın yaşam ve ölümün sınırlarını geçecek kadar güçlü olması hakkında bir öykü,” diye sonlandırıyor.
Prodüksiyon bilgileri Warner Bros. / Fida Film tarafından sağlanmış; editörlük işleminden sonra yayınlanmıştır. Teşekkür ederiz.

Aloha Sinema
Ana Sayfa  |  Bu Hafta Vizyonda  |  Gelecek Hafta  |  Gösterimdekiler  |  Pek Yakında  |  Fragmanlar  |  İzlenimlerin Derinliği
Box Office Listeleri  |  Türkiye Top 20  |  ABD Top 20  | İngiltere Top 20  | Almanya Top 20  | 2007 Top 60 Listesi  | 2008 Top 60 Listesi
Özel Dosyalar  |  Sinema Kitapları  |  Yönetmenlerimiz  |  Animasyon Filmleri  |  Haber Merkezi |  Film Şirketleri  |  Film Arşivi
İletişim - Bize Yazın  |   Editöre Mesaj
Bu sitenin dizayn ve içeriği Aloha tarafından gerçekleştirildi. Site Editörü: Ebru Altın, Tasarım: Selin Schwartz. Copyright © 2008
E-Mail Us