İhtiyarlara Yer Yok - No Country For Old Men
Afişi Büyütün
İzleyici Sayısı 78.005
Hasılat 687.395 YTL
İhtiyarlara Yer Yok - No Country For Old Men
Yönetmenler Ethan Coen, Joel Coen
Oyuncular Tommy Lee Jones, Javier Bardem, Josh Brolin, Woody Harrelson, Kelly Macdonald, Tess Harper, Garrett Dillahunt
Senaryo Joel Coen, Ethan Coen (Cormac McCarthy'nin kitabından)
Yapımcılar Ethan Coen, Joel Coen, Scott Rudin
Görüntü Yönetmeni Roger Deakins
Prodüksiyon Tasarımı Jess Gonchor
Kostüm Tasarımı Mary Zophres
Kurgu Roderick Jaynes
Özgün Müzik Carter Burwell
Yapımcı Stüdyolar Paramount Vantage, Miramax Films
Türkiye Dağıtımı UIP Filmcilik
Gösterim Tarihi 7 Mart 2008
Film Arşivi
İhtiyarlara Yer Yok - No Country For Old Men Yapım Bilgileri   Bu sayfayı Facebook'ta paylaşın
Javier Bardem, "İhtiyarlarda Yer Yok"taki soğukkanlı katil Chigurh rolündeki performansıyla En İyi Yardımcı Aktör dalında Oscar'ın sahibi oldu.
Ölümcül bir takibin boy hedefi haline gelen dürüst adamın 4 Oscar'lı öyküsü...
Çağdaş efsaneler yazarı ve edebiyat ustası Cormac McCarthy, “No Country For Old Men” adlı kitabını 2003 yılında yayımlayınca kadar hızla değişen Batı Amerika'yı işlediği olağanüstü öykülerle tanınıyordu. Daha önceki kitaplarıyla aynı çizgide çok katmanlı çağdaş öykülerinden birisi olan “No Country For Old Men” yayınlandığı anda büyük başarı kazandı.
McCarthy'nin soluk soluğa okunan heyecan ve gerilim yüklü kitabında, Teksas sınırında 2.4 milyon dolar nakit para bulunca acımasız ve ölümcül bir takibin hedefi haline gelen dürüst bir adamın öyküsü anlatılır. Bu kitap aynı zamanda eski zamanlardaki mistik öncülerin yaşadıklarına kıyasla artık çok daha şiddet yüklü ve kanunsuz bir yer haline gelen çağdaş Batı'daki iyi ve kötü kavramları üzerine kışkırtıcı bir meditasyon işlevi görür.
Anlatılan öykünün odak noktasında McCarthy'nin bugüne kadar yazdığı 10 romanında keşfe çıktığı ve birer McCarthy klasiği haline gelen en davetkar temalarından bir kısmı vardır: Batı tarzı yaşamın hızla yaklaşan sonu; paramparça olmuş bir dünyaya karşı mücadele veren onur ve adalet gibi kavramların son çırpınışları; insanoğlunun kötülüğe karşı vermeye çalıştığı mücadele; günümüzün kara mizahı ve şiddet dolu ortamı; şeytana uyma, baştan çıkma, hayatta kalma, gözden çıkartma, feda etme gibi kavramların karşılıklı etkileşimi… Bunların üstüne de bir tutam kalıcı sevgi ve karanlıkta bir umut ışığı karışımı…
McCarthy'nin yarattığı kompleks / karmaşık karakterler ve sembolik temalar, “No Country For Old Men”de öylesine geniş kapsamlıydı ki, kitap sayfalarının gücünü çarpıcı görüntülere ve ilginç diyaloglara dönüştürecek yönetmenin de en az McCarthy kadar zengin bir hayal gücüne sahip olması gerekiyordu. McCarthy'nin kaleme aldığı karakterlerin gizemli zekasını ve hümanizmini beyazperdeye aktarmak için Amerikan sinemasının iki gözde yönetmeni Joel ve Ethan Coen kardeşlerden daha iyisi hayal edilemezdi. Yönetmenliğe kara mizah klasiği “Blood Simple” ile başlayan, ardından “Raising Arizona”, “Miller's Crossing”, “Barton Fink”, Oscar ödüllü “Fargo”, “The Man Who Wasn't There” ve “O Brother Where Art Thou?” gibi en yaratıcı sinema ürünlerini hayata geçiren Joel ve Ethan Coen, “No Country For Old Men”de kendilerine özgü karmaşık, nüanslara dayalı, çok katmanlı ve kimi zaman mizah yüklü vizyonlarını McCarthy'nin vizyonuyla birleştirdiler. Sonuç ise inanılmaz ilginç ve aksiyon yüklü bir sinema örneği oldu.
Prodüksiyon Bilgileri
Coen kardeşlerin McCarthy'nin kitabının farkına varması, yapımcı Scott Rudin sayesinde gerçekleşti. “İlgimizi çekeceğini düşünerek kitabı bize getirmiş. İkimiz de kitabı çok sevdik. Kitaptan yola çıkarak bir şeyler yapabileceğimizi düşündük” diyor Ethan Coen…
“Aksiyon filmi yaptığımız takdirde kitaba daha yakın duracağımıza inandık. Bu bir takip öyküsüdür. Psikopat katil Chigurh'un Moss'u takip ettiği sırada şerif de takip halindedir. Amaca ulaşmak için çok fazla fiziksel aktivite vardır. Aksiyon filmi türü içerisinde ilginçtir ama bu tür filmlerin beklentilerini tersine çevirdiği için daha da ilginç olduğunu düşünüyorum” diye ekliyor Joel Coen…
Bu noktada Coen kardeşleri bekleyen zorlu görevler vardı. Bunların başında da kitapta anlatılan öyküyü,  zaman açısından kitaba kıyasla sıkışık bir sinemasal yapıya uyarlamak geliyordu. Kitabın odak noktasında ters giden bir uyuşturucu ticaretinden geriye kalan milyonlarca doları tesadüfen bulan Llewelyn Moss ile onun peşine düşen birbirinden farklı kişilikte iki adam vardı. Bunlardan birisi psikopat ruhlu katil Chigurh, diğeri ise kasabanın son derece iyi ahlaklı ve temiz yürekli şerifi Bell'di. Bu üç karakter arasındaki etkileşimin boyutlarının vurgulanması gerekiyordu. Sonuç ise, Coen kardeşleri yepyeni bir alana taşıyan bir film oldu.
Joel Coen filme esin kaynağı olan kitabı şu sözlerle tanımlıyor: “Kitabı tam olarak mizahi bir kitap olarak niteleyemesek de, önemli miktarda mizah unsuru vardır. Ancak kesinlikle kara mizahtır ve en belirleyici karakteristiğimiz bu oldu. Kitap aynı zamanda oldukça şiddet yüklü ve kanlıdır. Bu yüzden bugüne kadar yaptığımız belki de en şiddet yüklü film oldu. Bu açıdan kitabı yansıttığını söyleyebilirim. Umarım aslına uygun ve doğru şekilde yansıtmışızdır.”
McCarthy'nin belirgin şekilde Amerikan teması baz alınarak yazılan senaryonun yepyeni ve taze bakış açısı, hızlı temposu ve kara mizah tonları, filmin oyuncu kadrosunda günümüzün en iyi aktörlerinin yer alması sonucunu getirdi.
Şerif Bell rolünde kamera karşısına geçen Tommy Lee Jones, McCarthy'nin kitabını yayınlandıktan kısa süre sonra okumuş ve ilgisini çekmişti. Coen kardeşlerin bu kitabı sinemaya uyarlayacağını çok sonraları öğrendiğini söyleyen ünlü aktör, “Cormac McCarthy hiç tartışmasız Amerika'nın bugün sahip olduğu yazı stilistidir. Onun eserlerinin, film yapan insanlar için ilgi çekici soruları gündeme getirmesi kaçınılmazdır” diyor.
Deneyimli aktör Tommy Lee Jones, "İhtiyarlara Yer Yok"ta Şerif Bell rolünde oynuyor.
Diğer bir McCarthy hayranı olan Josh Brolin de kitabı senaryodan çok önce okumuştu. Ünlü aktörün kitapla ilgili yorumu şöyle: “Bu kitap uzun zamandır okuduğum en büyüleyici, en şiddet yüklü ve gündelik dili başarıyla kullanan kitaplardan birisidir. Çizgisel bir öyküsü olmadığı halde sadece yapılandırmasıyla bile inanılmaz muhteşemdir. Moss, Chigurh ve Bell'den oluşan üçlüyü çok sevdim. Bana sanki üç farklı görünüme bölünmüş tek bir insan gibi geldi.”
Josh Brolin'in senaryoyla ilgili yorumu ise şöyle: “Aynı zamanda doğru, yanlış, baştan çıkarma, şeytana uyma ve onur gibi insani prensipleri de konu alan coşku dolu ve ilkel bir yolculuk…”
Filmdeki trionun/üçlünün bir parçası Llewelyn Moss karakteridir. Brolin'in portresini çizdiği bu karakter, hayatını değiştirecek uyuşturucu parasına el koymaya karar verinceye kadar sıradan görünümlü eski bir askerdir. Ancak Brolin'e göre, Moss'un uyuşturucu parasına el koymasının temelinde para hırsından çok sevgi vardır. Brolin bunu şu sözlerle açıklıyor:
“Bence Moss'un yaptığı bu davranış, karısı Carla Jean ile olan ilişkisinden kaynaklanıyor. Karısına karşı inanılmaz bir sevgi beslemektedir. Ona daha iyi bir yaşam sağlayabilmek, onu mutlu etmek ister. Paraya el koyarken itici gücünün sevgi olduğunu düşünüyorum.”
Uyuşturucu dünyasının acımasız ruhunu temsil eden psikopat katil Chigurh rolünde İspanyol asıllı aktör Javier Bardem kamera karşısına geçti. Senaryoyu okuyuncaya kadar kitaptan haberi olmadığını kabul eden genç aktör, “Kitabı okuduğum anda büyüsüne kapıldım. Şiddet üzerine çok güçlü bir öykü olduğunu; şu anda günümüz dünyasında hakim olan geniş çaplı şiddet dalgasını nasıl kontrol edebileceğimizi konu aldığını düşünüyorum” diyor.
Moss'un genç karısı Carla Jean rolünde oynayan Kelly Macdonald ise, senaryoyu sadece insani drama boyutuyla değil mizahi boyutuyla da ele aldığını belirterek, “Karakterler adeta sayfalardan fışkırıyordu. Bana en cazip gelen yanı bu oldu” yorumunu yapıyor.
Takip: Oyuncu ve Karakterler
“No Country For Old Men”in odak noktasında karakterler yer alır. Bunlar hızla değişen Batı'da yaşayan erkek ve kadınlardır. Onların yaşadığı yer, uluslar arası uyuşturucu ticaretinin yeni dünyasının yol açtığı kanunsuzluk ortamıdır. Orada artık eski kurallar/yasalar uygulanamaz.
Böyle bir arka plan önünde Şerif Bell karakteri öykünün ana istikrar ve tutarlılık noktasını temsil eder. Mizah gücünden yoksun bir karakterdir. Oldukça soğukkanlı, kolay heyecana kapılmayan, kaya gibi sert ahlaki temelleri olan bir kişilik yapısına sahiptir. Uyuşturucu ticareti yüzünden çok sevdiği topraklara yeni suç ve şiddet dalgası gelmiş olması ona büyük azap vermektedir. Bu yeni gerçekler karşısında şaşkına dönen Şerif Bell, bir zamanlar var olan daha onurlu yöntemlere özlem duyan rahatsız ve kalbi kırık eski insan modelini temsil eder.
“Özellikle Şerif Bell karakterinin zaman içinde değişen şeylere bakış açısından yola çıkacak olursak, kitabın isminin `İhtiyarlara Yer Yok' olmasında şaşıracak bir şey göremiyorum” diyor Joel Coen…
Ethan Coen şunları ekliyor: “Kitabın konusunun 1980 yılında geçmesinin sebebinin kısmen bu olduğunu tahmin ediyorum. Kitabın konusu, ABD - Meksika sınırındaki uyuşturucu ticaretinin giderek daha vahşi ve acımasız hale geldiği bir yerde geçer. Bu da Şerif'in bakış açısını vermek için fırsat sağlar.”
Şerif Bell rolünde kimin oynayabileceğini düşünmeye başlayan Coen kardeşlerin aklına Tommy Lee Jones'un gelmesi fazla uzun sürmedi. Joel Coen bu tercihin sebebini şöyle açıklıyor:
“Böyle bir rolü taşıyabilecek aktör sayısı oldukça sınırlıdır. Şerif Bell karakteri bu filmin ruhudur. Aynı zamanda Teksas eyaletinin bu kesimini iyi tanıyan, o bölgeyi iyi anlayan bir aktöre ihtiyacımız vardı. İncelik gerektiren bir rol olduğu için üstesinden ancak büyük bir aktör gelebilirdi. Böyle aktörlerin listesi oldukça kısadır. Bu iki kriteri bir araya koyunca Tommy Lee Jones üzerinde anlaştık. Kendisi Teksas kökenli bir aktör olduğu için kişiliğinin özünde bu bölge vardı.”
Chigurh rolünde Javier Bardem'i izliyoruz.
İlk anda tereddüt etmesine rağmen bu rolün dayanılmaz cazibesi olduğunu kabul eden Tommy Lee Jones, “Bugüne kadar Teksaslı kanun adamlarını birkaç kez oynadığım için rolü kabul etmeden önce uzun uzun düşündüm. Acaba kendimi tekrarlamış olur muyum kaygısı vardı. Ancak Cormac McCarthy'nin yazdığı materyal üzerinde çalışmanın cazibesine kapılmamak elde değildi” diyor.
Ünlü aktör sözlerine şöyle devam ediyor: “Aslında Şerif Bell karakterinin bugüne dek oynadığım diğer kanun adamı karakterlerinden farklı olduğunu gördüm. Çevresindeki dünyayı sarmalayan absürd gerçeklikten duyduğu huzursuzluk; daha iyiyi yapmaya çalıştığı halde her şeyin kötüye gitmesini engelleyememesi gibi yönlerinden etkilendim. Suç dalgası formatında ortaya çıkan bu yeni canavar karşısında kendisini saf dışı olmuş bulur. Ancak hissettiği hayal kırıklığıyla birlikte tepki vermeyi öğrenmeye başlaması bile işe yaramayacaktır.”
Coen kardeşler, Vietnam gazisi Llewelyn Moss karakteri için oyuncu bulmaya çalışırken Şerif Bell karakterinden daha fazla zorlandılar. Moss'un özelliği, bir grup ölü adama ait olduğu belli olan büyük miktarda uyuşturucu parasına tesadüfen rastlayıncaya kadar yasaları asla ihlal etmemiş iyi kalpli bir Teksaslı olmasıydı.
Ethan Coen bu karakteri şu sözlerle tanımlıyor: “Moss olağanüstü koşullara yakalanmış sıradan bir insandır. Bir an boşta bulunarak istem dışı bir hareketle kendisine ait olmayan paraya el koymaya karar verir. Filmin sonraki bölümünde bu parayı harcarken sonuçlarını göz ardı etmeye çalışır. Bu nedenle Moss karakteri filmin aksiyon merkezidir.”
Joel Coen de şunları ekliyor: “Bu öyküde bir tane iyi adam, bir de kötü adam vardır. Moss ise iki arada bir derede kalmış adamdır. Ancak böylesine iki arada bir derede karakteri oynayacak aktörü bulmak umduğumuzdan çok daha zor oldu. Aslında Moss'u bulmanın kolay olacağını düşünmüştük. İlk etapta aklımızda iyi ve temiz bir çocuğa ihtiyacımız var düşüncesi yer alıyordu. Ancak böyle bir oyuncuyu Teksas bölgesinden bulmadığımız takdirde işimizin hiç de kolay olmadığı ortaya çıktı.”
Coen kardeşler aradıkları dinamik görünümü getirecek özellikleri Josh Brolin'de buldular. Bu tercihlerinde, Josh Brolin'in çocukluk yıllarının, Moss'un yaşadığı bölgelerdeki bir çiftlikte geçmiş olmasının önemli payı vardı. Benzer duyguları yaşadığı için Moss'un yaşadığı ortamı daha iyi hissedecekti. Nitekim öyle de oldu ve Josh Brolin son derece doğal bir oyun ortaya koydu.
Çocukluğu Teksas'ta, gençlik yılları Orta Kaliforniya'da geçen Josh Brolin, portresini çizdiği Moss karakterine olağanüstü yakınlık hissettiğini belirterek, “Moss aslında beraber büyüdüğüm birçok insanın karışımıdır. O insanların belirli prensipleri vardır ama Moss'un parayı alıp almamak konusunda yaptığı tercihle aynı koşullar altında kalmış olsaydılar sanırım aynı şeyi yaparlardı” diyor.
Filmin gergin ahlaki üçgeninin üçüncü parçasını, arkasında hiç şahit bırakmayan ürpertici ve acımasız katil Anton Chigurh oluşturur. Bu karanlık karakter için ekstrem noktalara çıkabilecek kapasitede bir aktör gerektiğini belirten Joel Coen, “Kitapta Chigurh karakteri mizah gücünden ve duygudan yoksun bir adam sözleriyle tanımlanır. Ancak bunun da ötesinde onun özgeçmişi oldukça yüzeyseldir. Merhametsiz ve acımasız bir karakterdir. Onda esrarengiz bir şeyler vardır. Nereden geldiğini bilemezsiniz” diyor.
Joel Coen sözlerine devamla bu rol için neden Javier Bardem'in tercih edildiğini şu sözlerle açıklıyor: “Chigurh karakterini sağlam ve güçlü temellerde ete-kemiğe büründürebilecek, ancak bunu yaparken fazla aşırıya kaçmayıp gizem boyutunu koruyabilecek bir aktöre ihtiyacımız vardı. Bu özelliklerin hepsi Javier Bardem'de fazlasıyla vardı.”
“Before Night Falls” adlı filmde oynadığı Kübalı şair Reinaldo Arenas rolündeki başarısıyla Oscar adaylığı aldıktan sonra uluslararası sinemanın en büyük yeteneklerinden birisi olarak hızla yıldızı parlayan Javier Bardem, “The Sea Inside”da portresini çizdiği yatağa düşmüş kahraman rolüyle Venedik Film Festivali'nde en iyi aktör ödülünün sahibi olmuştu.
“No Country For Old Men”de Chigurh rolünü üstlenen Javier Bardem, ruhunda en ufak bir ışık bile olmayan mistik katili oynarken kariyerinin en heyecan verici zorluğunu yaşadığını ifade ederek portresini çizdiği karakteri şu sözlerle tanımlıyor:
“Bu filmdeki temalardan birisi, dünyamızı ele geçiren dev şiddet dalgasıdır. Kökenlerinin olmamasıyla, ele aldığı her konuyu mutlaka bir kademe yükseltmesiyle ve durdurulamaz oluşuyla Chigurh karakteri bu şiddet dalgasını sembolize eder.”
Chigurh karakterini geliştirirken Coen kardeşlerle yakın işbirliği halinde çalışan aktör, “Joel ve Ethan ile konuşmak benim tüm perspektifimi değiştirdi. Onların düşünceleri sayesinde bu karakter daha ilginç, daha karmaşık ve aynı zamanda keyifli hale dönüştü” diyor.
Filmdeki erkek üçlüyle neredeyse eşit koşullarda ilginç bir kadın karakter daha vardır. Moss'un karısı Carla Jean rolünde, HBO yapımı “The Girl in the Cafe” adlı filmdeki güçlü performansıyla Emmy ödülü ve Altın Küre adaylığı kazanan İskoçyalı kadın oyuncu Kelly Macdonald oynadı.
Portresini çizdiği Carla Jean karakterinden fazlasıyla etkilendiğini belirten Kelly Macdonald'ın bu karakterle ilgili gözlemleri şöyle:
“Kitapta Carla Jean'ın kocasıyla eşit düzeyde, güçlü beyin yapısına sahip bir karakter olarak tanımlanmış olması beni etkiledi. İkisi arasında gerçekten çok tatlı bir ilişki var. Birbirleriyle çok uyumlu oldukları duygusuna kapılıyorsunuz. İkisi de bu ilişkiye en üst düzeyde katkıda bulunurlar. Kitabı okurken dikkatimi çeken en önemli özellik bu oldu. İkisi arasında hoş bir anlayış ve şakalaşma ortamı vardır. Ancak hepsinden önemlisi gerçek anlamda samimi bir sevgi söz konusudur.”
Carla Jean rolü için Kelly Macdonald'ın tercih edilmesinden memnun kaldığını ifade eden Tommy Lee Jones ise, rol arkadaşıyla ilgili olarak şu yorumu yapıyor:
“Kelly aslen İskoçyalı olduğu halde Batı Teksas aksanını kusursuz konuştu. Çekim aralarında İskoçyalı tatlı bir kızdı ama kameralar çalışmaya başladığı anda sert mizaçlı Batı Teksaslı kadın olup çıktı. Bu da beni fazlasıyla etkiledi.”
Öyküdeki diğer önemli ilişki, Şerif Bell ile karısı Loretta arasındaki ilişkidir. Bell'in karakter yapısını belirleyen çok önemli bir karakter olan Loretta rolünde, Oscar ve Altın Küre adaylığı almış Arkansas kökenli kadın oyuncu Tess Harper kamera karşısına geçti.
“Tender Mercies” adlı filmlerinden beri Coen kardeşlerin çalışmalarının hayranı olduğunu dile getiren Tess Harper, filmde portresini çizdiği Loretta karakterini şu sözlerle tanımlıyor: “Şerifin ihtiyaç duyduğu her anda sımsıkı sarılabileceği bir kaya gibidir. Şerifin yakalandığı fırtınalarda sığındığı limandır.”
Uçsuz Bucaksız Göklerin Altında: Ortamlar
“No Country For Old Men”in konusu, Amerika'nın en etkileyici ve en mitolojik doğal ortamlarından birisi olan Teksas - Meksika sınır boylarında geçer. Burası iki ülkenin sadece Rio Grande ırmağının yamaçlarıyla birbirinden ayrıldığı, genellikle çok çalışıp az kazanan insanların yaşadığı, seyrek nüfuslu geniş alanlardan oluşur.
İki ülke arasında uzanan yakıcı güneşle tahrip edilmiş, kanla yıkanmış bu bölgenin otantik şekilde yakalanabilmesi için prodüksiyon ekipleri, Batı Teksas'ın kupkuru düzlükleriyle New Mexico'nun çöllerinde yolculuğa çıktılar. Bu yolculuk sırasında Coen kardeşlere görüntü yönetmeni olarak beşinci kez birlikte çalıştıkları Oscar adayı görüntü yönetmeni Roger Deakins eşlik etti.
“Aslında bu filmi yapmak istememizin sebeplerinden birisi de ortamlardır. İlk filmimiz olan `Blood Simple'ı da Teksas'a bağlı Austin'de yapmıştık. O dönemde Batı Teksas boyunca yolculuklarımız olmuştu. Daha kitabı okumadan önce bile o bölgenin cazibesine kapılmıştık” diyor Ethan Coen…
Sonra da sözlerine şöyle devam ediyor: “Kitapta doğal çevrenin hayatı önemi vardır. Konunun bu bölgede geçmesi her şeyden önemlidir. Peyzaj açısından çok güzel bölgelerdir ama kitapta şiirsel olmaktan çok kasvetli bir anlatımla bahsedilir. Kolay yaşanabilir yerler değildir. Öyküde insanoğlunun sert ve zorlu çevresel koşullarla çatışması anlatıldığına göre konu açısından da önemlidir.”
Joel Coen'in bu konudaki yorumu şöyle: “Burası düşmanca davranışların ve şiddetin tarihini barındıran yerlerdir. Cormac McCarthy'nin tüm romanlarında mekan unsuru, öykünün kendisinden asla ayrılamayan başlı başına bir karakterdir.”
Seçilen mekanların en etkileyici şekilde hayata geçirilebilmesi için filme çarpıcı ama ağırbaşlı görsellerle katkı sağlayan Roger Deakins, projenin başında Coen kardeşlerle yaptığı ilk toplantılarda kararlaştırılan yaklaşımı şu sözlerle özetliyor:
“Özellikle gece sahnelerinde motel ve cadde görüntülerindeki renk karışımlarının, ışık, gölge ve ısı boyutunun nasıl olacağı konusunda uzun uzun konuştuk. Benim aklımda da bazı fikirler vardı. Bu filmin bir Sam Peckinpah filmi gibi olmasını istiyordum. Periyod/dönem filmi tadı olmalı, geçmişe ait özellikler çağdaş dünyaya da sızmalıydı. Özellikle de Peckinpah'ın ünlü filmi `Bring Me The Head of Alfredo Garcia'yı (Bana Alfredo Garcia'nın Kellesini Getirin) aklımda tutarak yola çıktım. Bildiğiniz gibi o filmdeki karakterler geçmişin kurallarına tabi olarak yaşarlar ve modern dünyanın dışında gibidirler.”
Gerilim düzeyini artırmayı hedefleyen Deakins, “No Country For Old Men”in akışı boyunca ışık unsuru bir öyküleme aracı gibi kullandığını belirterek bu yaklaşımı şu sözlerle açıklıyor:
“İç mekanların karanlığı ile dış mekanların parlaklığı arasındaki kontrastları çok severim. Karşımıza çıkan en büyük zorluklardan birisi, `uyuşturucu anlaşmasının' yapıldığı mekan ve ırmak sahnelerinde şafaktan gece yarısına kadar olan düz ve pürüzsüz geçişin sağlanması oldu. Bu zorluğun üstesinden şafak zamanı çekim yaparak gelmeye çalıştık. Ayrıca akşam günbatımı zamanında ışıklandırma donanımları kullanmak suretiyle `sahte şafak' yaratarak aşmaya gayret gösterdik.”
Film için seçilen manzaralar/peyzajlarda karakterlerin de mutlaka hesaba katılması gerektiğine inandığını belirten Roger Deakins, bu konudaki düşüncelerini şu sözlerle açıklıyor:
“Çalıştığım her filmde karakter boyutu daima öncelikli olmuştur. Bence mekanlar sadece arka plan oluşturur. Dolayısıyla her şeyden önce karakterleri fotoğraflamakta olduğumu hissederim. Herhangi bir çekim çok hoş ve güzel olabilir ama ortamı hissettirmiyorsa veya öykünün gelişimine yardımcı olmuyorsa anlamsız kalacaktır. İnsan yüzlerini fotoğraflamayı çok severim. Bu filmde günümüzün en iyi aktörleri oynadığı için fazlasıyla tatmin oldum.”
Görüntü Yönetmeni Roger Deakins'in geçtiğimiz yıllarda Coen kardeşlerle yaptığı filmler çok sayıda ödül almıştı. Bunlar arasında Oscar adayı olan “Fargo”, “Barton Fink” ve “The Man Who Wasn't There” başı çekiyordu. Coen kardeşlerle yaptığı başarılı işbirliğinin özünde sempatik kreatif ilişkinin yattığını vurgulayan Deakins, “Birbirimizi çok iyi tanıdığımız gibi görseller konusunda benzer yaklaşımlarımız var. Görüntülerin her şeyden önce öyküye hizmet etmesi ve kesintisiz olması gerektiği düşüncesini paylaşıyoruz” diyor.
Deakins'in sözünü ettiği öykülemedeki kesintisizlik boyutu kurgu odasının da öncelikli hedefi oldu. “No Country For Old Men”in kurgu editörlüğünü, Coen kardeşlerin ilk filmleri olan “Blood Simple”dan beri sürekli beraber çalıştığı ve İngiliz kurgu editörü Roderick Jaynes üstlendi.
“No Country For Old Men”in çekimleri, Teksas eyaletindeki El Paso kentinden yaklaşık 3 buçuk saat uzakta bulunan Marfa adlı kasaba ve çevresinde gerçekleştirildi. Sadece 2030 nüfuslu bu küçük kasaba, 1950'li yılların unutulmaz filmi “Giant - Devlerin Aşkı”nın çekimlerinin yapıldığı yer olarak tanınıyordu. Başrollerinde James Dean, Elizabeth Taylor, Rock Hudson ve Dennis Hopper'in oynadığı o filmin ana çekim mekanı Marfa kasabasındaki Hotel Paisano olmuştu.
“No Country For Old Men”in prodüksiyon tasarımlarını, yıldızı yeni parlayan genç prodüksiyon tasarımcısı Jess Gonchor hayata geçirdi. Daha önce “The Devil Wears Prada” adlı moda konulu komedinin ve “Capote” adlı periyod dramasının tasarımlarını yapan genç tasarımcı, Coen kardeşlerle yaptığı ilk işbirliğinde filmin en dramatik sahneleri için doğru mekanlar aramakla işe başladı.
Jess Gonchor'un karşısına çıkan en büyük zorluklardan birisi, Şerif Bell'in kendisi gibi eski bir şerif olan amcası Ellis'e gittiği ve içinde bulunduğu çaresizlik ile ilgili öğütler aldığı Ellis'in tahtadan yapılma kulübesiyle/kabiniyle ilgili sahneler oldu. “Ellis'in yaşadığı kulübeyi Santa Fe'de prefabrik olarak hazırladım. Böylece Joel ile Ethan süreci yakından izleme fırsatı buldular. Kulübeyi boyadık, eskittik, içini doldurduk, sonra da bir kamyona yükleyip Teksas'a götürdük” diyor Gonchor…
Mekanlar arasındaki uzak mesafelere, önceden kestirilemeyen hava koşullarına, çöldeki zehirli yaratıklara ve kavurucu sıcaklara rağmen otantik mekanlar çok önemliydi. Teksas'ın sınır bölgelerinin ürkütücü ve yapayalnızlık duygusu veren atmosferi, en etkileyici ve şiirsel şekilde ancak ve ancak çekimlerin otantik mekanlarda yapılmasıyla sağlanabilirdi.
Teksas'taki çalışmayı tamamlayan film ekipleri, daha sonra New Mexico eyaletine geçerek Santa Fe'den yaklaşık 70 kilometre uzaktaki tarihi Las Vegas kasabasında çekim yaptılar. Burası ünlü kumar kenti Las Vegas'la aynı ismi taşıyan ama hiçbir benzerliği olmayan küçük bir kasabaydı. Batı stilindeki caddeleriyle küçük Teksas kasabalarını temsil eden görüntüler sundu. Aynı zamanda da Gonchor'un prefabrik harikalarından bir başkasına ev sahipliği yaptı. Meksika'nın Teksas sınırındaki Eagle Pass adlı küçük Meksika kasabasıyla ilgili setler burada kuruldu.
“No Country For Old Men”in en dikkat çekici yanlarından birisi de, Javier Bardem'in portresini çizdiği soğukkanlı katil Chigurh karakterinin tuhaf çağrışımlar yapan saç stilidir. “Amadeus”taki çalışmasıyla Oscar ödülü kazanan Saç Stilisti Paul Leblanc, Chigurh karakterinin saç modelinde nasıl bir yaklaşım uyguladığını şu sözlerle açıklıyor:
“Javier Bardem'in oynadığı karakterin saç modelini tasarlarken kostüm tasarımcısı Mary Zophres ile yakın işbirliği halinde çalıştım. Chigurh karakterinin tuhaf ve ürkütücü görünmesini istedik. Saç stilini planlarken onun gerçek anlamda esrarengiz görünmesi için her şeyi yaptık. Chigurh'u gören herkesin, `Acaba bu adam nereden geldi?' diye endişeleneceği bir saç modeli olmalıydı. Ancak bunu yaparken onun bir katil olduğundan da fazla uzaklaşmamak gerekiyordu. Filmdeki saç modeli tarihin belli bir kesimini temsil eden bir model değildir. Sizin algılamanıza paralel olarak 17. yüzyıl da olabilir, 1970'li yıllar da olabilir.”
Geçtiğimiz yıllarda “O Brother Where Art Thou” ve “The Ladykillers”ta Coen kardeşlerle beraber çalışan Paul Leblanc, onlarla yeniden işbirliği yapmaktan duyduğu memnuniyeti şu sözlerle dile getiriyor:
“Coen kardeşler çalışmaktan keyif aldığım favori yönetmenlerimdir. Beraber iş yaptıkları herkesle elele vererek uyumlu bir çalışma sergilerler. Ayrıca filmlerinde saç unsuru üzerinde odaklandıklarına bakılırsa sanırım saçları seviyorlar. Hatta karakter yaratımında saçı kullandıklarını bile söyleyebilirim.”
Prodüksiyon bilgileri UIP Filmcilik tarafından sağlanmış; editörlük işleminden sonra yayınlanmıştır. Teşekkür ederiz.

Aloha Sinema
Ana Sayfa  |  Bu Hafta Vizyonda  |  Gelecek Hafta  |  Gösterimdekiler  |  Pek Yakında  |  Fragmanlar  |  İzlenimlerin Derinliği
Box Office Listeleri  |  Türkiye Top 20  |  ABD Top 20  | İngiltere Top 20  | Almanya Top 20  | 2007 Top 60 Listesi  | 2008 Top 60 Listesi
Özel Dosyalar  |  Sinema Kitapları  |  Yönetmenlerimiz  |  Animasyon Filmleri  |  Haber Merkezi |  Film Şirketleri  |  Film Arşivi
İletişim - Bize Yazın  |   Editöre Mesaj
Bu sitenin dizayn ve içeriği Aloha tarafından gerçekleştirildi. Site Editörü: Ebru Altın, Tasarım: Selin Schwartz. Copyright © 2008
E-Mail Us