Bakış Açısı - Vantage Point
Afişi Büyütün
İzleyici Sayısı 153.379
Hasılat 1.325.149 YTL
Bakış Açısı - Vantage Point
Yönetmen Pete Travis
Oyuncular Dennis Quaid, Matthew Fox, Ayelet Zurer, Forest Whitaker, Bruce McGill, Edgar Ramirez, Zoe Saldana
Senaryo Barry Levy
Yapımcı Neal H. Moritz
Görüntü Yönetmeni Amir M. Mokri
Prodüksiyon Tasarımı Brigitte Broch
Kostüm Tasarımı Luca Mosca
Kurgu Stuart Baird, Sigvaldi J.Karason, Valdis Oscarsdottir
Özgün Müzik Atli Orvarsson
Yapımcı Şirketler Original Film, Relativity Media
Türkiye Dağıtımı Warner Bros. Türkiye
Gösterim Tarihi 4 Nisan 2008
Film Arşivi
Bakış Açısı - Vantage Point Yapım Bilgileri   Bu sayfayı Facebook'ta paylaşın
Soldan sağa: Richard T. Jones (Gizli Servis Ajanı Holden) ile Dennis Quaid (Thomas Barnes) suikastın hemen sonrasında...
8 yabancı, 8 bakış açısı, 1 gerçek...
Columbia Pictures'ın aksiyon yüklü gerilimi “Vantage Point / Bakış Açısı”nda, her biri farklı bakış açılarına sahip sekiz yabancı ABD başkanına yapılan suikast girişiminin ardındaki gerçeği bulmaya çalışıyor.
Thomas Barnes (Dennis Quaid) ve Kent Taylor (Matthew Fox), küresel boyutta terörle savaşın dönüm noktasında Başkan Ashton'ı (William Hurt) korumakla görevli gizli ajanlardır. Başkan Ashton, İspanya'ya varışından birkaç dakika sonra vurulunca, kargaşa baş gösterir ve suikastçı avı sırasında apayrı yaşamlar kesişir.
Kalabalıkta bulunan Amerikalı turist Howard Lewis (Forest Whitaker), çocukları için başkanın gelişini kaydederken başkana ateş eden kişiyi görüntülediğine inanır. Kalabalığın içindeki bir diğer kişi, tarihi olayı tüm dünyada milyonlarca televizyon izleyicisine aktarmakta olan Amerikalı haber yapımcısı Rex Brooks'tur (Sigourney Weaver). Onlar ve diğerleri hikayelerini anlatırken, bulmacanın parçaları yerine oturmaya başlar ve anlaşılır ki yüzeyin hemen altında şok edici gerekçeler yatmaktadır.
Film Hakkında
ABD başkanı, terör üzerine çok önemli bir konuşma yapmak üzere İspanya'dadır. Kalabalık bir meydana kurulmuş olan kürsüye yaklaşırken, silah sesleri duyulur ve kıyamet kopar. Başkan yere düşer.
Columbia Pictures'ın yeni aksiyon-gerilimi “Vantage Point / Bakış Açısı” böyle başlıyor. Yönetmen Pete Travis'e göre film, “gerçeği” ve gerçeğin bakanın gözünde olduğu olgusunu irdelemek için bir fırsattı. “Vantage Point / Bakış Açısı” ilerleyen bölümlerde suikast girişiminin hemen öncesi ve sonrasını sekiz kilit insanın benzersiz bakış açısıyla ele alıyor. Bu kişiler arasında başkan, onu korumakla görevli gizli ajanlar ve tesadüfen meydanda olan bir turist de bulunuyor. “Tek bir hikaye işleyecek olsaydınız, gerçekten ne olduğuna dair doğruyu bulamazdınız” diyor Travis ve ekliyor: “Her bir hikayeyi gördüğünüzde, daha önce hiç bilmediğiniz bir şeyle karşılaşıyorsunuz. Sadece sona gelindiğinde aslen ne olduğunu çözüyorsunuz”.
Travis filmde beş ünlü Amerikan yıldızı ile dört saygın uluslararası sinema oyuncusunun yanında, bir yıldız daha olduğunun altını çiziyor: Hikayenin kendisi… Yönetmen, “Elinizde sekiz kişi, dünyaya sekiz ayrı bakış açısı, bulmacanın sekiz parçası var. Bu bir yönetmen için rüya gibi bir şey: Bu filmin bulmacasını farklı kişilerin bakış açısını görmeden çözemezsiniz. Bu sadece sinemayla anlatabileceğiniz bir hikaye. `Görme'nin yollarıyla ilgili bir film; ne müthiş bir şey!” diyor.
“Vantage Point / Bakış Açısı”nın oyuncularından Dennis Quaid için film bakış açısına dayanan bir performansı incelikle yansıtma fırsatı sunuyordu. “Bir kendimizi görme şeklimiz, bir de başkalarını görme şeklimiz vardır” diyen aktör, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Hikaye benim bakış açımdan anlatılırken kendi karakterimi farklı bir şekilde, başkasının bakış açısından anlatılırken o karakterin benim karakterimi gördüğü şekilde oynuyor, diğer her karakter için de aynısını yapıyorum. Bir insan başka herhangi iki insan tarafından aynı şekilde görülmez”.
Senarist Barry Levy bu çoklu bakış açısının kargaşaya neden olduğunu ve sadece karşılıklı anlayışla doğrunun açığa çıkacağını belirtiyor. Bu konuda, “Herkes sadece gözüyle gördüğünü, çıkardığı sonucu biliyor; bu durum da bizim olan bitenleri anlama yetimizi sınırlıyor. İzleyici ancak sekiz hikayeyi bir bütün olarak gördüğünde, bulmacanın sekiz parçasını da gördüğünde gerçekten ne olmuş olduğunu anlıyor. Sonuç olarak film bir kahramanın serüvenini anlatan tek bir hikaye ama sekiz farklı bakış açısından sunuluyor” diyor.
Dennis Quaid filmde Thomas Barnes) rolünde oynuyor.
Yapımcı Neal H. Moritz, Levy'nin düşüncesini hayata geçirmek için yönetmen olarak ilk filmi “Omagh”da Kuzey İrlanda'daki 1998 bombalama olayını işleyen Travis'le temasa geçti. Moritz bunun nedenini şöyle açıklıyor: “Pete'in gerçekliği, karakterleri, sesi yakalayış biçimi bütünüyle orijinaldi. Pete'in malzemeye taze soluklu yaklaşımı, beni “Vantage Point/Bakış Açısı”nın emin ellerde olacağına ikna etti”.
Travis ve Levy yaptıkları filmin doğası gereği aynı olayların farklı bakış açılarından tekrar tekrar çekilmesini gerektireceğinin çok iyi farkındaydılar. “Filmi canlı tutmalıydık” diyor Travis ve ekliyor: “Bir şeyi birden fazla kez gördüğünüzde, farklı bir şey yapıyor olmaya özen gösterdik. Örneğin meydanı ilk gördüğünüzde çok sayıda kameranın gördüğü gibi görüyorsunuz bazen uzaktan ve durağan bazen de bir haber programında olacağı gibi yakından ve el kamerası sarsıntılarıyla. Bir özel ajanın bakış açısından baktığınızda ise adeta bir amfi tiyatroya doğru ilerliyorsunuz ve daha önce duymadığınız bir gürültü duyuyorsunuz. Daha önce dostça görünen kalabalık, vurulduktan bir sene sonra göreve dönmüş bir gizli servis ajanının bakış açısından farklı görünüyor: Kalabalıktaki her yüz potansiyel bir suikastçı, sallanan her bayrak bir işaretleşme olabilir. Bu sahneyi onun nasıl hissettiğini gösterecek biçimde çekmeye çalıştım ki hikaye her seferinde farklı bir his uyandırsın”.
Moritz yapımcıların hikayeyi farklılaştırabilmek için her türlü imkanı kullandıklarını belirtiyor ve “Gerek farklı mercekler, farklı film şeridi, farklı ışıklar, gerek el kamerası, Steadicam ya da yürüyen kamera gibi farklı çekim teknikleri kullanarak, her bir hikayenin bireysel olmasını, izleyicinin dönüm noktalarına ilgi duyarak her karakterin hikayesinin içine girmesini sağlamaya çalıştık” diyor.
Travis çekimlerin ardından hikayeyi canlı tutmanın bir yolunu daha buldu. Bu konuda şunu söylüyor: “Sıra filmin kurgusuna geldiğinde, her hikayenin heyecanlı bir yerde bitmesine özen gösterdik. Ancak en sonda tüm hikayeler bir bütün oluyor ve gerçekte ne olmuş olduğunu anlayabiliyorsunuz”.
Quaid'e göre de sekiz hikayenin her biri gerekli: “Bu film bir bulmaca; bir parçayı bile çıkartırsanız, resmin tamamını göremezsiniz”.
Filmde, Dennis Quaid, Matthew Fox, Forest Whitaker, William Hurt ve Sigourney Weaver gibi ödüllü oyuncuların yanı sıra (“Vanilla Sky”ın orijinali “Abre los ojos”da rol almış olan) İspanyol Eduardo Noriega, İsrailli oyuncu Ayelet Zurer (“Munich”), Fransız Saïd Taghmaoui (“La Haine”) ve Venezüellalı aktör Edgar Ramirez (“The Bourne Ultimatum”) gibi uluslararası çapta yıldızı yükselen oyuncular da bulunuyor.
Quaid filme ilgi duyma nedenlerinden birinin filmin yönetmeniyle çalışma fırsatı olduğunu söylüyor: “Pete'in İrlanda'daki IRA bombalamasını konu alan bir önceki filmi “Omagh”yı izlemiştim. Gerçekçi sinemacılığı hoşuma gidiyor, filmde bol da aksiyon var. Pete'in filmleri insanı esir alıyor: Oyuncuların rol yaptığını biliyorsunuz ama bir belgesel çekiyor havasındalar”.
Fox da canlandırdığı karakterindeki sürpriz öğelerin kendisine çok cazip geldiğini şu sözlerle ifade ediyor: “Perspektif konsepti beni büyülüyor. Belli biri olduğunu düşünürken aslında bambaşka biri olduğu anlaşılan bir karakteri oynamak harika bir fırsattı”.
Henüz geçtiğimiz yıl “The Last King of Scotland”daki performansıyla En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar® kazanan Whitaker ise şunu ekliyor: “Pete'le tanıştığımda bana geçmişinden söz etti: Film yapmaya başlamadan önce sosyal görevliymiş! Oldukça farklı bir bakış açısı, değil mi! O ilk buluşmada, bu filmde yer almak istedim ve neyse ki öyle de oldu”.
Televizyon haber yapımcısı Rex Brooks rolünde Sigourney Weaver'ı izliyoruz.
Quaid de “Vantage Point/Bakış Açısı”nın aksiyon filmlerine dönüş yapması için vesile olduğunu belirtiyor ve “Senaryoyu okurken filmde ne kadar çok aksiyon içerdiğini fark etmedim oysa silahlı çatışmalar, patlayan bombalar, arabalı müthiş kovalamacalar yani her türlü heyecanlı ve eğlenceli şey var. Benim için tüm bu aksiyonu yapmak çocukluğuma dönmek gibiydi” diyor.
Travis aksiyonun filmdeki düşünceleri pekiştirdiğinin altını çizerken şunları söylüyor: “Aksiyonun heyecan verici yanı size bir şeyi daha önce görmediğiniz şekilde göstermesi. Böylece o da bakış açısının bir parçası oluyor. Kameranın organik, elle tutulur bir kinetik enerjisi var; buradaki fikir onu aksiyonun bir katılımcısı yapmak. İnsanlar koştuğunda, kamera da onlarla birlikte koşuyor; insanlar odaya girdiğinde, kamera da arkalarından giriyor. Araba kovalamacası sırasında, arabaya çarpıldığında, kamera da arabanın içinde takla atıyor. Bunu arabaya çarpıldığı sırada içinde olup kamerayı tutan muhteşem dublör koordinatörümüz Spiro Razatos'a borçluyuz”.
Travis ve Razatos araba kovalamacasını hayata geçirmek için ilham almak amacıyla en beğendikleri kovalamacaları gözden geçirdiler ve kendi kurgularını en ince ayrıntısına kadar planladılar. “Bir sürü oyuncağı önümüze aldık ve her bir sahneyi planlayıp hikaye tahtasına çizdik ki gerçek bir araba kovalamacasının içinde olmanın nasıl bir şey olduğunu hissedebilesiniz” diyen yönetmen sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bir bakıma bu da bakış açısı. Dennis Quaid'i araba kullanırken gördüğünüzde, kamera hemen omzunun üzerinde. Böylece takip ettiği şeyi görüyor hatta görmenin ötesinde onunla birlikte öndeki arabayı kovalıyorsunuz ki bu daha gerçek ve daha heyecanlı”.
Moritz bu film aracılığıyla en sevdiği filmlerden birine saygısını göstermek konusunda heyecanlıydı. Bu konuda, “`Rashomon' dört yıldızlı bir klasik. Gerçi o film tamamen kendine özgü ama aynı bazı temaları işlemek heyecan ve mutluluk vericiydi. Çok iyi niyetli de olsa, hepimiz olayları farklı şekilde yorumlarız. Bir film hem bir fikir konusunda sizi heyecanlandırıyor hem de müthiş bir araba kovalamacası içeriyorsa, bu her iki dünyanın en iyilerinin bir araya gelmesidir” diyor.
Film İçin Oyuncu Seçimi
“Vantage Point / Bakış Açısı”nın zengin kadrosundaki her oyuncu kendi bölümünde filmin yıldızı oluyor.
Dennis Quaid kendi karakterinin yaşadığı zorluklar ve sorunların filmin merkezi geriliminin vurgulanmasına yardımcı olduğunu yani olayların kişinin bakış açısına göre belirlendiğini söylüyor ve bunu şöyle açıklıyor: “Barnes başkanı için kurşun yemiş biri ve bu onun işe geri dönüş günü. Bu yüzden çok endişeli, diken üstünde ve tepkilerinde çok hızlı hatta fazlaca hızlı çünkü anlaşılıyor ki bazen içgüdüleri onu yanıltıyor. Ama sonuç itibariyle eğer haklı olduğunuz ortaya çıkarsa paranoyak değilsiniz demektir”.
“Dennis Quaid `The Right Stuff' ve `The Big Easy'den beri hep tam bir Amerikan kahramanı olageldi” diyen Travis, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bu yönünü hep sevmişimdir; o tam bir Amerikalı, eski ekol film yıldızı, her yönüyle erkek. Sert ama zayıf bir yanı da var. Bu rol için içten içe kendini yiyip bitiren, böyle tarzı olan biri gerekliydi. Herkes ona bir kahraman gibi davranıyor ama onun son istediği şey kahraman olmak; o sadece işini yapıyor. Dennis role büyük hassasiyet kattı. Ayrıca çok sıkı bir araba kovalamaca sahnesinde de yer alıyor”.
Matthew Fox, Quaid'in canlandırdığı Ajan Barnes'ın ortağı, Gizli Servis ajanı Kent Taylor'ı oynuyor. Barnes'ın uzun süredir sırdaşı olan Taylor'ın benzersiz bir konumu var. Travis bu konuda, “Dennis ve Matthew bir bakıma kardeş gibiler. Bu iki adam birbirlerini kolluyorlar. Taylor, vurulduktan sonra işe dönmekte zorlanan akıl hocasına destek oluyor. Başkan vurulduğunda ise her şey değişiyor ve ilişkileri mercek altına yatıyor” diyor.
Ayelet Zurer ile Eduardo Noriega filmin bir sahnesinde...
Bunun doğrultusunda, Travis, Quaid'e denk bir oyuncu aradı. “Dennis gibi Matthew da tam bir Amerikan kahramanı” diyor Travis ve ekliyor: “Matthew'nun çok hoşuma giden, kendine has bir özelliği var; muhteşem bir enerjiye ve sizi şaşırtma becerisine sahip”.
Fox projenin yapısının kendisini heyecanlandırdığını şu sözlerle ifade ediyor: “Film geri sarıldığında, benim karakterimin ne yaptığını görünce, tüm bakış açınız değişiyor: `Aman Tanrım! Aslında bambaşka bir şey yapıyormuş!' diyorsunuz”.
Aktör sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bir oyuncu için heyecan verici bir şey bu. Performansınızı farklı yönleriyle oynayabilme, sahneye farklı anlamlar vermek için duyguları ya da tavırları ortaya koyabilme olanağına sahip olmak inanılmaz ödüllendirici bir şey. Bu filmde işte bunu yapabiliyorsunuz çünkü zaten hikaye bunu gerektiriyor”.
Fox özellikle Dennis Quaid'le yakın bir şekilde oynayabileceği için de çok memnun olduğunu ifade ediyor: “Dennis'in karakteri benim için sadece akıl hocası olmaktan öte, bir kardeş gibi” diyor Fox ve ekliyor: “Aralarında çok güçlü bir bağ var. Dennis harika bir oyuncu dolayısıyla, onunla birlikte bu iki adam arasındaki ilişkiyi irdeleyebilmek gerçek bir mutluluk ve heyecan kaynağıydı”.
Howard Lewis adında sıradan bir adamı oynayan Forest Whitaker, Travis'le görüştükten sonra, ekibe ilk katılan isimlerden biri oldu. Aktör bunun nedenini şöyle açıklıyor: “`Omagh' öylesine güçlü, sağlam ve dürüst bir filmdi ki Pete'le çalışacak olmak bu filme katılmamdaki temel nedenlerden biriydi. Gerçekten iyi bir ruhu var”.
“Diğer karakterlerin aksine Howard Lewis sıradan bir adam” diyen Travis, şöyle devam ediyor: “Çoğumuz asla başkan, gizli servis ajanı ya da haber yapımcısı olamayacağız. Howard da herkes gibi biri daha önce İspanya'ya hiç gitmemiş; başkana hiç o kadar yakın olmamış; olayı görüntüleyip çocuklarına götürecek olmaktan memnun. Ama birden bire kendini bu koca hikayenin ortasındaki küçük adam olmuş buluyor. Howard, bir kahraman olmak istemesine rağmen okulun futbol takımına bile hiç seçilmemiş biri ve şimdi eline kahraman olma fırsatı geçiyor”.
Whitaker bir aksiyon filminde oynama fırsatının tadını çıkardığını söylüyor. “Howard bol bol koşuyor” diyor aktör gülerek ve ekliyor: “Çekimler sırasında, az koşmadım, sokaklar boyunca koştum, koştum, koştum. Sürekli olarak koşup durdum. Sanki iki ay boyunca koşmaktan başka şey yapmamışım gibi geliyor. Herkes bu konuda bir sürü espri yaptı”.
William Hurt, ABD Başkanı'nı oynama fırsatı sunduğu için rolü kabul etti. Oscar ödüllü aktör role hazırlanırken bu görevle ilgili bir şeyler bilen birisiyle görüşme imkanı buldu: Başkan Clinton'la. “Zamanının değerli olduğunu bildiğim için lafı uzatmadan doğrudan konuya girdim” diyen Hurt, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Başkan Clinton çok bilgilendirici ve dürüsttü. Kendisine birçok insanın ölmesini istediği bir şeyi temsil ettiğinizi bilmenin nasıl bir duygu olduğunu sordum. Görevi üstlenmeye çalışmadan önce ona hazır olmadığınız takdirde, bir sonraki adımı hiç atmamanız gerektiğini söyledi”.
Hurt şunu da ekliyor: “Ona göreviyle gelen sorumluluk yükünü de sordum. Bana, `Doğrusu, dükkanın üst katında yaşıyorsanız daha kolay' dedi. Zaten durum da buydu; çalışacağı zaman başkanın alt kata inmesi gerekiyor”.
Başkanın tavsiyesini aklında tutan Hurt, başkalarının onu gördüğü zamanki performansı ile olayları başkanın bakış açısından gördüğü zamanki farkı yansıtma fırsatının keyfine vardığını dile getiriyor: “Kimi onu seven kimi ondan hoşlanmayan insanların iç içe geçtiği kalabalık bir insan grubu arasında yürürken onu görmek ilginç. İki deneyimi aynı anda yaşıyorsunuz ve her ikisi de doğru. Gerçekliğin ikiliğini irdeleyen bu filmde, kalabalığın gördüğü her iki rolü de oynamak önemliydi”.
Travis, Hurt'ın karakterini ve rolü hayata geçirmek için ortaya koyduğu çabaya hayranlık duyduğunu şu sözlerle ifade ediyor: “`Vantage Point / Bakış Açısı'nın yapısı gereği, her oyuncu on beş dakika boyunca filmin yıldızı. William Hurt Meksika'ya geldi, ve ilk altı hafta boyunca bir meydana yürüdü, kollarını kaldırdı, vuruldu ve yere devrildi. Altı hafta boyunca bundan başka bir şey yapmadı. Ona rağmen, bir kez olsun şikayet etmedi çünkü sıra onun hikayesine geldiğinde yıldız olacağını biliyordu”.
Travis ayrıca Hurt'ın dünya liderini oynama biçiminden de etkilendiğini belirtiyor: “Ben Amerikalı değilim ama o benim oy vermek isteyeceğim türde bir başkan. Politikaları yüzünden değil; onların neler olduğunu bilmiyorum ve pek de umurumda değil; ama o düzgün bir adam, zeki ve ahlaklı bir adam ve yapmak istediği şeyler haklı sebeplere dayanıyor. Onun sevdiğim yanı bu hikayemiz bu adamı devasa bir ahlak ikileminin içine sokuyor. Bu onun başkanlığında ve kariyerinde belirleyici bir an ve geleceği tamamen tek bir karara bağlı. William bunu çok güzel bir şekilde oynadı”.
Travis bu görüşlerinde yalnız değildi. “Yapımın sonlarına doğru onun olduğu bir sahne çekiyorduk. Hepsi Meksikalı olan çekim ekibi sahnenin duygusuna o kadar kapıldı ki bir tanesi bana gelip, `Amerikan başkanına bu kadar değer vereceğimi asla düşünmezdim' dedi. William Hurt ona değer vermenizi sağlıyor. Bunun politikayla ilgisi yok; sadece ona değer veriyorsunuz”.
Sigourney Weaver için, TV haber yapımcısı Rex Brooks gibi birinci ilgi alanı yaşanan anı ve olabildiğince çok gerçeği yakalamak olan bir karakteri canlandırmak güzel bir fırsattı. “Rex kesinlikle bir haber bağımlısı” diyen Oscar® adayı aktris, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Rex işine bağlı ve hevesli bir haber yapımcısı. Kendisini bu saldırının merkezinde bulduğunda, oyuncakçı dükkanındaki çocuk gibi oluyor. Çekimleri yapıyor ve çerçeveyi çiziyor; hava dalgalarıyla ulaştırdığı şeyler konusunda oldukça kontrolcü”.
Weaver, rolüne hazırlanmak için büyük bir televizyon kanalının haber odasında zaman geçirdi. Oradayken uçakları sıvı bombayla düşürme planları yapmakla suçlanan İngiliz terör zanlılarının tutuklanma haberine denk geldi. “Büyük bir `flaş haber' günüydü. İnsanları iş üzerindeyken görme imkanı buldum” diyor Weaver ve ekliyor: “Öylesine konsantre olmuşlardı ki en ufak ayrıntıyı gözden kaçırmıyor, yayınladıkları şeyin uygun ve doğru olduğundan emin olmak için çabalıyorlardı. Örneğin bombanın yapımında kullanılan elementlerden bahsetmemek konusunda çok dikkatliydiler”.
Weaver ayrıca “heyecan verici ve merak uyandırıcı olmakla kalmayıp, insanları tanıma ve tüm farklı taraflara önem verdiğinizi hissetme fırsatı” sunduğu için de hikayeye ilgi duyduğunu belirtiyor ve “Bu karmaşık bir şeydi ve benim hoşuma gitti” diyor.
“Vantage Point/Bakış Açısı” birçok uluslararası yıldızın performanslarıyla da renklendi. Pete Travis bu oyunculardan her birinin rollerine benzersiz bir şey kattığını anlatıyor: “Eduardo Noriega, İspanya'da çok büyük bir yıldız ve Amerika'da da öyle olacağına eminim çünkü çok karizmatik. Filmin başında tutkularıyla ve kıskançlığıyla hareket eden bir insan; kız arkadaşının onu aldattığına inanıyor ama hayatın bundan bile kötü olabileceğini keşfediyor. Ayelet Zurer'i `Munich'te izlediğimde, onu müthiş karizmatik buldum. Onun gibi biraz her şey olabilen birini istedim. Hem kötü hem de kırılgan olabilmeliydi. Saïd Taghmaoui, Fransa'da çok büyük bir yıldız. Onu çıkış filmi `La Haine'de izlediğimde muazzam bir yoğunluğu olduğunu gördüm. Edgar Ramirez'e de silah çok yakışıyor; işini bırakmak isteyen ama şartlar gereği bir iş daha yapmak zorunda olan eğitimli bir katili oynuyor. Edgar'ın iyi mi kötü mü olduğunu asla bilemiyorsunuz ki bir oyuncu için bu gerçekten heyecan verici bir özellik”.
Yapım Hakkında
Yapımcılar için filmin yabancı bir mekanda geçmesi şarttı. Bu durum hikaye için gerekli karışıklığa katkıda bulunacaktı. Olası yerleri araştırırken, özellikle bir yere aşık oldular: İspanya'daki Salamanca'ya ve merkezindeki meydanı Plaza Mayor'a. “Filmin Salamanca'da geçmesi çok önemliydi” diyor Travis ve ekliyor: “Bu filmde tek bir dünya görüşü yok. Sadece Amerikan kahramanlarını takip ederek başkanı kimin vurduğunu bulamazsınız; tüm hikayeleri izlemelisiniz. Film de hepimizi konu aldığı için yabancı bir mekanda geçmesi zorunluydu. Ayrıca bu filmde hararet, cinsel yoğunluk ve egzotik bir hava olsun istedim. Bu sadece İspanya'da olabilirdi”.
Yapımcılar Madrid'in biraz dışında bir kasaba olan Salamanca'nın mükemmel olduğunu düşündüler. Travis'e göre yapımcılar çok geçmeden kasabanın büyük meydanı Plaza Mayor'a de aşık oldular. Yönetmen bu konuda şunları söylüyor: “Amfi tiyatro hissi veren, kapalı, hayat ve kültür dolu çok görkemli bir meydan; ama aynı zamanda 30.000 kişinin hayatlarını kurtarmak için kaçıştıkları sırada cehennem gibi olabilecek de bir yer. Büyük ve dünya zirvesi için ideal bir mekan oluşturabilecek görüntüde üstelik daha önce hiçbir büyük filmde kullanılmamış. Mükemmel”.
Ne var ki ön yapım süreci başladığında, patlamalar, silahlı çatışmalar ve araba kovalamacaları olan, aksiyon yüklü bir senaryo için Salamanca'da çekim yapmanın mümkün olmayacağı anlaşıldı. Salamanca bu çapta bir yapımı hayata geçirecek esnekliği sunan bir mekan değildi. Plaza Mayor'un listeden çıkartılmasının ardından, yapımcılar Salamanca'nın dublörü olabilecek bir yer aramaya başladılar ve aradıklarını Mexico City'de buldular. “Başka bir yer bulmamız gerektiğinde, İspanya'da yaşadığınız tezatlara ve yoğunluğa sahip bir ülke aradık. Meksika bize aradığımızı verdi” diyor Travis.
Moulin Rouge”daki set dekorasyonuyla Oscar kazanan yapım tasarımcısı Brigitte Broch'un karşısındaki en büyük zorluk, Plaza Mayor'un tıpatıp aynısını, yapımcıların patlatmasına uygun bir şekilde Mexico City'de tekrar kurmaktı.
Tasarımcı, Mexico City'nin güneyinde meydanı inşa etmek için ideal bir yer buldu. Yönetici yapımcı Callum Greene bu konuda şunları söylüyor: “Dört katlı, terk edilmiş bir alışveriş merkezi bulduk. Burası bizim için mükemmel bir çalışma alanı oluşturdu. İnşaat, marangozluk, metal ve plastik atölyelerini alışveriş merkezinin içine kurduk. Hemen yanında Plaza Mayor'u inşa ettiğimiz korunaklı boş alan bulunuyordu”.
Moritz ise şunu söylüyor: “25 milyon insanın yaşadığı bir şehirde boş alan bulmak zor. Dolayısıyla orayı bulmamızı kadere yoruyorum. Güvenliğin mahremiyetin tam olduğu hatta hava şartlarından bile korunma sağlayan bir yerdi çünkü kovuğu andıran bir yapısı vardı. Sonra Salamanca'ya dönüp bazı sahneleri de orada çektik. Ama gerçekten de hangi sahnelerin İspanya, hangilerinin setimizde çekildiğini ayırt edemezsiniz”.
Seti inşa etmek için üç yüzden fazla işçi on hafta boyunca her gün çalıştı. “Bir film setinde, her şeyin başarabileceğinizi düşündüğünüzden daha hızlı yapılması şarttır” diyor Broch ve ekliyor: “Harika bir ekibiniz olduğunda, her şey bir şekilde oluveriyor ve ortaya muhteşem bir sonuç çıkıyor”.
Sonunda “Plaza Mayor'umuz bir şaheser oldu. Brigitte ve ekibinin bu filmde ortaya koydukları iş ancak bu kadar güzel olabilirdi” diyor Moritz,
Travis ise şunu ekliyor: “Salamanca'dan insanlar getirseniz, İspanya'da olduklarını sanırlardı”.
Whitaker'ın bu konudaki yorumu ise şöyle: “Meydan seti gerçekten aklımı başımdan aldı! Oraya ilk yürüdüğümde, elimdeki küçük kamerayla oynuyordum ve bir anda `Vay canına, inanılmaz bir şey bu!' dedim. Özellikle içinde insanlar olduğunda çok zengin ve dolu görünüyor”.
Broch da, “İnsanların `Filmin sette çekildiğini bilmiyordum' demesi en büyük iltifattır'. Bundan başka bir şey istemezsiniz” diyor.
Kendi setinizi inşa etmenizin en büyük avantajı, patlatma saati geldiğinde herkesin büyük heyecan duymasıdır. O an geldiğinde herkes tüm emeğini ortaya koyar. Neal Moritz o anı şöyle aktarıyor: “Patlamayı kaydeden on beş kameramız vardı; bunlardan üç tanesi operatörsüz yakın çekim kamerasıydı. Patlamayla birlikte fırlayacak dublörlerimiz ve koşmaya hazır figüranlarımız yerlerini almışlardı. Filmin bu anında çok organik bir duygu yaşatmak istedik”.
Prodüksiyon bilgileri Warner Bros. Türkiye tarafından sağlanmış; editörlük işleminden sonra yayınlanmıştır. Teşekkür ederiz.

Aloha Sinema
Ana Sayfa  |  Bu Hafta Vizyonda  |  Gelecek Hafta  |  Gösterimdekiler  |  Pek Yakında  |  Fragmanlar  |  İzlenimlerin Derinliği
Box Office Listeleri  |  Türkiye Top 20  |  ABD Top 20  | İngiltere Top 20  | Almanya Top 20  | 2007 Top 60 Listesi  | 2008 Top 60 Listesi
Özel Dosyalar  |  Sinema Kitapları  |  Yönetmenlerimiz  |  Animasyon Filmleri  |  Haber Merkezi |  Film Şirketleri  |  Film Arşivi
İletişim - Bize Yazın  |   Editöre Mesaj
Bu sitenin dizayn ve içeriği Aloha tarafından gerçekleştirildi. Site Editörü: Ebru Altın, Tasarım: Selin Schwartz. Copyright © 2008
E-Mail Us