![]() İzleyici Sayısı 10.588
Hasılat 105.784 YTL
|
Babam, Romulus - Romulus, My Father
|
||
Yönetmen Richard Roxburgh
Yapımcı Şirket Arenafilm
|
|||
Babam, Romulus - Romulus, My Father Yapım Bilgileri
|
|||
O, ölümüne bir aşkın gölgesinde büyüdü...Romulus, My Father, Raimond Gaita'nın beğeni toplayan anılarına dayanıyor. Bu Romulus'un, güzel karısı Christina'nın ve oğulları Raimond'u yetiştirme konusunda karşılaştıkları zorluk ve çekişmelerin hikayesi.
Son derece ahlaklı babasının, yürek parçalayıcı yokluğu ve ilgisizliğinin deneyimini yaşayan depresif annesine karşı olduğu bir evreni dengede tutmaya çalışan küçük bir çocuğun öyküsü. Sonunda babayla oğul arasındaki kırılamaz bağı göklere çıkaran imkansız bir sevginin hikayesi.
Filmin Konusu
Romulus Gaita, güzel Alman karısı Christina ve küçük çocukları Raimond'la birlikte doğduğu ülke olan Yugoslavya'dan Avustralya Victoria'ya göç eder. Bu yalnız ve acımasız kırsal arazide, Romulus oğluna değer vermekte ve çiftlik işçiliği ve demircilik yaparak hayatını kazanmaktadır. Tom Lillie, karısı ve karısının kızkardeşiyle, ilginç evsiz adam Vacek en yakın komşularıdır.
Çekici Christina bu ıssız ve yabancı topraklarda, bir anne ve eş olarak sorumluluklarıyla artan bir çatışmaya girer ve Romulus'un arkadaşı Mitru'yla bir ilişkiye başladıktan sonra ailesini terk eder. Bu nedenle Raimond, işiyle ve acıya dayanıklı Hora'nın sakinleştirici varlığıyla teselli bulan babası tarafından büyütülür.
Mitru ve Christina kalmak üzere Frogmore'a gelirler ve işler ters gider. Romulus motosikletiyle yıkıcı bir kaza geçirip, hastaneye yatırılır ve Rai'yle ilgilenmek üzere arkasında Hora ve Christina'yı bırakır. Hora'yla Christina kavga ederler ve Christina Mitru'yla yaşamak üzere geri döner.
Mitru'yla Christina'nın çocukları olacağını duyan Romulus çılgına döner ama karısıyla onu yeni aşığına maddi destek sağlar. Hora, karısı başka bir adamla yaşayan gönülsüz Romulus'u denizaşırı ülkede yaşayan Lidia'ya yazması için cesaretlendirir.
Christina Rai'yin doğum günü için Frogmore'a geri döner. Rai, babası, annesi, Lillies ailesi ve bayan Collard ona unutulmayacak bir doğum günü yemeği hazırladıkları için çok mutludur. Frogmore'da kalan Christina, Mitru ve kocası Romulus tarafından dışlandığı için intihara teşebbür eder.
Rai, Mitru ve bebeği Susan'ın yanına dönen annesinin ihtiyaç duyduğu o süre içinde annesiyle olmaya karar verir. Christina bir fakirlik ve çelişki döngüsünden oluşan depresyona doğru hızlı bir şekilde düşmektedir. Genç Rai kırık parçaları birleştirmeye ve elinden geldiğince küçük Susan'a bakmaya çalışır. Bunlarla başa çıkamayan Mitru bir su deposunun üstünden atlayarak intihar eder. Christina ve Susan, Christina bir iş bulana kadar Romulus tarafından maddi destek görürler.
Rai Ballarat'daki St Joseph Koleji'nde yatılı okumak üzere Maryborogh'dan ayrılır. Bir gün Christina Rai'yi okuldan alıp bir kafeye götürür ve Romulus'la Rai'yin eve dönmesine izin vermeleri için Rai'ye yalvarır. Kendisine mektup yazmadığı için Christina'ya kızgın olan Rai bu isteği geri çevirir.
Christina intihar eder; Romulus ve Rai, Christina'ya ait olan birkaç parça eşyayı alır ve cenazesine katılırlar.
Mitru ve Christina'nın ölümlerinden sonra, Romulus oğluna yeni bir hayat ve yeni bir anne vermeye karar verir. Lidia'yı Romanya'dan Frogmore'a getirecek ve Susan'ı evlat edinecektir. Romulus ve Rai Frogmore'u bir yuvaya dönüştürmek için çok çalışırlar. Frogmore'a dönen Hora Romulus'e Lidia'nın çoktan evlendiğini söyler. Deliliğin pençesine düşen Romulus, evin yanına devasa bir Haç diker ve Hora'yla Rai'ye saldırmaya başlar. Hora'nın arkadaşını Ballarat Psikiyatri Hastanesine yatırmaktan başka bir çaresi kalmamıştır.
Güz sonlarına doğru Romulus hastaneden çıkıp Frogmore'a döner ve Romulus'la Rai birbirlerini yeniden tanımaya başlarlar.
Gecenin bir yarısı Rai'yi uyandıran Romulus ona Frogmore'u terk edeceklerini söyler. Saatlerce araba kullanıp, sarp kayalıkların üstünde uyurlar. Seher vakti uyanan Rai babasının gitmiş olduğunu görür. Paniğe kapılan Rai, kayalıklardan aşağı bakar ve dizlerinin üstüne çömelmiş babasını donmuş arıları toplarken görür. Birlikte arabanın motorunda arıları ısıtır ve onları tekrar hayata döndürürler. Romulus arıları açık, mavi gökyüzüne bırakırken, baba oğul yanyana dururlar.
Film HakkındaRomulus, My Father, Raimond Gaita'nın beğeni toplayan anılarına dayanıyor. Bu Romulus'un, güzel karısı Christina'nın ve oğulları Raimond'u yetiştirme konusunda karşılaştıkları zorluk ve çekişmelerin hikayesi. Sonunda babayla oğul arasındaki kırılamaz bağı göklere çıkaran imkansız bir sevginin hikayesi.
Yönetmen Richard Roxburgh tarafından 7 yılı aşkın bir sürede geliştirilen Romulus, My Father beyazperdeye şair ve oyun yazarı Nick Drake tarafından uyarlandı. Bu film Roxburgh ve Drake'in ilk uzun metrajlı filmi olup, Robert Connolly ve John Maynard'ın ortaklığıyla kurulan ve yapımları arasında “Three Dollars”, “The Bank”, Rowan Woods'un “The Boys”u, Jane Campion'ın “Sweetie”si ve Vincent Ward'ın “The Navigator”ı bulunan Arena film tarafından yapılmıştır.
Richard Roxburgh tanınan bir aktör ve tiyatro yönetmenidir. Oyuncu olarak rol aldığı filmler arasında “Moulin Rouge”, “Oscar & Lucinda”, “Thank God He Met Lizzie” ve 1997'te Avustralya Film Eleştirmenleri ödülünü ve En İyi Aktör Dalında AFI ödülünü aldığı “Doing Time For Patsy Cline” bulunmaktadır.
Richard'ın rol aldığı uluslararası filmler arasındaysa “Fragile”, “Stealth”, “Van Helsing” ve “Mission Impossible II” bulunmaktadır.
Romulus rolünü canlandıran Eric Bana, Curtis Hanson'ın “Lucky You”suyla ve Steven Spielberg'in “Munich” filmini tamamladıktan sonra Avustralya'daki ilk filmini çekti. Kısa süre önce Eric, Justin Chadwick'in “The Other Boleyn Girl” filminde Kral 8. Henry'yi canlandırdı.
Franka Potente (“The Bourne Identity”, “Run Lola, Run”) Romulus'un karısı Christina'yı, Marton Csokas ise (“xx”, “Aeon Flux”) en yakın arkadaşı Hora'yı canlandırıyorlar.
Yönetmenin Görüşü - Richard Roxburgh
Romulus, My Father kitabını 8 yıl önce okudum. Bir oturuşta okuyup bitirdim ve hemen bir şekilde bunun filmini yapmaya karar verdim. Ertesi gün haklarıyla ilgili araştırma yaptı ve süreci başlattım. Londra'da bulunan yazar Raimond Gaita'yla bir tanesi Namibya çölünden uydu telefonuyla yapılan, bir sürü telefon görüşmesi yapıldı. İsteksiz yazara filmle ilgili fikirlerimi anlatmak için okyanus aşırı uçuşlar yapıldı.
Romulus, My Father'ın hikayesi coşkulu bir şekilde ilgimi çekti. Yıpranmış küçük bir göçmen ailesine odaklanan hikaye, 2. Dünya Savaşı sonrasındaki Viktorya yabani bölgesinde geçiyor. Karakterler Gaita tarafından büyük bir felsefi detayla çizilmiş. Ama bu aynı zamanda samimi, büyük acılarla dolu ve bazen de içinde mizahı barındıran bir hikaye. Son derece ahlaklı babasının, yürek parçalayıcı yokluğu ve ilgisizliğinin deneyimini yaşayan depresif annesine karşı olduğu bir evreni dengede tutmaya çalışan küçük bir çocuğun öyküsü.
İçinde annesinin gelişlerinin ve gidişlerinin, sadakatsizliklerinin, deliliğe düşüşünün, sonu kaçınılmaz bir ölümle biten kocasının arkadaşıyla yaşadığı ilişkinin olduğu bu başa çıkılamaz trajediden geçen çocuğun yolculuğunu izliyoruz. Sonra belki de hepsinden de trajik olanı, güçlü baba Romulus Gaita'nın kendi deliliğine düşüşünü ama sonunda güçlü karakteri sayesinde kendini oradan kurtarışını izliyoruz. Bunların hepsi küçük bir çocuğun gözlerinden aktarılıyor. Bu hikayenin trajik boyutuna neredeyse ilahi uzanışına bakılınca, en eşsiz yönü, ne kadar canlandırıcı olduğudur. Bir şekilde acının içinde sadece bir olasılık anlamı değil, aynı zamanda baba oğul ilişkisinde tutulan sözün de anlamıdır.
Önemli görev doğru ekibi ve biyografiyi filme bağlayacak doğru metinseli bulmaktı. Robert Connolly ve John Maynard'la 4 yıl önce bağlantı kurdum. Kitaba olan tepkileri aynı düşüncede olduğumuzu gösteriyordu. Enerjileri ve anlayışları projeyi ileriye götürmek açısından çok yararlı oldu.Hikayeyi uyarlayacak doğru kişiyi bulmak için yoruyucu bir arayışa girdik ve sonunda Çek anne-babadan doğma İngiliz şair Nick Drake'de karar kıldık. Nick uzun yıllar bir senaryo editörü ve danışman olarak çalışmıştı. Onunla yaptığımız ilk görüşmede, materyali derinden anlamış gibi görünüyordu. Hassas bir görev olan karmaşık biyografiyi sinemaya uyarlama işini yüklendi.
Filmin her ne pahasına olursa olsun, “dönem draması” tuzağına düşmemesi konusunda kararlıydık. Senaryodan başlayarak, olabildiğince az dönem-göçmen hikayesi ögesi vardı. Bu filmde uzaklık emniyetinin olmamasını sağlayacak ve tüm karanlık ve karmaşık güzelliğinin içinde hikayenin bir şekilde günümüz yakınlığıyla nefes almasına olanak verecekti.
Çalışmanın ilk taslağından itibaren Nick'in hikayenin aslını yarattığı aşikârdı. Göz önüne serilen trajik olaylar genç Raimond'un bakış açısından çok daha derin ve arada bir ortaya çıkan vahşi bir canlılık ve mizah içinde görünüyordu. Kısaca: Hayatın kendisi gibiydi…
2004 Ağustos'unda senaryoyu Romulus Gaita karakterinin kusursuz enkarnasyonu gibi görünen Eric Bana'ya gönderdik. Senaryoyu okudu ve çok etkilendi. Filmde oynamayı kabul etti.
Avrupa film setinin ruhunu kavruk bir Avustralya ortamında yaratma girişiminde bulunduk. Müzik geride bırakılan toprakları acı bir şekilde anımsatıyor. Sinematografi ve oyuncu performansları dolaysız, içten hissedilen ve gelen bir şekilde gerçekleşti.
Yönetmen Richard Roxburgh'le Söyleşi
Bize Romulus, My Father'ın sinemaya uyarlanma sürecinden biraz bahseder misiniz?
Richard: Oldukça karmaşık bir süreçti çünkü Rai Gaita bunu bir filme dönüştürme fikrine hiç sıcak bakmıyordu. Ben ona bu konuyla ilgili yaklaştığımda, menajerinin söylediğine göre bir düzine yönetmenin bu konuyla ilgili kendisine geldiğini ve benim bu konuyu unutmam gerektiğini söyledi. Ama ben inatçı bir şekilde işin peşini bırakmadım. Rai'ye sürekli ağlamaklı ve muhtemelen de acınası telefonlar ettim. Sonunda oraya gidip, onu ziyaret ettim ve o andan itibaren, bize hakları vermek için bazı hazırlıklar yapmaya başladı.
Senaryo yazarı bulma süreciniz nasıl geçti?
Richard Roxburgh: Kitabı uyarlayacak birini bulmak için çok uğraşıldı çünkü hangi kitap olursa olsun, onun uyarlanması değişen başarı ölçüleriyle gerçekleşen gergin bir süreçtir. Bu kadar az dialogun olduğu bir biyografiyi uyarlamak da ayrıca karmaşıktır çünkü koskoca bir yaratıcılık dünyasının meydana gelmesi gerekmektedir. O yüzden bu yazarı bulmak çok zor oldu. Bir süre bir yazarı denedik ama olmadı. Sonra bir arkadaşımız bize Nick Drake'i tavsiye etti. O arkadaş İngiltere'de Drake'le çalışmış ve bize “Çok parlak, müthiş bir adam ve bir şair. Bu konunun kontrolünde böyle bir hassasiyete ihtiyaç duyabilirsiniz” dedi. Böylece Nick'le tanıştım ve bir tretman yazdı. Hikayenin ruhunu yansıtacak duygusal seviyeye sahip olacağı o anda apaçık belli oldu.
Filmin geliştirme sürecinde Nick'le çok çalıştım. Bunu bir biyografik filme dönüştürmeyi istemiyorduk. Bizi kendisine ilk çeken bütün o ögeleri hikayede tutmak istiyorduk ama Rai Gaita'nın kitabına fazlasıyla saygı duyma halinden de sürekli uzaklaşıyorduk. Nick'le çalışmak harika bir süreçti. Roma'da bir telefon kulübesinde sayfalarca notla oturup, dört saat boyunca Nick'le saçma sapan konuşmalar yaptığımızı hatırlıyorum. Nick itinalı değil, çalışmalarında narsistik bir havaya yer vermiyor. Çok açık bir insan, o yüzden “Dinle, bu bölümün düzgün olduğunu sanmıyorum” diyebiliyorum. O da “Tamam, bu muhtemelen saçma oldu” diyor, ya da tam tersi konuşmalarımız oluyor. Bu nedenle, çok ideal bir süreçti. Aramızda çok yaratıcı bir ilişki doğdu ki, ben bunu çok sevdim.
Raimond Gaita'yla çok yazışma oldu mu?Richard Roxburgh: Epey bir yazışma oldu. Bazı noktalarda çizgi çekmek durumunda kaldık ve ona “Bak şimdi buradan uzaklaşıp, bu biyografiyi bir film senaryosuna dönüştürmemiz gerekiyor. Sonra geri dönüp, bunu sana verecek ve tüm notlarını dinleyerek, onlara sadık kalacak ya da seninle onları tartışacağız” dedik. Nick'le tanıştıktan sonra işin sonuna kadar gitmeye hazırlandı ve “Tamam, size güveniyorum” dedi.
Gerçekleştirmek istediğiniz özel bir stil veya bakış var mıydı?
Richard Roxburgh: Filmin görsel dünyasında aradığım şey, performansların kendi hikayelerini anlatmasına izin vermesi için kameranın araya girmemesiydi. Film gerçekten bir yapboza benziyor ve çoğunluklar Rai'yin bakış açısından anlatılıyor, içinde bulunduğu dünyanın bir anlam kazanması için her şeyi bir araya getirmeye çalışıyor çünkü bu, içinde bir anlam bulması çok zor olan bir dünya. Bununla ilgili ayrıntılı bir kendini bilen anlamı olmaması bizim için çok önemliydi, kamera hikayeyi kendi kendine anlatmasına izin vermeliydi.
Filme oyuncu seçimi sürecinden biraz bahsedebilir misiniz?
Richard Roxburgh: Romulus'u seçmek çok zordu çünkü anında büyük bir yükü taşıyabilecek bir aktöre ihtiyacımız vardı. Eric Bana aniden ortaya çıktı. İtalya'daydım, bir sabah aklımda bu fikirle uyandım ve Rob'u aradım. Bunun iyi bir fikir olduğunu düşünüp, senaryoyu Eric'e gönderdik. Eric hemen bizi aradı, kitabı ve senaryoyu sevmekle kalmayıp, aynı zamanda Hırvat göçmeni bir babayla Alman bir anneden doğduğunu, motosiklet kullanmayı çok sevdiğini ve kendini adamış bir baba olduğunu söyledi. Eric'le çalışmak çok güzeldi çünkü olağanüstü derecede işine odaklanan bir insan. Çok düzenli biri, sete tüm işini tamamlamış bir halde ve bir yaklaşımla geliyor. Çekimler arasında çok komik ve ekibi mutlu eden biri Eric Bana. Setteki çalışma ruhunun çok harika olduğunu söylemem gerekir.
Oyuncu seçimlerinin en korkutucu bölümü Rai karakterinin seçimleriydi. İhtiyacımı olan şey, bu büyük yolculuğa çıkabilecek ve duygusal talep ve fiziksel güçlükle başa çıkabilecek olgunlukta bir çocuktu. Bu yüzden o çocuğu bulmak için birkaç ay geçirdik. Bu Romulus ve Christina karakterlerinin oyuncularını seçtikten sonra oldu çünkü bu rolleri güçlü bir şekilde birbirlerine bağlamalıydık. Perdeyi doldurabilecek ve dürüst olabilecek birini bulmamız gerekiyordu. Kodi (Smith-McPhee) herhalde denediğimiz 50. çocuktu. İlk seçmelere geldiğinde içeri girip, “Internette baktım” dedi. 9 yaşında bir çocuktu ve Rai Gaita'nın hayatından, hikayenin ne kadar hüzünlü olduğundan, kendisini ne kadar çok etkilediğinden bahsetti ve bunları çok gerçek bir şekilde anlattı. Sonra seçmeleri harika geçti; çok kaba ve çok basit. Kodi sette inanılmaz biri çünkü dolly'nin üstünde gitmek isteyen bir çocuk ama ona “Dolly'den in evlat, şimdi bunu yapmamız gerekiyor” derseniz, hemen oraya geliyor. İnanılmaz bir odaklanması ve empatisi var. Canlandırdığı karakter Rai Gaita'nın gerçekten bunları yaşadığını anladı ve hissedilmesi gerektiği şekilde olayları hissedebildi.
Christina rolü için gerçekten harika bir aktrise ihtiyacımız vardı. Bu rol için birçok test yaptık. Sonunda bu rol için gerçek bir Alman'ı seçmenin doğru olduğuna ve Franka Potente gibi birinin olması gerektiğine karar verdik. Onu birkaç filmde izlemiştim, dikkat çekici biri olduğunu düşündüm. Böylece onu seçtik. Franka çok istekli ve harika biri. Ayaklarının üstüne basıyor ve sette her zaman karakterini güçlü bir şekilde canlandırıyor. Bir yönetmen olarak size karşı gelip, sahneyi tartışıyor. “Bunun neden böyle olması gerektiğini bana anlat” diyor. Bu sizin gerçekten çok çalışmanıza neden oluyor ve bu beyniniz için çok iyi bir şey.
Hora'yı canlandıran Marton Csokas en güzel perfonması yarattı. Birkaç yıl önce “12. Gece”deki Orsino karakteri için seçmeler yaparken Marton'la tiyatroda çalışmıştım. Ondan önce Marton'ın adını hiç duymamıştım. Tiyatroya geldi, seçmelere katıldı ve olağanüstüydü. “Bu adam nereden çıktı?” diye sordum. Hora rolü ortaya çıkınca, bu onun yapabileceği bir şey gibi göründü. Macar asıllı biri olduğunu biliyordum o yüzden o dünyanın ve o dünyadaki adamların bazı duyarlılıklarına yabancı değildi.
Mitru'yu canlandıran Russell Dykstra'yla, ilk olarak 2 yıl önce “Ray's Tempest” isimli yeni bir Avustralya oyununu yönetirken çalıştım. Dykstra'yı oyundaki Rus erkek arkadaşı canlandırması için seçtim. Russell oldukça özel biri çünkü inanılmaz komik biri ama onu kendini dizginleyip Mitru rolündeki gibi bir performans çıkardığında gördüğünüzde, şahaneden daha da fazla bir şey olduğunu anlıyorsunuz. Onun bu rol için çok uygun olacağını düşündüm ve bu rol için aklımdan ondan başka hiç kimse geçmedi.
Jacek Koman'la yıllarca, özellikle Belvoir Street Theatre için çalıştım. Onu çok seviyorum, her rolü hatta kayaların arasında yaşayıp, kendi idrarıyla yemek yapan tüylü bir evsizi bile canlandırabilir.
Bu filmin Avustralyalı ve uluslararası seyirciye ne şekilde çekici geleceğini düşünüyorsunuz?
Richard Roxburgh: Bence Avustralya'daki göçmen deneyimi hikayesi bizim kim olduğumuz ve neye dönüştüğümüzü gösteren geniş ve etkileyici bir bölüm. Bugün 2, 3, 4, hatta 5. Kuşak Avustralyalı olabiliriz ama bundan önce bir çoğumuz başka bir yerden geldik ve bence inanılmaz zor ve sert koşullarda yaşamış bu göçmenlerin hikayesi toplumumuzun kalbini oluşturuyor. Bu insanlar son derece dayanıklılardı ve çorak, kültürel, göçebe şartlarında hayatta kalmaları gerekiyordu. İşte bu dünya hakkında çok güzel olan değişik bir şey var.
Bize biraz film ekibinden bahsedebilir misiniz? Mesela yapımcılar Rob Connolly ve John Maynard'dan başlayalım.
Richard Roxburgh: Rob ve John projeye yaklaşık 4 yıl önce dahil oldular. Rob'un çok iyi bir ünü vardı ve ben onun çalışmalarını seviyordum. Rob gibi çalışkan ve sebatkâr biriyle çalışmak harika bir şeydi, o gerçek bir yoldaş. John Maynard arasında “The Navigator”ın da olduğu pek çok harika film yapmış tecrübeli bir yapımcı, bu yüzden onun engin bilgisi ve Rob'un azmi gerçek birer güçtü. Görüntü yönetmeni Geoffrey Simpson'la daha önce 3 kez çalıştım. Onda bir şairin duyarlılığı ve çok yumuşak bir doğası var. Bu yüzden, onun ihtiyaç duyduğumuz hikayeyi anlatacak kişi olduğunu düşündüm. Ve elbette yaptığı işte bir usta ve film kesinlikle çok güzel görünüyor. Yapım tasarımcımız Bob Cousins ve kostüm tasarımcımız Jodie Fried'la daha önce tiyatroda birlikte çalıştım. Bu iki insanın karışımını çok seviyorum. Bob çok yetenekli bir adam, Jodie'yse büyük bir güç. O nedenle, birlikte çalıştığım ekipten çok memnun kaldım.
Bize yapım öncesini anlatın...
Richard Roxburgh: Yapım öncesinde pek çok mekan işi oldu. İşe asıl mekanımız olan Frogmore çiftik evinin içini ve dışını inşa etmekle başladık. Diğer mekanları da kesinleştirmek için pekçok keşif yapıyor ve Geoffrey Simpson'la görseller üzerinde çalışıyorduk. Aynı zamanda, senaryoyu düzenleme konusunda titizlikle çalışıyorduk.
Filmin tamamı Orta Viktorya'daki Maldon ve civarında çekildi. Her şeyi kitaptaki tüm olayların geçtiği yere uygun bir şekilde yaptık. Romulus, Christina ve Rai'yın evlerini kurduğu yer olan Frogmore'u aslında var olan yerinden yaklaşık 50 metre ötesine inşa ettik, bu da bize Romulus'un demirhanesinin olduğu Lillie'lerin çiftliğini açık bir şekilde görmemizi sağladı.
Filmin çekimleri ne kadar sürdü?
Richard Roxburgh: Çekimler haftada 5 gün olmak üzere, 7 hafta sürdü. Bazı zamanlarda çekimler çok neşeli geçti, ama açıkçası bu pek sık olmadı çünkü çok zor bir çalışma. Sürekli çalışıyor ve bu filmi nasıl bitireceğinizi düşünüp duruyorsunuz? Ama sonra gülüp eğlendiğimiz zamanlar da oldu.
Her zaman yaptığınız tiyatro yönetmenliğiyle, uzun metraj film yönetmenliği arasın ne gibi farklılıklar gördünüz?
Richard Roxburgh: Film yönetmek tiyatro oyunu yönetmekle hiçbir şekilde mukayese edilemez. Film yönetirken var olan ve günden güne değişen gerilim silsilesi hiçbir şeye benzemiyor. Tiyatroda oyuncularınızla çalışabildiğiniz bolca vakit, performanslarının detayına inebilme lüksünüz var. Bunu film yönetirken yapamıyorsunuz.
Kameranın diğer tarafında olmak, film yapımı süreciyle ilgili görüşünüzü değiştirdi mi?
Richard Roxburgh: Evet, yönetmen olmak pek çok şeye bakış açımı değiştirdi. Öncelikle, yönetmenlere bakış açımı değiştirdi. Ve şu ana kadar çalıştığım birkaç yönetmenden özür dilemem gerekiyormuş gibi hissediyorum. Performans açısından iyi bir aktör olmanın yollarının ne olduğunu anlamamı sağladı. Tam olarak tanımlayamayacağım şeylerin farkına varmamı sağladı. Çocuğun doğumu gibi mesela, başınıza gelene kadar kimseye bunu açıklayamazsınız. Bir daha film yönetmenliği yaptığımda, yaparsam tabîi, çok daha fazla şey biliyor olacağım ve eminim ikinci çocuğu olan insanlar da, birinciden sonra böyle hissediyorlardır. Bir daha aynı hataları yapmayacağım ve çok daha şey biliyor olacağım. Ama bilirsiniz, galiba şu bebeği elinden düşürme korkusu vardır ya, sürekli “bebeği düşürme, bebeği düşürme” gibi hissedeceğim.
|
|||