Zodiac
Afişi Büyütün
İzleyici Sayısı 47.728
Hasılat 433.786 YTL
Zodiac
Yönetmen David Fincher
Oyuncular Jake Gyllenhaal, Mark Ruffalo, Robert Downey Jr., Anthony Edwards, Brian Cox
Senaryo Jamie Vanderbilt
Yapımcılar Louis M. Phillips, James Vanderbilt, Mike Medavoy
Görüntü Yönetmeni Harris Savides
Prod. Tasarımı Donald Graham Burt
Kostüm Tasarımı Casey Storm
Kurgu Angus Wall
Özgün Müzik David Shire
Yapımcı Stüdyo Warner Bros.
Türkiye Dağıtımı 35 Milim Filmcilik
Gösterim Tarihi 18 Mayıs 2007
Film Arşivi
Zodiac Yapım Bilgileri   Bu sayfayı Facebook'ta paylaşın
David Fincher imzalı Zodiac'ın başrollerinde Jake Gyllenhaal ve Chloe Sevigny oynuyorlar.
Bir seri katil tarafından öldürülmenin birçok yolu var.
“…Artık cinayetlerimi işlediğim zaman kimseye bildirmeyeceğim; rutin soygunlar, öfkeden kaynaklanan cinayetler ve sahte kazalar gibi falan görünecekler…” 7. Mektup -   9 Kasım 1969
Rafa kalkmış dosyaların en önde geleni.
Hiçbir zaman yakalanamamış bir adamın dinmeyen öfkesi; tüm ülkeye dehşet salan, bir türlü ele geçirilemeyen, şifreci katil; Amerika'nın Karındeşen Jack'i. On üç kurbanı olduğunu kamuoyuna açıkladı; sonra daha fazlasını, iki düzine daha fazlasını. Polis beşi ölü yedi vakada onun işaretlerini buldu. Gerçek kurban sayısı asla ortaya çıkmayabilir. Kesin olan bir tek şey varsa, o da bu kurban sayısının yaşayanları da kapsadığıdır.
Zodiac konuşuyor…"
“Se7en” ve “Fight Club”ın yönetmeni David Fincher, San Fransisco körfez bölgesini dehşete boğmuş ve onlarca yıl boyunca şifreleri ve mektuplarıyla dört ayrı yargı bölgesinin yetkilileriyle alay etmiş bir seri katilin gerçek hikayesine dayanan gerilim filmi “Zodiac”la tekrar karşımızda. Bir avcıyı avlamak dört adam için bir saplantı hâlini alır; bu öyle bir saplantıdır ki onları eski hâllerinin birer hayaletine dönüştürür, yaşamları katilin bıraktığı sonu gelmeyen ipuçlarıyla bir kurulup bir yıkılır.
Bu dörtlü içinde yer alan Robert Graysmith (Jake Gyllenhaal) kilit adamdır.
Genel yayın yönetmeni için karikatürler çizen utangaç bir adam olan Graysmith deneyimli ve alaycı meslektaşı, San Francisco Chronicle'ın yıldız suç muhabiri Paul Avery'nin (Robert Downey Jr.) kaynaklarına ve uzmanlığına sahip değildir. Avery gibi San Francisco Emniyet Teşkilatı'nın başarılı ve hırslı Cinayet Masası Dedektifi David Toschi (Mark Ruffalo) ve onun daha az dikkat çeken titiz ortağı Dedektif William Armstrong'la (Anthony Edwards) yakın bağlantıları da yoktur. Onun sahip olduğu şey kimsenin beklemediği çok önemli bir içgörüdür. Bu ilk olarak 1 Ağustos 1969'da ortaya çıkar.  
Günlük `Genel Yayın Yönetmenine Mektup' yığını içinden kabaca yazılmış bir mektup çıkar. Chronicle'a yazılmış bu mektubun aynısı San Francisco Examiner'a ve Vallejo Times-Herald'a da gönderilmiştir. Mektubun içeriği haber odasını sessizliğe gömer. “Sevgili Genel Yayın Yönetmeni, ben… [20 Aralık 1968'de Solano County'de Herman Gölü Yolu'nda vurularak öldürülmüş olan David Faraday ve Betty Lou Jensen'ın] katili[yi]m, [4 Haziran 1969'da Vallejo'yadaki Blue Rock Springs golf sahalarının park yerinde vurulan Darlene Ferrin'ın ölümünden ve yanındaki Mike Mageau'nun yaralanmasından sorumluyum]”
Katil kurbanlarının adını vermemişti ama sadece polisin bilebileceği çok sayıda ayrıntı vermişti. Üç gazeteden her birine bütün bir şifrenin üçte biri gönderilmişti ve, katilin söylediğine göre, bu şifreler çözüldüğünde kimliği ortaya çıkacaktı. Bunun ardından bir de tehdit geliyordu: Şifreyi yayınlamadıkları takdirde, daha çok insan ölecekti. Karındeşen Jack'ten bu yana hiçbir katil basına yazmamıştı ve kimliğiyle ilgili ipuçlarını vererek polisle alay etmemişti. Zodiac, Amerika'daki psikopat katiller için çıtayı yükseltmişti. Salinaslı bir karı koca mesajın şifresini çözdü. Ama şifrenin gizli niyetini, 1932 filmi “The Most Dangerous Game”e (En Tehlikeli Oyun) gönderme yaptığını çözen kişi şifre meraklısı Graysmith'ti.
Jake Gyllenhaal ve Mark Ruffalo, "Zodiac"ta...
Daha çok mektup ve tehdit gelecekti. 27 Eylül 1969 günü Zodiac tekrar saldırdı: Başında başlık, elinde bir silah ve bıçakla, Napa County'de Berryessa Gölü kenarında piknik yapan Cecilia Ann Shepard'ı ölümüne bıçakladı ve ağır yaraladığı Bryan Hartnell'ı da ölüme terk etti. Bir ay sonra, 11 Ekim'de katil, San Francisco'ya geldi. Taksi şoförü Paul Lee Stine lüks Presidio Heights semtinde başının arkasından vuruldu. Üç gün sonra beşinci bir mektup geldi. Bu en meşum olanıydı: Zodiac polise o gece kendini yakalamalarına ramak kaldığını söylüyordu. Daha da kötüsü, silahının yeni hedefi okul çağında çocuklardı. Okul servisinden inerlerken onları bir bir avlayacaktı. San Francisco artık gerçek anlamda paniğe kapılmış bir şehirdi.
Zodiac istemeden de olsa dedektifler Toschi ve Armstrong ile muhabir Avery'yi bir gecede şöhrete ulaştırdı. Toschi'ye dayanan karakterler üç sinema yıldızının kariyerine start veren çok önemli rolleri oluşturdu. Graysmith ise koltuğunda oturmaya devam edip, kıyıdan kenardan hafiyelik yaptı ve Avery izin verdikçe araştırmaya katkıda bulundu. Zodiac her zaman bir adım öndeydi; izlerini kapatıyordu; mektuba dökülen alaylarını daha da çok tehditle süslüyordu. Ve sonra olaylar kişiselleşti.
Toschi gözden düşünce, şöhretinin yerini kötü şöhret aldı; hayal kırıklığına uğrayan Armstrong her şeyi arkasında bırakıp, hayatına devam etti; Avery gazeteden istifa etti, bağımlılıkları yüzünden sakat kaldı. Zodiac sırlarını açığa vurmaz oldu. Ülkenin batı sahillerinden doğu sahillerine her yerde taklitçi katiller türedi. Ama esas zanlı hâlâ serbest dolaşıyordu.
Graysmith'in büyük anı gelmişti. İşte o an hayatlarını sonsuza dek değiştirecekti.
Warner Bros. Pictures ve Paramount Pictures bir Phoenix Pictures yapımı olan David Fincher filmi “Zodiac”i sunar. Jake Gyllenhaal, Mark Ruffalo, Robert Downey Jr., Anthony Edwards, Brian Cox, Elias Koteas, Donal Logue, John Carroll Lynch ve Dermot Mulroney'nin başrollerini üstlendiği filmi David Fincher yönetti. James Vanderbilt “Zodiac”in senaryosunu Robert Graysmith'in yazdığı kitaba dayanarak kaleme aldı. Mike Medavoy, Arnold W. Messer, Bradley J. Fischer, James Vanderbilt ve Ceán Chaffin'in yapımcılığını gerçekleştirdiği filmin yönetici yapımcısı ise Louis Phillips.
Film Hakkında: Gazete Avı
O en büyük öcüydü.
“Orada o dönemde büyümüşseniz, içinize yavaş yavaş işlemesine izin verdiğiniz bir çocukluk korkusu oluşmuştur: Ya o bizim otobüsümüzse? Ya bizim semtimize gelirse? Çocuksanız bunu daha büyük bir dram hâline getirirsiniz çünkü çocuklar bunu yapar. Ben Marin'de büyüdüm ve şimdi suçların işlendiği yerle ilgili coğrafyayı biliyorum, ama ilkokuldayken çocuk aklınızla bunu düşünmüyorsunuz. `Bizim okulumuza gelecek' diye düşünüyorsunuz”.
David Fincher'ın ilkokul ikinci sınıf kabusuna hoş geldiniz.
1970'lerin başında Körfez bölgesinde büyümüş pek çok çocuk gibi, o zaman 7 yaşında olan yönetmen David Fincher da sadece Zodiac olarak bilinen görünmez canavarın etkisi altındaydı.
“Çocukken Dunbar Show'a telefonla katılan bir katilden söz ettiğimizi hatırlıyorum. 1974 yılında, oradan uzağa taşındık. Diğer yerlerde diğer insanlar da Zodiac katilini biliyorlardı” diyor Fincher. Asla hayalini bile kuramayacağı şey ise otuz yıl sonra gençliğinin en ünlü katilini takip etmiş olan görevlilerle birlikte katilin ayak izlerinden gitmesini, 10.000 sayfalık belge ve kanıtları taramasını, hayatta kalan kurbanlarla, hayatta kalamayanların sevenleriyle ve zanlının akrabalarıyla görüşmeler yapmasını gerektirecek bir sinema projesini yönetme teklifi alacağıydı. O zamanlar, en büyük zanlı, pedofil (sübyancı) olduğu anlaşılınca kovulan ve ilkokul çocuklarını okşadığı gerekçesiyle hapis yatan eski bir öğretmendi.
Fincher da bilme ihtiyacına yenik düştü; bu, San Francisco Chronicle'ın genç bir politika çizerinin bir katilin gizemini ortaya çıkarma tutkusunu körükleyen ihtiyaçla aynıydı. Robert Graysmith bu saplantıyı iki kitaba yöneltti: En çok satanlar listesinde zirveye oturan “Zodiac” ve devamı “Zodiac Unmasked”. Bu kitaplarda dört ayrı yargı bölgesinde yürütülen soruşturmalarda kanıtlanamayan olayların her gerçeğini en ince ayrıntılarıyla ve alaycı ama kararlı meslektaşı Paul Avery ve kendisi için acı verici nüanslarıyla anlattı.
“Robert Graysmith bu hikayenin kenarında gezinen biri olduğunu biliyordu. Onun bir parçası olmak istedi ve kendini onun bir parçası hâline getirdi” diyen Fincher, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Muhabir olmadığı için bu işi boş vakitlerinde yaptı. Olayın peşinden gitti; özellikle de herkes bu olayı bir kenara bıraktıktan sonra. Filme dahil ettiğimiz her şeyi Robert'ın bize verdiklerinden çıkardık. Fakat tabi elimizde polis raporları da vardı ve her şeyi belgelerle, kendi görüşmelerimizle ve kanıtlarla destekledik. Kendi görüşmelerimizi yaparken bile iki kişiyle konuşuyorduk. Biri o olayın bazı yönlerini doğrularken, diğeri yalanlayabiliyordu. Ayrıca aradan o kadar uzun zaman geçmişti ki hatıralar etkilenmişti ve hikayelerin farklı anlatımları algıları etkilemişti. Dolayısıyla en ufak bir kuşku varsa, polis raporlarını esas aldık. Zodiac hikayesiyle ilgili önemli bir nokta da Robert'ın bazı konularda yanıldığına, kendi versiyonlarının ya da yorumlarının doğru olduğuna inanan çok sayıda insanın olması. Ayrıca, etrafa yayılmış o kadar çok söylence var ki Zodiac hikayesini ele aldığınızda bunların hepsini aklınızda bulundurmalısınız. İşte bu yüzden hikayeyi filmdeki şekliyle yani Robert'ın gözünden sunmaya karar verdik. Amacım o kitapların gerçeğini yakalamaktı”.
“Zodiac”ı yakalamanın çok zorlu bir girişim olduğu açıktı.
“Bir uyarlamaya başladığınızda, emin olabileceğiniz tek şey kaynak malzemenizden yüzde seksenini atacağınızdır çünkü her şeyi filme sığdırmanıza imkan yok” diyen senarist-yapımcı James (Jamie) Vanderbilt, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Buna bir de filmin iki kitaba ve sayısız röportaja dayandığı gerçeğini ekleyin. Bizi motive eden şeylerden biri filmimizin, Zodiac vakasının tavşan çukuruna düşen adamları, özellikle de Graysmith'i, aynı zamanda dedektifleri ve bir muhabiri konu alması. Katilin bilinmemesi kıtlığı bizim işimize yaradı çünkü hep yapılması gereken farklı bir konuşma, tartışılması gereken bir teori ve incelenmesi gereken bir zanlı vardı. Bence bu film başlı başına şimdiye dek gördüğüm en `bilgi yüklü' filmdi ve mevcut malzemeye bakıldığında yüzeyde bir sıyrık açtığı bile tam olarak söylenemez”.
Vanderbilt'i göre, kitaplar ile film arasındaki en büyük fark Graysmith'in kendisi. “Robert kendini Zodiac kitaplarının merkezine koymuyor, ama beni ilk büyüleyen şey onun suça dur diyen bir çizer olarak olaya katılımıydı” diyen Vanderbilt, lisedeyken en sevdiği kitap olan “Zodiac”ın sinemaya uyarlanma düşüncesi için, “Bu süreçte Robert'ı tanımak paha biçilmez bir şeydi çünkü arkadaşlığımız ilerledikçe senaryo da değişti; üstelik bu değişim çok nadiren onu iyi gösterme amacı güdüyordu. Robert bizi hayatının engebelerine hakikaten davet etti ve bence sonunda filmde onu bu şekilde portreledik. Sanatçı Robert'ın en harika yanı sanatın değerini bilmesi, yaratıcı süreci ve bir hikayeyi neyin iyi yaptığını anlaması“.
Mark Ruffalo filmde başarılı ve hırslı Cinayet Masası Dedektifi David Toschi rolünde oynuyor.
Jake Gyllenhaal, David Fincher tarafından kendisine gönderilen sürükleyici senaryonun dolaysız draması sayesinde hikayeye yoğun ilgi duyduğunu söylüyor ve gerçeğe yakınlığına da tamamen hayran kaldığını belirtiyor: “Senaryoyu ilk okuduğumda, özellikle cinayetleri dehşet verici buldum. Sayfaları çevirdikçe, `Bu gerçek; hakikaten olmuş bir şey' diye düşündüm ve hemen bu projeye dahil olmak istedim”.
Gyllenhaal sözlerini şöyle sürdürüyor: “Hikayenin başında, Robert Graysmith bu davanın merkezinde yer alıyor. San Francisco Chronicle'da çizer olarak çalışan bir stajyer. Gazeteye Zodiac katilinden şifre ve şifrenin yayınlanmasını isteyen bir mektup gönderildiğinde, o da farklı çizimler teslim etmek üzere odada bulunuyor. Ama Robert`ın bulmaca ve şifrelere duyduğu saplantı hakkında çok az şey biliyorlar. Robert davayla gerçekten çok ilgileniyor ve yıllar sonra, dava çözülemediğinde, kitap yazma kisvesi altında, olayı tek başına çözmeye soyunuyor”.
“Bence bu hikayede en ilginç olan, böyle bir olay olduğunda toplu bir isterinin yaşanması. Sonra da dava uzmanlara teslim ediliyor. Bazen uzmanlar Robert Graysmith gibi sıradan birinin sahip olduğu şevke sahip olmuyorlar. Ayrıca onların uyması gereken bir çok bürokratik işlem ve kural var. Sokaktaki herhangi biri olarak Robert'ın arama izni gibi şeyler almasına gerek yok. Amatörler içlerinden geldiği doğrultuda ve Robert'ın durumunda olduğu gibi saplantıyla hareket edebilirler. Bence bu büyüleyici bir şey çünkü kendimizden gitgide daha az medet umar olduk. Uzmanların görüşüne bel bağlıyoruz; oysa çoğu zaman onlar bir sürü başka politik şeylerle, kendi işleriyle uğraşıyor ve kendi istedikleri doğrultuda hareket ediyorlar. Robert gibi sıradan bir insansanız, işi kendi başınıza yaptığınız için, esaslı gerçekler çok daha net biçimde ortaya çıkıyor. Bana göre, sıradan sayılabilecek birinin insanların imkansız olduğunu düşündükleri bir davayı ele alıp çözmeye çalışması insana güç veren bir şey”.
Peki aktör cesur çizer rolüne nasıl hazırlandı? Gyllenhaal'ın yöntemi temkinli ve bilimseldi. “Robert Graysmith'in ilginç biri olduğunu söyleyebilirim. İlk tanıştığımızda ona kendisini kaydedeceğimi çünkü nasıl konuştuğunu, nasıl hareket ettiğini incelemek istediğimi söyledim. Gerçekten çok gergindim. Kendi kendime, `O dünyaya girmek için bu adamın nasıl bir karakteri olmalı? Şimdi onunla tanışacağım ve adeta tuhaf, karanlık bir değiş tokuş gerçekleşecek. Ondan bazı doğruları öğrenmek için onunla nasıl bir dünyaya gitmem gerekecek acaba?' diye düşünmüştüm. Ama odaya geldiğinde karşıma tatlı, mütevazı, sürekli iltifat eden, masum bir adam çıktı” diyor Gyllenhaal.  
“Oyunculuk okulunda size hep `her zaman aksini oynamalısınız' derler. O işte tam olarak öyle biri. Böyle bir vakaya saplantılı bir adamın olmasını bekleyeceğiniz kişinin tam tersi. Ama onunla zaman geçirdikçe, sizden bir bilgi almak istiyorsa ve fazla samimi ya da fazla kişisel olduğu için ilk seferinde yanıt vermediyseniz, tuhaf ve dolaylı bir yola başvuruyor ki siz cevap verdiğinizin farkında bile olmadan cevap veriyorsunuz. O çok zeki biri; bilgi almak istediği zaman da çok kurnaz. Ama insan olarak çok kibar biri. Gerçekten ilginç bir kişilik”.
“Farklı zamanlarda Jake'i benim karakterimi yorumlarken izledim” diyor Graysmith ve ekliyor: “Beni taklit etmiyor, yorumluyordu. Benim coşkumu, çabuk heyecanlanma huyumu, Güneyli yetiştiriliş biçimimi, saygılı oluşumu ve eksantrik yönlerimi yakaladığını düşünüyorum. Saç rengimiz zaten aynıydı”.
Graysmith, hikaye anlatırken tekrar yaratmanın ötesinde olan, dönemin havasını yakalama süreci içinse, Vanderbilt'le “Fazla `meta' olma pahasına aynı frekansta” olduklarını söylüyor ve, “Kelimelerin gücüne ilişkin çok hoş bir şey vardı filmin senaryosunda: Çok iyi mektup yazdığı için ünlü olmuş bir katil hakkında yazan bir yazar hakkında yazan bir yazarın kaleminden çıkmıştı. Zodiac katilinin bugün hâlâ bizimle kalmasının gerçek nedeni işte bu; polislere değil diğer yazarlara lanet olası korkunç mektuplar yazdı. Gazeteciler, “Kahretsin, bu çok güzel. Basmamız lazım” dediler. Nitekim öyle de yaptılar ve insanlar bunları okudu. Onlarca yıl sonra hâlâ ondan bahsediyoruz. İşte yazıya dökülmüş kelimenin gücü”.
Graysmith “birinci ağızdan günlükler” (Zodiac ve Zodiac Unmasked) yazdı çünkü katilin izini sürerken halkın yardımını almak istedi. Başladığında, taraması gereken 2.500 zanlı ve “yıkılması gereken bir sükunet duvarı” vardı. Yazar bunu şöyle açıklıyor: “O günlerde, polis paylaşmıyordu. Zodiac büyük, çok büyük bir davaydı ve onu çözen kişi bir numara olacaktı; bu yüzden tüm bilgileri kendilerine sakladılar. Kayıtları ellerinde tutmak yaygın olarak yaptıkları bir şey olduğu için onları göremiyordum. Konuşurken gerçeğe yeterince yaklaşmışsam, o zaman bir iki şeyi doğruluyorlardı. Yanımda yazı araç gereçleri ve kağıt da bulundurmam yasaktı; dolayısıyla seri numaraları ve tarihleri ezberime kaydetmem gerekiyordu. Tüm hatırladıklarımı sonradan yazıya dökmek uzun ve şevk gerektiren bir işlemdi”. On yıl, 13 taslak ve dağlar kadar araştırmayı 351 sayfalık bir cilde indirgedikten sonra, “Sanırım yeni ipuçlarına ulaşırken, görüşmeler yaparken ve kayıp tanık ve zanlıların izini sürerken en büyük katkım her polis merkezini ziyaret edip, tüm verileri birleştirmek ve paylaşmaktı ki Zodiac yakalanabilsin”.  Bu onun her zaman en büyük umudu oldu. Bu zorlu yolculuğu anımsarken, “Herhangi birimizin Zodiac tarafından öldürülmemiş olması bir mucize. Uzun arayış, davanın dayanılmaz cazibesi, gizemi, trajedi ve kayıpları, yıkılan evlilikler, yoldan çıkan kariyerler, harika bir muhabirin bozulan sağlığı… polisin tekrar tekrar yenildiği bir hayal kırıklığı dolu bir araştırmaydı” diyor yazar.
Gyllenhaal, hikayenin hayata geçmesi için sette oyunculara ilham verecek özel bir enerji yaratan Robert Downey Jr.'dan övgüyle söz ediyor: “Robert Downey Jr. olağanüstü. Yaptığı ve hep yapageldiği şey varlığıyla ortama `neşe saçması'. Onun çizdiği Paul Avery portresi eşyaların etrafında dans eden, gerçek bir mizah anlayışına sahip bir saray soytarısı; adeta kendini durumdan soyutluyor ama bunu gerçekten mizahi bir şekilde yapıyor; biraz Peter Pan'deki Tinkerbell gibi. Ne zaman etrafta uçsa, herkesin üzerine ışık saçıyor”.
Fincher bu oyuncu kadrosuna sahip olduğu için kendini “çok talihli” hissettiğini belirtiyor ve, “Birlikte çalışmak istediğim insanları buldum. O zamanları yaşamış bir çok insana ulaştığım için de çok şanslıydım. İnsanlara hak ettikleri saygıyı göstermeye çalıştığımıza inanıyorum. Ama asla onları tıpatıp aynı şekilde, aynı saç modeliyle falan yaratmaya çalışmadık” diyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor: “Paul Avery rolündeki Robert Downey Jr. filmde artık hayatta olmayan birini canlandıran tek oyuncu. Ama bence yoğun coşkusu ve Paul'un içindeki şeytanları gerçekten kavrayan biri olduğu için bu rolde mükemmeldi”.
Dört karakter içinde Avery'yi en uzun zamandır tanıyan kişi Toschi'ydi. “Paul Avery'yle 1960 yılında ben henüz 28 yaşındayken tanıştım. O dönemde (San Francisco Polis Teşkilatı'nda) Müfettişler Dairesi'nde çalışıyordum” diyen Toschi, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Birlikte çok şey yaşadık. Sonunda Paul kokaine başladı ve ölümüne yakın makineye bağlandı. Çok kötü durumdaydı. Vefat etmeden önce beni aradı. Ölmeden önce torunlarına bırakmak için çabucak, çok kalın olmayan bir kitap yazmak istiyordu. Bana, `İkimiz de hiç uğraşmadan 25'er bin dolar kazanabiliriz!' dedi. Durumuna çok üzüldüm, gerçekten çok üzüldüm. Ama yine de, `Paul, ben Robert Graysmith'e söz verdim' dedim. Robert'ın bana ilk gelip, `Tüm bilgilere sahip, konuşabileceğim tek kişi sensin' dediği günü hatırlıyorum. Robert Graysmith'le 1977 yılında bana yazmak istediğini söylediğinde tanıştık. Bu davanın çözülebileceğine gerçekten inanıyordu. Hakikaten denemek istiyordu. O zamandan beri iyi arkadaşız”.
Toschi neden Graysmith'le konuştuğunu Fincher'ın merak ettiğini belirtiyor. Dava artık aktif olarak soruşturulmuyordu ve Graysmith de bir muhabir değildi. Toschi buna şöyle yanıt verdi: “Dürüstlüğü ve samimiyeti yüzünden. Bir kaç dakika içinde onun böyle biri olduğunu anlamıştım. O bir politika çizeriydi. Ona inandım”.
Mark Ruffalo kendi adına Toschi'den ve Fincher'ın senaryoda onu sunuş biçiminden çok etkilenmişti. “Bu türü sevmem; genelde oldukça fazla şiddet içeriklidir” diyen aktör, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Ama David öyle bir senaryo yazmıştı ki, okuduğumda, canlandıracağım karakterin çok ince biçimde ayrıntılandırılmış ve güzelce yazılmış olduğunu gördüm. Sonra canlandıracağım kişiyle buluştum ve işte o andan itibaren bu filmde yer aldığım için kendimi çok talihli hissettim. Ne de olsa, karşımdaki kişi dedektif rolü oynamaya çalışan oyunculara örnek olmuş biriydi, ve ben bazı oyuncuların kariyerlerini başlatan roller için örnek aldıkları o dedektifi canlandıracaktım”.
Ruffalo sözlerini şöyle sürdürüyor: “Robert Downey Jr. inanılmaz bir oyuncu. Onu her zaman sevmişimdir. Uçurumdan düşmeden dahilik sınırına ne kadar yaklaşılabilirse o kadar yaklaştığını düşünüyorum. Onunla çalışmayı gerçekten heyecan verici, aynı zamanda korkutucu ve eğlenceli buldum. Bir tehlike unsuru söz konusuydu. Sözünü ettiğim şey fiziksel açıdan ya da şiddet içeren bir tehlike değil, onun doğaçlama yeteneği”.
Yaklaşık on yıl boyunca başka bir stüdyonun elinde sürüncemede kaldıktan sonra nihayet tekrar piyasaya çıkan Graysmith'in kitabının yayın haklarını Vanderbilt ve Phoenix Pictures yapımcısı Bradley (Brad) J. Fischer satın aldı. Akıllarında tek bir yönetmen vardı.
“David Fincher'ın bu hikayeyi gerçekte olanlara sadık kalarak ve o dünyada yaşayanların motivasyon ve psikolojisini anlayarak anlatabileceğini hissettim. Daha önce de seri katil filmleri yaptı elbette ama bu film o türün ötesine geçti” diyen Fischer, şöyle devam ediyor: “Bu karakterlerde hepimizde var olan, bir şeye delicesine bağlanıp, günden güne, aydan aya, yıldan yıla onu bir kenara bırakamama durumu vardı. Fincher karakterleri oluşturan insan davranış ve duygusu hakkındaki şeyleri sinematik olarak ortaya koyma becerisine sahip. İzleyicilere, farkına bile varmadan tavşan çukuruna düşenlerin, beyaz perdede gördükleri o kişilerin aslında kendileri olabileceğini hissettiriyor. Bu hikayenin DNA'sının bu konuyla, kötü ve sıradışı davranışın dereceleriyle çok ilgisi var; ister bir seri katilden bahsediyor olun, ister muhtemelen hayatları boyunca hiç ulaşamayacakları bir şeyin peşinde hayatları heba olan adamlardan bahsediyor olun. Bunda hayranlık uyandırdığı kadar üzücü olan bir şey de var. Ama her şey bir yana, bilinemeyeni bilmek istemek en insani bir şey. Hepimizin içinde olan ve inanılmaz yıkıcı olma potansiyeline sahip bir dürtü. Bunu işlememizde Fincher'ın bize diğer hiçbir sinemacının olmayacağı şekilde yardımcı olacağını düşündük”.
Yapımcı sözlerini sürdürüyor: “Fincher hikayenin daha basit ve daha açık işlenmesi gerektiğini biliyordu. Fincher'ın bildiği bir diğer şey de, elimizdeki malzemenin, Zodiac soruşturmasıyla ilgili hemen her şeyin dev bir telefon ağıyla biraz bozulduğu, ayrıca düşünülebilecek en kötü lens olan gazete tarafından filtrelendiğiydi”.
“Yıllar geçtikçe bu dava kendi çapında bir mite dönüştü. Bunu geri döndürmek, gerçek ile kurgu arasında kesin bir çizgi çekmek ve bir şekilde hakiki köklerinden çok uzaklaşmış olan bu şeyi açığa çıkarmak bizim görevimizdi. Unutmamalısınız ki, Zodiac'ı böylesine güçlü bir muammaya döndüren medyaydı. Zodiac bir mektup yazıp, `Zodiac konuşuyor' diyor ve gazete ona `Şifreci Katil!' adını takıyor. Bu, dev ve dehşet verici bir gölgenin duvarda mutasyon geçirişini izlemek gibi. İşte o zaman bunun kaynağının beş kişiye sakarca ateş etmiş, iki kişiyi de bıçaklamış tek bir adam olduğunu anlıyorsunuz; üstelik bu adam tüm kurbanlarına sinsi bir şekilde yanaşmıştı. O “Süper Zeka Wile E. Coyote (Düzenbaz Çakal)” değil; o, acınası, zavallı ve yakalanmasına ramak kalmış inanılmaz hasta bir insan. Geri kalanı sadece halkın kafasında yarattığı, her istekli hayal gücünün güçlü bir şeytana dönüştürmeye hazır ve de nazır olduğu şeylerdi“ diyen Fischer, açıklamalarını şöyle sürdürüyor: “Ayıklama süreci uzun ve zorluydu ama gerçek hikayeyi anlatmak istiyorsak da kaçınılmazdı. Dolayısıyla, ikinci hatta üçüncü bir kaynağa başvurmak son derece elzemdi. Polis raporlarına bakmak kanunumuz oldu. Raporlar ve tabi orada olan insanlar... Aslında olay son derece basitti: Soruşturmanın somut bir parçası olan herkesi bulalım, karşılarına oturalım, gözlerinin içine bakalım, doğrudan ve bazen zor sorular soralım, sonra da neler söyleyeceklerini dinleyelim. Böylece, Bryan Hartnell'la, şimdi evsiz biri olan ve 1969'da vurulduktan sonra asla tam iyileşemeyen Mike Mageau'yla, Dave Toschi'yle, Bill Armstrong'la, Ken Narlow'la, George Bawart'la konuştuk. 1970 yılında polis tarafından sorguya çekilmelerinden bu yana ilk kez Don Cheney ve Sandy Panzarella'yı aynı odaya getirdik ve bize hikayenin her ayrıntısını anlatmalarını istedik. Filmin doğru olması için elimizden gelenin en iyisini yaptık”.
Phoenix Pictures'ın ortağı ve yöneticisi olan yapımcı Mike Medavoy, malzemenin ilginç yanı, “bir seri katille ilgili olması değil” diyor ve ekliyor: “Bu tek başına da bir film olurdu. Bu filmi ilginç kılan şey, seri katilin peşine düşen insanlar hakkında olması. Film bir şeye böylesine saplantı duyup, gerçek hedefinizi gözden yitirince neler olduğunu ortaya koyuyor. Kaybolmaya ve yol boyunca her şeyi mahvetmeye mahkumsunuz… her birinin başına gelen de bu. Graysmith geri döndü, ama artık evli değil. Esas karakterlerin hepsine neler oluyor bir bakın. Bana göre, filmde büyüleyici olan bu”.
Medavoy şöyle devam ediyor: “Onlar, aslında, hikayenin peşinden giderken kendilerini kaybetmiş insanlar. [Kendi işlerinde hafiyelik yapan] David, Brad ve Jamie filmin doğru olması için çıldırdılar. Brad'in (tam olmasa da!) şov işini bırakıp polis olacağını sandık!”.
Medavoy'un ortağı ve Phoenix'in başkanı olan yapımcı Arnold W. Messer ise kendi bilgisi dahilinde şunları dile getiriyor: “Bu muhtemelen en kapsamlı araştırılmış senaryodur ve dramatik sinemayla tutarlı olacak şekilde gerçek olayların en titiz biçimde ve doğrulukla yansıtılmasıdır. Otuz yılı aşkın süredir yapımcıyım ve daha önce hiç gerçeğe bu kadar yakın, bu kadar araştırma ve enerjiyle yoğrulmuş bir filmde yer almadım. Bu filmde yansıtılıp da hayatta olan herkesle görüşüldü. Bu insanların hepsi filme öyle veya böyle katkıda bulundu…arkadaşlarım kitapları, dosyaları, 10.000 sayfalık el yazmasını incelediler. Gerçeklerle aynı doğrultuda olduklarından emin olmak için ortaya koydukları çaba gerçekten etkileyiciydi”.
Prodüksiyon bilgileri 35 Milim Filmcilik tarafından sağlanmış; editörlük işleminden sonra yayınlanmıştır. Teşekkür ederiz.

Aloha Sinema
Ana Sayfa  |  Vizyonda  |  Gelecek Hafta  |  Gösterimdekiler  |  Fragmanlar  |  Özel Dosyalar  |  Sinema Kitapları |  İzlenimlerin Derinliği
Box Office Listeleri  |  Türkiye Top 20  |  ABD Top 20  | 2007 Top 60 Listesi  |  Haber Merkezi  |  Yönetmenlerimiz  |  Gösterim Tarihleri  |  Film Arşivi
İletişim - Bize Yazın  |   Editöre Mesaj
Bu sitenin dizayn ve içeriği Aloha tarafından gerçekleştirildi. Site Editörü: Ebru Altın, Tasarım: Selin Schwartz. Copyright © 2008
E-Mail Us