İzleyici Sayısı 53.920
Hasılat 407.028 YTL
|
Taksi 4 - Taxi 4
|
|||
Yönetmen Gerard Krawczyk
Oyuncular Samy Naceri, Frederick Diefenthal, Bernard Farcy, Emma Sjöberg, François Damiens, Jean Luc Couchard
Senaryo Luc Besson
Yapımcı Luc Besson
Görüntü Yönetmeni Peirre Morel
Prodüksiyon Tasarımı Hugues Tissandier
Kostüm Tasarımı Fabienne Josserand
Kurgu Peirre Morel
Özgün Müzik Tefa, Masta, Weallstar-Da, Octapusss
Yapımcı Stüdyo Europa Corp.
Türkiye Dağıtımı Chantier Films
Gösterim Tarihi 1 Haziran 2007
|
||||
Taksi 4 - Taxi 4 Yapım Bilgileri
|
||||
Serüven tam gaz devam ediyor !
Komiser Gilbert (Bernard Fancy) bir otel temizlikçisini terörist, ünlü futbol yıldızı Djibril Cisse'yi (kendisi) ise yasadışı bir göçmen sanacak derecede saftır.
Belçikalı bir suçlu Afrika'ya gönderilmeden evvel 24 saat boyunca Marsilya polisine emanet edilir. Emilien (Frederic Diefenthal) bir polis için fazla iyi niyetlidir ve bunun farkına varan zeki hırsız, Emilien'i aslında masum olduğuna ikna eder.
Bu sırada Emilien'in güzel karısı (Emma Sjoberg-Wyklund) Belçikalı suç örgütünde casusluk yapmakla görevlidir. Fakat bu olay o kadar gizlidir ki, kendi kocası bile olaydan habersizdir. Belçikalı ölümcül suçlu serbest kalınca tüm Marsilya bir cehenneme döner.
Marsilya Polis Teşkilatı'na hız tutkunu taksi şoförü Daniel'ın (Samy Naceri) da katılması ile işler iyice karışır.
Yabancı Basın Yorumları
Diğer filmlerdeki dengeyi bozan unsurlardan kurtulmuş. Bu yeni bölüm belki de dört filmin en iyisi. - Le Parisien - Pierre Vavasseur
Daha komik, daha hızlı! Bu filmde 300 kilometre hızdaki kovalama sahnelerinin yanında yaratıcı kötü adam karakterleri ve yardımcı oyuncular var. - Metro - Julien Dukmedjian
Komiser Gilbert bu bölümde de harikalar yaratıyor! - Le Journal du Dimanche - Carlos Gomez
Bu filmin değeri içinde hiç karamsarlık barındırmaması. - Chronic'art.com - Guillaume Loison
Yönetmen Gerard Krawczyk ile Söyleşi
Bu dördüncü filme katılmaya nasıl karar verdin?
Diğerleri gibi, Luc beni aradı ve “yeni bir TAXI yapacağız” dedi ve biz de hızla motoru çalıştırdık. Yeni bir TAXI yapmak bir bayrama katılmak ya da bir rock grubu için konsere katılmak gibi bir şey. Kendimize şunu sorduk: “Ben bir seyirci olsam bir sonraki konserde ya da arkadaşlarımı da götüreceğim bir festivalde ne görmek isterdim?” Bizim arzumuz her şeyden önce eski filmlerde insanların bağlandığı karakterleri kullanırken insanlarda yine bir keyif duygusu yaratmak.
Kendini hazırlamak için ne kadar zaman gerekti?
Hazırlık için bir buçuk ay ve çekimler için 60 gün. Bundan önceki filmleri çekmek 72-73 gün sürmüştü. Ama daha kısa olsa da çekimler daha az yoğun geçmedi, çünkü her sahnede komedi var. Komedi çekmek zordur, hem aktörler hem de yönetmen açısından, aksiyon sahnesi çekmekten daha zor.
Komediye bu kadar önem vermek daha ilk baştan mı kararlaştırıldı? Bu değişikliğe senin tepkin ne oldu?
Luc senaryodaki karakterleri geliştirdi. Hayatlarında ilerlemişler, artık farklı bir noktadalar: artık baba olmuşlar ve olgunlaşmışlar. Aynı zamanda toplumun bakışı da değişmiş. Günümüzde hız kavramı ilk TAXI'nin çıktığı zamanki gibi algılanmıyor. Bu yüzden filmin mantığı ister istemez değişti. Karakterler bu sefer aynı şeyleri aramıyorlar ve aynı şeyleri yaşamıyorlar.
TAXI de olgunlaşmış gibi...
Bu TAXI ile Peugeot 406'dan 407'ye geçtik. Yeni modelin bambaşka bir görüntüsü var. Tıpkı kahramanlar gibi o da evrimleşmiş.
Filmin konusu?
Komiser Gibert'in sorumlu olduğu önemli bir taşıma operasyonu hakkında. Fransa'nın en azılı suçlusu bu taşıma sırasında Marsilya'da 48 saat geçirmeli...
Peki daha önceki filmlerde zaten delirmiş olan Gilbert karakteri nasıl değişti?
Bernard Farcy'nin o role çok özel bir yakınlığı var. Gilbert'in hem çocuksu, hem saf, hem de kafayı yemiş! Bu zırdelilik ve yaratıcılık zaten Bernard Farcy'de var. Bu karakterin gücü tamamen ne yapacağının belirsiz olmasından ileri geliyor. Çok normal davranırken bir cümleyi bitirmeden delilik belirtileri gösterebilir. Bana kalırsa o hep manyak. Kanıtım da filmin başında bir balonu alıp bıçaklamaya başlaması... manyak herif! Yani o büyük bir çocuk, onu ilginç kılan da bu. O büyük havalarına rağmen ona iyi bakılması lazım çünkü aynı anda iki işi yapmaktan fena halde aciz.
Peki insan Emilien'i oynarken birdenbire karşısında Fransa'nın en azılı suçlusunu bulunca nasıl tepki veriyor?
Emilien annesine çok bağlı olan ve sırf babası ölmeden evvel ondan öyle rica etti diye polis olan sakar bir adam. Hep iyi bir şeyler yapmaya çalışıyor ama hep en yanlışı yapıyor. Eğer etrafta ayağının takılabileceği bir halı varsa, mutlaka takılıyor. Eğer boruları birleştirmek gerekiyorsa, mutlaka yanlış birleştiriyor. Sanıyor ki gerçekten isterse her şeyi düzgün yapabilir ama yaptığı işe ne kadar konsantre olursa o kadar kötü yapıyor...
Ve ona işinde yardımcı olan efsanevi Daniel…
Daniel olaylara hep biraz geriden bakıyor ve soğukkanlı. Bir saniyede kafayı yiyebilen Emilien ve Gilbert'in tam tersi. Sorunları çözebiliyor çünkü panik olmuyor. O kendi kendini eğitmiş, akıllı, çok zekice düşünebiliyor ve kesinlikle vazgeçmiyor. Duygularını başkalarına ifade etmese de hareketleriyle gösteriyor.
Ya Alain ?
Alain hayata pozitif bir yaklaşımı olan iyi dost rolünde. Gilbert'in onun üzerinde bir etkisi olduğuna göre o da manyak. Aslında birçok açıdan Emilien'e benzeyen bir kişilik: her şeyi kontrol altına almak istese de, olayların çoğu onun kontrolünde değil. Bazı şeyleri düzeltebiliyor ama...
Emma filmde tanınamıyor…
TAXI kabilesinde Emma da var. Belçikalılar onun çekiciliğini dayanılmaz bulmalı, zaten daha ilk göründüğünde hepsi onun ağına düşüyor... Emilien onda bir anne buluyor, çünkü Emma onu koruyor. Aynı zamanda da Emma onun sahibesi, karısı... Tüm karakterler değişik, çakışıyorlar, ama birbirlerine karşı toleranslılar... ben bunu güven verici buluyorum.
Bu seferki kötüler bayağı komik adamlar…
Bu TAXI'deki kötülerin sağlam bir mizah duygusu var: kendilerini ciddiye alıyorlar ama yine de garip herifler. İsteseler de istemeseler de gülünçler. Jean-Luc mükemmel bir suçlu olmak istiyor. Fransa'nın en azılı suçlusu. Bu filmde komedi, oyuncuların rollerinde çok samimi olmaları ile durumların kendilerinden çıkıyor. Bu samimiyet aynı zamanda zor bir olay çünkü aptal bir havaları olması durumunu kabullenmeleri lazım. Bu oyuncuların cömertliğinden geldi. Birçok kez onların çalışmaları hak ettikleri değeri görmüyor. İşleri çok zor, bu yüzden de onlara çok saygım var.
Çekim sırasında çocuklarla nasıl ilgilendiniz?
Birinci zorluk babalarına benzeyen çocuklar bulmaktaydı. Marsilya'da yaptığımız kasting çok uzun sürdü. 7 ve 8 yaşlarında iki tane oyuncu arıyorduk. Çocuklarla çekmek gerçekten bambaşka bir dünya, onların ritimleri bile bizimkinden farklı, özellikle de o yaşlarda. Çok daha az bir süre boyunca konsantre kalabiliyorlar ve her an o ilgiyi korumayı bilmek lazım. Onlara aynı zamanda bir dinlenme molası da ayırmak gerekiyor, rahatlamaları ve bir sonra yapacaklarını iyi anlamaları için. Ama gerçekten birer profesyonel gibi davrandılar! Sinema korkunç bir eğlence aracı olduğuna göre herkes filmleri seyrederken insanların yaparken de eğlendiğini sanıyor. Hâlbuki durum öyle değil. Sonuç eğlenceli. Biz yaratım çalışmasının kendisinin bile bir gösteriye dönüştüğü nadir mesleklerden birindeyiz. Tabii ki sinemada seyrettiğinizle alakası yok ama yine de. Ayrıca kamera arkası görüntülerinin filmle hiç bir alakası olmuyor...
Bir TAXI filminde dans sahnesi nasıl oluyor?
Bir TAXI filminde dans sahnesinin başka bir filmdeki dans sahnelerinden bir farkı yok: Çok çalışmak ve tekrarlamak lazım. Ayrıca o sahnenin bir doğaçlama yönü de var çünkü profesyonellerle çalışmadık. Hem komik hem de görsel olarak ilginç olmalıydı. Ayrıca sahne içinde bir şeyler olmalıydı. Yapması ilginçti ve sanırım aktörler eğlendiler.
Senin aktörleri yönetme metodun nedir?
Amaç sihirli bir şeyler yaratmak, doğru anı yakalamak. Bazen bunu bulamıyorsunuz, ritim ve ton olması gerektiği gibi olmuyor. Devam etmek lazım, doğru direktifleri vererek aktörün bunu yaratmasını sağlamak gerek. Jean Renoir derdi ki yönetmen en güzel balığı yakalamak için doğru durumu yaratmaya çalışan bir balıkçı gibidir. Ama balığı yaratan kendisi değil. Herkesin ekranda görülmeye değer bir şeyler yaratmak için ayrı bir yolu, bir çalışma biçimi ve bir bakışı var.
Çekimi en zor olan sahne neydi?
Vélodrome Stadı'ndaki çekim en komiğiydi. Önümüzde bizim elimizde olmayan çok şey vardı: Çimlerin üzerinde bir taksi arabası ile çekim yapmak, sezonun tam ortasında, yakında oynanacak karşılaşmaları düşünerek. Her ne kadar görsel efektle arttırdıysak da kaç tane figüranımız olacağını düşünmeliydik. Bütün bunlar bir bulmaca gibiydi. Televizyonlarda her maç aynı kameralardan yayınlanır ama bizim her görüntü için bir daha kamera yerleştirmemiz gerekiyordu.
TAXI serisinin en büyük zorluklarından bir tanesi de pilotun oturduğu yerden baktığınız zaman hız hissini vermekti. TAXI'de çektiğimiz ilk sahnede pilotun yanındaydım ve ona “Gaza bas! Gaza bas!” diyordum. O da bana “daha fazla basamıyorum ki!” diyordu. Hakikaten de kafamı kaldırdığımda aslında ne kadar hızlı gittiğimizi anladım. O günden beri işte o hissi tekrar yakalamak için elimizden gelen her şeyi yaptık. Kameralarımızın yerlerini de buna göre tespit ettik. Kamera için doğru yeri bulursanız ve doğru lens ayarlarını yaparsanız seyircinin tüylerini ürpertirsiniz.
Bu TAXI de Marsilya'da geçiyor…
Marsilya belediye başkanı bize hep şunu dedi: “Size anahtarları veriyorum ama işiniz bitince bana onları geri vermeyi unutmayın.” Biz de her seferinde bunu yaptık. Bu film Marsilya'ya ait bir film oldu, Marsilya'nın ışığı ve müziğiyle...
|
||||