İzleyici Sayısı 79.883
Hasılat 651.249 YTL
|
Şüphe - Disturbia
|
|||||
Yönetmen D.J. Caruso
Oyuncular Shia LaBeouf, Sarah Roemer, Carrie-Anne Moss, David Morse, Aaron Yoo
Senaryo Carl Ellsworth, Christopher B. Landon
Görüntü Yönetmeni Rogier Stoffers
Prodüksiyon Tasarımı Tom Southwell
Kostüm Tasarımı Maria Nay
Kurgu Jim Page
Özgün Müzik Geoff Zanelli
Yapımcı Stüdyo DreamWorks Pictures
Türkiye Dağıtımı UIP Filmcilik
Gösterim Tarihi 3 Ağustos 2007
|
||||||
Şüphe - Disturbia Yapım Bilgileri
|
||||||
Her katil birilerinin kapı komşusudur.
Komşularını gizlice gözetlerken bir cinayete tanıklık eden ev hapsindeki problemli gencin katili yakalatma çabalarını konu alan 2007 yapımı gerilim filminin başrolünde Shia LaBeouf oynuyor.
Kale Brecht (Shia LaBeouf), babasının geçirdiği kaza sonucu meydana gelen trajik ölümünden sonra girdiği bunalımı atlatmaya çalışan sorunlu bir gençtir. Asık yüzlü, içine kapanık ve çekingendir. Yasadışı hareketlerde bulunmaya başlayınca mahkeme tarafından ev hapsi cezasına çarptırılır. Annesi Julie (Carrie-Anne Moss) evin geçimini sağlayabilmek için gece gündüz çalışmaktadır. Tek isteği kayıtsız ve bezgin davranışlarda bulunan oğlunun ihtiyaçlarını karşılayabilmektir.
Kale'in en büyük problemi, evin bulunduğu alanın dışına çıkmasına izin verilmemesidir. Üç ay devam edecek cezası boyunca evin bahçesine bile ayağına takılı elektronik cihazla çıkmak zorundadır. Evin çevresindeki 100 metre çapındaki alanın dışına tek adım bile attığı takdirde cezası gerçek hapishane cezasına dönüşecektir.
Evinin duvarları adeta Kale'in üzerine üzerine gelmektedir. Zaman geçirebilmek için tüm ilgisini pencerenin dışına komşu evlerine yöneltince röntgenci bir genç olup çıkar. Gözetlediği evler arasında, sorunlu geçmişinden kaçmak için yeni taşınan güzel komşu kızı Ashley de (Sarah Roemey) vardır.
Yerel gazetelerde esrarengiz adam kaçırma olaylarıyla ilgili haberler çıkmaya başlayınca Kale tüm dikkatini komşularından birisine yöneltir. Genelde sessiz ve sakin bir yer olan kasabada terör estiren seri katilin kapı komşusu olduğuna ikna olmaya başlamıştır. Gözetlemeyi takıntı haline getirerek komşusunun attığı her adımı izlemeye başlar. En küçük nüans ve detayları bile not almaktadır.
Elinde inandırıcı herhangi bir kanıt olmadığı halde birtakım önlemler almak zorunda hisseder. Korktuğu şeyin doğruluğunu kanıtlamak için güzel komşusu Ashley ile arkadaşı Ronnie'den yardım ister. Ev hapsinde olduğu için tüm bunları evinden ayrılmadan yapmak zorundadır.
Prodüksiyon Notları
Senaryo yazarı Christopher Landon'a göre, büyük kentlerin çevresini saran banliyö alanları, seri katiller için mükemmel gizlenme yerleridir. Bu kanıya San Fernando Vadisi'ndeki kızkardeşinin evini ziyaret ettikten sonra vardığını söyleyen Landon, “Herkes banliyölerin son derece ideal ve güzel yerleşim alanları olduğunu düşünür. Ancak her nedense bu bölgeler beni daima ürkütmüştür. Bir gün kızkardeşimin evinden kente arabamla dönerken aklıma bu fikir geldi. Evine bir şekilde bağlı kalmış, dışarı çıkması yasaklanmış bir gencin öyküsünü yazmayı düşündüm. Evden dışarı çıkamadığı için çevrede olup biten tuhaf olayları daha iyi fark edecek, zaman içinde komşusunun bir seri katil olduğundan kuşkulanma noktasına gelecekti” diyor.
Landon sözlerini şöyle sürdürüyor: “Kenti çevreleyen yerleşim alanlarının göreceli sakin havası içinde insanlar kendilerini bekleyebilecek tehlikelerden habersiz bir yaşam sürerler. Böyle çevrelerde yaşayan insanlar kendi gündelik yaşamlarının tekdüzeliğine o kadar alışmışlar, kendilerini işlerine öylesine kaptırmışlardır ki, komşularını bile doğru dürüst tanımazlar.”
17 yaşındaki Kale'in de durumu böyledir. Babasının bir trafik kazasında ölümüne kadar onun yaşam biçimi daima tipik banliyö tarzı olmuştur. İki katlı güzel döşenmiş bir evde hep beraber mutlu şekilde yaşayan çekirdek ailedirler. Ancak babasının öldüğü yıldan itibaren Kale'in psikolojisi hızla değişir. Artık sorunlu bir genç olup çıkmıştır. Okulda öğretmenlerinden birisine kafa tutarak yumruk atınca soluğu mahkemede alır. Yaşının tutmaması nedeniyle hapishaneye gönderilmez ama üç ay süreyle ev hapsi cezasına çarptırılır. Ayağına elektronik bir kelepçe takılır. Evinin 100 metre ilerisine açıldığı takdirde polis merkezindeki sinyaller çalacak, kuralları ihlal ettiği için cezasının geri kalan kısmını gerçek hapishane ortamında tamamlamak zorunda kalacaktır.
Evde tıkılıp kalan Kale'e artık günler çok uzun gelmektedir. Video oyunlarından sıkıntı bastığı için tüm dikkatini kapı komşularına yöneltir. En iyi arkadaşı Ronnie ile birlikte “Ben Casusum” adlı bir oyuna merak sarmışlardır. Eğlence olsun diye bu oyunu gerçek yaşama uyarlayarak çevredeki evlere girip çıkanları not almaya başlarlar. Bir süre sonra Kale'in güzel komşusu Ashley bu küçük oyunu keşfeder ve casusluk oyununda onlara katılmaya karar verir.
Ancak bir süre sonra bu oyunu ölümcül hale çevirecek olan rahatsız edici keşifler yapmaya başlarlar. Gerisini Landon'dan dinleyelim: “Genellikle çevremizde olup bitenlere çok fazla dikkat etmeyiz. Çünkü kendi hayatımızla meşgulüzdür. Ancak Kale öyle bir pozisyondadır ki, çevreye dikkat kesilmekten başka yapacak hiçbir işi yoktur. Bu nedenle çevreyi gözetlemeye başladığı andan itibaren birtakım rahatsız edici şeyleri de görmeye başlar. Tanık olduğu olaylar karşısında `Acaba bunlar hayal gücümün bir oyunu mu, yoksa gerçekten esrarengiz olaylar mı dönüyor?' diye kendi kendine sorarak merak edecek noktaya gelir.
Christopher Landon'un kaleme aldığı röntgencilik olgusunu gerilim unsuruyla birleştiren senaryo, Montecito Picture Company şirketi yapımcılarından Joe Medjuck'un dikkatini çekti.
“Aslında tüm filmler temelde röntgenciliğe dayalıdır” diyor Medjuk, “Ancak çevresini dikkatle inceleyen ve gözlemleyen insanları konu alan gerçekten büyük filmler vardır. Örneğin Antonioni'nin `Blow Up', Michael Powell'ın `Peeping Tom', Hitchcock'un `Rear Window' ve Coppola'nın `The Conservation' adlı çalışmaları bu türün en iyi örnekleridir. Bu saydığım filmlerin hepsinde bir şeylere dikkatle bakan insanların öyküsü anlatılır. Kimi zaman kamerayla, kimi zaman sadece çıplak gözle gözlem yaparlar. Ayrıca bir şeyleri gizlice gözetleyen insanın bakış açısını bize sundukları için bu tip filmlerin çok güçlü etkisi vardır. Örneğin Kale filmde, kapı komşusu kızı yüzerken seyretmektedir. Kızın arkasındaki erkeği de gizlice gözetler. Çünkü onun bir katil olabileceğini düşünmektedir. Komşularının bilmemesi gereken hareketlerini seyretmektedir. Şurası bir gerçektir ki, insanlar gözetlendiklerinin farkında olmadıkları zaman farklı davranırlar. İşte büyüleyici olan budur.”
Sahibi oldukları Montecito Picture Company bünyesinde bugüne kadar çok sayıda gişe rekortmeni filme imza atan Ivan Reitman ile Tom Pollock, “Disturbia”nın prodüksiyon amirliğini üstlendiler.
Ivan Reitman'ın “Disturbia” projesiyle ilgili yorumu şöyle: “Bugüne dek prodüksiyonunu yaptığımız filmlerin çoğu geniş ölçekli komedilerdi. Başrolünde de gençler veya yaşlı oldukları halde genç gibi davrananlar oynuyordu. `Old School' ve `Road Trip' buna örnektir. `Disturbia' projesinde ise baş karakter olarak yine lise öğrencileri vardır ama bu bir gerilim çalışmasıdır. Bugüne kadar yaptığımız diğer filmlerden farkı bu noktadadır.”
Tom Pollock ise şunları ekliyor: “Senaryoyu ilk okuduğumuz anda öyküsünün taşıdığı potansiyelin farkına hemen vardık. Bence Kale ve arkadaşlarını ilginç kılan en önemli özellik, onların tipik birer kahraman olmamasıdır. Kale ev hapsinde bir genç, en iyi arkadaşı eksantrik kişilikli bir insan, potansiyel kız arkadaşı ise insanlar tarafından sürekli yanlış anlaşılmış güzel bir kızdır. Bu üç karakteri filmin merkez noktasına koyunca izleyicinin hemen benimseyeceğini düşündük.”
“Disturbia”nın yönetmenliğine, başrollerinde Angelina Jolie ile Ethan Hawke'ın oynadığı gerilim filmi “Taking Lives”ten tanıdığımız D.J. Caruso getirildi. “Taking Lives” ile “Disturbia”nın her ikisi de gerilim filmi olduğu halde “Disturbia”nın farklı bir izleyici kitlesine seslendiğini söyleyen D.J. Caruso, filmi yönetirken uyguladığı yaklaşımı şu sözlerle özetliyor:
“Benim çektiğim filmlerde, problemleri olan karakterler üzerinde odaklanılır. Birtakım bağımlılıkları ve problemleri olan insanlar daima ilgimi çekmiştir. Bu nedenle ikinci filmimin yine problemli bir karakter üzerine kurulu olmasını istedim. Gençlik yıllarımda Cameron Crowe ve John Hughes gibi usta yönetmenlerin imzasını taşıyan gerilim filmleriyle büyüdüm. `Disturbia'yı izlerken onlardan bazı esintiler bulacaksınız. Bu kadarını da doğal karşılamak gerekir.
Filmin Oyuncuları
Kale rolünde Shia LaBeouf
Sürekli komşularını gözetlemekten başka işi gücü olmayan sorunlu genç Kale karakterinin, filmin hemen her sahnesinde görünmesi sebebiyle bir genç insanın kişilik yapısının tüm boyutlarını ve nüanslarını verebilecek sağlamlıkta bir aktör gerekiyordu. Kale rolü için film yapımcılarının tercihi genç aktör Shia LaBeouf'tan yana oldu.
Shia LaBeouf'un seçilmesinde genç yaşına rağmen sağlam bir kariyer edinmiş olmasının önemli rolü vardı. Çocuk aktör olarak kamera karşısına geçtiği popüler televizyon dizilerinin yanısıra bu yıl ayrıca Michael Bay'in yönettiği, Steven Spielberg'in yapımcılığını üstlendiği “Transformers” gibi dev bütçeli bir filmin de başrolünde oynayarak başarısını kanıtlamış bir oyuncuydu.
Yönetmen D.J. Caruso, Kale rolü için Shia LaBeouf'un neden seçildiğini şu sözlerle açıklıyor: “Kale karakterinin her sahnede yer alması nedeniyle zor bir seçim süreci oldu. Bu rolde oynayacak genç aktörün `kapak çocuğu' tabir ettiğimiz mükemmel görünümlü bir genç olmasını istemiyorduk. Daha sıradan bir görünümü olmalıydı. Gençlik yıllarımda çok beğendiğim Sean Penn ve John Cusack karışımı bir genç arıyordum. Seçmelere katılan Shia entelektüel görünümlü ve hayli yakışıklı bir gençti. Seçmeler sırasında kapılar kapandığı anda yanımda oturan casting yönetmenine dönüp, `İşte aradığımızı bulduk. Bu rolde bu genç oynamalı” dedim.
Kale karakterini yaratmaktan büyük keyif aldığını söyleyen Shia LaBeouf, portresini çizdiği karakterin özelliklerini şu sözlerle yorumluyor:
“Kale babasını kaybedince tüm dünyası bir anda değişir. O artık çevresine kapalı bir genç olup çıkmıştır. Annesi de aynı acıyı çekmekte olduğu için ondan da yardım alamaz. Sonuçta ev hapsi cezası alınca tamamen kontrolden çıkan bir genç haline gelir. Ayrıca ev hapsiyle gerçek hapishane arasındaki farkı da tüm boyutlarıyla yaşamak zorunda kalır. Sonuçta gerçek hapishaneye girince tüm dünyadan soyutlanırsınız. Ancak ev hapsinde dünya gözünüzün önünde uzanmaktadır ama siz oraya gidemezsiniz. Kale karakteri bu farklılığı tüm boyutlarıyla hisseder.”
Kale karakterinin, seri katil konusundaki şüphelerinin doğruluğunu kanıtlamak için düzenlediği kampanyada teknolojinin en baş faktör olduğunu belirten Shia LaBeouf sözlerini şöyle sürdürüyor:
“Ev hapsi sırasında teknoloji desteğiyle eğlenmeye çalışır. Ancak teknoloji aynı zamanda onun yalnızlığını da artırır. Biz gençler için en devrimci iletişim ortamının YouTube ve MySpace olduğu söylenir. Ancak ben bundan o kadar da emin değilim. Cep telefonları ilk çıktığında da insanları birbirine daha çok yaklaştıracağı söylenmişti ama tam tersi oldu ve insanlar birbirinden uzaklaştı. Çünkü insanlar birbiriyle konuşmak yerine kısa mesaj yollamayı tercih eder oldular. Kale böyle bir iletişim değişiminin tam ortasında büyümüş bir gençtir. Hayatının her alanında video klipler ve çeşit çeşit medya vardır. Dış dünyayla bağlantısını bunlar sağlar. Hatta teknoloji sayesinde kelimenin tam anlamıyla bir röntgenci olup çıkar ve olup bitenler hakkında bilgi toplar.”
Bay Turner rolünde David Morse
Kale'in röntgenciliğe dayalı yeni dünyasının boy hedefi ise Bay Turner'dır. Aslında Bay Turner, o semtteki en seçkin komşulardan birisidir. Hatta ideal komşu profili çizer. Evi ve bahçesi mükemmel dizayn edilmiştir. Çöpleri asla birikmez. Sessiz mizaçlı bir insana benzemektedir. Ancak onu gözetleyen Kale ve arkadaşları, bu komşularının aslında potansiyel rahatsız edici davranışlara sahip olduğunu fark etmeye başlarlar.
Bay Turner rolünün portresini çizmesi için film yapımcılarının tercihi, deneyimli aktör David Morse'dan yana oldu. Geçtiğimiz yıllarda oynadığı “Contact” adlı filmde ideal babayı, televizyondaki “St. Elsewhere” dizisinde işine bağlı doktoru, “The Green Mile” adlı filmde hapishane gardiyanını oynayan David Morse, “Disturbia”daki Bay Turner karakterini başarıyla oynadı.
Ashley rolünde Sarah Roemer
Kale karakterinin gözetlediği komşular arasında çok özel birisi daha vardır. O da, her liseli gencin rüyalarını süsleyecek kadar güzel bir genç kız olan Ashley'dir. Ailesiyle beraber kentten banliyöye yeni taşınmıştır.
Yönetmen Caruso, kentten yeni taşınan Ashley karakterini şu sözlerle tanımlıyor: “Aslında senaryonun ilk tasarım aşamasında bu karakter biraz daha farklıydı. Harika bir vücudu olan çok ateşli bir genç kız düşünmüştük. Sonra öyküyü geliştirerek, fiziksel güzelliğinden öte farklı özellikleri olan Ashley karakterine ulaştık. Bu karakterin hayatında da fırtınalar olmaktadır. Ailesiyle çeşitli sorunları vardır. Kısa sürede Kale'in arzularının objesi haline gelir.”
Ashley rolünde genç oyuncu Sarah Roemer kamera karşısına geçti. İlk kez “Disturbia”daki rolü ile oyunculuğa adım atan Sarah Roemer'in Ashley karakteriyle ilgili yorumu şöyle:
“Ashley oraya kentten yeni taşınmıştır. O da sorunlu bir aileden gelmektedir. Anne-babasının kendi aralarında bazı sorunları vardır. Aslında banliyöye taşınmayı hiç istememiştir. Annesiyle sürekli çatışma halinde olduğu için fırsat bulduğu her anda evin dışına kaçmaktadır. Sonra Kale'i görür. Farklı sebeplerden ötürü olmakla birlikte, onun da evinde kapalı ve huzursuz olduğunu fark etmiştir. İkisi de kendilerini tuzağa düşmüş hissetmektedir. Bu durum ikisi arasında bir iletişime yol açar. Evet, dıştan bakınca fiziksel anlamda bir çekim gücü vardır ama onları bağlayan asıl unsur, içten gelen bağlılıktır.”
Julie rolünde Carrie-Anne Moss
Kale'in annesi Julie rolü için film yapımcıları, “The Matrix”in unutulmaz yıldızı Carrie-Anne Moss'u tercih ettiler. İzleyici onu “The Matrix”te deri giysiler içinde sert mizaçlı bir kadın kahraman olarak tanıdığı için “Disturbia”daki rolü tamamen farklı oyunculuk becerisi gerektiriyordu.
Güzel oyuncu bu filmde portresini çizdiği Julie karakterini şu sözlerle yorumluyor: “Senaryoyu ilk okuduğumda oğlunu her zaman desteklemeye çalışan anne rolünü çok sevdim. Bir kadın olarak bu rolün tam bana uygun olduğunu düşündüm. Shia da gerçekten çok iyi oyun çıkardı. Çoğu zaman onu gerçekten kendi oğlum gibi hissettiğimi söyleyebilirim.”
|
||||||