İzleyici Sayısı 13.149
Hasılat 105.911 YTL
|
Sıkı Aynasızlar - Hot Fuzz
|
|||||
Yönetmen Edgar Wright
Oyuncular Simon Pegg, Nick Frost, Jim Broadbent, Paddy Considine, Timothy Dalton, Martin Freeman, Anne Reid
Senaryo Edgar Wriht, Simon Pegg
Yapımcılar Nira Park, Tim Bevan, Eric Fellner
Görüntü Yönetmeni Jess Hall
Prod. Tasarımı Marcus Rowland
Kostüm Tasarımı Annie Hardinge
Kurgu Chris Dickens
Özgün Müzik David Arnold
Yapımcı Stüdyo Universal Pictures, Working Title Productions
Türkiye Dağıtımı UIP Filmcilik
Gösterim Tarihi 13 Temmuz 2007
|
||||||
Sıkı Aynasızlar - Hot Fuzz Yapım Bilgileri
|
||||||
Unutulmaz komedi filmi “Shaun of the Dead”in yaratıcılarından bol aksiyon yüklü yepyeni bir komedi…
Nicholas Angel (Simon Pegg), Londra'nın gelmiş geçmiş en başarılı polis memurudur. Diğer polis memuru arkadaşlarının her birinden yüzde 400 daha fazla tutuklama yaparak rekor kırmıştır. O kadar mükemmel bir polistir ki, diğer polislerin hepsi onun yanında kötüymüş gibi kalır.
Angel'ın üstleri bu duruma daha fazla seyirci kalamazlar. Diğer polislerin morali bozulmasın diye onu yeteneklerinin pek fazla işe yaramayacağı başka bir yere tayin ederler. Yeni görev yeri, sakin ve hareketsiz insanların yaşadığı, yıllardır hiçbir polisiye olay belirtisi görülmeyen Sandford köyüdür.
Sandford'da göreve başlayan Angel için artık Londra caddelerindeki bol aksiyonun yerini yemyeşil bahçelerde düzenlenen partiler ve hiçbir olayın meydana gelmediği klasik devriye gezileri almıştır. Yanında bir de oldukça sersem ama iyi niyetli bir genç olan polis memuru arkadaşı Danny Butterman (Nick Frost) vardır. Londra caddelerinde harekete alışmış olan Angel'ın yeni koşullara uyum sağlamakta zorlandığı bariz şekilde ortadadır.
Artık tembelliği ve uyuşukluğa iyice alıştığını hissetmeye başladığı bir anda meydana gelen bir dizi dehşet verici olay Angel'ın harekete geçmesine yol açar. Sandford'un göründüğü kadar cennet bir yer olmayabileceğinin farkına varmıştır. Kendisine inanan tek dostu haline gelen ortağı Danny ile birlikte önsezilerinin doğruluğunu kanıtlama, Sandford'un gerçek yüzünü ortaya çıkartma mücadelesi vermeye başlar.
İngiltere'nin en güvenli, en tatlı köyünde yaşaya yaşaya aklını mı yitirmeye başlamıştır? Yoksa çok korkunç sonuçlara yol açacak birtakım gelişmelerin kokusunu mu almıştır? Küçük köy artık büyük kentin adalet anlayışından nasibini almak üzeredir.
Prodüksiyon Bilgileri
Edgar Wright - Simon Pegg ikilisinin 2004 yılında beraber yarattığı “Shaun of the Dead”, dünya çapında büyük gişe başarısı yakalayarak 40 milyon İngiliz sterlini (yaklaşık 80 milyon dolar) hasılata ulaşmıştı. Söz konusu film gişe başarısının yanı sıra aralarında 2004 İngiliz Bağımsız Film Ödülleri'nde en iyi senaryo, Saturn Ödüllerinde en iyi korku filmi, 2005 Empire Ödülleri'nde en iyi İngiliz filmi gibilerinin de yer aldığı çok sayıda prestijli ödülün sahibi oldu.
Elde edilen büyük başarılar, Pegg ile Wright'a “O filmin devamı nasıl yapılabilir?” şeklinde önemli bir baş ağrısı da getirdi. Sorunun yanıtını Wright'ın geçmişinde buldular. Çocukluğu Somerset yakınlarındaki Edgar Wells adlı küçük bir kentte geçen Wright, polisiye filmlerin sıkı bir hayranıydı.
“17 yaşıma gelinceye kadar video kayıt cihazım yoktu” diyor Wright, “Bu nedenle evde oturur, televizyon seyrederdim. Polisiye filmlere karşı çok özel bir ilgim vardı. Özellikle de `Dirty Harry' filmlerine, 60'lı ve 70'li yıllarda çekilen `Bullitt' ve `The French Connection' gibi filmlere, 80'li yılların `Lethal Weapon' ve `Die Hard' gibi serilerine hayrandım.”
“Shaun” sonrası yapacakları proje üzerinde kafa yoran Wright ile Pegg'in aklında birçok fikir vardı. Ancak Wright'ın önceliği hala polisiye komedi yapmaktan yanaydı. “Shaun of the Dead”ın bir zombi komedisi olması nedeniyle bu kez Amerikan tarzı olarak bilinen polisiye komediyi denemek istiyordu.
“Ülkemizde İngiliz suç filmleri geleneği vardır ama komedisini yapmak için başvurulacak İngiliz polisiye filmine zor rastlanır” diyor Wright, “Ayrıca çok az İngiliz polisiye filminde üniformalı polis ikonografisi kullanılır. Yabancı ülkelerden gelenlerle konuştuğunuzda, `İngiliz polisinin miğferleri çok güzel ama silahsız olmaları biraz garip değil mi?' diye soracaklardır. Bu nedenle bu filmi yaparken iki soru üzerinde odaklandık: Birincisi, İngiliz polisleri üzerine harika bir komedi nasıl yapabiliriz, ikincisi ise o polislere nasıl bol miktarda silah verebiliriz?”
Bu soruların yanıtını ararken senaryo yazım sürecini başlatan Pegg ile Wright, kendi favorilerinden oluşan birer tane polisiye filmler listesi hazırlayarak ilk adımı attılar. Önlerine koydukları 200 filmlik listede “Frebbie & Bean”, “Lethal Weapon”, “Die Hard”, “48 Hours”, “Busting”, “The Last Boy Scout”, “To Live and Die in L.A.”, “Extreme Prejudice”, “The Super Cops”, “The Blue Lamp”, “Point Break” ve “Bad Boys 2” gibi polisiye klasikleri başı çekiyordu.
Bununla birlikte “Hot Fuzz” projesinin asıl şekillenmesi, Wright ile Pegg'in Londra, Somerset, Gloucestershire ve Wiltshire'daki polis memurlarıyla yaptığı kapsamlı söyleşilerle gerçekleşti. Edgar Wright bu süreci şu sözlerle anlatıyor:
“Londra'da çok sayıda polis memuruyla söyleşi yaptıktan sonra 15 kırsal bölge karakolunda tura çıktık. Birbirinden çok farklı polis memurlarıyla bir hafta boyunca söyleşiler yaptık. Hepsi son derece yardımsever davrandılar. Bu söyleşiler sayesinde çok önemli detaylara ulaştık.”
Oyuncular Nasıl Seçildi
Çekimlerine 2006 Nisan'ında başlanması planlanan filmde hala doldurulması gereken 56 konuşmalı rol vardı. Wright - Pegg ikilisi bu rolleri etkileyici isimlerle doldurdular. Bunların bir kısmı Wright ile Pegg'in daha önce beraber çalıştığı isimlerdi. Örneğin Bill Bailey daha önce “Spaced” adlı TV dizisinde oynamıştı. Bill Nighy ile Martin Freeman de “Shaun of the Dead”de kamera karşısına geçmişti.
Diğer karakterlerin çoğunda ise saygın İngiliz karakter aktörlerine yer verildi. Bunlar arasında süpermarket yöneticisi Simon Skinner'ı oynayan Timothy Dalton ile Sandford'lu polis müfettişi Frank Butterman rolünü üstlenen Jim Broadbent başı çekiyordu.
Simon Pegg'in oyuncu kadrosuyla ilgili yorumu şöyle: “Her rol için aklımızda bir isim vardı. Teklif götürdüğümüz insanların hepsi bu rolleri kabul etti. `Raiders of the Lost Ark'tan Paul Freeman, `The Omen'den Billie Whitelaw, `The Equalizer'dan Edward Woodward gibi isimlerin bir araya geldiğini görünce kendimi adeta cennette gibi hissettim.”
“Hot Fuzz”un iki ana karakteri Nicholas Angel ile Danny Butterman'ı hangi aktörlerin oynayacağı en baştan belliydi. Bu iki rolde Simon Pegg ile gerçek hayattaki en sıkı dostu Nick Frost oynayacaktı.
Ardından “Hot Fuzz”un operasyon planına, “Polisiye tarzının geleneklerini al, hepsini tersine çevir” şeklindeki standart iki kafadar formülü uygulandı. Bu formül özellikle, işinde çok başarılı olduğu için Sandford'a tayin edilen Nicholas Angel karakterinde belirgin olarak ortaya çıktı.
“Bu tip polisiye filmlerde büyük kentlerde görev yapan polislerin görevini kötüye kullandığı veya birisini öldürdüğü için tayin edildiğini görürüz” diyor Wright, “Nicholas Angel karakterini yazarken bunu tersine çevirdik. Diğer polislerden yüzde 400 daha fazla tutuklama yaparak rekor kırdığı için büyük kentten alınarak küçük bir kasabaya tayin edilmesini öngördük. Bir bakıma en iyiyi yapmak adına gösterdiği çabaları için ödül almak yerine cezalandırılmış oldu.”
Filmde oynadığı Angel rolünün kariyerindeki en zor rol olduğunu belirten Simon Pegg, bu karakterin özelliklerini şu sözlerle anlatıyor:
“Salak birisi olmadığı için bu rolü yaparken önceki hilelerime yaslanamadım. O işine odaklanmış bir polistir. Filmin ilk yarısı bitene kadar güldüğünü bile görmezsiniz. Robot gibi çalışır. Daha önce `Shaun of the Dead'de oynarken `Spaced' dizisindeki Tim karakterinin, deyim yerindeyse kendimin farklı bir versiyonunu ortaya koymuştum. Buna karşılık `Hot Fuzz'da oynadığım polis memuru Angel karakterinin benim kişiliğimle alakası yoktu. Bu yüzden tam bir değişiklikti.”
Nicholas Angel'ın Sandford'a tayin edildikten sonra beraber görev yaptığı polis arkadaşı Danny Butterman rolünü üstlenen Nick Frost'un bu karakterle ilgili yorumu şöyle:
“Butterman rolü daha önce hiç oynamadığım tarzda bir roldü. Polis şefinin oğlu olan Danny sevimli ve naif bir gençtir. Aksiyon filmleri hayranıdır ama görev yaptığı küçük kasabada o güne kadar doğru dürüst bir aksiyonla karşılaşmamıştır. Babasıyla birlikte yaşar. Kasabada bir suç olayı olmadığı için devriye gezmekten başka yapacak işi de yoktur. Buna rağmen hep üniformalı dolaşır. Rugby oynar, Bristol Rovers'a gider, kısacası hoş bir hayatı vardır. Nicholas Angel'ın Sandford'a gelişiyle birlikte o güne kadar özlemini çektiği her şeyi onda görür. Danny aslında korkak bir polistir. Birisi ona Kalaşnikof doğrultsa hemen o anda bir kilometre uzağa kaçacak bir polistir ama öyle birisi olmadığını düşünmekten hoşlanır.”
"Hot Fuzz" İçin Forma Girmek...
Arabalı takip, yumruk yumruğa kavga, silahlı mücadele ve at binme sahneleriyle dopdolu bir film olan “Hot Fuzz”da oynamak için birtakım atletik becerilerin varlığı gerekiyordu. Aktörlerin bazı fiziksel zorluklardan geçmek zorunda kalacağı gün gibi ortadaydı. İşin tuhaf yanı, bu sahnelerde oynarken zorlanacağı, senaryoyu yazdığı sırada Simon Pegg'in aklına bile gelmemişti.
“Senaryoyu yazarken belirli bir karakterin bakış açısından yazıyorsunuz” diyor Simon Pegg, “Ancak sonradan çekimler başladığında kan ter içinde koşarken pişmanları oynadım. `Hangi akla hizmet bunları yazarsın salak herif!' diye kendime kızdığım anlar oldu. Angel rolünde kendimin oynayacağını bile bile tam 10 millik takip sahnesini senaryoya neden koyduğumu ben bile anlayamadım. Senaryo yazdığınız sırada sadece bitmiş halini düşünüyorsunuz, kan ter içinde koşmaya çalışırken ne işkenceler çekeceğiniz aklınıza bile gelmiyor.”
Film için forma girmek isteyen Simon Pegg, çekimler öncesinde üç kişisel antrenör gözetiminde sıkı bir antrenman sürecine girdi. Ayrıca akşam 8.00'den sonra yemek yemesini kesin olarak yasaklayan katı bir diyete girmeyi ihmal etmedi. Wells'teki mekan çekimleri sırasında da Frost ile paylaştığı kiralık kulübeden çekimlerin yapıldığı yere kadar olan iki millik mesafeyi koşarak gitti.
Öte yandan Danny Butterman karakterini oynayan Nick Frost'un sıkı diyete girmek veya koşmak gibi bir derdi yoktu. Canlandırdığı karakterin zaten şişman olması nedeniyle sete giderken arabaya binmeyi tercih ettiği gibi, kan ter içinde koşan Simon Pegg'e el sallamayı da ihmal etmedi. Arabayı durdurup onu da almayı aklına bile getirmedi.
Wells'teki Mekan Çekimleri
“Hot Fuzz”un çekimlerine Londra'da başlandı ama geri kalan sahneler için sessiz ve sakin bir kasabaya gidilmesi gerekiyordu. Kasaba sahnelerinin çekimi için Edgar Wright'ın doğup büyüdüğü yer olan Wells kenti üzerinde karar kılındı.
Başlangıçta Wells'i tercih etmek gibi bir niyeti olmadığını, son dakikada karar verdiğini söyleyen Wright, “Belki de bilinçaltıdır” diyor ve şunları ekliyor: “Wells aslında epey büyükçe bir kenttir. Buna karşılık hayali Sandford kasabası bir köy gibidir. Bu nedenle Wells'i olduğundan küçük göstermek için elimizden geleni yaptık. Orada çekim yapmak hepimiz için güzel bir deneyimdi.”
Katedrali, düzenli pazar yeri ve parke taşlı caddeleriyle Wells kenti, hayali Sandford köyünün yerini tutacak mükemmel bir tercihti ama Wright'ın bu kararı alması hiç de kolay olmadı. Turistik bir bölge olması, haftada iki kez kurulan pazar yerinin kalabalığı nedeniyle çekimlerin oldukça zor koşullarda olacağı belliydi. Bu yüzden öncelikle Devon, Dorset, Cornwall, Wiltshire ve Gloucestershire gibi yerlere giderek mekan aradılar. Buna rağmen en çok kabul gören yer yine Wells oldu.
Filmin çekimlerinin başlamasıyla birlikte kent meydanının sık sık trafiğe kapatılması gündeme geldi. Ayrıca meydana açılan yan yollar da trafiğe kapatılmak suretiyle filmin belli başlı ana sahnelerinin çekimi gerçekleştirildi. Bol miktarda figüran gerektiren kilisedeki eğlence sahnesinden köy sokaklarındaki aksiyon sahnelerine kadar çekimlerin olmazsa olmazlarından birisi de yağmurun kendisini sürekli hissettirmesiydi. Sürekli yağmur yağmasından kaynaklanan ertelemeler nedeniyle İngiltere'de neden aksiyon filmi yapılamadığı bir kez daha kanıtlanmış oldu.
Çekimler sırasında eski dostları, öğretmenleri ve seti ziyaret eden akrabalarıyla hasret giderme fırsatı bulan yönetmen / senaryo yazarı Edgar Wright izlenimlerini şu sözlerle dile getiriyor:
“Oradaki ilk günümüzde kent meydanının ortasında gece çekimi yapıyorduk. Saatler 23.00'ü gösterdiğinde çekimi izlemeye devam eden insanlar hala vardı. Ancak gece yarısı olunca her taraf tamamen ıssızlaştı. Ne insanlar kaldı, ne de arabalar… Doğup büyüdüğüm kasabada çekim yaparken hiç kimsenin ortalıkta olmaması gerçekten çok tuhaf bir duyguydu.”
|
||||||