İzleyici Sayısı 65.082
Hasılat 602.380 YTL
|
Krallık - The Kingdom
|
||||
Yönetmen Peter Berg
Oyuncular Jamie Foxx, Jennifer Garner, Chris Cooper, Jason Bateman, Richard Jenkins, Ashraf Barhom, Ali Suliman
Senaryo Matthew Michael Carnahan, Michael Mann
Görüntü Yönetmeni Mauro Fiore
ProdüksiyonTasarımı Tom Duffield
Kostüm Tasarımı Susan Matheson
Kurgu Colby Parker Jr, Kevin Stitt
Özgün Müzik Danny Elfman
Yapımcı Stüdyo Universal Pictures
Türkiye Dağıtımı UIP Filmcilik
Gösterim Tarihi 2 Kasım 2007
New York Times yorumu: Müslümanlar filmi sıcak karşıladı
|
|||||
Krallık - The Kingdom Yapım Bilgileri
|
|||||
Ölmekten korkmayan bir düşmanı nasıl durdurabilirsiniz?
Başrollerinde Jamie Foxx, Jennifer Garner, Chris Cooper, Jason Bateman ve Brooke Langton'un oynadığı “The Kingdom”da Suudi Arabistan'daki Amerikan tesislerinin bombalanmasının ardından ABD hükümet ajanlarından oluşan elit bir timin bölgeye gönderilişinin öyküsü anlatılır.
Hükümet adına çalışan özel ajan Ronald Fleury (Jamie Foxx) kariyerinin en önemli görevini almıştır. Çok elit ajanlardan oluşan bir ekip kuracak (Bu ekipteki ajanları Jennifer Garner, Chris Cooper ve Jason Bateman oynadı); sonra ekibiyle birlikte Riyad'a giderek Suudi Arabistan'da çalışan bir işadamına yönelik ölümcül saldırının arka planındaki terörist beyin adamını ele geçirecektir. Timin tek misyonu vardır: Bir hafta içerisinde bu ülkeye sızarak batı toplumuna yönelik “cihad” düzenlemeye hazırlanan terör hücresinin planını bozmak…
Görev öncesinde gerekli eğitimi almışlardır ama tamamen yabancı bir dünyaya girişlerinde yüzyüze geldikleri kültür şokunu giderecek hiçbir eğitim yoktur. Bu tuhaf ülkede kendilerini işbirliği yapmayı kabul etmeyen yöneticiler arasında bulurlar. Üstelik yerel yöneticiler destek olmaktan çok köstek olmaktadır. Sadece bu davranışlar bile hiç kimseden yardım gelmeyeceğinin göstergesidir.
Ancak yardım etmeye istekli bir Suudi polis yüzbaşısının (Ashraf Barhoum) ortaya çıkmasıyla beklenmedik bir müttefik bulurlar. Yüzbaşının sayesinde Riyad'daki politik çevrelere ulaşarak saldırının gerçek sebebini araştırma fırsatı bulurlar. Saldırının şifrelerini ışık hızıyla çözdükten sonra yaptıkları arama çalışması onları katillerin kapısına kadar götürecektir. Terörle savaşın karşıt taraflarında yer alan iki ekip, kendi hayatlarını kurtarmak için mücadele ederken adalet yerini buluncaya kadar asla durmayacaklardır.
Universal Pictures'ın sunduğu “Kingdom”un yönetmenliğini, “Friday Night Lights” ve “The Rundown” ile adını duyuran Peter Berg üstlendi. Senaryosunu Matthew Michael Carnahan'ın yazdığı filmin yapımcılığını Michael Mann (Heat, The Insider, The Aviator, Miami Vice) ile Scott Stuber (You, Me and Dupree, The Break-Up) gerçekleştirdi.
Terör hücrelerini kurutmak için Suudi Arabistan'a giden özel ajan Ronald Fleury rolünde, “Miami Vice” ve “Ray”in Oscar ödüllü oyuncusu Jamie Foxx oynadı. Kurduğu elit timdeki diğer üç ajanı ise Jennifer Garner, Chris Cooper ve Jason Bateman canlandırdı. Filmde ayrıca geçtiğimiz yılın en iyi yabancı film Oscar'ını alan “Paradise Now”ın dünya çapında üne kavuşan aktörleri Ali Suliman ile Ashraf Barhoum da kamera karşısına geçti.
Terör terördür, nereden gelirse gelsin...
“The Kingdom - Krallık” projesinin yönetmen Peter Berg'in aklında filizlenmesinin tarihçesi bundan 10 yıl öncesine; 25 Haziran 1996'da Suudi Arabistan'ın Khobar kentindeki Khobar Kulelerine düzenlenen terörist saldırıya kadar gider. Suudi Hizbullah örgütünün düzenlediği terör saldırısında 19 Amerikalı ve 1 Suudi vatandaşı ölmüş, çeşitli uluslara mensup 372 kişi yaralanmıştı. Sözkonusu saldırı, o bölgedeki Anti-Amerikan saldırıların en şiddetlilerinden birisiydi.
Peter Berg o saldırının ABD - Suudi Arabistan ilişkilerini etkilediğini belirterek, “The Kingdom” projesinin doğuşunu şu sözlerle anlatıyor: “Amerikalıları hedef alan bir terör olayıydı ama Suudiler de aynı ölçüde acı duydular. FBI'ın ilk kez Suudi makamlarıyla işbirliği yapmasına yol açtı. Ancak FBI ile Suudi makamlarının yaptığı soruşturma son derece karmaşık araştırmalar gerektirdiği için hiç de kolay geçmedi. Amerikan ve Arap kültürlerinin her ikisinin de din odaklı şiddetin hedefi haline gelmesini; din odaklı aşırı uçlarla mücadele konusunda işbirliği yapma isteğini paylaşmasını görünce aklıma bu konuda bir film yapma projesi geldi. Birlikte çalışırken bile farklılıklar, kuşkular ve politik ayrılıklar olduğunu görünce böyle bir konuyu ele alan bir filmin yapılması gerektiğini düşündüm.”
Sonraki yıllarda hem oyuncu hem yönetmen olarak iki yönlü kariyer sürdüren Berg'in aklından bu fikir hiç çıkmadı. Aradan geçen 10 yıllık sürede “The Rundown” ve “Friday Night Lights” gibi kaydadeğer gişe hasılatı yapan filmlere yönetmen olarak imzasını attı. Bu arada çok yakın bir Suudi arkadaşıyla Arap - Amerikan ilişkilerinin karmaşık politik yönleri üzerinde görüş alışverişinde bulunmaya devam etti. Ardından 11 Eylül 2001 terör saldırısı geldi.
“11 Eylül'den sonra ABD'de Suudi aleyhtarlığında büyük artış oldu. Çünkü uçakları kaçıranlar Suudi Arabistan'dandı. Usame Bin Laden de Suudi kökenliydi. Ancak bu durum yakından tanıdığım Suudi arkadaşlarımla ilişkilerimi olumsuz etkilemedi. Şiddet ve teröre karşı mücadele eden Arap - Amerikan cephesini anlatan bir film yapmak için daha iyi zaman olamazdı” diyor bu konuda…
Teröre karşı iki farklı dünyanın beraber çalışmasını anlatan bir aksiyon-macera filmi yapmak istiyordu. Bunu da iki farklı kültürden gelen -birisi FBI ajanı, diğeri Suudi subayı- iki erkek arasında gelişen dostluk aracılığıyla sunacaktı. Aradığı materyali 2003 yaz aylarında buldu.
2003 Haziranında aynı zamanda komşusu olan ünlü yapımcı Michael Mann ile bağlantı kurdu. Mann'in sahibi olduğu Forward Pass prodüksiyon şirketi kanalıyla böyle bir projeye katılıp katılmayacağını sordu. Güçlü yönetmenler ve vizyon sahibi insanlarla çalışma fikri, o sıralarda Scorsese'nin yönettiği “The Aviator”ün yapımını südürmekte olan Michael Mann'in hoşuna gitti.
Filmin senaryosu için Berg'in aklında 30 yaşında isimsiz bir yazar olan Matthew Michael Carnahan vardı. Genç yazar o günlerde Mafya'ya ve Rus çetelerine karşı mücadele eden Chicago'lu bir polisin öyküsünü anlattığı “Soldier Field” adlı drama senaryosunu yeni tamamlamıştı. “Soldier Field”în senaryosunu okuyanlar arasında Michael Mann de vardı.
Carnahan'ın yazdığı senaryodaki aksiyon boyutunu işlerken kullandığı stratejik yöntemleri beğendiği için “The Kingdom” için en doğru isim olduğunu düşünen Peter Berg, senaryo yazımını neden ona verdiğini şu sözlerle açıklıyor:
“Carnahan politik birikimi yüksek bir insandır ama aynı zamanda soluk kesici aksiyon sahneleri yazmasını da bilir. Biz `Kingdom'un sadece politik boyutlu bir film olarak kalmayıp aynı zamanda güçlü aksiyon sahneleriyle dolu bir yapım olmasını istiyorduk. Aksiyon sahnelerini sunarken o dönemin politikalarını yakalayan bir film olmalıydı.”
Michael Mann ile Peter Berg, hazırlanan öyküyü daha sonra Universal Pictures'a götürdüler. Yapımcı olarak imzasını attığı çarpıcı gerilim filmleri ve zekice drama yapımlarıyla tanınan Michael Mann, “En düşmanca koşullar altında sürdürülen prosedürel suç soruşturmasını” anlatan böyle bir projeye bir an önce başlamak için sabırsızlanıyordu.
Politik, global ve bölgesel konuları işlemek için herşeye adeta bir cinayet dedektifinin bakış açısından bakmaktan daha iyi bir yol olmadığını savunan ünlü yapımcı, “Şiddet meydana geldiğinde bu olayın kişisel düzeyde travmatik etkileri vardır. Bu nedenle eldeki öyküyü, olağanüstü yetenekli iki polisi çağrıştıran özel ajanların günbegün yaşadığı deneyimlerin içerisinde vermek istedik. Bu özel ajanlar bir yandan kendi ailevi sorunlarıyla uğraşırken bir yandan da ülkelerinin güvenliğini sağlamaya çalışan ortalama insanlardı” diyor.
Universal Pictures'ın dünya çapındaki prodüksiyonlardan sorumlu başkan yardımcılığını yaptığı günlerde Peter Berg ile “The Rundown” ve “Friday Night Lights” projelerinde birlikte çalışmış olan Yapımcı Scott Stuber, “The Kingdom” projesinin masasına geldiği günü şöyle anımsıyor:
“Pete, Michael ve ben akşam yemeğine çıktık. Orada öyküyü bana sundukları anda harika bir fikir olduğunu düşündüm. Hepimiz Carnahan'ın yazdığı `Soldier Field' senaryosunun hayranıydık. Zaten o da `The Kingdom'u yazmak istiyordu. Bu nedenle Universal adına satın almam zor olmadı.”
Yapımcı Scott Stuber, eldeki öykünün gelişim sürecine fikirleriyle katkıda bulunarak farklı boyutlar kazanmasını sağladı. Öncelikle Suudi Arabistan'a giden ve orada hayatlarının en zor görevini yerine getiren dört özel ajanın durumunun “Mars'ı keşfetmeye gönderilmiş araştırmacılar” gibi olması gerektiğini söyledi. “The Kingdom”un bir aksiyon filmi olduğu ölçüde entelektüel drama olması gerektiğine kuvvetle inanıyordu. Aksiyon ve heyecan unsurları olmalıydı ama aynı zamanda gerçek dünya problemleriyle de ilişkisi bulunmalıydı.
Michael Mann daha sonra ekibi iki önemli kişiyle tanıştırdı. Bunlardan birisi, Kissinger McLarty Derneğinin Ortadoğu ve Arap Körfezi bölge yöneticisi Richard Klein, diğeri ise Time dergisi yazarı Elaine Shannon'du. Ardından Washington'u ziyaret eden senaryo yazarı Carnahan, orada FBI'ın öndegelen patlayıcı madde uzmanları ve rehine kurtarma timleriyle tanışarak Ortadoğu'da yaşadıkları deneyimleri dinledi. Khobar'daki bombalama olaylarının artçı etkilerini yaşayan ajanlarla konuştu. Yemen'de saldırıya uğrayarak bombalanan U.S.S. Cole denizaltısında görev yapan personelle ve büyükelçilik görevlileriyle sohbet etti.
Senaryosunu olabildiğince gerçekçi yazmak isteyen Carnahan, bu görüşmeler sırasında yabancılarla birlikte çalışmanın nasıl bir algılama getirdiğini anlamaya çalıştı. Özellikle de FBI görevlilerine eşlik eden ve dedektifleri korumakla görevli olan kurtarma timi mensuplarının öyküleri ilgisini çekti.
Görev yaptıkları ülkelerde karşılaştıkları farklı adalet, kriminal prosedür ve kriminal bilim standartları vardı. Bunların neler olduğunu anlamaya çalıştı. 2003 Mayıs ayında Suudi Arabistan'da batılıların yaşadığı üç farklı yerleşim bölgesi aynı gece saldırıya bu bölümleri de ekledi.
Öte yandan Peter Berg de film için ek araştırma yapmak üzere Suudi Arabistan'a yolculuk yaptı. Suudi toplumunun farklı katmanlarından gelen kadın ve erkeklerin katıldığı bir panelde bulundu.
“Bu fimde çoğumuzun hiç tanımadığı bir dünyada geçen bir öykü var. Ama Pete'in yapmak istediği filmle ilgili olarak gerçek bir vizyonu vardı” diyor Stuber…
Yönetmen Peter Berg'in “The Kingdom” ile ilgili son sözleri ise şöyle: “Suudi Arabistan'a gelen ve Arap kültürünü yok etmeye çalışan bir grup Amerikalı'yı konu anlatan aşırı şovenist/milliyetçi bir Amerikan filmi yapmak istemedik. Filmi yaparken politik açıdan nötr kaldık. Eğer birilerinin peşine düşeceksek, bu şiddet yanlıları olmalıdır. Bu filmde son derece nazik, tatmin edici ve insani yöntemler kullanarak birlikte çalışan Amerikalılarla Arapların öyküsü anlatılır.”
Çekimlerden Notlar
Filmin çekimleri 10 Eylül 2006'da, Beyaz Saray'a çok yakın olan ve zengin politik tarihiyle tanınan Willard InterContinental Hotel'de tamamlandı. Diğer sahneler ise Abu Dabi'deki ünlü Emirates Palace otelinde filme çekildi.
|
|||||