İstila - The Invasion
Afişi Büyütün
İzleyici Sayısı 86.923
Hasılat 795.695 YTL
İstila - The Invasion
Yönetmen Oliver Hirschbiegel
Oyuncular Nicole Kidman, Daniel Craig, Jeremy Northam, Jackson Bond, Veronica Cartwright
Senaryo Dave Kajganich, Jack Finney
Yapımcılar Roy Lee, Doug Davison, Susan Downey
Görüntü Yönetmeni Rainer Klausmann
Prodüksiyon Tasarımı Jack Fisk
Kostüm Tasarımı Jacqueline West
Kurgu Hans Funck, Joel Negron
Özgün Müzik John Ottman
Yapımcı Stüdyo Village Roadshow Pictures
Türkiye Dağıtımı Warner Bros.
Gösterim Tarihi 19 Ekim 2007
Film Arşivi
İstila - The Invasion Yapım Bilgileri   Bu sayfayı Facebook'ta paylaşın
Kimseye güvenme, duygularını gösterme, sakın uyuma.
Dallas'tan Washington'a kadar semaları aydınlatan devasa bir patlama, Patriot adlı uzay mekiğinin parçalanmasına ve ABD'nin üzerine yağmur gibi yağmasına neden olur. Yetkililer durumu kontrol altına almakta çabuk davransalar da, mekiğin enkazı üzerine bulaşmış bir maddeyle ilgili hikayeler yayılmaya başlar; hem uzayın aşırı soğuğuna, hem de dünya atmosferine girerken ortaya çıkan aşırı ısıya dayanıklı bir maddedir bu.  Ve ona ilk temas edenler ilk değişenlerdir …
Fakat kimse panik baş göstersin istemez.
Washington'lu psikiyatr Carol Bennell mekiğin başına geleni çevresinde gitgide artan tuhaf olaylarla ilişkilendirmez. Bu tuhaf olaylardan bazıları şöyledir: Bir hastası kocasının yerine başkasının geçtiği düşüncesiyle dehşete kapılmıştır; sokakta çabucak bastırılan şiddet patlamaları olmaktadır ve oğlu Oliver'ın Cadılar Bayramı sepetinin içinde eve çok garip, aslında belki de canlı bir madde gelmiştir.
Carol, arkadaşı ve meslektaşı Ben Driscoll'a, Washington'daki yetklilerin endişeli görünmemesine rağmen bir şeylerin çok yanlış gitmekte olduğunu söyler.  Resmi açıklama bunun yalnızca yeni bir nezle türü olduğu yönündedir ama daha olayın vehametini fark edemeden, Carol oğlununun haftasonunu ayrı yaşadığı kocasının yanında geçirmesine izin verir. Oliver'ın babası Hastalık Kontrol Merkezi'nde üst düzey bir yetkili olarak, kazayı araştırmak üzere Washington'dadır ve olay yerine giden ilk kişilerden biridir.
Salgın hastalık yayıldıkça, Carol hastalığa karşı kullanılan aşılamadan sorumlu olan kişilerin aslında çok daha korkunç bir şey yaymakta olduklarını keşfeder: Vücuduna girdiği kişinin uyuduğu sırada DNA'larına saldıran, kökeni belirsiz bir hücre kişiyi bizim gibi görünen, bizim gibi konuşan ama tüm insani duygulardan yoksun biri hâline getirmektedir. Öyle anlaşılmaktadır ki Carol'ın çevresindeki insanlar bir gecede kovandaki arılar gibi tek bir şeye odaklanan varlıklara dönüşmüştürler ve amaçları başkalarına da uzaylı hücreyi yaymak ve kontrolü ele geçirmektir.  
Uyanık kalmak için elinden gelen her şeyi yapan Carol, oğlunu bulacak kadar hayatta kalmak amacıyla, değişmiş bir dünyada umutsuz bir yolculuğa koyulur. Değişmiş olanların arasında saklanmak için sakin kalması, duygularını ele vermemesi ve hepsinden önemlisi uyuya kalmaması gerekmektedir.
Oscar ödüllü Nicole Kidman (“The Hours / Saatler”) ve Daniel Craig (“Casino Royale”) bilimkurgu aksiyon gerilim filmi “The Invasion / İstila”nın başrollerini paylaşıyorlar. İnsan kalmanın tek yolunun uyanık kalmak olduğu bir dünyada yaşanan dehşet verici olayları konu alan filmin diğer önemli oyuncuları ise Jeremy Northam (“The Tudors”, “Gosford Park”) ve Jeffrey Wright (“Casino Royale”, “Angels in America”).
“The Invasion/İstila”yı, ödüllü drama “Downfall”a imza atan Oliver Hirschbiegel yönetiyor. David Kajganich'in senaryosunu yazdığı film Jack Finney'nin The Body Snatchers adlı romanına dayanıyor. “The Matrix”, “Die Hard / ZorÖlüm” ve “Lethal Weapon / Cehennem Silahı” gibi dev serilerin yapımcısı Joel Silver, “The Invasion / İstila”da bu görevi Roy Lee, Doug Davison, Susan Downey, Steve Richards ve Ronald G. Smith'le paylaşıyor. Filmin yönetici yapımcısı ise Bruce Berman.
İstila - The Invasion'un başrolünde Nicole Kidman oynuyor.
“Benim için her krizin yeni kötülükler yaratmadığı, her gazetenin savaş ve şiddet haberleriyle dolu olmadığı bir dünya hayal etmek, insanların insan olmayı bıraktıkları bir dünya hayal etmek demektir”.
1955 yılında yayımlanışından bu yana, Jack Finney'nin klasikleşmiş romanı The Body Snatchers, bilimkurgunun belli bir dönemin toplumsal ve siyasal paradigmalarını irdeleme gücüne en güzel örneklerden biri olarak görülmüştür. 1956 yılında romandan uyarlanan ilk film ulusu pençesine alan sözde “Kızıl Korku”ya ilişkin alt metinsel yorumlar sunuyordu; 1978'teki tekrar yapım ise Vietnam Savaşı ve Watergate skandalı arifesinde gösterime girdi ve liderlerine güvenlerini yitirmiş bir toplumun korkularının sesi oldu.
Silver bu son uyarlamanın, küresel bir salgın korkusundan toplumsal ve siyasi huzursuzluğa kadar, birçok kültürel meseleye parmak basmakla kalmayıp, uzaylı istilası kavramına da farklı bir yaklaşım sunduğunu ifade ediyor: “Film uzay gemileri olmadan, uzaylıların fiziksel olarak karşımıza çıkmadığı bir istilanın olabileceği fikri üzerinde duruyor. Küresel salgın kavramının çok gerçek ve olası bir tehdit olduğu bir dönem yaşıyoruz. Ya yok oluşumuz istilacıların elinden değil de mikropların vücudumuza girmesiyle olursa? En ürkütücü yanı da, bir şeyin sinsice içinize girmesi ve kimse fark etmeden sizi ele geçirmesi; fark edildiğindeyse zaten iş işten geçmiş oluyor”.
Çağdaş bir dünyada, halkı korumakla yükümlü kişiler ilk değişenler olursa neler olur? “Siz bir şeylerin yanlış gittiğini hissederken hükümet, haberler ve hastalıkları durdurmakla yükümlü bilimciler de dahil olmak üzere herkes her şeyin yolunda olduğunu söylüyorsa, insanlar paranoyaya kapılma eğilimi gösterir” diyor Silver ve ekliyor: “İşte gerçek güç, istilayı durdurma ya da kitleleri uyarma gücü elden böyle gidebilir. Bu hikayedeki ana karakterler iş işten geçmeden önce kendi gözleriyle gördükleri şeylere güvenmeyi öğrenmek zorunda”.  
“The Invasion / İstila” dünyanın neredeyse bir gecede değiştiği bir dönemde, çocuğu elinden alınmış Washingtonlı bir kadın psikiyatr olan Carol Bennell'ın gözünden anlatılan bir gerilim hikayesi. Carol'ı canlandıran Oscarlı aktris Nicole Kidman, “Bana göre, hikayenin can alıcı noktası bir kadının çocuğuyla ilgili serüveni. Benim ilgimi çeken bu. Hayat verdiğiniz, dünyada her şeyden çok sevdiğiniz birini kurtarma arzusuyla ortaya çıkan adrenalin normalde sahip olmadığınız bazı duygular uyandırıyor içinizde. Benim iki çocuğum var. Bu yüzden, o küçük varlıklar için duyulan koruma içgüdüsü ve karşılıksız sevgiyi çok iyi anlıyorum”.
Senarist David Kajganich şu yorumu yapıyor: “Finney'nin romanında uzaylı yaşam formu sadece hayatta kalmaya çalışıyor. Ama hayatta kalma farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Bugün dünyamızda şöyle bir etrafınıza bakındığınızda, gücün sadece onu elde tutma ve gelen tehditleri ortadan kaldırma arzusu uyandırdığını görüyorsunuz. Bu istilaya neden olan taşıtın ulusun gücünün merkezi olan Washington'a düşmesi tesadüf değil”.
Nicole Kidman - Daniel Craig ikilisi, İstila'nın başrollerinde...
“`The Invasion / İstila' bugün çok kolay tanıyabileceğiniz bir dünyada geçen bir gerilim” diyor yapımcı Joel Silver ve sözlerini şöyle sürdürüyor: Muazzam bir siyasi, toplumsal ve çevresel paranoyanın yaşandığı bu dönemin, film için gerçekten doğru zaman olduğunu hissettik. David Kasganich romandaki fikirlere yeni soluk getiren bir yaklaşımla orijinal bir senaryo yazdı. Bu film korkutucu ve heyecan verici olmakla kalmayıp daha derin katmanlar da içeriyor”.
Hikayeye tamamen çağdaş ve gerçekçi bir yaklaşım getirebilmek için Silver ekibe ünlü Alman yönetmen Oliver Hirschbiegel'i dahil etti. Kısa süre önce “Downfall” adlı filmiyle birçok ödül toplayan yönetmen filmde Hitler'in son günlerini içten ve tedirgin edici bir şekilde resmetmişti.  Silver, “`Downfall' ayaklarımı yerden kesti” diyor ve ekliyor: “Oliver tarihin o özel dönemini inanılmaz gerçekçi vizyonunu yitirmeden muazzam bir yoğunluk, klostrofobi ve samimiyetle sunmuştu bize. Oliver her şeyin olabildiğince gerçekçi olması konusunda yaratıcılık açısından bir zorunluluk hissediyor ki bizim de bu bilimkurgu gerilimde istediğimiz buydu yani her şeyin tanıdığınız bir dünyada tam gözünüzün önünde olup bittiği hissini yaratmaktı”.  
Yönetmen Oliver Hirschbiegel üzerinde çalıştığı film bilimkurgu bile olsa, gerçekçiliğin kendi için anahtar kelime olduğunun altını şu sözlerle çiziyor: “Tereddüte düştüğümde, gerçek hayatta nasıl olacağını hayal etmeye çalışırım. Sahte, aşırı her türlü efektten kaçınmak için çaba gösteririm”.
Kameranın önünde Lars von Trier, Baz Luhrmann, Jane Campion ve merhum Stanley Kubrick gibi tarzları farklı pek çok yönetmenle çalışan Kidman, “Downfall”un başarısının ardından ilk Amerikan filminde Hirschbiegel'le çalışacak olmaktan mutluluk duydu: “Oliver'ın spontane çekim yapışını seviyorum” diyor Kidman ve ekliyor: “Son derece performans odaklı bir yönetmen. Ayrıca kadınları da seviyor. Kadın psikolojisini, kadınların ne hissettiğini, onları zengin ve bilge kılan şeylerin ne olduğunu anlamak için çaba gösteren bir yönetmen. Bu tür çalışmalar onu büyülüyor”.
“Kimse çocuğuma dokunamaz”
Fonunu sinsi bir istilanın oluşturduğu samimi hikayede, bir avuç dolusu karakterin bir araya gelişi, kendini çok gerçekçi ve dehşet verici bir şekilde gösteren tüyler ürpertici kuşkular aracılığıyla olur. Bu karakterlerin başında Carol Bennell geliyor; Carol Bennell ismini kitabın başkarakteri Miles Bennell'dan aldı. Filmde Kidman'ın canlandırdığı Carol, hastalarından birinin “Kocam artık kocam değil” demesinden sonra kendini fırtınanın ortasında bulan Washingtonlı bir psikiyatrdır.
1978 klasiği “Invasion of the Body Snatchers”da da rol alan aktris Veronica Cartwright, bu filmde, kocasının kimliğinin baştan sona değiştiğine inanan, sorunlu hasta Wendy Lenk'i canlandırıyor.
Nicole Kidman, İstila'da küçük oyuncu Jackson Bond ile birlikte...
“Carol hastasının kendine söylediği şeyi mekiğin düşüşüyle ilişkilendirmiyor” diyen Silver, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Hiç kimse, hele hele bir psikiyatr, birisi tanıdığı ve sevdiği bir kişinin değiştiğini söyledi diye uzaylı istilası sonucuna varmaz. Carol da bunun yerine, mesleki değerlendirme yapıyor. Acaba bu bir yanılsama mı diye düşünüyor. Gerçekten de hakikat o kadar akıl almaz bir şey ki herhangi biri ne olup bittiğini fark ettiğinde çok geç kalınmış oluyor”.
Hirschbiegel'e göre, Carol karakteri hikayede izleyicinin gözü kulağı durumunda. “Her şey onun çevresinde dönüyor; onun bakış açısından sunuluyor. Nicole bu role kendinden, gücü ve çocuğunu koruma içgüdüsü anlamında çok şey kattı” diyor yönetmen ve ekliyor: “Nicole'un hikayenin içine girme becerisini gözlemlemek ve filme aktarmak büyüleyiciydi. Tepkileri çok doğaldı ki bu, karakterinin durumundaki baskıyı gerçekten çok iyi vurguladı”.
Carol hastasının korkusunu araştırırken, ülkenin dört bir yanında benzer korkuların yaşandığını keşfeder. Acaba kitlesel bir yanılsama söz konusu olabilir mi, yoksa ortada mekiğin düşüşüyle ilişkili çok gerçek bir fenomen mi vardır? Carol kuşkularını, kalabalık bir Washington hastanesinde doktorluk yapan en yakın arkadaşı Ben Driscoll'la paylaşır. Ben'i canlandıran Daniel Craig, “Platonik bir ilişki bu ama tabi Ben, Carol'a deli gibi aşık. Ona kol kanat germek istiyor. Genç kadının eski kocası ve oğluyla karmaşık bir durum yaşamakta olduğunu bildiği için şansını zorlamıyor ama hayali bir gün Carol'la olabilmek” diyor.
Hirschbiegel'in aktörle ilgili yorumu ise şöyle: “Ben rolünü Daniel üstlendiği için kendimi çok talihli hissediyorum. Ben karakterinin her özelliğini, sertliğini, zekasını ve şefkatini, Carol'ın ona bu kadar güvenmesini sağlayan tüm yönlerini çok doğal bir biçimde yansıttı. Ayrıca Daniel'ın çok muzipçe bir mizah anlayışı var. Onunla çalışırken çok eğlendim”.
Kidman'la ilk kez birlikte çalışan Craig, rol arkadaşının da rolünde çok ciddi, sette ise çok eğlenceli olma özelliğinden aynı derecede etkilendiğini ifade ediyor: “O harika bir aktris. Muazzam derinliği olan bir oyuncu; benim için onunla çalışmak muhteşemdi”.
Kidman da rol arkadaşından takdirle söz ediyor: “Daniel çok usta bir aktör. Müthiş yetenekli. Çevrenizde size ilham veren ve yaptıkları işte çok iyi olan insanlar olsun istersiniz çünkü o zaman her gün işe gelmek eğlenceli olur. Benim en sevdiğim şey `motor' ile `kes' komutları arasındaki anlardır; o anlarda her şey olabilir; o anlarda, o sahnelerde kendinizi kaybedebilirsiniz. Beni sinemaya tekrar tekrar çeken şey bu”.
İstila - The Invasion'un başrolünde Nicole Kidman'ı izliyoruz...
“Aynı olacaksın, her düşüncenle, her hatıranla, her alışkanlığınla…”
Savaşma. Tek yapman gereken, hiçbir şey yapmamak”.
Mekiğin düştüğü haftasonu Carol hiç beklemediği halde, ayrı yaşadığı kocası Tucker (Jeremy Northam) tarafından aranır. Hastalık Kontrol Merkezi (HKM) yetkililerinden olan Tucker, mekiğin enkazındaki maddeyi araştırmak üzere Washington'a gönderilmiş ve bu maddeden ilk etkilenen kişilerden biri olmuştur. Birdenbire, oğlu Oliver'ı ziyaret hakkını kullanmak istemesi hiç de kendisiyle bağdaşan bir davranış olmadığı için Carol huzursuz olur.  “Ortak geçmişlerinde pek de hoş olmayan olaylar var; bu durum daha en başından Tucker'la ilgili düşüncelerimizi şekillendiriyor” diyen Northam, sözlerini şöyle sürdürüyor: “HKM'nde üst düzey bir yetkili. Bu nedenle uzun zamandır Atlanta'da yaşıyorken, şimdi iş gereği Washington'a dönüyor. Tüm bu hengame arasında oğlunu görmek istemesi eski karısını tedirgin ediyor ki sahiden de Tucker'ın aklından başka şeyler geçiyor”.
Mekiğin Yeryüzü'ne taşıdığı salgın her neyse hızla yayılır çünkü salgından etkilenenler onu başkalarına bulaştırma dürtüsüyle hareket ederler. “Uzaylı bu madde insanları öldürmüyor” diyor Hirschbiegel ve ekliyor: “Vücuduna girdikleri insanları içten dışa köklü bir şekilde değiştiriyor, normal insanları başka bir şeye dönüştürüyorlar”.
Craig ise, “Madde vücudunuza giriyor ve uykuya daldığınızda süreç tamamlanıyor,”.  “Uykunuzda REM (Hızlı Göz Hareketi) evresine girdiğinizde, vücudunuz DNA düzeyinde değişerek maddenin kontrolü altına giriyor” diyor.
HKM güçlü bir nezle olarak nitelediği hastalıkla savaşmak için ulus çapında bir aşılama programı başlatır ama aslında bu aşı tam tersi etki yapan bir serumdur. “Bir sahnede, Tucker hükümet yetkililerine virüs hakkında bilgi verip, onunla savaşmanın yollarını anlatıyor; oysa gerçekte bu toplantıyı odadaki herkese virüsü bulaştırmak için kullanıyor” diyor Silver ve ekliyor: “Müthiş bir kampanya hazırlıyorlar ve çok kısa sürede salgın büyük ölçüde yayılıyor”.  
Hirschbiegel'in bu konudaki yorumu ise şöyle: “Madde vücudunuza girdiğinde, biraz daha iyi, daha sağlıklı ve güçlü görünüyorsunuz. Genetik kodunuzda değişikliklere yol açıyor. Uzaylı yaşam birimleri düzenden hoşlanıyorlar; robotlar gibi değiller ama duygusal olarak hiçbir şeye tepki vermiyorlar. Durağan ve dingin bir hâl içindeler”.
“İçten içe, bizimle savaşmanın, aslında, yanlışlığını bildiğin her şey adına savaşmak olduğunu biliyorsun”
Neredeyse bir gecede, renkli ve kargaşalı dünya, organizasyonlardan oluşan sessiz bir dünyaya dönüşmüştür. David Kajganich bu konuda, “Uzaylı hücreler aptal değiller. Etkileri altına aldıkları ilk kişiler kampanyalarında onlara en yararlı olacak kişiler. Bu yüzden hükümette, güvenlik güçlerinde ve ticarette üst düzeydeki kişilerin kontrolünü ele geçiriyorlar ki diğerlerimizi yumuşak ve hızlı bir şekilde istila edebilsinler. Uzaylı hücreleri tanımlamak için en uygun kelime etkililik; her şeyi en etkili biçimde yapıyorlar”.   
Çevresinde onu da kendileri gibi yapmak isteyen insanların sayısı gitgide artan Carol'ın tek bir öncelikli amacı vardır: Haftasonu için babasının yanında bulunan ve Carol'ın da yeni fark ettiği üzere, büyük tehlike içinde olan oğlunu kurtarmak.  
Nicole Kidman, İstila'da oğlunu kurtarmaya çalışan Washington'lu psikiyatr Carol Bennell rolünde...
Carol'ın oğlu Oliver rolünü, sinemada ilk defa yer alan genç oyuncu Jackson Bond üstlendi. Kidman küçük rol arkadaşı için şunları söylüyor: “Çok sevimli. Çok tatlı ve nazik bir çocuk. Bazen koca bir adam gibi olsa da, bir çok şeye çocuksu tepkiler veriyor. Yani harika bir karışım. Anne babası da harikalar; çocuklarını iyi yetiştirmek için ne kadar emek vermiş olduklarını görüyorsunuz. Daha önce hiçbir filmde oynamadığı halde rol ona verildiği için çok ama çok şanslıyız”.
Oliver'ı benzersiz kılan şey, madde vücuduna girdikten sonra uyusa da etkilenmemesi. Jackson Bond bu durumu, “Canlandırdığım karakterin bu maddeye karşı bağışıklığı var. Bir şekilde tedavinin anahtarını elinde tutuyor” diye açıklıyor. Öte yandan, fark edilmelerini önlemek için anne oğulun maddenin etkisindeymiş gibi davranmaları gerekmektedir. “Herhangi bir duygu gösteremezsiniz çünkü o zaman onlardan biri olmadığınızı anlar ve peşinize düşerler. Dolayısıyla, onlar gibiymiş gibi davranmaya çalışıyorsunuz ama yine de çok korkuyorsunuz ve ne yapmanız gerektiğini bilmiyorsunuz” diyor küçük oyuncu.  
Oliver'ın uzaylı maddeye bağışıklığı salgına karşı bir tedavi bulmak umuduyla deli gibi çalışan bilim adamları için hayati öneme sahip bir keşiftir. Ben'in arkadaşı ve meslektaşı Dr. Stephen Galeano (Jeffrey Wright), Carol ile Ben ona gizemli uzaylı maddeyi ilk getirdiği andan itibaren yayılmakta olan salgını araştırmaktadır. Galeano, güvenli bir şekilde kendini tecrit ederek, yeraltında maddenin sinsi etkilerine karşı savaşmanın yollarını arayan diğer bilim adamlarıyla irtibata geçer. Daniel Craig bu konuda şunları söylüyor: “Galeano hastalıkla ilk karşılaştığı andan itibaren, ona moleküler açıdan yaklaşıyor ve maddenin bu dünyadan olmadığı haklı kanısına varıyor. Dolayısıyla Galeano, görünüşe göre durdurulamaz olan bu istilaya karşı umudu temsil ediyor”.
Kajganich, hikayeyi beyazperdeye uyarlarken, oyuncular tarafından hayata geçirildiğinde ne denli şiddet dolu olabileceğini düşünmediğini belirtiyor: “Filmin baş karakterlerinden biri, banliyödeki evinde gündüz vakti salgına yakalanıyor. Benim için, bu sahne alanı şiddet dolu bir sahneden çok daha rahatsız ediciydi. Oyuncuların bu sahneyi canlandırışını izlerken kafamı çevirmek zorunda kaldım. Bu kadar rahatsız edici olduğuna inanamamıştım. Kadro o kadar sağlam oyunculardan oluşuyor ki sahnede insanın ağırlığını gerçekten hissediyorsunuz; çok çıplak ve gerçekti. Sinema setinde olduğunuzu bilmenize rağmen, gözünüzün önünde oluşunu izlerken, gördüklerinize inanmaya başlıyorsunuz”.
Silver karakterlerin kişisel korkularını elle tutulur hâle getirmek için daha mükemmel bir oyuncu kadrosu isteyemeyeceğini söylüyor ve “Herkes bu malzemeyle harika bir iş çıkardı.  Tüm oyuncular Oliver'ın yönetiminde beraberce çalışarak bu istilanın yarattığı dehşeti ve huzursuzluğu yansıtıyorlar. Özellikle de filmin hemen hemen her sahnesinde rolü olan Nicole, duygularını ortaya koyarak hikayeyi gerçekten sırtlıyor” diyor.
Kidman'ın canlandırdığı karakter, istilayı bir psikiyatrın bakış açısından deneyimliyor. Aktris bu yüzden bir psikiyatrın yaşayacağı süreçleri irdeleyebilmek için profesyonellerden yardım aldı. “Babam psikolog olduğu için psikolojiyle büyüdüm” diyen aktris, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Ama New York'ta psikiyatrlık yapan bir kadınla oturup konuşmak çok ilginçti. Vücut dili ve aşırı durumların nasıl ele alınacağı konularında bana çok katkı sağladığını düşünüyorum. Ama elbette bu film terapi seanslarını konu almıyor”.
Filmin önde gelen iki teknik danışmanından biri New York Üniversitesi Uyku Bozukluğu Merkezi'nin müdürü Dr. Ana Krieger; diğeri ise New York Üniversitesi Bellevue Hastanesi Psikoloji Bölümü hocası Dr. Linda Chuang'dı.
“İnsanlar ölüyor. Sanki bu suçiçeğiymiş falan gibi, insanlar sıraya girmiş. İnsanlara gerçekte ne aşısı yapıyorsunuz?”
“The Invasion/İstila”nın dünyasını yaratmaktan sorumlu olan kişi ünlü yapım tasarımcısı Jack Fisk'ti. Hirschbiegel'le yakın bir işbirliği içinde çalışan tasarımcı, Alman yönetmenin gerçekçiliğe odaklanmasını taze bir soluk olarak gördüğünü söylüyor. “Büyük bir stüdyo filmi yapıyor olmasına rağmen, daha çok Avrupa filmi ya da belgesel yapan bir sinemacı gibi hareket etti” diyen Fisk, sözlerini şöyle açıklıyor: “Ana fikir, mekanlara gidip oraları değiştirmek ve asgari düzeyde ışıklandırmayla çabucak çekim yapmaktı. Oliver ayak üstü düşünmeye ve farklı seçeneklere açık olmaya alışmış; bu nedenle biz de her neye ihtiyacı varsa anında temin etmeye çabucak adapte olduk. Oliver'ın, algıladığı gerçekliğe sadık kalmadaki kararlılığı filmin mekanlarında belirleyici oldu”.
Jeremy Northam, “`Downfall' çok ustaca ve ekonomik biçimde çekilmişti. Hiç israf yoktu. Oliver kamerayı ne zaman bırakması ve ne zaman hareket ettirmesi gerektiğini biliyor. Onunla çalışmak çok ilginçti” diyor.
Filmin baskın görsel motiflerinden biri uzaylı maddenin hakimiyet kazanmasıyla doğru orantılı olarak dünyadaki renklerin solmasıydı. Fisk bu konuda, “Uzaylı madde renklere insanlar kadar düşkün değil. Bu yüzden de renkler ya da renklerin olmayışı, ikisi arasındaki ayırımı yapmanın yollarından biriydi”.
Hirschbiegel ve Fisk bu motifi kostümlere de yansıtabilmek için Oscar adayı kostüm tasarımcısı Jacqueline West'le (“Quills”) birlikte çalıştılar. “Maddenin görüntüsünden büyük ölçüde Oliver sorumluydu” diyen West, şöyle devam ediyor: “İlk toplantıdan itibaren, `Bu uzaylı maddenin görüntüsüyle ilgili düşüncen nedir?' diye sordu. Ben de insani yönlerinden uzaklaştıkça, renk, kişilik ve bireysellik olarak da solacaklarını hayal ettim. Giysileri tek renkte ve işlevsel olacaktı. Renk paleti tamamen mat gri, kahverengi ve denizci mavisinden oluşacaktı. Neredeyse tamamen yeni bir düzen gelecekti”.
Diğerlerinin tersine, Kidman'ın karakteri bireyselliğini film boyunca koruyor. “Oliver klasikliği seviyor. Nicole de karakterine çok klasik ve zamandan bağımsız bir görüntü katıyor” diyor West ve ekliyor: “Çok sade ve zarif görünüyor”.
Kidman'ın bu konudaki yorumu şöyle: “Kuaför olsun, makyajcı olsun, kostüm tasarımcısı olsun insanlar gelip size karakteri oluşturmanızda yardım edince performansınıza da katkıda bulunmuş oluyorlar. Böyle olması bence heyecan verici çünkü performans tek kişiye ait olmuyor, gruptaki herkesin katkısıyla ortaya çıkıyor”.
“Uyuya kalma.  Seni bulmaya çalışıyorum. Mesaj göndereceğim. Seni seviyorum. Annen”.
Hirschbiegel'in gerçekçilik konusundaki kararlılığı filmdeki mekanlar için de belirleyici oldu. Bir platoda setler yaratmak yerine, filmi ağırlıklı olarak gerçek mekanlarda, tercihen de hikayede sözü geçen mekanlarda çekmeyi tercih etti.
“The Invasion/İstila”nın ana çekimleri Baltimore'un merkezinde, İç Liman bölgesinde başladı. Burası filmde zaman zaman Washington olarak da kullanıldı. Yapım ekibi daha sonra ülkenin başkentine, filmin ana mekanına geçti. Burada dünya çapında tanınan, National Mall, Foggy Bottom mevkiindeki George Washington Üniversitesi Hastanesi, Cleveland Park Metro İstasyonu, Georgetown, ve tarihi Union İstasyonu gibi mekanlarda çekim yapıldı.
Washington'da çalışmak Daniel Craig'i farklı bir şekilde heyecanlandırdı: “Pennsylvania Bulvarı'nda önümde Kongre Binası arkamda altı polis arabasının eskortunda arabamın ışıkları yanarken ilerlemek oldukça eğlenceliydi. Bir an, `Muhteşem bir şey bu' diye düşündüm!'” diyor aktör.
National Mall'da yapılan çekimler, özel bir buğday çiftliğindeki ek görüntülerle zenginleştirildi ve uzay mekiği “Patriot”ın düştüğü ve HKM'den Tucker Kaufman'ın araştırma yapmak için geldiği bölge olarak kullanıldı. Burası Fort Howard VA Tıp Merkezi'nin bitişiğindeydi. “Bu büyük enkaz alanında mekiğin kanatlarından birini inşa ettik ve onu bir siperin içine yerleştirdik ki sadece bazı kısımları görünsün” diyor Fisk.   
Washington'daki çekimlerin son altı gününde, oyuncu kadrosu ve çekim ekibi büyükeçliklerin yer aldığı ünlü Massachusetts Bulvarı'ndaki Şili Büyükelçisinin konutuna yerleştiler. Büyükelçinin tarihi öneme sahip üç katlı malikanesi filmde Çek Büyükelçiliği olarak kullanıldı. Ünlü yapıyı 1909 yılında, saygın mimar Nathan Wyeth tasarladı. Wyeth aynı zamanda Beyaz Saray'ın Oval Ofis'ini de içine alan Batı Kanadı'nın da mimarıydı.
Her ne kadar Washington'daki mekanların bir çoğu zorluklar içerdiyse de, Fisk ve mekan sorumlusu Todd Christensen, projenin kendisinin ve ilgili kişilerin, mekanların temininde büyük yardım sağladıklarını söylüyorlar. “Bence bir çok büyük mekana girebilmemiz Oliver ve Nicole sayesinde oldu” diyor Fisk ve ekliyor: “İnsanların filmin bir parçası olmak istemelerini sağladılar. Washington'da bir çok şey düzenleyen ABD Park Hizmetleri bize inanılmaz yardımcı oldu ve görüşlerimize açık fikirli yaklaştılar. Elbette örneğin Mall'da ne kadar süre kalacağımıza dair kısıtlamalar vardı ama hepsi halledilebilir şeylerdi; genel anlamda çok rahat çalıştık”.
Oyuncular ve çekim ekibi Washington'ın ardından, çekimlerin son dört haftası için Baltimore'a döndüler ve burada Liman Kuleleri, Baltimore Hastanesi, Sergi Sarayı, Legg Mason Binası, Johns Hopkins Üniversitesi Moleküler Biyoloji Departmanı ve üniversitenin üç parçalı biyoloji kompleksinin ana binası Mudd Hall'da çekimler yaptılar. Mekanlar canlı organizmaların olduğu aktif laboratuarlar içerdiği için çekim ekibine hiçbir odaya girmemeleri ve laboratuar malzemelerinin hiçbirine dokunmamalrı tembih edildi ki bu da hikayenin temasıyla uyumlu bir durumdu.
Filmin kilit sahnelerinden biri Baltimore Polis Departmanı'nın çatısındaki helikopter pistinde çekildi. Bu sekansta yer alan Kara Şahin helikopterini ve film helikopterini deneyimli film pilotları Ben Skorstad (“Air Force One”) ve David Paris (“Black Hawk Down”) uçurdu.
“Şanslıydık ki ABD Hava Kuvvetleri hem Özel Birlik helikopterlerinden birini kullanmamıza hem de pilotlarından birinin hizmetinden yararlanmamıza izin verdi” diyen Silver, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Elbette dikkat edilmesi gereken pek çok lojistik konusu vardı ama bir Kara Şahin'i Baltimore'un ortasında bir polis merkezinin çatısına indirmemize olanak tanıdıkları için askeriyeye minnettarız; gerçekten çok görkemli bir sahne oldu”.
“Konuşmak, öne çıkmak artık güvenli değil.  
Korkumuzu en büyük silahları olarak kullanıyorlar”.
“The Invasion/İstila”nın kökleri klasik bilimkurguya dayansa da, Silver filmin daha güncel korkulara parmak bastığını şu sözlerle ifade ediyor: “İleride toplum olarak nelere karşı çaresiz olacağız kim bilir? Ya inanılmaz bir yıkım ve patlama şeklinde olmazsa? Mikrop kadar basit bir şey olabilir ki bence bu günümüzde daha korkutucu bir olgu. Nereden geleceğini ya da nasıl olacağını bilmiyorsunuz”.
Kajganich'in bu konudaki yorumu ise şöyle: “`The Body Snatchers' adlı romanın ve şimdi de `The Invasion/İstila' filminin altında yatan düşünce, bir gün kalktığınızda dünyanın tamamen değişmiş olacağı. Birden bire her şeyi eski hâlien getirmeye çalışan azınlıktan birisiniz. Ama bu temel önerme, siyasete bulaşmayan, dünyada olup bitenlerle ilgilenmeyen bir toplum söz konusu olduğunda çok daha korkutucu ve çok daha yerinde oluyor. Bu dünya göz açıp kapayıncaya kadar yok olabilir”.  
Craig ise senaristin sözlerine şunları ekliyor: “Hepimiz var oluşumuzu biraz sorgulamalıyız. Her zaman yapmamıza gerek yok. İşimize bakıp yaşamlarımıza devam etmeliyiz ama sezgilerimize güvenmeli ve bize söylenen şeylerin doğruluğunu da sorgulamalıyız”.
Filmle ilgili son yorum Silver'dan geliyor: “İstilanın en üst düzeylerde başlaması rastlantı değil. O durumda salgını topluma yaymak için insanların korkusuyla oynamak yeterli. Korku insanların gerçekte ne olup bittiğini görmelerini engellemek için her zaman harika bir araç olmuştur. Ama bir kez insanlar maddenin etkisi altına girip tüm insani duygulardan arındıklarında, başka bir şey olmaya başlıyor: İroniktir ki en güçlü duygularımızı elimizden aldıklarında, istilacılar bizi en çok bölen, öfke, kıskançlık, nefret, önyargı gibi duygulardan da arınmamızı sağlıyorlar, ve bunun sonucunda ortaya dünya dışı bir barış hakim oluyor. Tucker ve diğerleri, Carol'ı, teklif ettikleri şeyin aslında daha iyi bir dünya olduğuna ikna etmeye çalışıyorlar…bazıları bunun tamamen de yanlış bir şey olmadığını öne sürebilir”.
Prodüksiyon bilgileri Warner Bros. Türkiye tarafından sağlanmış; editörlük işleminden sonra yayınlanmıştır. Teşekkür ederiz.
Aloha Sinema
Ana Sayfa  |  Vizyonda  |  Gelecek Hafta  |  Gösterimdekiler  |  Fragmanlar  |  Özel Dosyalar  |  Sinema Kitapları |  İzlenimlerin Derinliği
Box Office Listeleri  |  Türkiye Top 20  |  ABD Top 20  | 2007 Top 60 Listesi  |  Haber Merkezi  |  Yönetmenlerimiz  |  Gösterim Tarihleri  |  Film Arşivi
İletişim - Bize Yazın  |   Editöre Mesaj
Bu sitenin dizayn ve içeriği Aloha tarafından gerçekleştirildi. Site Editörü: Ebru Altın, Tasarım: Selin Schwartz. Copyright © 2008
E-Mail Us