İçindeki Yabancı - The Brave One
Afişi Büyütün
İzleyici Sayısı 100.163
Hasılat 903.639 YTL
İçindeki Yabancı - The Brave One
Yönetmen Neil Jordan
Oyuncular Jodie Foster, Terrence Howard, Nicky Katt, Naveen Andrews, Mary Steenburgen, Zoe Kravitz, Blaze Foster
Senaryo Roderick Taylor, Cynthia Mort
Yapımcılar Herb Gains, Bruce Berman, Jodie Foster
Görüntü Yönetmeni Philippe Rousselot
Prodüksiyon Tasarımı Kristi Zea
Kostüm Tasarımı Catherine Marie Thomas
Kurgu Tony Lawson
Özgün Müzik Dario Marianelli
Yapımcı Stüdyo Redemption Pictures
Türkiye Dağıtımı Warner Bros.
Gösterim Tarihi 5 Ekim 2007
Film Arşivi
İçindeki Yabancı - The Brave One Bilgileri   Bu sayfayı Facebook'ta paylaşın
"İçindeki Yabancı"nın başrolünde Jodie Foster oynuyor...
Kaç yanlış bir doğru eder?
New York sokakları Erica Bain (Jodie Foster) için hem evi hem de geçim kaynağıdır. Sevgili şehrinin seslerini ve hikayelerini sunucusu olduğu “Street Walk” (Sokakta Yürümek) adlı programı aracılığıyla radyo dinleyicileriyle paylaşmaktadır.
Akşamları hayatının aşkı olan nişanlısı David Kirmani'nin (Naveen Andrews) yanına gider. Fakat Erica'nın bildiği ve sevdiği her şey korkunç bir gecede elinden sökülüp alınır: David'le birlikte uğradıkları apansız ve hunharca saldırı David'in ölümüne, Erica'nın da ölümün eşiğine gelmesine neden olur.
Erica'nın vücudundaki yaralar iyileşse de daha derindeki yaralar kapanmaz. David'i kaybetmenin yarattığı hüsrandan daha büyük olan tek şey, peşini asla bırakmayan dehşet verici korku hissidir. Bir zamanlar gezmeyi çok sevdiği şehir sokakları, hatta bunların en sıcak ve aşina olanları bile, artık yabancı ve tehditkar görünmektedir. Sonunda bu korku dayanılmaz bir hâl alınca, Erica kendini ona karşı donanımlı kılacak bir şeyler yapmaya karar verir. Elindeki silah kendini soyut bir düşmana karşı korumanın somut bir yolu olur… Ya da o böyle düşünür.
İlk kez birini vurduğunda, öl ya da öldür durumu söz konusudur. İkinci kere de bir nefsi müdafaadır… Yoksa acaba kendini tehlikeden uzak tutmamayı mı seçmiştir? Bir zamanlar Erica'nın kanını donduran korku yerini başka bir şeye bırakır; bir gece kendinden çalınan hayatı tekrar geri alma dürtüsüne, içinde olduğunu fark etmediği bir şeye dönüşür.
Kanunu kendi eline almış, kimliği bilinmeyen birine ilişkin hikayeler şehirde hızla yayılmaya başlayınca, New York Polis Teşkilatı detektifi Sean Mercer (Terrence Howard) katili yakalama konusunda gitgide daha kararlı olur. İpuçlarını birleştirmeye başlayınca, kanıtlar eli silahlı bir adama değil kin dolu bir kadına işaret eder.
Bir yandan kendisine her gün biraz daha yaklaşan Mercer, bir yandan da kendisini yargılayan vicdanı yüzünden, Erica'nın bir tür adalet, hatta belki intikam arayışının doğru seçim olup olmadığına, kendisinin aslında peşine düştüğü şeye dönüşüp dönüşmediğine karar vermesi gerekir.
İki Oscarlı (“The Silence of the Lambs”, “The Accused”) aktris Jodie Foster ve iki kez Oscar adayı Terrence Howard (“Hustle & Flow”, “Crash”) “The Brave One/İçindeki Yabancı”nın başrollerini paylaşıyorlar. Oscar ödüllü Neil Jordan'ın (“The Crying Game”) yönettiği filmin yapımcıları ise Joel Silver (“The Matrix” üçlemesi, “V For Vendetta”) ve Susan Downey (“Kiss Kiss, Bang Bang”).
Jodie Foster ve Luis Da Silva Jr, "İçindeki Yabancı"da...
Diğer önemli rollerden Erica'nın nişanlısı David'i Naveen Andrews (TV dizisi “Lost”, “The English Patient”), Mercer'ın ortağı Detektif Vitale'yi Nicky Katt (“Grindhouse”), Erica'nın radyodaki patronu Carol'ı ise Oscar ödüllü Mary Steenburgen (“Melvin and Howard”) canlandırdı.
Jordan, “The Brave One/İçindeki Yabancı”yı Roderick Taylor,  Bruce A. Taylor ve Cynthia Mort'un senaryosuna, Roderick Taylor ve Bruce A. Taylor'ın hikayesine dayanarak yönetti. Filmin yönetici yapımcılığını ise Herbert W. Gains, Jodie Foster, Dana Goldberg ve Bruce Berman gerçekleştirdi.
Ses ve Hiddet
Filmin yıldızı ve yönetici yapımcısı Jodie Foster, “Bence hepimizin asla aşılmaması gereken çizgiler ve asla nasıl bir insan olmayacağımız konularında fikirleri vardır” diyor ve ekliyor: “Ama yine de belli şartlar altında nasıl birine dönüşeceğinizi bilmezsiniz. Entelektüel açıdan belli ahlak kuralları belirleseniz de, size meydan okuyan, sizi değiştiren bir duruma zorla sokulduğunuzda, neye dönüşeceğinizi bilemezsiniz”.
Yönetmen Neil Jordan da aynı görüşte olduğunu belirtiyor: “`The Brave One/İçindeki Yabancı' kolay olmayan ahlaki sorular soruyor. Bize bir yanlış yapıldığında, bir parçamız bunu hemen düzeltebilmek için ilkel bir şiddetle tepki vermeyi sanırım çok isterdi. Ama bunu yapmıyoruz çünkü medeniyet bize böyle yapmamayı öğretiyor. Dolayısıyla birinin ahlaki açıdan sorgulanabilir bir bölgeye girdiğini görmek bir yandan dehşet vericiyken bir yandan da büyüleyici”.
“The Brave One/İçindeki Yabancı”nın senaryosu, yapımcılar Joel Silver ve Susan Downey'nin eline ilk geçtiğinde, kanunu kendi eline alan biriyle ilgili filmlerin tüm temel özelliklerine sahipti. Ama çok önemli bir ayrımla: Bu kez kanunu eline alan kişi bir kadındı.
“Senaryoyu okuduğumuzda, güçlü bir aksiyon filmi olması ama aynı zamanda önemli bir konuyu işlemesi hoşumuza gitti” diyor Silver ve ekliyor: “Heyecan verici ve gerilim yüklü olmanın yanı sıra, korkunç bir trajedi yaşayan bir kadının çok karanlık ve duygusal hikayesini anlatıyordu. Erica Bain saldırıya uğrayıp dövülüyor ve nişanlısı da yanı başında  öldürülüyor. Fiziksel olarak eski sağlığına kavuşuyor ama hayatı tamamen değişmiş durumda. Bir çıkış yolu bulabilmek için kendi içine dönmesi gerekiyor ki o da bunu yapıyor… Ama bunu yapış şekli hikayeyi bizim için farklı kılan şey aynı zamanda. Hayatta kalabilmek için korkuyu yenmek ve her ne şekilde olursa olsun hayatını geri almak zorunda. Onu yürekli (The Brave One) kılan şey bu”.
Downey'nin bu konudaki yorumu ise şöyle: “`The Brave One/İçindeki Yabancı'nın orijinal senaryosu baba-oğuldan oluşan yazar ekibine ait: Roderick ve Bruce Taylor. Bu tür bir filmde olması gereken tüm öğelere sahip ama merkezinde kadın bir karakterin oluşu kanunu kendi eline alan kişi üzerine yapılan filmlere yeni bir yaklaşım getiriyor. Sonradan senaryonun geliştirilmesi aşamasında Cynthia Mort'u da yazar kadrosuna dahil ettik ki yazımda bir kadın sesi de olsun. Hikaye esasen Erica'nın serüveni üzerine kurulu olduğu için, neyi neden ve nasıl yapacağını ve bunun sonuçlarının ne olacağını bir kadının bakış açısından görmek önemliydi”.
Terrence Howard ve Jodie Foster, "İçindeki Yabancı"da...
“Bu rolü bir kadına verdiğiniz anda, farklı sorular sormak zorundasınız çünkü davranışları tipik olmaktan çok uzak” diyen Foster, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Genel anlamda, kadınlar tanımadıkları insanları öldürmezler; rasgele insan öldürmezler ki Erica'nın seçtiği yolu çok daha ilginç kılan bu. Onun iç çatışmasını, iç çalkantılarını keşfetmek ilginçti. Ne yaptığını ve neden yaptığını tam olarak bilmiyor ama aynı zamanda, kendi yaptıklarına neredeyse şaşıyor. Anlıyor ki korku onu tanınmaz bir hâle getirmiş ve ardından da bir katilin kimliğine büründürmüş”.
Foster açıklamalarını şöyle sürdürüyor: “Tehlikeyle karşılaşmaları film ilerledikçe farklı boyutlar kazanıyor. İlk seferinde beklenmedik bir anda ve dehşet verici bir şiddetle karşı karşıya kalıyor. İkinci seferinde yine tesadüfen yanlış zamanda yanlış yerde. Ama tehlikeyle bir sonraki randevusunda, güvenli bir yere gidebileceği halde bunu yapmamayı seçiyor. Belki de bunun nedeninin tam olarak farkında değil ama benim düşünceme göre, olabilecek en kötü korkuyu uyandıran bir durumu tekrar yaşarken, onu tamamen farklı bir şekilde algılıyor. Oyunun karakterlerini ve sonucunu değiştiriyor; bunun üzerine, kulağa ne kadar saçma gelse de, madem ki sonucu değiştirebiliyorum belki ölen birini de geri getirebilirim diye hissetmeye başlıyor”.
Erica Bain rolünü Foster üstlenince, karakter bir gazete muhabiri olduğu orijinal senaryodakinden farklılaştı. Downey bu konuda şunları söylüyor: “Jodie ekibe katıldıktan sonra Erica karakterinin radyocu olması fikrini ortaya attı; bu sayede, Erica'nın düşünce biçimini ve yaptıklarıyla ilgili duygularını üst ses şeklinde yansıtmak da mümkün olacaktı. Filmlerde üst ses kullanmak konusunda her zaman biraz tereddüt yaşarsınız ama bu kez üst ses kullanmak karakterin mesleği ile kimliği arasındaki bağın doğal bir uyum içinde olmasını sağladı”.
Foster ise bu konuda, “Bana çok mantıklı geldi ayrıca hikayenin bütününde de gerçekten bilgilendirici olduğunu düşünüyorum” diyor ve ekliyor: “Erica kafasının içinde yaşayan biri. Her şey onun sesi aracılığıyla ifade ediliyor dolayısıyla kendi vücuduyla ilgili bir hissinin olmaması onun için kolay bir şey. Bazı açılardan, nişanlısı onun fiziksel kimliğiydi; bu yüzden o öldüğünde adeta Erica'nın kendine ait bir vücudu olmuyor. Tıpkı bir hayalet gibi, gecenin içinde bir ses oluyor ve iç sesini duymamız bizim adımıza onun ruhuna ışık tutuyor”.
Yönetmen Neil Jordan da “Jodie'yle canlandırdığı karakterin sese biraz takıntılı olması gerektiği konusunda hemfikirdik. Şehir hikayeleri anlatmak için tüm şehri dolaşıp, metrodaki, trafikteki sesleri, makinelerin seslerini kaydediyor. Sonrasında, bu saplantı farklı, çok daha şiddetli bir cadde takıntısına dönüşüyor” diyor.
Ahlaki Pusuladaki Yönler
“The Brave One/İçindeki Yabancı”yı Jordan'ın yönetmesini ilk öneren Foster oldu ve yapımcılar bu fikri hemen benimsediler. Downey bu konuda şunları söylüyor: “Joel da ben de uzun zamandır Neil'in çalışmalarının büyük hayranıydık. Elbette, olağanüstü bir sinemacı. Karmaşık, bazen de tehlikeli konuları zorlayıcı bir şekilde işlemesiyle tanınıyor. O yüzden, ikimiz de bunun harika bir fikir olduğunu düşündük”.
Jodie Foster, "İçindeki Yabancı"nın bir sahnesinde...
“Neil'le oturup, filmin nasıl bir yön alması gerektiği konusundaki fikirlerimizi paylaştığımızda, hemen hemen aynı frekansta olduğumuzu gördük” diyor Silver ve ekliyor: “Karakterleri çok iyi çözdü ve hikayenin gelişimine büyük katkıda bulundu. İnanılmaz bir yeteneğe sahip”.
Foster'ın bu konudaki yorumları ise şöyle: “Kanımca, Neil karakterlerin ahlaki boyutlarına bayıldı. Filmleri pek öyle siyah beyaz hikayeler olma özelliğine sahip değil çünkü insan denen hayvan o ince çizgiyi geçiyor ve filmlerinin tümü bunu farklı şekillerde işliyor. Seçimlerinde bu kadar yoğun bir şekilde içgüdüsel ve doğal olan bir yönetmenle hiç çalışmadım; yaptığı her seçim karakterlerle ilgili”.
“Karanlık ile aydınlık arasındaki durumlarla yüz yüze gelen, ahlaki sınırları aşmak zorunda kalan karakterler hoşuma gidiyor” diyen yönetmen, “The Brave One/İçindeki Yabancı”nın kendisine çok ilginç gelen bir çok konuyu ele alma fırsatının yanı sıra, “Amerikan sinemasının bir ikonu” olarak tanımladığı bir aktrisle çalışma fırsatı da sunduğunu belirtiyor.
Jordan bu konuda, “Senaryoyu ilk okuduğumda çok zorlayıcı olduğunu düşündüm. Sonra tekrar tekrar okudum ve her okuyuşta yeni bir şeyler buldum.  En büyüleyici şeylerden biri normalde erkekler için yazılan bir karakterde bir kadının olmasıydı; üstelik o karakteri Jodie'nin oynadığını düşünmek daha da büyüleyiciydi. Onula çalışma fikri şevkimi daha da pekiştirdi ama bu bile filmin cazibesinin tamamı değildi. Karışımda öylesine çok şey, hikayede o kadar çok fikir ve öğe vardı ki: Şehirde dolaşan, radyocu bir kadının bedeni olmayan sesi; tanıdığı ve sevdiği bir şehirde tehlikenin var oluşu; adaletsizliğe karşı, yasaya saygılı biri ile bireysel intikam peşindeki bir başkasının iki farklı tepkisi. Hangisi doğru, hangisi yanlış? Herhangi biri bütünüyle doğru mu? Tüm bu öğelere baktığımda, bundan bir şey çıkaramıyorsam ya çok yaşlanmış ya da çok yorgun olmalıyım diye düşündüm” diyor gülerek ve ekliyor: “Bu yüzden, yapımcılara, hikayeyi şekillendirme ve karakterlere hayat verme özgürlüğüm olacaksa, projede yer alacağımı söyledim”.
Zıtların Yasası
“The Brave One/İçindeki Yabancı”da, Jordan'ın adaletsizliğe “yasal” tepki olarak derken anlatmak istediği şey, New York Polis Teşkilatı Detektifi Sean Mercer tarafından temsil ediliyor. Terrence Howard hepsi birbirleriyle bağlantılı ve hepsi bir tür adalet anlayışıyla işlendiği belli olan bir dizi cinayetin içine çekilen polis dedektifini canlandırıyor.
“Terrence bu oyunculuğuyla ayaklarımı yerden kesti” diyen Jordan, bunun nedenini şöyle açıklıyor: “Fiziksel bir zarafet ve karizmaya sahip olan Terrence'ın yüzü de sözlü veya sözsüz duygularla dolu. Mercer karakterine duygusallık ve ahlak yönünden muazzam güçlü bir katkı sağladı”.
Mercer'ı canlandıran Howard'a göre, karakteri kanuna olan inancıyla şekillenmiş bir adam. Hatta bu durumun evliliğine mâl olduğu bile tartışılabilir. Ama kanuna inancının kanunun karşısında biri yüzünden sınanacağını asla tasavvur etmemiş olsa gerek. Aktör bu konuda şunları söylüyor: “Mercer sisteme inanan ve kitaba bağlı kalan bir polis ama aynı zamanda hayal kırıklığına da uğruyor çünkü sistem her zaman insanları istediği şekilde korumasına izin vermiyor. Bir yandan da, adalet dediğimiz ahlaki ikilem yüzünden eli kolu bağlı olduğu için hakikaten üzgün. Sonraysa, adalet arayan biri çıkıyor ve daha kestirme bir çözüm yolu buluyor. Mercer bununla nasıl başa çıkacak? Bir polis olarak başınıza gelebilecek en kötü şey bir suçlunun yaptığı seçimleri neden yaptığını anlamaya başlamaktır çünkü artık bir taraf tutmanız mümkün olmaz. Gri bölgeye adım atarsanız, kanun çöker, insan doğası hakim olur ”.
Jordan'ın yorumu ise şöyle: “En hoşuma giden şey iki karakterin karşı uçlardan gri bölgeye giriyor olması. İkisi de ahlaki sorumluluk, suç, adalet ve hak edilen cezaya ilişkin sorular soruyor ve ikisi de bunlara farklı şekilde yanıt veriyorlar. Çok ilginç bir ayrışım çünkü aynı zamanda iki karakter birbirleriyle çok bağlantılılar”.
Jodie Foster ve Naveen Andrews, "İçindeki Yabancı"da...
Downey bu yoruma şunu ekliyor: “Hassas bir dengeydi çünkü hem bağlantılı olmalarını istiyor hem de Mercer'ın yakalamaya kararlı olduğu gizemli adalet savaşçısıyla kedi-fare oyunu oynadığına tanık oluyorsunuz. Dolayısıyla, onlar son derece kişisel ve duygusal bir düzlemde birbirleriyle bağlantılılarsa da hareketleri kadersel olarak birbirleriyle doğrudan tezat içinde”.
Jordan, Erica ile Mercer arasındaki bağın güçlü olduğunu belirtirken, şunu da sözlerine ekliyor: “Geleneksel anlamda bir aşk ilişkisi içinde değiller. Daha çok ruhsal ve zihinsel düzlemde buluşuyorlar. İkisi de hayat arkadaşlarını kaybetmiş oldukları için şimdi yalnız, ve şehrin gecelerinde kaybolmuş durumdalar. Dolayısıyla bu film çok güçlü bir arkadaşlık… ve ihtimal hikayesi”.
Her iki oyuncu da karakterlerinin arasındaki ilişkinin birbirlerinden ne kazandıklarından çok kaybedilenle ilgili olduğunu düşünüyorlar. “Mercer ile Erica arasında yoğun bir bağ var” diyor Howard ve ekliyor: “Bir başka zaman ya da durumda, ya da seçtikleri yollarda yürümemiş olsalar, eminim ki aralarında bir şey doğabilirdi. Dolayısıyla, bu da onlar için bir başka kayıp oluyor”.
Foster ise rol arkadaşının sözlerine şunları ekliyor: “Her ikisi de diğeri için hayranlık besliyor. Sanırım birbirlerine kalben çekim duyuyorlar; bazı yönlerden birbirlerine tamamen zıt, bazı yönlerden de birbirlerinin tıpatıp aynısı oldukları için. Gerçek hayatta da yerlerinde olup onların hayatını yaşamanın nasıl bir şey olduğunu merak ettiğimiz insanlara çekim duyduğumuzun doğru olduğunu biliyorum. Erica, Mercer'da ahlaki açıdan kendi karşıtını görüyor. Mercer asla çizgiyi geçmeyecek biri; bu yüzden onun kim olduğunu anlamak istiyor çünkü belki kendisine yardım edebilir diye düşünüyor”.
Aktris sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bu rolde Terrence harikaydı. Her şeyi görmüş geçirmiş, sert bir dedektifi oynadığı halde,  hassasiyet ve duygusallık açısından muazzam bir derinliği vardı. Bu bileşim Mercer'ı daha da dokunaklı kılıyor. Mesleği gereği katılaşmış olsa da, yaşadıklarından hiç etkilenmemiş biri değil. Terrence tüm bunları performansında yansıttı”.
Howard da hem rol arkadaşından hem de yönetmeninden aynı beğeniyle söz ediyor. “Jodie gerçekten de beraber çalıştığım oyuncular arasında gergin hissetmeme neden olan ilk oyuncu” diyor aktör gülerek ve ekliyor: “Gözleri çok samimi ve ruhu da çok dürüst. Öte yandan, tarzlarımız tamamen farklıydı. Ben sete çıkıp, rolümü oynamayı severim. Jodie ise çok titiz ve çözümlemeci; karakteri hakkında her şeyi biliyor. Onu izlerken bile çok şey öğrendim. O da Neil de ayrıntıları düşünmek konusunda bana çok şey öğrettiler. Neil ne çekmek istediğini tam olarak biliyor ve çok sabırlı. Artık kuruduğumu hissettiğim zamanlarda bile, benden biraz daha fazlasını, bir damlacık daha hakikat çıkarmayı bildi. Onu böylesine iyi bir sinemacı yapan da işte bu”.
Mikrofonun Arkasında / Rozetin Arkasında
Çekimler başlamadan önce hem Jodie Foster hem Terrence Howard rolleri için bireysel olarak araştırmaya giriştiler. Foster, Los Angeles'ta yerel bir radyo olan NPR'da “sırf ne yaptıklarını görmek için” zaman geçirdi. Aktris bu konuda şunları söylüyor: “İzlerken fark ettim ki onların yüzü yoktu bedeni yoktu, sadece sestiler. Bu çok güzel ve melodik sesleri dinlediğinizde, kulağınızdan içinize, beyninize işliyorlar. Bazı açılardan çok yakınlık hissettiren bir durum bu, ama bir yandan da yok olmalarını kolaylaştırıyor”.
“Ayrıca travma sonrası stresini de inceledim. Bu konuda çok şey okudum ama sanırım Erica çok farklı bir vaka. İhtiyacı olan yardımı almamış” diyerek sözlerini sürdüren Foster, Erica'nın adımlarını takip ederek onun düşünce biçimini de anlamaya çalıştığını şu sözlerle belirtiyor: “Çok yürüdüm; Manhattan'ın her yerini deli gibi dolaştım. Eğer uzun doğa yürüyüşleri yapmışsanız bilirsiniz: İlk bir iki saat yanınızdaki kişilerle konuşursunuz ama zaman ilerledikçe bu durum değişir; yedinci saate geldiğinizde meditasyon benzeri bir deneyim yaşarsınız… Tamamen çevreden soyutlanırsınız. Dolayısıyla bu önemliydi”.
NY Polis Teşkilatı dedektifi rolüne hazırlanmak için, Howard da filmin teknik danışmanı Neal Carter'la yakın bir çalışma içine girdi. Bir süresi cinayet masası dedektifi olmak üzere teşkilatta geçirdiği 24 yılın ardından, Carter kısa süre önce yeni bir kariyere adım attı ve beyaz perde de resmedilen polis çalışmalarının gerçekçi olmasını sağlamak üzere danışmanlık yapmaya başladı. İlk filmi de, Denzel Washington ve Jodie Foster'ın başrolünü üstlendiği “Inside Man”di.
Carter hem Howard hem de Mercer'ın ortağı Detektif Vitale'yi canlandıran Nicky Katt'le birlikte çalışarak onlara nasıl deneyimli dedektifler gibi konuşulacağı ve davranılacağı konusunda tavsiyelerde bulundu. Oyuncuları polis karakollarına, gerçek suç mahallerine götürdü ve işlerin nasıl yapıldığını birinci elden gösterdi.
Howard bu konuda, “Neal çok bilgili ve deneyimlerini paylaşmaya çok istekli bir adam” diyor ve ekliyor: “Bize iş üzerindeki bir polisin mantığı konusunda müthiş bir içgörü sağladı. Bizi resmi suç mahallerine götürüp, ne aramamız gerektiğini, neyin önemli olduğunu gösterdi”.
Howard suç mahallerinden birinde kendisine en çarpıcı gelen şeyi şöyle anlatıyor: “Sanki öylesine sıradan bir şey. Orada vahşice dövülmüş, ölü yatan bir insan var, ve siz oturup dua etmeniz gerektiğini düşünüyorsunuz. Ama polisler tek bir şey için oradalar: Maktulü kimin öldürdüğünü bulmak. Bu onların işi. Karşılarında adeta bir bulmaca var. İşlerini kişiselleştiremezler çünkü her gün aynı şeyle karşı karşıyalar. Üçüncü suç mahallinden sonra, bunlara karşı nasıl biraz hissizleşildiğini anlayabiliyordum”.
Carter bu anlayışın hem Howard hem de Katt'in setteki çalışmalarına yansıdığını ifade ediyor: “Gerçekten çok hızlı ilerlediler. Yürüyüşümüz, giyimimiz, kendimizi taşıyışımız, hatta nasıl şaka yaptığımıza dair her küçük ayrıntıyı yakaladılar. O kadar doğal görünmeye başladılar ki onları izlerken gerçek birer dedektif gibi durduklarını düşündüm”.
Dünyadaki En Güvenli Şehir
Oyuncular canlandıracakları karakterlerin zihin ve bedenlerine bürünürken, Neil Jordan da New York şehrinin kalbini hissetmeye girişti. “Ben New York'un yabancısıyım” diyen Dublin doğumlu yönetmen, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Dolayısıyla hazırlığımın en önemli öğelerinden biri şehri dolaşıp her köşeye bakmak, insanların daha önce çekim yapmadığı ve bu hikayeye özellikle uyan yerleri bulmaktı. Şehrin filmde yansıtmak istediğim çok olağanüstü görüntüleri var”.
Joel Silver bu konuda şunları söylüyor: “Neil şehri tanımak için çok zaman harcadı. Buraya çok büyük sevgi ve hayranlıkla yaklaştı ve o şekilde yansıtmayı arzu etti. Hikayenin New York şehrinin güvenliği konusunda herhangi bir soru işareti yaratmasını kesinlikle istemedi. Aslında herkesin her yerde güvende olmadığını hissedebileceği bir dönemde yaşıyoruz. Bu sadece New York'a mahsus değil”.
New York'ta yaşamış ve çalışmış olan Foster da bu görüşü destekliyor: “Gerçek şu ki istatistiksel olarak New York `dünyadaki en güvenli büyük şehir' ama tabi bir suçun kurbanı iseniz, istatiksel olarak anormal olmanız pek de işe yaramaz. Kendinizi daha güvende hissedip, `Benim başıma geldi ama suç kurbanı olmayan tüm şu diğer insanlara bakın' demezsiniz. Yaralanan kişi sizseniz, korkuyu bir kenara bırakmak kolay değildir. Filmde sözünü ettiğimiz şeylerden biri de bu: Korkunun haklı bir nedeninin olması gerekmez; kültürümüzün içine gitgide daha fazla işlemekte”.
Jordan şunu ekliyor: “11 Eylül'den beri, şehir muazzam bir yeniden doğuş yaşadı; inanılmaz güvenli bir şehir oldu ama sokak yaşamı ne kadar tekin görünse de bu durum her an yerle bir olabilir hissi var. Bence filme dahil ettiğimiz şey bu”.
Ana çekimlerin öncesindeki haftalarda Jordan, New York şehri üzerine yönetici yapımcı Herbert Gains ve yapım tasarımcısı Kristi Zea'dan hızlandırılmış bir kurs aldı. Zea, “marş komutunu” yapımcı Joel Silver'dan aldığını söylüyor ve ekliyor: “Başlangıçtan itibaren, Joel bana New York manzaralarını daha önce hiç gösterilmemiş bir şekilde göstermemizi istediğini söyledi; daha önce kimsenin çekim yapmadığı yerler bulmamız konusundaki isteğinde çok kararlıydı. Benim için ilginç bir deneyimdi çünkü doğma büyüme New Yorkluydum ve burada pek çok film yapmıştım dolayısıyla şehre yeni gözlerle bakmak benim için bir meydan okumaydı”.
Zea, Jordan'la tüm şehri ve çevresini arabayla turlayarak, “farklı semtlere bakıp Neil'ın neyi beğenip neyi beğenmediğini görmeye çalıştıklarını” söylüyor. Bu semtlerden birinde, Erica'nın yaşadığı apartman için mükemmel bir yer buldular. Tasarımcı bu konuda, “Binanın dışının hoşumuza giden yanı, her iki taraftaki binaların yıkılıp, toplumun talebiyle buralara bahçeler yapılmış olmasıydı. Dolayısıyla Erica'nın apartmanı şehrin yenilenmiş bu bölümünün ortasında tek başına duruyordu”.
Zea apartmanın koridorlarını ve Erica'nın dairesinin içini sonradan yenilenen ama hâlâ geçmişin yansımalarını taşıyan ucuz ve çok daireli o apartmanlardan biri gibi tasarladı. Bu konuda, “Apartmanın baştan aşağı tadilattan geçmiş olduğu düşüncesiyle hareket ettik ama temiz ve yeni boyanmış olmalarına rağmen koridorların hâlâ biraz ürkütücü görünmesi gerekiyordu. Böylece, eski ile yeniyi üst üste bindirdik”.
 Yapımcıların Central Park'ın yanında buldukları yer, Erica ile David'in pusuya düştükleri kilit sahneler için tasarım ve atmosfer olarak son derece uygundu. Zea, “Bölgeyi tararken Stranger's Gate (Yabancı'nın Kapısı) adı verilen yere denk geldik. Bu isim Central Park'ın hemen dışına bir taşın üzerinde kazınmıştı. Yukarı uzanan merdivenlere baktığınızda koca bir kayanın etrafında dolandığını görüyordunuz. Lambalara rağmen oldukça ürkütücü bir havası vardı. Orada neyin kol gezdiğini bilmenize imkan yoktu. Bir an güvenli görünüp, bir an sonra, farklı bir açıdan bakıldığında tuhaf ve korkutucu görünen bu yeri kasıtlı olarak seçtik” diyor.
Değiştirilen Görüş
Neil Jordan ayrıca görüntü yönetmeni Philippe Rousselot'yla birlikte çalışarak bakış açısındaki bu değişimi kamera lensleri aracılığıyla da yansıtmak istedi. “Tüm hikaye esasen merkezdeki karakterin gözünden yaşanıyor; bu yüzden izleyicilerin onu Erica'nın gözü ve duyguları aracılığıyla deneyimlemesini istedim” diyen yönetmen, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bu konseptleri görsel olarak irdelemek için Philippe'le çalışmak harikaydı. Daha önce de birlikte çalıştığımız için en karmaşık ve kapsamlı düzenlemeleri birlikte planlayabileceğimizi ve onun bunları hayata geçirebileceğini biliyordum”.
Jordan ve Rousselot gerek kamera gerek ışıklandırma tekniklerini kullanarak, Erica'nın bir zamanlar güvenli olan dünyasını korku prizmasından geçirerek her şeyin alt üst olduğu şekilde yansıtmayı başarabildiler. Jordan bunu şöyle açıklıyor: “Bir tür kişilik bölünmesi hissi vermek istedim. Bunun üzerine, Philippe ve kamera operatörü Neil sabit kameranın üzerinde hareket edebilen, bizim `titrek kamera' adını verdiğimiz bir aygıt fikrini ortaya attılar. Paradigmaları sürekli değiştirdiğimiz belli çekimler için harika bir uygulamaydı”.
“Bu aygıt esasen kamerayı yalpalatarak, ufku sürekli değiştirmemize ve Erica'nın kendini dengesiz hissettiği izlenimini yaratmamıza yardımcı oldu” diyen Rousselot, belli sahnelerde gerçeklikten rüyamsı bir atmosfere geçiş yapmak için ışıklandırmadan da yararlandıklarını sözlerine ekliyor.
Erica'daki değişimi dış görünümünden de anlamak mümkündü. Jodie Foster canlandırdığı karakterin görünümünü kademeli olarak değiştirmek için kostüm tasarımcısı Catherine Marie Thomas'la birlikte çalıştı. “Erica değişiyor ve görünümü de bunu yansıtıyor” diyen Foster, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Filmin başlarında kat kat ve açık renkler giyiniyor ama zaman geçtikçe daha koyu renkli ve ince kıyafetler giydiğini görüyorsunuz. Dış görünümünde bir sertlik sezilmeye başlıyor ki bence bu önemli bir tezat”.
Jordan ise bu konuda, “Bunlar çok basit dokunuşlar ama çok şey anlatıyorlar” dedikten sonra, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Jodie muhteşem. Karakterini her yönüyle hayal etti. Erica karakterini bazen gerçekten karanlık yerlere götürürken, kim olduğunu ve kime dönüştüğünü içgüdüsel olarak ve hemen hissedebilmemizi sağladı ”.
Susan Downey'nin yorumu ise şöyle: “Jodie sayesinde, Erica'yı hayatının çok rahat bir döneminde bulunan bir kadın olarak gördüğünüz ilk andan itibaren genç kadının serüvenine sürükleniyoruz. Sonra her şey paramparça oluyor ve onun bu parçaları tekrar birleştirmenin bir yolunu bulması gerekiyor. Hayatını sürdürmek ve tekrar güvende hissetmek için kendini yeniden yaratmak zorunda”.
“Her şey değişiyor” diyen Joel Silver, bunu şöyle açıklıyor “Hayatında böyle bir trajedi oluşunca, artık hiçbir şeye, evine, işine, hatta çok sevdiği şehre bile aynı gözle bakamıyor. Kendini değiştiriyor…Ve bizi de bu serüvene dahil ediyor”.
Foster sözlerini şöyle noktalıyor: “Erica bir gün biriyken, ertesi sabah gözlerini açtığında başka biri olduğunu, bir yabancı, olabileceğini düşündüğü her şeyden farklı biri olduğunu fark ediyor. Belki kendinizin farklı şekilde tepki vereceğini varsayabilirsiniz… Ama onun yerinde olmadan, bunu hiç bilemezsiniz”.
Prodüksiyon bilgileri Warner Bros. Türkiye tarafından sağlanmış; editörlük işleminden sonra yayınlanmıştır. Teşekkür ederiz.
Aloha Sinema
Ana Sayfa  |  Vizyonda  |  Gelecek Hafta  |  Gösterimdekiler  |  Fragmanlar  |  Özel Dosyalar  |  Sinema Kitapları |  İzlenimlerin Derinliği
Box Office Listeleri  |  Türkiye Top 20  |  ABD Top 20  | 2007 Top 60 Listesi  |  Haber Merkezi  |  Yönetmenlerimiz  |  Gösterim Tarihleri  |  Film Arşivi
İletişim - Bize Yazın  |   Editöre Mesaj
Bu sitenin dizayn ve içeriği Aloha tarafından gerçekleştirildi. Site Editörü: Ebru Altın, Tasarım: Selin Schwartz. Copyright © 2008
E-Mail Us