İzleyici Sayısı 25.774
Hasılat 254.720 YTL
|
Georgia Yasası - Georgia Rule
|
|||||
Yönetmen Garry Marshall
Oyuncular Jane Fonda, Lindsay Lohan, Felicity Huffman, Dermot Mulroney, Cary Elwes, Garrett Hedlund, Hector Elizondo
Senaryo Mark Andrus
Yapımcılar Michael Besman, Guy McElwaine, Kevin Reidy
Görüntü Yönetmeni Karl Walter Lindenlaub
Prodüksiyon Tasarımı Albert Brenner
Kostüm Tasarımı Gary Jones
Kurgu Bruce Green, Tara Timpone
Özgün Müzik John Debney
Yapımcı Stüdyo Universal Pictures
Türkiye Dağıtımı UNP Filmcilik
Gösterim Tarihi 3 Ağustos 2007
|
||||||
Georgia Yasası - Georgia Rule Bilgileri
|
||||||
“Yasaların ne olduğunu sanıyorsun? Önemsemediğim biri için neden vakit harcayayım ki?” Georgia
Son 30 yıldır, yönetmen Garry Marshall komedi/dram türüne hakim oldu. Yönetmenin filmlerini yönetmekle kalmayıp, onlara ev sahipliği yaptığını söyleyen A kategori yeteneklerle çalışarak mahirane mizah ve hareketli sahnelerle seyirciyi çekti. Aralarında Overboard ve Beaches'in bulunduğu 80'lerin hitlerinden, 90'ların Pretty Woman ve Runaway Bride'ına ve 2000'lerin The Princess Diaries ve The Princess Diaries 2: Royal Engagement'ına kadar, Marshall seyircinin onları benimsemesi için karakterleri hayata geçirdi. Karşılığında, Julia Roberts ve Anne Hathaway olarak da bilinen Vivian Ward ve Mia Thermopolis gibi unutulmaz kadınlardan ailevi isimler ortaya çıkardı.
Ve şimdi de Rachel Wilcox karşımızda…
Çok tanınan üç kuşak aktris, kefaretin gücü, affetmedeki özgürlük ve anneliğin kırılamayan bağlarını anlatan bir filmde bir araya geliyor - Georgia Rule. Ve bu ailede, tavır kuşak atlamıyor.
Asi genç kız Rachel (Lindsay Lohan, Mean Girls, A Prairie Home Companion) çığlık atıyor, küfür ediyor, içki içiyor, aklından geçeni söylüyor ve genelde kontrol edilemiyor. En son yaptığı araba kazasıyla Rachel, annesi Lilly'nin (Golden Globe ödüllü Felicity Huffman, Transamerica, Desperate Housewives) San Francisco'daki evinde en son kuralı yıkıyor. İçinden geldiği gibi hareket eden ve ele avuca sığmayan kızını götürecek yeri kalmayan Lilly, sonunda asla dönmemeye yemin ettiği tek yere götürüyor - annesinin Idaho'daki evine.
Matriarch Georgia (iki Oscar'lı Jane Fonda, Monster-in-Law, 9 to 5) tipik bir sevimli, insanın üzerine titreyen bir büyükanne değil. Bir takım kırılamayacak kurallarla hayatını yaşıyor ve evine gelen herkesten de aynısını yapmasını istiyor; önce Tanrı geliyor, hemen arkasından çok çalışma. Artık genç kadının yetiştirilmesi üstüne kaldığına göre, Rachel'ın öfkesinin ardındaki nedenleri anlamak için sabırlı davranması gerekmektedir.
Ama Rachel ıstıraplı yaz tatiline dayanamayıp küçük kasabayı sarsmaya başlayınca, Georgia torununda bir şeylerin değiştiğini fark etmeye başlar. Bir biçim ve sorumluluklar verilince, kalkanını indirir ve özellikle de kendi annesine karşı şefkatli olmayı öğrenir. Onun yolculuğu, üç kadını da, gömülü sırların açığa çıkması ve ne olursa olsun, aile bağlarının asla kopamayacağını anlamalarını sağlayan bir yöne doğru götürür.
Filmde başarılı aktrislere, Lilly'nin eski aşkı Simon rolünde Dermot Mulroney (The Family Stone, The Wedding Date), Lilly'nin kocası ve Rachel'ın üvey babası Arnold rolünde Cary Elwes (Saw, The Princess Bride) ve Rachel'ın ilgisini çeken basit bir kasaba delikanlı Harlan rolünde Garrett Hedlund (Four Brothers, Friday Night Lights) eşlik etmektedir.
Kuralların Yaratılması: Georgia Doğuyor
“Herkes kurtarılabilir. Bu kuraldır.” Georgia
Senarist Mark Andrus kendisinin yakından tanıdığı bir yerin ve insanların hikayesini anlatan bir senaryo yazmak istemiş: Idaho kırsalı. James Brooks'la As Good as It Gets'in senaryosunu birlikte yazan Andrus Mormon bir ailede büyümüş ve derin ruhani adanma, çok çalışma ve yakın aile bağlarıyla birlikte karşılıklı etkileşimden doğan mizahtan oluşan bu dünyayı gerçekçi bir şekilde tanımlamayı ümit etmiş. Georgia Rule işte bu hikayeymiş.
Morgan Creek'in başkanı ve film yapımcılarından biri olan James G. Robinson, yaklaşımında diğer örneklerinden farklı olan bir projeyi geliştirmeye ilgi duymuş; Andrus'un senaryosundaki güçlü kişiliklerin arasındaki dinamiklere cevap vermiş. “Evli olan ya da kız çocuğu yetiştirmiş olan herkes bu kadınların arasında neler olup bittiğini anlar, özellikle de kız çocuğu ergenlik çağındaysa. Bu filmi yapmanın çok eğlenceli olacağını düşündüm ve her şey yerli yerine oturdu. Mark harika bir senaryo yazdı. Başrollerde Jane Fonda, Felicity Huffman ve Lindsay Lohan oynadı ve Garry Marshall filmi yönetti. Üç temel de sağlamdı: İyi bir hikaye, iyi bir yönetmen, iyi oyuncular.
Gary Marshall, bağışlamayı ve “çocuğunuzun söylediğine güvenmeyi” irdeleyen bir filmde çalışmayı merak ettiğini hatırlıyor. “Genelde, komedi/dram türü yapıyorum. Georgia Rule da komedi/dram olduğundan benim için yeni bir değişimdi,” diyor Marshall. Ancak filme olan ilgisi bencilce sayılacak cinstenmiş. Bunu “Rol yapabilen ve yetenekli güzel kadınlarla çalışmak çok güzel” diye açıklıyor.
Marshall genç kuşak oyuncuların güçlü performanslarını ortaya çıkarmada usta olduğunu ve bu projenin de bu açıdan farklı olmadığını hissettiğini söylüyor. “Pretty Woman'da 22 yaşında olan Julia'dan, Princess Diaries'de 18 yaşında olan Anne'e ve bu filmimde de 20 yaşındaki Lindsay'e kadar. Onları anlıyormuşum gibi görünüyor.”
Ana kahraman Rachel Wilcox'un hikayesi yönetmenin ilgisini çekmiş. Andrus, San Francisco'daki evinde kontrol altına alınamayan öfkeli ve vahşi bir çocuğu yazmış. En sonunda, çocuğun öfkesi kendisini, annesinin saçından sürükleyerek, büyükanne disiplinine ihtiyaç duyduğu Idaho'daki küçük, sıkıcı bir kasabaya götürüyor. Marshall bu 18 yaşındaki torunun herkesi sınaması durumundan hoşlanmış.
“Rachel, Idaho'daki Hull denen bu küçük kasaba gidiyor,” diye ekliyor yönetmen. “Kasabanın adını uydurdum çünkü Hull cansızla uyum bir kelime çünkü Rachel'ın bu kasabada dört gözle beklediği durum bu.”
Uydurma bir kasaba, çekim senaryosu ve finans kaynağından sonra, sıra performanslarıyla seyirciyi kahkahaya ve gözyaşına boğacak üç kadını seçmeye gelmiş. Sırada Jane Fonda, Lindsay Lohan ve Felicity Huffman var.
Oyuncu Seçimi
“Şeytana benzemiyorsun.” Rachel
“Makyajın yardımı oluyor.” Georgia
Projeye ilk katılan Lindsay Lohan olmuş. Son 10 yılda başarılı komedilerde rol alan oyuncu, çapını 2006 yapımı Bobby ve A Prairie Home Companion'deki anahtar rollerle genişletti. Rachel rolüne kapılmasını şöyle anımsıyor Lohan: “Senaryo bana en sevdiğim filmlerden biri olan Kitten With a Whip'deki Ann-Margaret karakterini hatırlattı. O karakter de çok Lolitavari bir tipti.”
Lohan, dostsuz, son derece yaralı ve deliye dönmüş Rachel'ın seçimlerini ve onu Hull kasabasına neyin getirdiğini anlamaya çalışmış. “Rachel pek çok yönden aşkla seksin arasındaki farkı anlamıyor. Bence aynı olayları yaşayan tüm kız ve erkek çocuklarının kendisinden bir şeyler öğrenebileceği bir karakteri oynamak önemli bir şey” diyerek düşüncelerini aktarıyor.
Aslında, Lohan daha önce bir Gary Marshall filminde çalışmış ama The Princess Diaries 2: Royal Engagement filminde sadece “I Decide” isimli şarkıyı seslendirmiş.
Oscar ödüllü Fonda'yla çalışma şansıyla birlikte Lohan biraz yıldız tutkununa dönüşmüş. Oyuncu gülerek “Bir keresinde Halloween için onun Barbarella'daki karakterinin kıyafetini giymiştim, dünya küçük. Her zaman hayranlık duyduğum insanlarla çalıştığım için kendimi şanslı hissediyorum” diyor.
Lohan'ın imzayı atmasından sonra, Robinson Marshall'ı Georgia Rule'da çalışması için ikna etmiş. Kısa süre sonra yönetmen, yapımcılar ve oyuncu seçme müdürü Jane Fonda ve Felicity Huffman'dan başlayarak diğer oyuncuları seçmeye başlamışlar. Robinson “Kimyaların uyuşmasının bir kısmının da, üç kadın oyuncunun da karakterlerini çok iyi anlayıp canlandırmış olmalarına bağlıyorum” diye açıklıyor.
Jane Fonda (oldukça garip ama Georgia'da yaşayan biri) filmin ismiyle aynı adı taşıyan karakter rolünü oynamayı Marshall'la çalışma ve Andrus'un kelimelerini perdeye aktarma fırsatı tanıdığı için seçmiş. Yakın zaman önce rol aldığı Monster-in-Law filminden sonra sıkı bir geri dönüş yapan oyuncu oyununun en üst sırasına yerleşiyor. Producer Robinson'ın inancı şöyle: “Jane ekibe katıldı çünkü role inandı, Garry Marshall'ı ve bu filmde çalışmanın getirdiği meydan okumayı sevdi.”
Fonda “Mark karakterleri güzel bir şekilde gözlemliyor ve bu çok yönlü üç kuşak kadınla ilgili karakter odaklı bir hikaye. Dokunaklılık ve derinlik kadar mizaha da sahip üç kadın” diye belirtiyor.
Georgia'nın kendi kızına nasıl annelik yapacağını bilmemesine rağmen, daha iyi bir büyük anne olmaya hazır olması durumunu çok beğenmiş. “Ben artık bir büyükanneyim ve ebeveyn olarak bizlerin başkalarıyla yakınlaşmayı kendi çocuklarımızla yakınlaşmaktan daha kolay yapabildiğimizi biliyorum. Bazen torunlar bize ikinci bir şansı elde etmemizi sağlıyorlar.”
“Georgia 13 yıl boyunca oldukça mutlu yaşamış” diye devam ediyor Fonda. “Kurallarıyla bayağı mutlu yaşarken birdenbire her şey dağılmaya başlıyor. Diğer iki kuşağın kadını hayatına giriyor ve geçmişin hayaletleri iyileşmek için geri geliyorlar.”
Fonda aynı zamanda, perdedeki torununun yeteneğinin çapından da etkilenmiş. “Lindsay olgunlaşmamış ve duygularına ulaşabilme yeteneğine sahip ki, bu çok güzel bir şey. Ona sahne arkası repliklerini okuduğumda beni pek çok kez ağlattı; çok dokunaklı biri” diye iltifat ediyor.
Rachel'ın alkolik annesi ve Georgia'nın mesafeli kızı Lilly rolü Felicity Huffman'a gitmiş. Hafta içindeki günlerde Desperate Housewives adlı televizyon dizisinin çekimlerinde olan aktris için bu rol tam bir meydan okuma olmuş. Huffman “Karakterleri gerçek, zengin, üç boyutlu, komik ve hüzünlü buldum” diye belirtiyor.
Kızını ve annesini oynayan kadınlarla çalışmayı özellikle dokunaklı bulmuş. Fonda'nın rol arkadaşlığıyla ilgili şunları söylüyor: “Özgeçmişi boyum kadar uzun olan ve iki Oscar kazanmış kadın gelip bana “Ne düşünüyorsun?” diye soruyor.”
Lindsay Lohan'ı da çok güçlü biri olarak görüyormuş. “Lindsay tehlikeliden yaralıya doğru hareket ediyor. Sürekli sonunun nereye varacağını görmek için bekliyorsunuz. Bu, neredeyse duygusal gelişmeye dönüşünce oynanacak harika bir oyun oluyor.”
Tiyatro kökenli oyuncunun sette kendi hayranları da varmış. Lilly'nin iğrenç kocası ve Rachel'ın güçlü düşmanı Arnold'u oynayan Cary Elwes “Felicity olağanüstü bir oyuncu. Rollerine her zaman harika bir güç ve kırılganlık derecesi katmayı beceriyor. Aynı zamanda korkusuz da ve bunu oynamak hep çok eğlenceli olur.”
Simon karakteri için film yapımcıları aktör Dermot Mulroney'i (yönetmen Marshall'ın Northwestern Üniversitesi'nden arkadaşı) seçmişler. Yönetmen “Sam Shepard tipinde birini arıyorduk ve Dermot bu role tam oturdu. Simon Rachel'ın hayatında kaçan babasının olmadığı kişi olmaya başlıyor” diye belirtiyor.
Simon Idoha Hull'deki yaralı hayvanlar için veterineri ve hasta vatandaşlar için aile doktorunu oynuyor. Dermot'a rolüne hazırlanması için temel doktorluk dersleri verilmiş. Aktör “Nasıl dikiş atarmış gibi yapılır?'la ilgili ders aldım, o yüzden bu işte oldukça iyiyim” diye belirtiyor.
Deneyimli aktör Cary Elwes Arnold'u oynaması için seçilmiş. Tiksinti uyandıran bir karakteri canlandıran oyuncu seçimiyle ilgili Marshall “Bu zor bir rol, o yüzden bir sürü aktör bu rolden kaçındı. Sonra Cary Elwes geldi ve oldukça da iyiydi. Bu rolden gözü korkmadı. `Bir deneyeyim' dedi ve senaryoya, bana göre mükemmel olan katkılarda bulundu” diyor.
Elwes, “bu hikayenin ana temaları sırlar ve yalanlardan oluştuğu için” senaryoya ilgi duymuş. “Ve bu iki temayı içinde barındıran ailelerin bozukluk ortamına yol açtıkları da bilinen bir gerçek. Zayıf biri olarak diğerlerinin içindeki zayıflığı ortaya çıkaran Arnold bunun için mükemmel örneği sergiliyor” diye aktarıyor aktör.
Son olarak, yeni oyunculardan Garret Hedlund Rachel'la ve cazibesiyle ne yapacağını bilemeyen saf çocuk Harlan'ı canlandırmak üzere seçilmiş. Georgia Rule'un çekildiği bölgeden gelen biri olarak, çiftlikte yetişen bir çocukla kendini kolayca özdeşleştirebilmiş. Canlandırdığı karakterin Rachel'la olan ilişkisi için Hedlund “Orası Harlan için kırmızı bölge, oraya giremez. Bir kız arkadaşı var ve evlenmek üzere. Orası sınırların dışındaki bir bölge” diye yorum yapıyor.
Marshall uzun süredir arkadaşları olan Hector Elizondo ve Laurie Metcalf'in de yardımcı rollere seçilmeleriyle birlikte oyuncu seçimi tamamlanmış, artık sıra filmi çekmeye gelmiş. “Şüphe duyduğunuzda, dostlarınızı ve akrabalarınızı getirirsiniz, akrabalarınıza her zaman yüklenebilirsiniz. Akraba kayırma işimin bir parçası” diyerek espri yapıyor Marshall.
Artistik ve teknik ekibin hikayeye bu kadar güçlü bir şekilde bağlanmasını en iyi Jane Fonda özetliyor. “Idaho'da sessiz, uyuyan bir kasaba hayal edin, herkesin herkesi tanıdığı bir kasaba. Erkek çocukları evlenene kadar bakirler ve misyon çalışmalarını yapmak için Mormon kilisesine gidiyorlar. Aniden, başka bir dünyadan gelen bu yaratık ortaya çıkıyor. Kimse onun gibisini daha önce görmemiş ve onunla ne yapılacağını bilmek zor çünkü o aynı zamanda zeki, komik, kışkırtıcı ve ahlaksız biri.”
Gölgede 48 Derece: Georgia'da Film Çekmek
“Sonra bir süre önce kafama dank etti, elimde kalan tek silah - diğer hepsini kullandım- sana olan sevgim.” Lilly
Georgia Rule Güney California'da çekildi. San Gabriel Vadisi'ndeki Monrovia'nın etekleri ve Ventura County'deki Santa Paula'dan Hollywood'daki Gower Studioları ve Sunset'teki 7 no'lu sete ve Los Angeles'ın dışındaki San Fernando Vadisi'ndeki Chatsworth şehrine kadar olan tüm ana mekanlar hayali Hull şehrini yaratmak için seçilmiş.
Oyuncuların talepleri için Los Angeles'a yakın bir yerde çekim yapılması durumu ayarlanırken, Marshall ve yapım ekibinin Orta Batı'da bulunan basit bir kasabanın güzelliğini yansıtabilecek göllerin ve dağların olduğu bir yere ihtiyaçları olmuş. Bunu San Gabriel Vadisi'ndeki Mount Wilson ve Los Angeles'ın göbeğindeki Franklin Canyon Gölü'nde bulmuşlar.
Dermot Mulroney “Şehirden bir saat uzaklıktaki bir mesafeye gittiğinizde, bazı yerler gerçekten çok uzak ve engebeli oluyor. Arka plandaki dağlarla, Idaho'daki kasaba yollarına benzeyen yollar gibi görünüyorlar” diye belirtiyor.
Filmin çoğu sahnesi, büyükannesinin Rachel'ı çalışmak üzere yerleştirdiği veteriner-insan doktoru Simon'ın muayenehanesinde geçiyor. Simon'ın muayenehanesi hizmet ettiği hastaları yansıtan, av köpeklerinin fotoğrafları, çocukların yaptığı resimler ve okul kupalarıyla dolu bir yer.
Simon'ın bekar evi de muayenehanesi kadar sade olmasına karşın bir dul olarak hayatını da yeterince yansıtıyor. İmpresyonistlerin ucuz reprodüksiyonları, masada tamamlanmamış yap-bozlar ve geçmişe sarılmasını sağlayan ölen karısıyla çocuğunun fotoğraflarıyla, ikinci katta bulunan ev cansız bir durumdadır, ta ki Rachel gelene kadar.
Rachel ve Lilly kendilerini, Lilly'nin 13 yaşındayken terk ettiği Georgia Randall'ın 247 Hillview Sokağı'ndaki evinde geçici olarak ikamet ederken bulurlar. Georgia'nın bakımlı bahçesi, rustik salıncakla tamamlanmış verandası ve gösterişli eğreltiotları iki katlı evinin dış mekanı olarak görülüyor.
Genç kadınlar Georgia'nın evine girdiklerinde, Lilly'nin gidişinden beri Georgia'nın dünyasında pek az değişiklik olduğunu görürler. Akşamları evde, Glen Campbell'ın, The Four Lads'in plakları çalmaktadır. Georgia hâlâ vazolarını ve Mutluluğun Mavi Kuşları kolleksiyonunu sergilemektedir. Ve oturma ve yemek odasında hâlâ mozaik baskılı masa örtüleri durmaktadır. Mutfağı, bize “Count Your Blessings”i hatırlatan dolaplarla ve aralarında kaynana dili çiçeğinin de (ironi yaapılıyor) olduğu çiçeklerle dolu raflarla dolu basit ve sade bir yerdir.
Rachel bu yenilenme yazının çoğunu annesinin odasında geçirecektir. Tıpkı evindeki diğer şeyler gibi, Georgia Lilly'nin gidişinden beri odasını pek değiştirmemiştir. Duvardaki Janis Joplin ve Doors posterlerinden, Lilly'nin küçük bir kızken kolleksiyonunu yaptığı palyaço bebeklerine kadar, oda bir zamanlar orada yaşamış çocuğun anısına sadık kalmıştır.
Fonda “Gösterinin yıldızlarından biri küçük Amerikan kasabası. Bazı insanlar içinde kendilerini klostrofobik hissedebilirler ama bence bu, böylesine kaybolmuş o genç kızda mucizeler yaratıyor” diye tanımlıyor.
Çekimler sırasında ekibin bir üyesi haline gelen bir istenmeyen yıldız da aşırı sıcaklarmış. Lindsay Lohan filmin açılış sahnesini gülerek anlatıyor: “Dışarısı 48 dereceydi! Ben dışarı çöldeki kızgın yolun üstünde yalınayak yürüyordum, Felicity ise klimalı Mercedes'in içindeydi.”
Felicity Huffman aşırı sıcaklarla ilgili perdedeki kızıyla aynı fikirde. “48 dereceydi! Sierras'daydık ve herkes ölüyordu. Garry'yse elinde dondurmasıyla günde 15 saat koşturup duruyor ve harika bir şekilde yönetmenlik yapıyordu.”
Bazı zamanlar sıcaklık dayanılmaz olmuş ama yönetmen bunun setteki arkadaşlığa artı etkisi olduğunu düşünüyor, tabiî o termometreyi birkaç derece düşürüyor. “Sıcaklık 43 dereceydi! En değişken mizaçlı insanlar bile gölgede bir arada oluyorlardı. Bu oyuncuların gölge bağlantılı birbirine kaynaşmasıydı çünkü sıcaktan o kadar bunalıyorlardı ki, onları rahatlatacak her gölgenin altında dururlardı.”
Yapım, güneşli Güney California'daki 2006 yazında gerçekleşen çekimlerle sette zayi vermeden ekip ve oyuncular yeterince serinleyince tamamlanmış. Marshall “Uçurumun kenarında duran insan olmak hoşuma gidiyor” diye yorum yapıyor, “ve onların her şeyi denemelerine izin veriyorum. Uçurumdan düşecek olurlarsa işte o zaman `Hayır, oraya gitme' diyorum” diye özetliyor.
Bu hikayeyi film yapmak için buluşan üç kuşak kadından en kıdemlisi karakteriyle ilgili yansımlarla birlikte notlarımızı özetliyor: “O kadar uzun zamandır işin içindeyim ki, dış yüzeyin arkasını görebiliyorum ve bu vahşi torunda söylemeye değecek bir şeyler olduğunu görebiliyorum” diyor Fonda. “Temelde iyi bir kız ama kaybolmuş. Ve annesinin bunu sezgiyle yaptığını hissediyorum.”
Yönetmen Marshall filmi için umutlarını şöyle özetliyor: “Yıllar önce Jackie Gleason ve Tom Hanks'in oynadığı Nothing in Common adında bir film yaptım; baba-oğul ilişkisini anlatıyordu. Ve nereye gitsem insanlar bana `Biliyor musunuz, o filmi gördükten sonra babamı aradım. Onunla 10 yıldır konuşmuyordum ama babamı arayıverdim' diyorlardı. Umarım Georgia Rule aileleri biraz daha birbirine yakınlaştırır. Büyükanneyi ara. Anneyi ara. Kızını ara. O, dünya tarihindeki en kötü çocuk değil ki.”
Oyuncularla İlgili
Jane Fonda (Georgia)
Sahne ve beyazperdede müthiş bir başarıya sahip olmanın zevkini yaşayan JANE FONDA (Georgia) artık vaktinin çoğunu, 1995'te Genç Yaşta Hamileliği Önlemek için Georgia Kampanyası adıyla kurduğu program vasıtasıyla aktivizm ve sosyal değişime harcayarak geçiriyor. Fonda, eyalete yayılan bu çabasında, topluluk, gençler, aile gelişimi, ekonomik gelişme ve yasal danışmanlıklar vasıtasıyla Georgia'daki yüksek genç hamilelik oranını düşürmeye çalışıyor.
Fonda'nın, çevre konuları, insan hakları ve kadın ve kızların güçlendirilmesi alanlarında yaptığı aktiviteler uzun zamandır biliniyor. Toplum projelerinden bir tanesi de Laurel Springs Çocuk Kampı. Santa Barbara'daki çiftliğinde 15 yıl önce kurduğu ve her tür sosyo-ekonomik ve ırktan çocuğun katıldığı bu yaz programında, sahne sanatlarını kullanarak çocukların arasında kendine güvenme ve işbirliğini gerçekleştiriyorlar.
2000 yılında Nijerya'ya giden Fonda, Uluslararası Kadın Sağlığı Koalisyonu'yla ortak çalışma sonucu Generation 2000: Changing Girls' Realities isimli bir film yaptı.
Fonda, 1994'te Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu'nun İyiniyet Elçisi olarak atandı.
1937'de New York City'de doğan Fonda, Henry Fonda ve Frances Seymour Fonda'nın kızıdır. New York, Troy'daki Emma Willard Okulu'nu ve sonra da Vassar College'ı bitirdi. 20'li yaşlarına gelmeden, tanınmış oyuncu koçu Lee Strasberg'ten eğitim alarak New York'taki Actors Studio'nun bir üyesi oldu.
Sahnede ve beyazperdedeki çalışmalarıyla aralarında Oscar (1971'de Klute'la ve 1978'de Coming Home'la En İyi Kadın Oyuncu) ve The Dollmaker'oyunuyla Emmy'nin de bulunduğu pek çok adaylık ve ödül kazandı. Düzinelerce başarılı yapımdaki rollerinin yanı sıra Fonda, film ve televizyon prodüktörü olarak da sorumluluklar aldı. Rol aldığı filmlerin arasında The China Syndrome, 9 to 5, On Golden Pond ve The Morning After da bulunmaktadır.
Fonda 1982'de piyasaya çıkan Jane Fonda's Workout'la fitness endüstrisinde devrim yaptı. Bunu 23 egzersiz video kaseti, 13 ses kaydı ve toplamda 16 milyon kopya satan 5 kitap takip etti. Orijinal Jane Fonda's Workout halen tüm zamanların en çok satılan video kaseti olarak yerini koruyor.
Mayıs 2005'te Random House yayınevi Fonda'nın anılarından oluşan ve The New York Times Best Sellers listesinde hemen 1 numaraya yükselen My Life So Far isimli kitabı yayınladı. Aynı bahar, 15 yıldan sonra ilk kez kamera karşısına geçtiği Monster-in-Law isimli filmde rol aldı. Bu filmde box-office'de 1 numaraya yükselince, hem kitabı hem filmi aynı anda liste başı olan ilk kişi ünvanını aldı.
Fonda uzun yürüşler yapmayı seven biri olmasının yanısıra, arzulu bir kitap okuyucusu, balık avcısı ve yoganın ateşli bir taraftarı. Kızı Vanessa Vadim ve iki torunuyla birlikte Atlanta'da yaşıyor. Los Angeles'ta yaşayan oğlu Tony Garity aktörlük yapıyor.
Lindsay Lohan (Rachel)
Yeşil gözlü kumral LINDSAY LOHAN (Rachel) sinemaya, Dennis Quaid ve Natasha Richardson'la birlikte rol aldığı ve ikizleri canlandırdığı Nancy Meyers'ın The Parent Trap isimli filmle atıldı. Övgü dolu eleştirilerden sonra, Jamie Lee Curtis'le Freaky Friday ve Tina Fey'le Mean Girls'de kamera karşısına geçti. Lohan kısa süre önce I Know Who Killed Me isimli gerilim filmini tamamladı ve şu anda da Keira Knightly'yle başrolünü paylaştığı The Best Time of Our Lives'da rol alıyor.
Geçen yıl, Lohan, Robert Altman'ın A Prairie Home Companion'da Meryl Streep ve Lilly Tomlin'le; Chapter 27'da Jared Leto'yla; ve Ekim 2006'da Hollywood Film Festivali'nde Umut Vaad Eden Kadın Oyuncu dalında ödül aldığı Emilio Estevez'in Bobby'sinde oynadı. Yine 2006'da, En Sevilen Kadın Oyuncu kategorisinde Nickelodeon Kids' Choice Ödülünü kazandı. 2004'te MTV Film Ödülleri'ni sunan Lohan Mean Girls'deki rolüyle En İyi Çıkış Yapan Kadın Yıldız ödülünü kazandı.
Övgüler alan bir aktris olmasının yanısıra, Lohan 2004'de çıkış albümü olan ve platin satışlı “Speak” albümünü Universal Records'dan çıkardı. “A Little More Personal (Raw)” adlı son albümünü de yine Universal piyasaya çıkardı.
Felicity Huffman (Lilly)
FELICITY HUFFMAN (Lilly) kendisini hem dramatik hem de komedi rollerinde kanıtlamış sıradışı bir aktris. Geçen sene güçlü performans sergilediği Transamerica filmindeki rolüyle Oscar adaylığının yanısıra, aynı rolle Golden Globe ve Independent Spirit ödüllerini kazandığı verimli bir yıl olmuş. Huffman Desperate Housewives'daki rolüyle de En İyi Kadın Oyuncu dalında Emmy ve Screen Actors Guild ödüllerini kazandı.
Beyazperdede kısa süre önce, bir Weinstein Company filmi olan ve övgüler alan Transamerica'da görüldü. Senarist ve yönetmeni Duncan Tucker olan filmde Huffman, yeni tanıdığı oğluyla ülkeyi baştan başa geçen cinsiyet değiştirmiş bir kadın olan Bree'yi canlandırıyor. Bu filmdeki rolüyle Oscar adayı olmasına ilaveten, Independent Spirit ve Golden Globe ödüllerini de kazandı. Ayrıca, National Board of Review tarafından En İyi Kadın oyuncu ödülünü aldı ve Screeen Actors Guild Award'la Broadcast Film Critics Association tarafından En İyi Kadın Oyuncu ödüllerine aday gösterildi. Film aralarında Toronto ve Berlin Uluslararası Film Festivallerinin de bulunduğu pek çok film festivalinde gösterildi. Huffman, Tribeca, San Diego, Aspen ve Florida Uluslararası Film Festivalleri'nden En İyi Kadın Oyuncu ödüllerini aldı ve Palm Springs Uluslararası Film Festivali tarafından da onurlandırıldı. Aktris aynı zamanda, Movieline's Hollywood Life tarafından güçlü perfomansı için de onurlandırılmış.
Huffman 2004'te başrollerini Tim Allen ve Jamie Lee Curtis'in paylaştığı Christmas With the Kranks ve başrollerde Kate Hudson'la John Corbett'in oynadığı Raising Helen adlı filmlerde rol aldı.
Televizyondaysa, 2004'te William H. Macy, Tom Selleck ve Monica Potter'la birlikte Reversible Errors adlı televizyon filminde oynadı. Rol aldığı televizyon filmleri arasında, Out of Order, The Heart Department, Harrison: Cry of the City, Quicksand: No Escape, The Heart of Justice, The Water Engine, The Underworld, William H. Macy'yle birlikte rol aldığı büyük beğeni toplayan Door to Door ve Alec Baldwin ve Donald Sutherland'le Path to War bulunuyor. Rol aldığı diğer televizyon yapımları arasında, Chicago Hope, The X-Files, Law & Order, Bedtime'ın yanısıra, sürekli olarak oynadığı The Human Factor, Sports Night, Thunder Alley, Early Edition, Jules ve The Golden Years adlı diziler bulunmaktadır.
Huffman Atlantic Theater Company isimli Broadway dışı bir tiyatro grubunun kurucu üyelerindendir. Bu grupla birlikte rol aldığı tiyatro oyunları arasında Dangerous Corner, Shaker Heights ve The Joy of Definitely Going Somewhere bulunmaktadır. Rol aldığı diğer sahne eserleriyse, Lincoln Center Theatre'da Greg Mosher'in yönettiği Oh Hell, William H. Macy'nin yönettiği Boy's Life, ve The Loop'la Grotesque Love Songs'dur. Huffman ayrıca David Mamet'in Speed-the-Plow'unda da rol aldı. Mamet'in Cryptogram'ındaki Donnie rolüyle OBIE ödülünü aldı.
Huffman, aktör/yönetmen eşi William H. Macy'yle Los Angeles'ta yaşıyor.
Dermot Mulroney (Simon)
DERMOT MULRONEY (Simon) en son Robert Graysmith'in kitabından uyarlanan ve 1970'lerin ünlü seri katilini araştıran dedektif ve genç gazetecilerin hayatını anlatan David Fincher'ın Zodiac filminde oynadı. Filmde Jake Gyllenhaal, Robert Downey Jr. Ve Mark Ruffalo da rol aldı. Haziran ayında, Davis Guggenheim'ın yönetmenliğini yaptığı bağımsız dram filmi Gracie'de Elisabeth Shue'yla oynamaya başlıyor.
Mulroney'nin rol aldığı önceki filmlerin arasında; Fox yapımı Diane Keaton, Sarah Jessica Parker, Claire Danes, Luke Wilson ve Rachel McAdams'la birlikte oynadığı The Family Stone, Diane Lane ve John Cusack'la Warner Bros.'un romantik komedisi Must Love Dogs, Debra Messing'le Universal Pictures'ın romantik komedisi The Wedding Date ve Jamie Bell ve Josh Lucas'la David Gordon Green'in yönettiği Undertow bulunmaktadır. Jack Nicholson ve Hope Davis'le Alexander Payne'in About Scmidt'inde, ve Glen Close, Patricia Clarkson, Joshua Jackson ve Timothy Olyphant'la A.M. Homes'un aynı adlı kısa öyküler kolleksiyonundan uyarlanan The Safety of Objects'te rol aldı.
Bunlara ek olarak, Julia Roberts ve Cameron Diaz'la My Best Friend's Wedding, Catherine Keener, Brenda Blethyn ve Emily Mortimer'la Nicole Holofcener filmi Lovely & Amazing, Amanda Peet'le Griffin & Phoenix, Britanny Murphy ve Emily Watson'la Trixie, Patricia Arquette ve Ellen DeGeneres'le Roland Joffé'nin yönettiği Goodbye Lover, Paul Newman ve Linda Fiorentino'yla Where the Money Is, Elisabeth Shue'yla The Trigger Effect, Jennifer Jason Leigh'le Kansas City, Holly Hunter ve Sigourney Weaver'la Copycat, Steve Buscemi ve Catherine Keener'la Tom DiCillo'nun yönettiği Living in Oblivion, Winona Ryder, Anne Bancroft, Ellen Burstyn, Kate Capshaw, Dr. Maya Angelou ve Alfre Woodard'la How to Make an American Quilt isimli filmlerde de rol aldı.
Mulroney'nin daha önceki çalışmaları arasındaysa, beğeni dolu eleştiriler alan Longtime Companion ve Where the Day Takes You, Martha Plimpton'la Samantha, Stockard Channing'le Staying Together, River Phoenix ve Sandra Bullock'la Peter Bogdanovich'in yönetmenliğini yaptığı The Thing Called Love, Kiefer Sutherland'le Young Guns, Bridget Fonda'yla Point of No Return, Andie MacDowell, Madeleine Stowe ve Drew Barrymore'la Bad Girls, bir Blake Edwards komedisi olan Sunset ve Jennifer Connelly'yle Career Opportunities bulunmaktadır.
NBC'nin hit komedisi Friends'in pek çok bölümü, HBO filmi Long Gone, Anjelica Huston'la ABC'nin dört saatlik draması Family Pictures, TNT filmi The Heart of Justice, ABC filmi Daddy, futbol yıldızı Richmond Flowers'ı canlandırdığı CBS filmi Unconquered ve yine CBS yapımları Sin of Innocence ve Toma-The Drug Knot ise televizyon çalışmalarının arasında bulunuyor.
Cary Elwes
Deneyimli aktör CARY ELWES kariyeri boyunca değişken bir performans çizdi. Elwes The Alphabet Killer ve genç bir kadına travmatik geçmişinden kurtulması için yardım eden Dr. Clement'ı canlandırdığı Psych:9 isimli filmlerin çekimlerini yeni bitirmiş.
Elwes sinema kariyerine Marek Kanievska'nın filmi olan Another Country'yle başladı, bunu Helena Bonham Carter'la birlikte oynadığı ve çok beğeni toplayan tarihi drama Lady Jane izledi. Daha sonra Rob Reiner klasiği The Princess Bride'da unutulmaz Westley rolüyle kamera karşısına geçti. Oynadığı diğer filmler arasında, psikolojik gerilim Saw, Oscar ödüllü savaş filmi Glory, Francis Ford Coppola'nın yönettiği Bram Stoker's Dracula, Mel Brooks'un Robin Hood: Men in Tights, Liar Liar, Kiss the Girls ve Shadow of the Vampire bulunmaktadır.
Ailesine saldırı düzenlenen bir mafya avukatını canlandırdığı Law & Order: SVU, Papa'nın gençliğini canlandırdığı CBS filmi Pope John Paul II, Golden Globe ödüllü mini dizi From the Earth to the Moon, The Riverman, Uprising ve FBI Müdür Yardımcısı Brad Follmer'ı canlandırdığı The X-Files'ın son sezon bölümleri de televizyon çalışmaları arasındadır.
Londra doğumlu Elwes, 20'li yaşlarına kadar orada yaşayıp daha sonra Amerika'ya gelmiştir. Üniversiteyi New York'ta okuyan Elwes, Actors Studio ve Lee Strasberg Institute'ta öğrenimini tamamladı. Ancak, kariyerine anavatanı İngiltere başlayan Elwes, sonra New York'a dönmüş ve sonunda da Los Angeles'ta yaşamaya başlamıştır.
Garrett Hedlun (Harlan)
GARRETT HEDLUN (Harlan) kariyerine Achilles'in genç kuzeni Patroclus'u canlandırdığı ve Brad Pitt, Eric Bana, Orlando Bloom ve Diane Kruger'la birlikte rol aldığı Wolfgang Petersen'ın Troy isimli filmiyle başladı.
Hedlund'ın bundan sonra, 20th Century Fox yapımı Death Sentence isimli filmde görülecek.
Hedlund'ın yakın zaman önce rol aldığı filmler arasında, Djimon Hounsou, Jeremy Irons ve John Malkovich'le birlikte oynadığı Eragon, John Singleton'ın yönettiği ve Mark Wahlberg, André Benjamin ve Tyrese Gibson'ın rol aldığı Paramount Pictures yapımı Four Brothers ve yönetmenliğini Peter Berg'ün, yapımcılığını Brian Grazer'ın yaptığı Imagine Entertainment yapımı başrollerinde Billy Bob Thornton, Derek Lukte, Jake Hernandez, Lucas Black ve Tim McGraw'ın oynadığı Friday Night Lights'ta Don Billingsley rolünü canlandırırdı.
Petersen'ın epik filminde rol aldığında sadece 18 yaşında olan Hedlund kuzey Minnesota'da doğdu ve lise yıllarını Scottsdale Arizona'da geçirdi. Lisedeyken özel oyunculuk dersleri alan genç oyuncu, eski filmlerin senaryolarını okuyarak, videoda o filmleri seyrederek ve o filmlerin oyuncu seçmelerine katılmış gibi yaparak hazırlanmış. Ayrıca, yerel kitapçılarda Hollywood sektör gazetelerini okumak ve Los Angeles'taki menajerleri aramak için de sayısız saatler harcamış. Liseden bir sömestr erken mezun olur olmaz valizini toplayıp Los Angeles'a gitmiş.
|
||||||