Çok Fena - Superbad
Afişi Büyütün
İzleyici Sayısı 55.187
Hasılat 477.618 YTL
Çok Fena - Superbad
Yönetmen Greg Mottola
Oyuncular Jonah Hill, Michael Cera, Christopher Mintz-Plasse, Bill Hader, Seth Rogen, Martha MacIsaac, Emma Stone, Aviva
Senaryo Seth Rogen, Evan Goldberg
Yapımcılar Judd Apatow, Shauna Robertson
Görüntü Yönetmeni Russ T. Alsobrook
Prodüksiyon Tasarımı Chris L. Spellman
Kostümler Debra McGuire
Kurgu William Kerr
Özgün Müzik Lyle Workman
Yapımcı Stüdyo Columbia Pictures, Apatow Productions
Türkiye Dağıtımı: Warner Bros.
Gösterim Tarihi 9 Kasım 2007
Film Arşivi
Çok Fena - Superbad Yapım Bilgileri   Bu sayfayı Facebook'ta paylaşın
Christopher Mintz-Plasse ile Aviva ikilisi, "Superbad - Çok Fena"nın bir parti sahnesinde...
Yeni neslin Amerikan Pastası...
Judd Apatow film ve televizyon programlarında çizgi dışı ve duygusal yapımlara imza attı. “Knocked Up” ve “The 40-Year-Old Virgin” gibi filmlerin yazar-yönetmeni, “Talladega Nights: The Ballad of Ricky Bobby” ve “Anchorman: The Legend of Ron Burgundy” gibi gişe devi komedilerin yapımcısı, “Freaks and Geeks” ve “Undeclared” gibi hit televizyon yapımlarının ise yaratıcısı olan Apatow, dokunaklı oldukları kadar sade de olan hikayelerle ünlendi.
Apatow'un yapımcısı olduğu son film de buna istisna oluşturmuyor. “Superbad / Çok Fena” liseden mezun olmak üzere olan, sosyal becerileri az gelişmiş iki gencin ibret dolu hikayesini anlatıyor. Onlarınki saçmalık derecesinde birbirine bağımlı bir arkadaşlık ama şimdi, farklı üniversitelere gidecekleri için, hayatla ayrı ayrı yüzleşmek zorundalar.
Evan (Michael Cera) tatlı, zeki ve genelde çok korkak bir gençken, Seth (Jonah Hill) ağzı laf yapan, havai ve karşı cinse fazlasıyla düşkün bir kişiliğe sahip. Bu onların hayatları boyunca hafızalarına kazınacak o küçük düşürücü gecede, panikle hareket ederek, beğendikleri kızlara yanaşmak için yanlışlarla dolu çabalarının hikayesi.
Yapım Hakkında
Columbia Pictures'ın çok eğlenceli yeni komedisi “Superbad/Çok Fena” en umulmadık bir yerde, o dönemde yirmili yaşlarına bile gelmemiş olan iki acemi yazarın, Seth Rogen ve Evan Goldberg'ün beyninde başladı. Lise hayatını doğru yansıtmayan (ve hatta komik bile olmayan) filmler izledikten sonra, Rogen ve Goldberg kendileri bir deneme yapmak istediler. Rogen bu konuda, “Çaresiz bir liselinin düşünce biçimine çok az filmin yaptığı şekilde parmak bastık” diyor. Neden olmasın? Sonuçta, çoğu genç yazara verilen tavsiye, “bildiğin şeyi yaz”dır.
Rogen ve Goldberg kendilerinden ve çevrelerindeki insanlardan esinlenen karakterlerle dolu bir senaryo yazdılar; hatta baş karakterlere Seth ve Evan ismini verecek kadar ileri gittiler.  Film ortak bir deneyime dayanıyor: Filmde Seth karakterini canlandıran Jonah Hill'in de dediği gibi, “Bir gecede yanlış gidebilecek her şey yanlış gidiyor”.
“Superbad/Çok Fena”da oynamak için Los Angeles'taki lisesinden şartlı izin alan yeni oyuncu Christopher Mintz-Plasse, “Filmdeki her şey gerçek hayattaki lisedeki gibi” diyor ve ekliyor: “Gerçi hiç tutuklanmadım ve polislerle takılmadım, ama partiler ve erkeklerin kızlarla birlikte olma çabaları tıpkı herkesin lisede yaşadıkları gibi. Seth ve Evan senaryoyu öyle yazmışlar; gerçekçi olmasını istemişler”.
“Arrested Development”ta üstlendiği George-Michael Bluth rolüyle tanınan, bu filmde de Evan'ı canlandıran Michael Cera ise şunları söylüyor: “`Superbad/Çok Fena' filmlerde gördüğünüz geleneksel lise hiyerarşisine sahip değil. Jonah çok doğru bir şey söylüyor: Lise, sporcular ile ezikler şeklinde bölünmüş değildir. Popüler kızlarla takılmıyor olabilirsiniz ama onları tanıyor, onlarla selamlaşıyorsunuz ve ortak arkadaşlarınız oluyor. Radarın görüş alanının aşağısında uçuyorsunuz yani”.
Yapımcı Shauna Robertson, filmin her ne kadar evrensel lise yaşamını yansıtsa da, iki yazarın kişisel deneyimlerinden de esinlendiğini belirtiyor. “Seth ve Evan'ı seyretmek eğlenceli; bu senaryoyu çok gençken yazdılar ve şimdi bazı şeylerin aslında nasıl olduğu konusunda tartışıyorlar. İkisi geçmişte yaşadıklarını çok farklı şekilde hatırlıyorlar ve bu konuda tartışmalarını izlemek eğlenceli” diyor Robertson.
Jonah Hill ile Michael Cera, "Superbad - Çok Fena"nın başrollerinde...
Rogen, senaryoyu yazmaya başladıktan birkaç yıl sonra, Kanada'dan Los Angeles'a geldi ve burada neredeyse hemencecik, yapımcı Judd Apatow'un kanatları altına girdi. “Liseyi bitiremeyeceğim belli olmuştu; bu yüzden yaşamımı sürdürmek için belli bir gelire ihtiyacım vardı” diyen yazar-oyuncu, sözlerini şöyle sürdürüyor: “O dönemde stand-up yapıyordum; `Freaks and Geeks'in seçmelerine katıldıktan sonra oyunculuğu denemeye karar verdim”.  Rogen dizide rol aldı ve dizi bittikten sonra da, Apatow'un bir sonraki projesi “Undeclared”in oyuncu ve yazar kadrosuna dahil oldu.
Rogen senaryosunu işte ondan sonra yapımcı Judd Apatow'a verdi. “`Undeclared'in devam ettiği dönemde Seth bana, `Kanada'dan arkadaşım Evan'la bir senaryo yazdım. Adı `Superbad / Çok Fena'. Okur musunuz?' dedi. Okudum ve çok komik buldum; etrafta o türde hiç film yoktu”.
Apatow bu fırsatı kullanarak, senaristleri bu çizgi dışı hikayenin merkezindeki duyguyu yoğunlaştırmaya yönlendirdi. Yapımcı şunları söylüyor: “`Superbad/Çok Fena' özünde hayatı sürdürmekten çok korkmayı konu alan bir film. Karakterler farklı üniversitelere gidecekleri ve ilk kez ayrılacakları için dehşete düşmüş vaziyetteler. Lise arkadaşlarınızdan ayrılmaktan daha acı verici bir şey yoktur. Büyüdüğünüzü buradan anlarsınız; artık sırtınızı dayayacağınız o insanlar yoktur. Bu korku ve acı filmde kızlarla beraber olma saplantısına dönüşüyor. Bana göre, hikayedeki tüm o komiklikler aslında çok uçuk olsalar da, filmi sevimli kılıyorlar”.
Filmin projesi hızla hayata geçerken, karar verilmesi gereken ilk konu yönetmenin kim olacağıydı. Apatow bu konuda, “Greg, `Undeclared'in beş bölümünü yönetmişti; birlikte çalışmaktan en hoşlandığımız kişilerden biriydi her zaman. Yıllar içinde, onunla birlikte çalışma fırsatı kollamıştım. Aklıma gelen ilk kişi oydu” diyor.
“Brooklyn'de bir kafede karımla oturmuş kafamı toparlamaya çalışıyordum çünkü bir senaryo yazmakla meşguldüm. O sırada cep telefonum çaldı. Arayan Judd'dı” diyen Mottola, sözlerini şöyle sürdürüyor: “`Hey Greg, ben Judd.  `Superbad/Çok Fena'yı hatırlıyor musun? Yönetmek ister misin?' diye sordu. Ben genelde lafı biraz uzatırım bu yüzden, tam `Biliyor musun aslında okuduğum bir kaç senaryodan biriydi...' diye başlamıştım ki Judd, `Evet, tamam, her neyse. Bir hafta sonra arayacağım. Filmi yapıyoruz' diye kestirip attı. Bir hafta sonra da arayıp, `Los Angeles'a geliyorsun' dedi. Bu kadar kolay olacağını ummamıştım. Hayatımın sekiz dokuz yılını bunun çok zor olacağını düşünerek geçirmiştim”.
Yapımcı Robertson ise, “Başka kimseyi değerlendirmeye almamıştık. Kabul etmesine çok sevindik” diyor.
Aslında, Mottola bir süredir senaryoya aşinaydı. “Bir kaç yıl öncesinde, `Superbad/Çok Fena'nın okumalarından birine gitmiştim. En hoşuma giden yönlerinden biri, esprilerin davranışsal olmasıydı sadece insanların yaptığı esprilere dayanmıyordu. Komikliklerin çoğu o saçma sapan ergenlik psikolojisinden kaynaklanıyordu. Her şeyin bir gecede olup bitmesi bana çok cazip geldi. O tür hikayeler zamana karşı yarışır” diyor yönetmen.
Mottola'nın ekibe katılmasından sonra, yapımcılar dikkatlerini oyuncu seçimine yönelttiler. Rogen ve Goldberg elbette Seth ve Evan karakterlerini kendi uzantıları olarak yazmışlardı.  Kendi adını taşıyan karakteri canlandıracak olmak Rogen'a doğal geliyordu. Rogen bu konuda, “Evan filmde yer almayı hiçbir zaman istemedi; gerçek Fogell'ın da oyunculuğa hiç ilgisi yoktu ama ben Seth'i oynamak istedim” diyor ama zamanın bu fırsatı ondan çaldığını da sözlerine ekliyor: “Genç görünememem her şeyi mahvetti. Gerçek şu ki 16 yaşımdayken, 30 gösteriyordum. Şimdi ise sanki son dört yıldır ölüymüşüm gibi duruyorum”.
Jonah Hill ile Emma Stone, "Superbad - Çok Fena"nın başrollerinde...
Rogen belki de kendi karakterini canlandıracak birini bulmanın neredeyse imkansız olmasında biraz teselli bulmuş olabilir. Mottola bunu şöyle açıklıyor: “Kişisel tuhaflıklarına karşı, o karakteri hoşgörü gösterilebilecek, sempatik biri hâline getirecek komikliğe sahip birini bulmak zordu. Seçmelerde, oyuncu adayları kendilerinden kaynaklanan bir şey olmasa da biraz sinir bozucu oldular. Üstesinden gelinmesi çok zor bir karakter”.
Yapılan araştırma hem çok kapsamlı hem de çok yorucuydu. “Gerçekten hayal kırıklığına uğramak üzereydim” diyen Apatow'un sonradan, kendisine en yakın olanlara baktığında beyninde bir şimşek çaktı. Bu konudaki açıklaması şöyle: “O dönemde, Jonah Hill'in rol aldığı  `Knocked Up' adlı filmi yönetiyordum. Seth'le yürürken gözüm Jonah'a takıldı ve `Sanırım Jonah bunun üstesinden gelir' dedim”.
Yazarlar bu öneriye önce sıcak bakmadı. `Hadi canım, Jonah olamaz. 27 yaşında görünüyor. Hepiniz delirmişsiniz. Aklınızı yitirmişsiniz' dedim” diyor Goldberg. Rogen da şunu ekliyor: “Jonah bizim kesinlikle son tercihimizdi”.
Ama Robertson, “Jonah bizim değerlendirmeyi unuttuğumuz bir isimdi çünkü o kadar genç olduğunu itiraf etmek hoşuma gitmiyor. Tanıdığım en bilge arkadaşlardan biri; bu yüzden 43  yaşında bir adam olmadığını unutup duruyorum” diyor.
Judd Hill role kabul edilişini şöyle anlatıyor: “Judd bana bir an baktı ve `En genç kaç yaşı oynayabilirsin?' diye sordu. Ben de, `Bilmem. 17 falan herhalde' dedim. Sonra bana `Superbad/Çok Fena'nın başrolünü oynamak isteyip istemediğimi sordu”. Genç aktör, o anın coşkusuyla, Seth rolünde kendini videoya kaydetti. Apatow kaseti yönetmen Greg Mottola ve stüdyoya gönderdi. Karar verilmişti. Rol onundu.
“Jonah'nın kasetteki ilk sözcüklerini duyar duymaz, doğru kişiyi bulduğumuzu anladım” diyor Mottola ve ekliyor: “Kendimi gerçekten şanslı hissettim çünkü o kadar fazla çalışmam gerekmediğini anladım. Jonah, her ne olursa olsun beni iyi gösterecekti”.
Hill, “Bu ara sıra duyduğunuz o çılgınca Hollywood hikayelerinden biri” diyor ve ekliyor: “Böyle bir şey olmaz diye düşünüyorsunuz ve o şey oluyor. Çok şanslıyım”.
“Komik ama Jonah, Seth'ten sadece 1-2 yaş küçük olduğu halde, neden bilmem, 18 yaşında bir liseli gibi görünebiliyordu” diyor Apatow.
Evan'ı canlandıracak oyuncuyu bulmak ise çok daha kolay bir görevdi. Yönetmenin bu konudaki yorumu ise şöyle: “`Arrested Development'ın birkaç bölümünü yönettim ve Michael Cera'nın büyük bir hayranıydım. Neler yapabileceğini görmüştüm. O dizi çok komik ve yetenekli bir sürü oyuncu barındırıyordu ve Michael her zaman onlarla boy ölçüşebildi; hatta bazen odanın en iyisiydi”.
Mottola sözlerine Cera ile Hill'in mükemmel bir bileşim olduğunu da ekliyor: “Michael tatlı ve sarsak olmayı inanılmaz komik bir şekilde başarıyor. Jonah ise ağzı laf yapan bir serseriyi çok tatlı biri hâline getirebiliyor”.
Cera oyuncu kadrosuna dahil edilen ilk aktördü. Jonah da ekibe katıldığında, iki oyuncunun birbirini tanıdığından habersiz olan ve ikili arasında iyi bir kimya olmasını arzu eden yapımcılar harika bir fikir buldular. “Onları birlikte olabildiğince vakit geçirmeye zorlamak istedik” diyor Robertson ve ekliyor: “Judd daha ilk başta bana, `Belki de onları aynı dairede yaşatmalıyız!' dedi”. Ne de olsa, bu grup kendi arkadaşlarıyla çalışmalarıyla ünlüydü. Robertson bunu gülerek şöyle açıklıyor: “Genelde, bu filmleri arkadaşlarımızı uygunsuz durumlara sokmak için yapıyoruz”.
Michael Cera ile Martha MacIsaac, filmin romantik bir sahnesinde...
Cera ise şunları söylüyor: “Çekimlerden önce bol bol prova ve okuma yaptık. Jonah'yla çok sık beraber takıldık. Biz zaten beraber takılıyorken, yapımcıların bizim birlikte vakit geçirmemiz için planlar yapmaya çalışmaları oldukça komikti”.
Hill'in bu konudaki yorumu ise şöyle: “Michael'la benim bir arada oluşumuzda doğal bir komiklik var. Bence bunun tuhaf bir yanı olduğu için Judd bizi bir araya getirdi. Ben girgin ve öfkeliyim, Michael ise daha  sakin, daha yumuşak”.
Polisleri canlandıracak oyuncuları seçmek Cera'yı seçmekten bile kolaydı. Rogen bu konuda, “Bir liseliyi canlandıramayacak kadar moruk olduğum anlaşılır anlaşılmaz, `En azından polislerden biri olabilirim' diye düşündüm. Anlık bir karardı” diyor. Polislerden biri böylece seçildikten sonra, geriye bir polis daha kaldı.
Yapımcılar diğer polis için, “Saturday Night Live's”dan Bill Hader'a teklif götürdüler. “Seth ve Evan'la, buluştuktan beş dakika sonra, çizgi romanlardan söz etmeye başladık” diyen Hader, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Hepimizin biraz uçuk olduğu anlaşıldıktan sonra Evan, `Hangi role çok yakışırdı biliyor musun? `Superbad/Çok Fena'daki polis rolüne' dedi. Ben ise, `'Superbad/Çok Fena'da neyin nesi? Bir tür süper kahraman filmi mi?' diye sordum”. Hader'ın da ekibe katılmasıyla, Rogen ve Haden provalara ve aralarındaki kimya üzerinde çalışmaya başladılar. Ayrıca roller de onlara uyacak biçimde yeniden şekillendirildi.
Geriye bir tek Fogell karakteri kalmıştı. “Fogell karakterinde her zaman için gereksiz bir uçuk adam olma tehlikesi vardı. Bu senaryonun en hoşuma giden yönlerinden biri, fazlalık olacağını düşündüğünüz bir karakterin, sonrandan, kendine ait bambaşka bir hikayesinin olduğunun anlaşılması” diyor Mottola.
Hikayenin çıkarları bir yana, Rogen'ın kendince kaygıları vardı. “Sahnelerimin çoğunun Fogell karakteriyle olduğunu biliyordum. Bencil bir oyuncu olduğum için, o rolde gerçekten komik bir adam olmak istedim” diyor aktör bu konuda.
Böylece arayış başladı. Devam etti. Devam etti. Robertson, geriye dönüp baktığında, “Sanırım 500 kadar oyuncu izledik ve her biri kendince çok iyiydi ama role tam oturmadılar” diyor.
Mevcut tüm profesyonel seçenekleri gördükten sonra, casting yönetmeni Alison Jones amatör oyuncuları denemeye karar verdi. “Alison liseler arasında Doğaçlama Olimpiyatı adı altında yapılan tuhaf bir yarışma buldu” diyen Mottola, sonuçların pek de iç açıcı olmadığını belirtiyor ve ekliyor: “Çoğu yarışmacı fazla acemiydi. Rolün üstesinden gelemediler”.
Fakat günün sonuna doğru, içeri Christopher Mintz-Plasse girdi. “Chris izlediğimiz son yarışmacılardan biriydi. Hatırlıyorum da Chris odadan çıkarken, Alison'la birbirimize baktık ve ben, `Göründüğü kadar iyi olamaz, değil mi?' diye düşündüm” diyen Mottola, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Chris, bu karakteri kibirli biri olarak canlandıran ilk kişiydi; Truman Capote gibi görünmesine rağmen Frank Sinatra olduğunu sanan biri gibi oynadı rolü. Çok komikti”.
Apatow ise, “Chris o küçük harika mucizelerden biri” diyor ve ekliyor: “Karşınızda çok komik bir genç insan var. Biri sizin filminizi duyuyor, kısa sürecek seçmelere geliyor ve anında harikalar yaratıyor. Çekimler sırasında ise, olabilmesini umut edebileceğinizden çok daha iyi bir performans sergiliyor”.
Robertson da, “Daha önce Chris haricinde oyuncu ekibindeki herkesle çalışmıştım. Chris, her şeyin serbest ve başıboş olduğu o atmosfere girdi ve rolünü sildi süpürdü” diyor.
Mintz-Plasse ise bu konuda şunları söylüyor: “Hayatım boyunca oyunculuk yapacağımı düşünmemiştim. Arkadaşım seçmeleri duymuş; beni aradı ve `Role uygun gibi görünüyorsun; bizimle birlikte oraya gelmelisin' dedi. İki arkadaşımla beraber gittik ve seçmelere katıldık. Beni üç kez geri çağırdılar ve ondan sonra nihayet rolü alabildim. Bu, katıldığım ilk seçme ve ilk oyunculuk deneyimimdi; her konuda bir ilkti”.
Yeni aktör sözlerini şöyle sürdürüyor: “İlk hafta hakikaten zordu. Komik olmadığımı, diğer herkesin benden daha komik olduğunu ve ne yaptığımı bilmediğimi düşündüm. Ama hafta biterken, ortama alışmıştım ve kendimi rahat hissediyordum”.
Michael Cera, Mintz-Plasse'nin komik olup olmama konusunda endişelenmesinin yersiz olduğunu söylüyor ve “Doğru kişiyi bulmak istedikleri için Fogell'ı oynayacak aktörü seçmeleri çok uzun sürdü. Seçenekleri sekize indirdiler. Chris en sonuncuydu ve gerçekten komikti. Bir risk aldılar ama şans yüzlerine güldü” diyor.
Mintz-Plasse, “Seth Rogen ile Jonah Hill'in artık arkadaşlarım olduğunu söylemek tuhaf. Daha birkaç ay önce sıradan bir çocuktum. Hâlâ sıradan bir çocuğum ama arkadaşlarım da ben de `The 40-Year-Old Virgin'in büyük birer hayranıyız ve ben o filmdeki kişilerle karşılıklı oynadım. `Superbad/Çok Fena'nın çekimleri biterken çok üzüldüm. Hayatımın en iyi deneyimiydi ve son bulmak üzereydi ve ben eski sıradan hayatıma geri dönmek üzereydim. Umarım beni başka filmlerde de kullanmak isterler. Göreceğiz”.
Mintz-Plasse'nin oyuncu kadrosuna katılması bir bakıma Michael Cera'ya da bayrağı devretme olanağı sağladı. “'Superbad/Çok Fena' sette okula devam etmem gerekmeyen ilk çalışmamdı artık 18 yaşındayım” diyen Cera, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Dokuz yıl boyunca bunu ben yapmıştım; şimdi de Chris'in gittiğini görmek gerçekten güzeldi. Bu konuda çok sıkkındı ama yapılacak bir şey yok. Eğlence dünyası böyledir”. Kadroda yer alacak son isimler gençlerin aşık olduğu kızları canlandıracak oyunculardı. Becca'yı Martha MacIsaac, Jules'u ise Emma Stone canlandırdı. Mottola kızlara belli bir gerçekçilik öğesi katmak istediğini belirtiyor: “Bu iki kız, genç erkekleri peşinden koşturan tatlı sarışınlardan değil. İkisi de gerçek dünyaya ait, gerçek birer kızlar ve birbirlerinden çok farklılar”.
Robertson, yapımcılar ile oyuncular arasındaki dostça atmosferin bulaşıcı olduğunu söylüyor: “'Superbad/Çok Fena', aslında bir grup arkadaş hakkında film yapan bir grup arkadaştan ibaret”.
Nasıl çok fena olunur?
“Film için pek de gerekli olmamasına rağmen, oyunculara nasıl ateş edileceğini öğretmenin gerçekten eğlenceli olacağını düşündüm” diyor Robertson ve ekliyor: “Hep beraber bir atış poligonuna gidebilmemiz için iyi bir bahaneydi”. Bunun üzerine Rogen, Goldberg, Hill, Mintz-Plasse, Hader ve Robertson küçük bir araştırma için yerel bir atış alanına gittiler. Robertson, “Ama sonra bunun pek de eğlenceli olmadığı anlaşıldı. Çabucak iki gruba ayrıldık. Gruplardan biri ateş etmekten gerçekten keyif alıyordu; diğer grup ise öyle değildi” dese de aslında ikinci grupta sadece kendisi ve Bill Hader vardı. “Bill ve ben gerçekten çok korktuk ve tüm süre boyunca karavanda oturduk. Birkaç el atış yaptıktan sonra orayı hemen terk ettik. Ama Seth, Jonah ve Chris ateş etmeye bayıldılar” diyor Robertson .
Bu deneyimin, polislerin Fogell'ın yardımıyla kendi devriye arabalarına ateş ettikleri büyük sahne için çok yararlı olduğu anlaşıldı. Rogen, “O sahne belki de hayatım boyunca yer aldığım en güzel gece çekimiydi” dedikten sonra sözlerini şöyle sürdürüyor: “Elinde gerçek bir silahla alevler içindeki arabaya ateş ettiği sırada Chris'in yanında durmak dehşet vericiydi. Öte yandan, benim de yanan bir molotof kokteyli fırlatmam gerekiyordu ve bunları yaparken sırtımıza, bizi etrafta döndüren bir makara bağlanmış durumdaydı. Kusmadım. Bana göre, başarılı bir çekim günüydü”.
Hader atış poligonunu pek yararlı bulmasa da, sette biraz da olsa eğlendi. Gülerek şunları anlatıyor: “Michael Cera ve Jonah Hill'e silah çekmem gerekiyordu ki bu korkunçtu; çok korkmuş duruyorlardı. Elimdeki gerçek bir silahtı ve özellikle de zavallı Michael Cera'nın korkudan ödü patladı”.
Cera ise o geceyi biraz daha farklı hatırlıyor: “Bill'in bize durduk yerde silah çektiği sahne benim filmdeki favori sahnelerimden biri”. Filmde, bu sahneden birkaç saniye sonra, Cera'nın karakterinin karanlığa doğru süratle kaçması gerekiyordu. “Bana bir koşucu dublörü vermediler. Sanırım bunu talep etmeniz gerekiyor ki bunu yapmaktan utanmazdım. Bunda utanacak bir şey yok” diyor Cera.
Bu belki de Cera'nın yapması gereken bir şeydi. Goldberg, “Michael Cera'nın koştuğu sahneyi izlemek çok eğlenceliydi” diyor.
Hader ise çekimlerde çok eğlenceli bulduğu başka bir olayı şöyle anlatıyor: “Seth'in polis olarak dans edişi hayatım boyunca gördüğüm en komik şeylerden biri, ama Michael Cera'nın dans edişi kadar değil”. Çekimin dijital olarak yapılması oyunculara replik ekleme ve komik enstantaneler yakalama konusunda alışılmadık bir özgürlük tanıdı. “Bir gün Bill'le birlikte 16 dakikalık bir kayıt yaptık. Arabalı sahneler için genelde her sekiz dakikada bir durup kameraya yeni film takmanız gerekir. Biz ise 45 dakika arabayla dolanıp, sahneyi tekrar tekrar oynadık” diyor Rogen.
Aynı şekilde, Jonah Hill de kendi sahnelerini uzatmasıyla ünlüydü. Shauna Robertson bu konuda şunları söylüyor: “Uzun kayıtları yüzünden Jonah'yla hep dalga geçtim. Dijital kayıt yapıldığı için ne isterse yapma özgürlüğüne sahipti bir keresinde kaydı 21 dakika sürdü. Gerçekten bunun sınırı yok. Çekimler süresince kendimizi dizginlemeyi, sırf olanak var diye kendimizden geçmemeyi öğrendik”. Mottola'nın bu konudaki yorumu ise şöyle: ”Doğaçlama her ne kadar oyuncular için özgürlük demek olsa da, bu yöntem yönetmen için zordur. Dijital kayıtta teknik çok önemlidir. Çekimleri etkiler: Kamerayı nereye koyacağınızı ve ne kadar hareket ettirebileceğinizi çok iyi belirlemeniz gerekir. Seçeneklere ihtiyacınız vardır ki film bittikten sonra sahneleri tekrar şekillendirebilin. Çekilen sahnelerin tutarlı olduğundan, önemli bilgi parçalarını atlamayacağınızdan emin olmalısınız”
Prodüksiyon bilgileri Warner Bros. Türkiye tarafından sağlanmış; editörlük işleminden sonra yayınlanmıştır. Teşekkür ederiz.
Aloha Sinema
Ana Sayfa  |  Vizyonda  |  Gelecek Hafta  |  Gösterimdekiler  |  Fragmanlar  |  Özel Dosyalar  |  Sinema Kitapları |  İzlenimlerin Derinliği
Box Office Listeleri  |  Türkiye Top 20  |  ABD Top 20  | 2007 Top 60 Listesi  |  Haber Merkezi  |  Yönetmenlerimiz  |  Gösterim Tarihleri  |  Film Arşivi
İletişim - Bize Yazın  |   Editöre Mesaj
Bu sitenin dizayn ve içeriği Aloha tarafından gerçekleştirildi. Site Editörü: Ebru Altın, Tasarım: Selin Schwartz. Copyright © 2008
E-Mail Us