Bratz: The Movie
Afişi Büyütün
İzleyici Sayısı 31.759
Hasılat 254.374 YTL
Bratz The Movie
Yönetmen Sean McNamara
Oyuncular Logan Browning, Janel Parrish, Nathalia Ramos, Skyler Shaye, Chelsea Staub, Anneliese van der Pol, Malese Jow
Türkçe Seslendirme Özlem Tekin, Özgü Namal, Pamela Spence, Ceyda Düvenci, Yağmur Atacan, Emre Altuğ
Senaryo Susan Estelle Jansen
Yapımcılar Benedict Carver, Paula Abdul, Avi Arad
Görüntü Yönetmeni Christian Sebaldt
Kostüm Tasarımı Bernadene Morgan
Özgün Müzik John Coda
Yapımcı Stüdyo Crystal Sky Pictures
Türkiye Dağıtımı Warner Bros.
Gösterim Tarihi 7 Eylül 2007
Film Arşivi
Bratz: The Movie Yapım Bilgileri   Bu sayfayı Facebook'ta paylaşın
Büyük popülariteye sahip Bratz bebekleri, bu şık ve moda bebekleri konu alan ilk canlı aksiyon sinema filmi “Bratz: The Movie”yle nihayet hayat buluyorlar. Bratz bebekleri bu hikayeyi yaşarken, bizler de dört genç kızın temsil ettiği dürüstlük, arkadaşlık ve en önemlisi de dostluğa tanık olacağız.
Yasmin (Nathalia Ramos, Özlem Tekin seslendiriyor), Jade (Janel Parrish, Ceyda Düvenci), Sasha (Logan Browning, Özgü Namal) ve Cloe (Skyler Shaye, Pamela Spence) kendilerini bildiklerinden beri Sdeya yani Sonsuza Dek En Yakın Arkadaş'tırlar. İlk tanıştıkları andan itibaren ayrılmaz bir dörtlü olan bu kızlar her zaman birbirlerinin kişiliklerini, yeteneklerini ve muhteşem moda stillerini desteklemişlerdir.
Fakat şimdi Carry Nation Lisesi'ne başlayan Yasmin, Jade, Sasha ve Cloe yepyeni bir dünyayla karşı karşıyadırlar: Burası bir cangıldır ve dört genç kız, ergen olarak yaşamanın, son sınıf öğrencisi Meredith Baxter Dimly tarafından katı bir şekilde dayatılan, sosyal bağlantılar sistemiyle uğraşmak anlamına geldiğini ilk kez burada keşfederler. Kendilerini gitgide dışlanmış hisseden kızlar, kenetlenir ve "Bratz" grubu olarak ayaklanarak çevre baskısına karşı savaşmaya girişirler. İşte bu süreçte, gerçek gücün arkadaşlarının hakkını savunmak, özüne sadık kalmak ve hayallerinin ve tutkularının peşinden gitmekten kaynaklandığını öğrenirler.
Hikaye ergenlerin günlük yaşamına değiniyor, kahkaha ve kutlama dolu bir dünya; kızların farklı etnik kökenlerine kucak açılan ve aile tanımının, sevgi dolu bekar anneler, ilişkilerini yürütmeye çalışan boşanmış çiftler, büyük ve destek olan bir aile ya da Jade'in durumunda olduğu gibi bir göçmenin kızı olmakla özdeşleştiği bir yer.
Sean McNamara'nın yönettiği “Bratz”in yapımcıları Avi Arad, Steven Paul ve Isaac Larian, yönetici yapımcısı ise Benedict Carver.
Yapım Hakkında
Büyük popülariteye sahip Bratz bebekleri, bu şık ve moda bebekleri konu alan ilk canlı aksiyon sinema filmi “Bratz: The Movie”yle nihayet hayat buluyorlar. Bratz bebekleri bu hikayeyi yaşarken, bizler de dört genç kızın temsil ettiği dürüstlük, arkadaşlık ve en önemlisi de dostluğa tanık olacağız.
Yasmin (Nathalia Ramos), Jade (Janel Parrish), Sasha (Logan Browning) ve Cloe (Skyler Shaye) kendilerini bildiklerinden beri, Sdeya, Sonsuza Dek En Yakın Arkadaş'tırlar. İlk tanıştıkları andan itibaren ayrılmaz bir dörtlü olan bu kızlar her zaman birbirlerinin kişiliklerini, yeteneklerini ve muhteşem moda stillerini desteklemişlerdir. Fakat şimdi Carry Nation Lisesi'ne başlayan Yasmin, Jade, Sasha ve Cloe yepyeni bir dünyayla karşı karşıyadırlar:
Burası bir cangıldır ve dört genç kız, ergen olarak yaşamanın, son sınıf öğrencisi Meredith Baxter Dimly tarafından katı bir şekilde dayatılan, sosyal bağlantılar sistemiyle uğraşmak anlamına geldiğini ilk kez burada keşfederler. Kendilerini gitgide dışlanmış hisseden kızlar, kenetlenir ve "Bratz" grubu olarak ayaklanarak çevre baskısına karşı savaşmaya girişirler. İşte bu süreçte, gerçek gücün arkadaşlarının hakkını savunmak, özüne sadık kalmak ve hayallerinin ve tutkularının peşinden gitmekten kaynaklandığını öğrenirler.
Kutudan Dışarı - Bratz Kızları Hayata Geçiyor
“Spider-Man” üçlemesi, “The Hulk”, “X-Men” üçlemesi, “The Fantastic Four”, “The Punisher”, “Ghost Rider” ve gişede bir numara olan daha birçok başarılı filmin yapımcısı Avi Arad, “Bratz kızların X-Men'i” diyor.
Peki projenin bu efsanevi yapımcının pazarın bir numaralı moda bebeğini hayata geçirmesine ilham kaynağı olan yanı neydi? Bratz'i Bratz yapan temanın ve değerin aynısı… Yani arkadaşlık.
Yapımcı bunu şöyle açıklıyor: “Isaac benim eski bir arkadaşım. Bebeklerden bir canlı aksiyon film yapma düşüncesindeydi. Bu konuya gerçekten ilgi duydum ve ona, `Sanırım nasıl yapabileceğimi biliyorum' dedim”.
Arad sözlerini sürdürüyor: “Genç kızlara güçlenmeyle, kendine inanmayla ilgili anlatılacak bir hikaye olduğunu hissettim. Ergenlik çağı çok zor bir dönem ve okul bahçesi de bir cangıl. Bu film benim için çok özel. `Bratz'in daha önce yaptığım X-Men gibi filmlerden bazılarıyla aynı felsefi meselelere dokunma fırsatı sunacağını hissettim. Bu bebekleri gerçekten benzersiz kılan şey çeşitlilikleri”.
Bebeklerin yaratıcısı olan MGA Entertainment firmasının CEO'su Isaac Larian, “Hayranları uzun zamandır böyle bir Bratz filmi istiyorlardı” dedikten sonra, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Avi Arad yaratıcı bir dahi; bu yüzden istediğimiz gibi bir film olacağını biliyordum. Bu film arkadaşlığı konu alıyor; çeşitliliği ön plana çıkartıyor ve çevrenizdeki insanları kabullenmeyi işliyor”.
Bu görüşler yapımcı Steven Paul'un açıklamalarında da yineleniyor: “Avi, Hans Christian Andersen'ın yeniden hayata dönmüş hâli; tüm zamanların en iyi hikaye anlatıcılarından biri. Onun karşısına oturup gözlerinizi kapadığınızda, bütün bir dünyayı kafanızda canlandırabilirsiniz. Çok yakın arkadaş olan dört kız fikri ve çocukların onlarla birlikte bu serüveni yaşayacak olması düşüncesini çok sevdim”.
Tek boyutlu bir karakteri hayata geçirirken önemli olan arka hikayeyi nasıl yarattığınızdır; genç fakat sağduyulu bir kitleye hitap edecek hikaye akışına uyum sağlayacak ve kolayca aktarılabilecek bir hikaye olmalı bu. Elinde adeta üzerine yazılmamış beyaz bir sayfa olan Arad, bu bebeklere hayat veren ve çocukların özdeşleşebileceği karakterleri insanlaştıran şeyin özünde neyin olduğunu şu şekilde açıklıyor:
“Bu bebekleri, bu karakterleri hayata geçirmek için çevrelerini genişletmeniz gerekir ; onlara bir ev yaşantısı, anne baba, ilgi alanları, hobiler ve rüyalar vermelisiniz. Filmlerde tüm bunları alıp gerçek hayatla çerçeveleme imkanına sahipsiniz; aile, arkadaşlar, okula gitme, korkularından söz etme, bunları nasıl aştıkları konularını aktarmak ve tüm bunların çocukların kendileriyle özdeşleştirebilecekleri hâle getirmek sizin elinizde”.
Hazırda bir kilit izleyici kitlesinin olması markanın tanınması adına yardımcı olabilir ama aynı zamanda büyük beklentilere yanıt verme yükümlülüğünü de beraberinde getirir, özellikle de sadık hayranların hassasiyeti göz önünde bulundurulduğunda.
Larian bu konuda şu yorumu yapıyor: “Bu filmi animasyon yerine canlı aksiyon yapmaktaki zorluk bu bebekleri alan kızlardan kaynaklanıyordu. Hayallerinde bu bebeklerle ilgili bir görüntü var. Bu durumda bu karakterleri canlandıran gerçek insanları benimseyecekler mi, yoksa hayal kırıklığına mı uğrayacaklar?. Ama oyuncu kadromuz çok harika ve hikayemiz de müthiş; dolayısıyla Bratz hayranlarının bu filme bayılacağına eminim”.
Yönetmen Sean McNamara için, bebekleri gerçek kızlara dönüştürme serüveni tekrar genç oyunculara çalışmak için (ki bu yönetmenin bilinen özelliklerinden biri) olduğu kadar, bir başka sinema yapımının farklı bir dinamiğini irdelemek için de fırsat sunuyordu.
“`Bratz'i yönetmeyi istedim çünkü benim alanıma uygun, benim türümde bir film. Genç ve kendilerini yeni yeni bulan yeteneklerle çalışmayı seviyorum. Shia Labeouf, Jessica Alba ve Hilary Duff'ı keşfetme ve onları ilk televizyon dizilerinde yönetme şansını elde ettim. `Bratz' marka bir film yapmak için harika bir fırsattı; bunu daha önce hiç yapmamıştım. Ayrıca, güzel aile filmlerinin yapımında yer almayı gerçekten seviyorum”.
Arad bir filmi neyin güzel yaptığı konusundaki fikrini şöyle açıklıyor. “Duygusal bir film yapmak için, başarılı olacak bir hikaye örgüsüne odaklanmalısınız; kızların havalı ve örnek kişiler olmasını da istediğiniz için, ikisini birlikte yapabilmek adına hayatlarını birbirlerine bağlamak zorundasınız”.
Arad sözlerini şöyle sürdürüyor: “Sinemacılar olarak bizim görevimiz bir bakış açısından yola çıkıp, kişilikler oluşturmak. Onları hayata geçirerek, bu bebekler hakkında çok daha fazla şey anlatma sorumluluğuna ve fırsatına sahibiz; böylece çocuklar farklı yaşam dersleri alabilir, farklı yaşam deneyimleri edinebilirler. Dili nedir? Bizim kullandığımız dil müzik, moda ve arkadaşlık”.
Yapımcılar kendileriyle aynı vizyonu paylaşan ve genç oyuncularla çalışma konusunda doğru hassasiyete sahip yönetmeni bulduklarını anladıklarında çok sevindiler.
“Sean çok zeki, koca bir oyuncak ayı” diyor Arad ve ekliyor: “Bu film eğlenceli, sıradışı ama gerçekten pozitif. Pek de abartılı olmayan, sadece çocukların birbiri için yaptığı türde kendini feda etmekle ilgili pek çok enstantanenin olduğu bir senaryomuz var. Filmimizde Sean'ın çok ilgisini çeken gerçek bir adalet ve bağışlama serüveni mevcut”.
Arad sözlerini şöyle sürdürüyor: “Sahneleri keserken `Vay canına, bu insanlar duyguyu hissedebiliyor, aktarabiliyor ve çocuklara oyunculuklarını sergileyecek bir ortam veriyorlar` diyebilmek istiyorsunuz. Sean bu çocuklardan istediği her şeyi alabiliyor ve bunu çok kibar bir şekilde yapıyor. Onunla çalıştığımız için çok şanslıyız”.
Bratz en popüler moda bebeği olduğundan, halka açık seçmeler ülkenin dört bir yanından binlerce kızı Crystal Sky'ın Los Angeles'taki bürosuna çekti.
Paul seçmelere katılmak için bekleyen kızların oluşturduğu sıranın sonu yokmuş gibi göründüğünü hatırlıyor: “Dört Bratz için oyuncu seçmek gerçekten ama gerçekten zordu; çok fazla seçenek vardı çünkü dışarıda tek bir tane yetenekli kız yoktu. Her birinin role katabileceği bir şey vardı; ya harika dans ediyorlardı, ya diğerlerinden daha iyi şarkı söylüyorlardı ya da drama yetenekleri güçlüydü. Dolayısıyla, sonunda hepsinde en iyi olanı aramaya başlıyorsunuz”.
Arad meslektaşının sözlerine şunları ekliyor: “Bize kendileri hakkında doğru titreşimleri veren kızlar aradık ve birlikte prova yapışlarını izledik. Ayrıca, anne babalarını da izledik. Gençlerin anne babasıyla tanışarak çok şey öğrenebilirsiniz. Bu kızlar bu rolleri elde etmek için hakikaten çok çalıştılar. İzlediğimiz diğer kızlardan bazıları da inanılmazdı ama tabi sonuçta dört tanesinde karar kılmak zorundasınız. Filmin kötü karakteri Meredith'i canlandıran Chelsea Staub'u bulmak da bizim için büyük şanstı; muazzam yetenekli bir aktris”.
Jade'i canlandıran Janel Parrish, talihin kendisinden yana olduğunu düşünüyor: “Seçmelere gitmem oldukça ironikti çünkü çok kısa bir süre önce bir Bratz reklamında seslendirme yapmıştım; bu bir işaret olmalı diye düşündüm. Önce Yasmin rolünü okudum ama başarılı olamadım; daha sonra beni Jade rolü için tekrar seçmelere çağırdıklarında kız kardeşimle birlikte Florida'ya gittim ve yeniden seçmelere girdim. Menajerim arayıp rolü aldığımı söylediğinde, deliler gibi zıplamaya ve `Şaka mı yapıyorsun?' diye bağırmaya başladım. Çok heyecanlanmıştım; hâlâ inanamıyorum”.
Logan Browning ise Sasha rolüne seçilebilmek için Atlanta'dan kalkıp ta Los Angeles'a gitti ve kısa süre sonra da seçilmediğini öğrendi. Genç aktris sonrasını şöyle anlatıyor: “Rolü alamadığımı söylemelerinden sonra, eve döndüm ve durumu kabullendim. Sonra arayıp beni tekrar denemek istediklerini söylediler. Bu kez rolü aldım ve dünya üzerindeki en mutlu kişi oldum”.
Yasmin'i canlandıran Nathalia Ramos, önceki yıl bir televizyon dizisinin seçmelerinde kendisini izleyen McNamara'nın zaten aklında olan bir oyuncuydu. “Onu ilk olarak geçen yıl bir aile dizisinin seçmelerinde tanıdım” diyor McNamara ve ekliyor: “O zaman söz konusu dizi için doğru kişi değildi ama casting yönetmenine şöyle söyledim: `Onu gözden kaçırmayın, adımlarını takip etmeliyiz'. Bu film karşıma çıktığında ise, `Nathalia'yı getirin' dedim. İyi bir oyuncu, güzel bir kız ve doğru yaşta”.
Skyler Shaye ise bu sürece sinirlerinin dayanacağından pek emin değildi; Cloe rolünü elde etmeden önce altı kez daha seçmelere çağırıldı. Aktris ancak Nathalia'yla deneme çekimlerinden sonra rolün kendisine verildiğini söylüyor.
Ortak yapımcı Kyla Kraman, Meredith rolü için yapılan oyuncu seçimi hakkında şunu aktarıyor: “Chelsea Staub aslında rol için denediğimiz ilk kişiydi. Bu hikayeyi anlatmaya bayılıyorum çünkü hemen hemen hiç olmayan bir şey. Bu rolün sevdiğim yanı Meredith'in düpedüz kötü bir kız olmayışı. O aslında çok neşeli ve arkadaş canlısı biri; dışarıdan bakıldığında herkese yardım etmeye istekli ama daha arkanızı döner dönmez gözlerinde bir bakış beliriyor ve farklı niyetleri olduğunu anlıyorsunuz. Chelsea seçmelere girdi ve bunu dört dörtlük bir şekilde başardı”.
Artık oyuncular ve senaryo hazır olduğuna göre “Bratz”in yapımına geçilebilirdi.
Hikaye
Bazıları arkadaşlığın, tadına varılmadan yeterince takdir edilmediğini söyler. Bu zor ders “Bratz”de kesinlikle atlanmadı. Genç kızlarımız lise hayatının sınavları ve zorluklarıyla birlikte bireysel ve toplu serüvenlerinde bunu deneyimliyorlar.
Lise birinci sınıftaki ilk günlerine hazırlanırken, Bratz'ler için SDEYA'nın (Sonsuza Dek En Yakın Arkadaşlar) şaşmaz bir şey olduğunu görüyoruz. Oysa bu dört arkadaş daha önce topluma ayak uydurmanın ve sosyal bağlantılardan doğan bazı sosyal protokol kurallarına göre hareket etmenin getirdiği baskılara hiç maruz kalmamışlardı.
Kızlar ufuklarını genişletip yeni arkadaşlar edinir ve farklı ilgi alanlarının peşinden giderken - Jade bilim kulübü, Sasha ponpon kız liderliği, Cloe futbol takımındaki arkadaşlarıyla takılmakla meşgulken- çok geçmeden birbirleriyle bağlantıları kopar. Ev ödevleri, sosyalleşme ve kulüp faaliyetleri derken, Bratz'lerin arkadaşlığı bir kenara itilir.
Okulu bir hapishane gibi yöneten Müdür Dimly'nin (Jon Voight) kızı Meredith de, okulun adına (Carry Nation, Amerikan tarihinde sert mizacıyla tanınan bir kadındır) yaraşır ölçüde katı ve tavizsiz bir davranış biçimi içindedir. Meredith herkesi sosyal gruplar hâlinde organize ederek, öğrencileri kontrol altında tutmaktadır ve planlarından herhangi bir sapma korkunç bir öfkeye neden olmaktadır.
Chelsea bize Meredith'in dünyayı nasıl gördüğünü ve davranışlarını nasıl buna uygun olarak ayarladığını şu sözlerle aktarıyor:
“Meredith okulun öğrenci konseyi başkanı, her yıl yetenek yarışmalarını kazanıyor ve temelde Bratz'lerin baş düşmanı. Baskın bir kişiliği var; mükemmeliyetçi, çok rekabetçi, konumu konusunda güvensiz ve her ne pahasına olursa olsun kazanmaya niyetli. Onun zihniyetine göre bu her şey demek. Öğrencilerin kontrolünü ele geçirme yöntemi `böl ve yönet'; öğrencileri belirli bir sosyal gruba dahil ederek, diğer gruplarla sosyalleşmeyeceklerinden emin oluyor. Bu strateji Bratz'ler Carry Nation Lisesi'ne girene dek işe yarıyor”.
Hikaye çözülürken, Bratz'lerin lisedeki ilk yıllarından iki yıl ileriye gidiyoruz ve birbirlerini artık doğru dürüst tanımadıklarına tanık oluyoruz. Ama yazgılarının kilitlenmiş gibi göründüğü noktada, şans yüzlerine gülüyor. Cloe istemeden bahçede bir yiyecek savaşı başlatınca, dört kız okul sonrası cezası alıyorlar; bu sayede iki yıldan sonra ilk kez bir araya geliyorlar. Ceza süresi önce birbirlerine ettikleri hakaretlerle başlıyor; birbirlerine yabancılaşmaları konusunda suçlamalar havada uçuşuyor ama kimse suçu kendinde aramıyor. İronik olsa da, aynayı kaldırıp hepsine bir zamanlar ayrılmaz olduklarını, bir aile, bir destek sistemi olduklarını hatırlatan kişi, en fazla kendi başına kalan Yasmin oluyor.
Bratz'ler bir süre kendilerini aradıktan sonra, arkadaşlıklarına ne olduğunu ve bunun nasıl olduğunu düşünmeye başlıyorlar. Soruların yanıtı sosyal gruplardır. Kızlar bir daha asla kimsenin ve hiçbir şeyin onları ayıramayacağına yemin ederler. Dört kız Carry Nation Lisesi'ni tek bir bayrak altında toplamayı kendilerine görev edinirler; bunu başarmanın sırrı, güçlenmenin gerek kendi gerek arkadaşlarının haklarını aramak demek olduğunu ve en önemlisi de farklılıkları görmek ve onlara kucak açmak gerektiğini anlamaktır.
Bunu söylemek yapmaktan kolaydır; özellikle de kontrolün elinden gittiğini anlayan Meredith'in MTV'nin ev sahipliği yapacağı ikinci “Tatlı 16” yaş günü partisini düzenlerken hiçbir fedakarlıktan kaçınmamaya karar vermesinin ardından. Bratz'lerin arkadaşlığı işte esas bu partide sınava tâbi tutulacaktır.
“Biz insanların birbirini aşağı çekmek gibi bir eğilimi var; bu bizim kendimizi yükseltmek için kullandığımız bir yol. Filmimiz işte bu anlayışa karşı savaşıyor” diyor Arad ve ekliyor: “Bu tür filmlerin en önemli öğesi dileklerin gerçek olması, rüyaların gerçekten ama gerçekten yaşanmasıdır. Bir deneyin!”
Arad sözlerini şöyle sürdürüyor: “Filmimiz aynı zamanda çeşitlilik ve ayırımcılığı konu alıyor. Ayırımcılık mutlaka aşırı ölçüde olmak zorunda değil; gerçekten istediğiniz şeyi yapmanıza fırsat verilmemesi de bir ayırımcılıktır. Sahip oldukları en iyi şeyin arkadaşlıkları ve birbirlerine güvenleri olduğunu çok çabuk bir şekilde öğrenen bir grup kızımız var. Şu replikte belirtildiği gibi, `Birlikteyken Güçlüyüz, Ayrıyken Çökeriz'”.
McNamara hikayenin birbirlerine lise yaşantıları ve çevreye ayak uydurmayla ilgili anılarını anlatan yapımcıların kişisel deneyimlerinden esinlendiğini şu sözcüklerle anlatıyor: “Yapımcılar ve yazarlarla birlikte takıldık ve lise döneminde hepimizin bazı arkadaşlıkları yitirdiğinden konuştuk; bunu istediğiniz için değil ama yeni insanlarla tanışmak ve sizinle aynı ilgi alanlarını paylaşan kişilerle vakit geçirmek istediğiniz için böyle oluyor”.
Yönetmen sözlerini şöyle sürdürüyor: “Sosyal gruplaşma teması, büyüdüğünüzde bile iş dünyasında olan birşey; her yerde sosyal gruplaşma var. Sanırım bu film aracılığıyla söylemeye çalıştığım şey mutlaka tek bir sosyal gruba bağlı olmanız gerekmediğidir. Her yerde arkadaşlarınız olabilir ve yine de sizinle aynı ilgi alanlarını paylaşan çocuklarla da zaman geçirebilirsiniz… Spor arkadaşlarınızla, bilim arkadaşlarınızla takılabilirsiniz”.
Jade'i canlandıran Janel Parrish de, “Bu filmde sosyal gruplaşmadan fazlasıyla söz ediyoruz” diyor ve ekliyor: “Bunun amacı onları ortadan kaldırmak değil var olduklarını ve sizin mutlaka birinde yer almanız gerekmediğini göstermek. Lisedeyken ben belli bir sosyal gruba dahil değildim. Müzik grubundan da, ponpon kızlardan da, bilim kulübünden de arkadaşlarım vardı. Lisedeki genç kızların üzerinde belli bir sosyal gruba dahil olmaları ve belli bir yer edinmeleri için büyük baskı var. Ama bu film gösteriyor ki ne olursa olsun kendiniz olmalısınız. Her zaman başka insanların sizin olmanızı istediği kişi olmak zorunda değilsiniz”.
Hâlen lisede okumakta olan Nathalia ise hikayenin kesinlikle gerçeği yansıttığı düşüncesinde. “Bu film çok gerçek meselelere parmak basıyor. Ben de liseye yeni başladım ve bu geçişin ne kadar zor olduğunu biliyorum. En iyi arkadaşımla benim de aramda böyle bir şey oldu. İkinci sınıftan itibaren aramızdan su sızmazdı ama liseye başlar başlamaz farklı kişilerle takılmaya başladık ve daha ne olduğunu anlamadan birbirimizle hiç görüşmez olduk” diyor 15 yaşındaki genç kız.
Arad farklılıklara kucak açmak ve çevreni sadece kendin gibi olanlarla sınırlamamak gerektiği düşüncesinin altını bir kez daha çiziyor: “Dinozorcu çocuklarla ya da ponpon kızlarla takılmakta yanlış bir şey yok, eğer onlarla ortak yönlerin varsa. Ama bu demek değildir ki ortada sosyal sınırlar var. Birilerine şans verirsen, sandığından daha çok ortak noktan olduğunu görürsün. Sosyal gruplaşma bu dünyada aşılması gereken sosyal bir sistem; eğer çocukları bireyselliklerini ellerinden almadan birleştirebilirsek harika olur”.
Logan Browning hayatlarının özellikle önemli bir döneminde gençlere ulaşabilmek konusuna büyük tutkuyla yaklaşıyor: “Her bir Bratz kızının farklı bir aile yapısı ve kendilerine yakın hissettikleri bir sosyal grup var dolayısıyla bence herkes bu durumla özdeşleşebilir. Arkadaşlıklar çok önemlidir çünkü okula gidip kendin olabileceğini, en havalı kız olabileceğini düşünebilirsin ama gerçek arkadaşlar olmadan, kendi hayatına hapis olup kalırsın”.
Logan'ın konu hakkındaki yorumu ise şöyle: “Bu film genç kızların kimsenin mükemmel bir hayatı olmadığını görmesine yardımcı olacak. İnsanlar farklı şekillerde yaşar. Yirmi birinci yüzyıldayız ve her şey olabilir. Bu film genç kızların gerçekten gözlerini açmalarını ve hepimizin farklı olduğunu, aynı olmamamız gerektiğini görmelerini sağlıyor. Sizi özel kılan budur”.
`Bratz'ler
Nathalia Ramos, Yasmin rolünün ilgisini çektiğini çünkü kendini ona çok yakın hissettiğini ve karakter olarak ona çok benzediğini ifade ediyor.
“Yasmin çok karışık bir aileden geliyor; hem Latin hem de Yahudi ki bu gerçekten benzersiz bir bileşim ama ironik olan şu ki ben de öyleyim. Babam Katolik bir İspanyol, annem ise Yahudi bir Avusturalyalı. Yasmin'le özdeşleşebiliyorum çünkü müziği ve şarkı söylemeyi gerçekten seviyor. Aramızdaki fark Yasmin'in şarkı söyleme konusunda utangaç olması. Oysa ben şarkı söylemeye bayılıyorum” diyor Nathalia içten bir gülüşle.
Genç aktris sözlerini şöyle sürdürüyor: “Yasmin ayrıca çok bağımsız ve serbest bir kız. Ne istediğini biliyor. Gazeteciliği seviyor ve şarkı söylemeyi de deli gibi istiyor ama muazzam bir sahne korkusu yaşıyor. Bence pek çok çocuk onunla özdeşleşecektir çünkü herkesin  korkuları vardır ve onları aşmak isterler”.
Janel Parrish de kendi canlandırdığı karakter için şu yorumu yapıyor: “Jade çok cesur ve havalı. Aynı zamanda çok inatçı ve aklından geçeni anında söylüyor. Ama arkadaşlarının onu sevmelerinin nedeni de olduğu gibi olması. Jade bir melez. Annesi Asyalı ve geleneklerine çok bağlı. Jade'in derslerine odaklanmasını istiyor; Jade'in gözü ise modacı olmakta. Çifte hayat sürdüğünü söylemek mümkün: Okula giderken annesinin onayından geçen kıyafetleri giyiyor ama oraya varır varmaz, bizim sette dediğimiz gibi kıyafetlerini `Jadeleştiriyor'. Giysileri kesip biçiyor, saçlarına mavi balyaj atıyor; biraz asi bir kız. Jade'le özdeşleşebiliyorum çünkü ben de melezim ve bir yandan bir kültürün geleneksel etkileriyle mücadele etmenin diğer yandan da kendin olmak istemenin ve çemberin dışına çıkmanın ne demek olduğunu bilirim. Daha gençken, Jade'in yaşadıklarıyla aynı türde şeyler yaşadım. Ama şimdi biraz daha büyüdüm ve sanırım dengeyi buldum”.
Logan Browning ise bazı açılardan Sasha ile arasındaki mesafenin çok az olduğunu düşünüyor. Genç aktrisin bu konudaki açıklaması şöyle: “Sasha Afrikalı - Amerikalı ve ponpon kızların kaptanı. Çok dışadönük değil ama yine de takım kaptanı. Son derece gösterişli. Müthiş bir moda anlayışı var fakat modayı takip etmiyor; kendi stili var, moda ise gelip geçici. Bu yüzden, istediği şeyleri giyiyor ve kıyafetleri onun hakkında çok şey söylüyor. Sasha benim gibi dans etmeyi seviyor. Ayrıca ben de ponpon kızdım yani o konuda da benzerliğimiz var. Farklara gelince, ben pek gösterişli değilim; bana kendimi iyi hissettiren neyse üzerime onu geçiriyorum. Kıyafetler söz konusu olduğunda gerçekten sadeliği seviyorum”.
Skyler Shaye canlandırdığı Cloe karakterinde kendisinde de olmasından rahatsız olmayacağı bazı yetenekler olduğunu, diğer bazı özelliklerine sahip olmak içinse yanıp tutuştuğunu söylüyor: “Pek atletik değilim dolayısıyla David Beckham'ın kız versiyonu olmayı çok isterdim; muhteşem olurdu. Cloe de benim gibi biraz sakar olabiliyor. Çok da iyi dans edemem ki bu yüzden müzikaldeki hareketleri yapabilmek için gerçekten çok çalışmam gerekti”.
Arad'a en çok ilham ve mutluluk veren şey farklılıkları kucaklamak ve yanı başımızdaki çoklu etnik kökeni ve çeşitli sosyo - ekonomik gerçekleri yansıtan karakterlere sahip olmaktı.
“Bizim burada sahip olduğumuz şey moda tutkusu olan bir Uluslar Ligi. Ancak daha da önemlisi, film herkese kendine inanmanın ne demek olduğu konusunda konuşacak bir alan sağlıyor; üstelik bu konuları eğlence, müzik, dans ve moda arka planında irdeliyoruz” diyor Arad ve ekliyor: “Benim için bu yaş grubuna hitap eden bir film yaptığınızda gerçekten önemli olan şey onlarda iz bırakmaktır. Vaaz veriyor değilim ama inanıyorum ki çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey özsaygı ve ne yazık ki okulda bunu yeterince bulduklarını sanmıyorum. Eğer çocuklar bu filmden kendilerini iyi hissederek ve birbirleri hakkında daha iyi duygularla ayrılırlarsa, `Keşke geçen yıl o kıza şöyle yapmasaydım' derlerse, davranışları hakkında düşünmelerini sağlayabilirsek, bu bir zaferdir”.
Paul kendisini heyecanlandıran şeyin izleyicilere herkesin birlikte seyredebileceği bir film sunmak olduğunu şu sözlerle ifade ediyor: “Biliyorum ki gençler dört genç kızımızı ve temsil ettikleri her şeyi gerçekten sevecekler. Oyunculukları, şarkıları ve dansları beğenecekler ama benim esas sabırsızlıkla beklediğim şey tüm ailenin bu filmi beraberce seyredip keyifli vakit geçirecek olmaları”.
“Bratz' tam bir aile eğlenceliği. Güçlenmeyi konu alan ve insana kendini iyi hissettiren bir film. Bence her yaştan insan onu sevecek çünkü duygu ve kahkaha dolu bir aile filmi” diyor McNamara.
Peki ya Bratz'ler ne diyor: “Bu filmde tonlarca kahkaha, müthiş müzikler, inanılmaz bir moda ve arkadaşlık hakkında muhteşem bir hikaye var”.
Süper (Funky) ve Muhteşem Gardıroplar - Bratz'leri Giydirmek
Modanın genç kızlar üzerindeki etkisi bir şekilde yadsınamaz ve küçümsenemez; Bratz kızları da buna istisna teşkil etmiyor. Yönetmen McNamara'nın belirttiği gibi, “Moda bu filmin görsel efektleri. Bernadene bu kızları modanın ön saflarında yer alacak şekilde giydirmekte müthiş bir iş çıkardı”.
Her gün ana oyuncu kadrosunun yanı sıra 2.000 figüranı da giydirmek oldukça zorlu hatta kimi zaman bezdirici bir işti.
“Okulun alt kültürlerini oluşturan tüm o sosyal grupları giydirmek oldukça zorlayıcıydı” diyor kostüm tasarımcısı Bernadene Morgan ve ekliyor: “Gotikçiler, punkçılar, ponpon kızlar, bilim kulübü öğrencileri, yogacılar, yeşilciler, dinozor kulübü öğrencileri ve diğerleri, kimliklerini kıyafetleri aracılığıyla belli etmeliydiler; her grup kim olduklarını giysileriyle anlatıyorlardı”.
Kıyafetleri kişisel ve toplumsal ifade yolu olarak kullanma teması film süresince yinelendi ve her bir Bratz kızı için en önemli öğelerden biri oldu. Hem Yasmin, hem Jade, hem Sasha hem de Cloe'nin kendilerine ait bir renk yelpazesi vardı; benzersiz ve kendilerine özel dış görünümleri günümüzün çeşitliliğe dayanan ve son derece kişiselleşmiş öğelerini içeriyordu.
Karakterlerin çeşitliliği ve farklı çevrelerden gelişleri Morgan'a gardırop seçiminde büyük özgürlük tanıdı aslında bu, Bratz'lerin kim olduğunu ve nerden geldiklerini göstermenin bir yoluydu.
Morgan'ın da belirttiği gibi, “Giyim biçimleri için bir gerekçe bulmak, büyüdükleri ortama uyumlu olmalarını sağlamak istedik dolayısıyla kültürleri ve ev yaşamları birer çıkış noktası oldu. Mesela Latin - Yahudi bir aileden gelen Yasmin'in melez genlerini yansıtan bir görünüme sahip olması çok doğaldı”.
Yasmin'in gardırobu doku ve kumaş açısından zengindi; neşeyi ve eski dünyanın cazibesini çağdaş çizgilerle birleştiren türdeydi. Morgan onun kostümlerini yaratırken, “Raphael dönemi öncesi, eski dünya etnik havasında, çeşitli kahve, zeytin, denizci mavisi ve mürdüm eriği tonlarında kadifenin ve şeritler” kullandığını söylüyor.
Jade'in kıyafetlerinin ise mücadele verdiği iki dünyayı yansıtması gerekiyordu; bunlardan biri gelenekçi anne babasını memnun etmek için giyindiği dünyaydı; diğeri ise onların bakışlarından uzaktayken kıyafetlerini moda tutkusunu yansıtacak şekilde değiştirerek giydiği dünyaydı.
“Jade anne baba onayının önemli olduğu bir evde yaşıyor. Çok güvenli ve sevgi dolu bir yuva ama yaratıcılık açısından da kısıtlandığı bir yer” diyor Morgan ve ekliyor: “Ona, ağırlıklı olarak, pastel yelpazenin tam zıttı olan siyah renkler giydirdik. Jade çok sıradışı bir kız ve kıyafetleri gerçek Asya etkilerini fazlasıyla yansıtıyor. Jade'in yoğun bir şekilde Londra sokaklarındaki moda ile Japon lolitası karışımı bir görüntüye sahip olduğunu söylemek mümkün. Jade'i giydirirken çok eğlendim”.
Morgan, Sasha'nın ise neyin güzel duracağı neyin durmayacağı konusunda çok gelişmiş bir moda anlayışının olduğunu söylüyor. Bu karakterde Morgan, diğer karakterlerde olduğundan çok daha fazla karışım kullanarak çok funk, stilize ve rafine bir görüntü elde etti.
“Sasha paralı bir aileden geliyor ama anne baba savaşının ortasında kalmış” diyen Morgan, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Zengin ama anne babası tarafından koz olarak kullanılan bir kız olduğu için kız arkadaşlarını ailesi gibi görüyor ve onlardan etkileniyor. Kıyafetlerinde bol bol hayvan desenleri kullandık; bu onun kendini gerçek anlamda ifade ediş biçimi; giysilerinde ayrıca metalik öğelere de sıkça yer verdik. Sasha kızlar arasında kendine en büyük özgüvene sahip olanı ve kendinden çok emin”.
Morgan, Cloe içinse şunları söylüyor: “Cloe bekar bir annenin çocuğu olduğu için kıyafete harcayacak parası yok; her an bütçesini düşünmek zorunda. Kot kıyafetler onun dolabının demirbaşı oldu; karakterin gerçekçi olması bu şekilde sağlandı. Kot bugün dünyamıza hakim ve her ortamda giyilebiliyor. Cloe aynı zamanda atletik bir kız olduğu için kıyafetleri eğlenceli. Genç kızın tüm kıyafetlerini bol aksesuar, parlak kemer tokaları, boncuklar ve benzer süslemelerle donattık. Cloe için pembe ve turkuvaz gibi canlı renkler kullandık”.
Meredith'in güçlü ve baskın kişiliğine uygun olarak, gardırobu da Sloane Ranger'ın Amerikan versiyonu olarak tanımlanabilir yani klasik ve özel dikim. Morgan'a göre, “Nesillerdir varlıklı olduklarını yansıtan, tutucu ve zengin bir yaşam tarzları var. Meredith'e bol sayıda Lacoste ve Marc Jacobs marka kıyafetler giydirdik ve ait olduğu dünyayı vurgulaması açısından dolabına birkaç parça Betsy Johnson da koyduk. O istediğini alabilecek maddi güce sahip”.
Öte yandan, Meredith'in pahalı görünümü, onu performans sergileyeceği iki müzikal için giydirmek gerektiğinde bambaşka bir hâl aldı. Morgan bu müzikaller için klasik Las Vegas revülerindeki Ann Margret havasını tercih etti. Arkadaki smokinli ve şapkalı dansçı erkekler payetli ve tüylü kostümler içindeki Meredith'e mükemmel uyum sağladı.
Günden güne daha çok kız modayı takıntı hâline getiriyor. Morgan da modayı kendini ifade etmek ve yaratıcılık amacıyla kullanmak ile yaşıt gruplar tarafından kabul görmek için kullanmak arasında ince bir çizgi olduğunu itiraf ediyor: “Bence ergenlik çağındaki çoğu genç kız kolayca etkilenebiliyor ve giydikleri konusunda güvensizlik yaşıyorlar; ne giyip ne giymediğiniz sizi tanımlayan şey hâline geliyor ve belli sosyal gruplara girip girememenizde belirleyici oluyor”.
Nathalia Ramos tasarımcının sözlerine şunları ekliyor: “Modanın çok önemli olduğuna kuşku yok ama her şey demek değil. Birey olarak sizi tanımlayanın o olmaması gerekir çünkü sizi iyi bir insan yapan o değil. Moda eğlenceli bir şey ve kızlar için kendilerini ifade etmenin ve özgün olmanın harika bir yolu ama dünyadaki en önemli şey olmamalı”.
Sasha'yı canlandıran Logan Browning özgüven sahibi olmanın esas “olmazsa olmaz” moda aksesuarı olduğunu ifade ediyor ve “Kendinizi iyi hissetmeniz önemli; zaten size özgüven sağlayan, dışarı çıkıp arkadaşlar edinmeniz, sosyalleşmeniz için size o enerjiyi veren de bu. Kızlar kendilerini iyi hissettiren her neyse onu giymeli; stiliniz kendi içinizden gelmeli. Öte yandan, bizim bu filmde giydiğimiz kıyafetler muhteşem ve her kız onlardan edinmek isteyecek” diyor.
Yapımcı Avi Arad, “Bernadene inanılmaz bir tasarımcı!! Muhteşem bir moda anlayışına ve olağanüstü bir yaratıcılığa sahip” dedikten sonra, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Fevkalade bir şekilde başardığı şey bir sürü apayrı kıyafetler tasarlayıp, çocukların sadece giymek istemekle kalmayıp zorlanmadan da satın alabilecekleri şeyler yaratmaktı. Bernadene'in `Bratz'e kattığı hassasiyet bu çocukların hem inanılmaz güzel hem de yaşlarına uygun giyinmelerini kesin olarak sağlamaktı. Bir büyükanne ve anne olarak, önümüze koyduğu bu anlayış bize çok yardımcı oldu: Bir yandan Bratz'lerin moda tutkusunu göz ardı etmedi, bir yandan da bu tutkunun zevkli bir şekilde hayata geçmesini sağladı”.
“Moda her zaman geri dönüşüm ve kendini yeniden yaratmakla; kumaşları ve trendleri tekrar tasarlamakla ilgili olagelmiştir. Bunun en güzel örneklerinden biri 25 yıl sonra grunge/punk modasının tekrar podyumlarda yer bulması. Batı modası 50 ve 60'ların şaşasını alıp daha da ileri götürdü ve şimdi kırmızı halı üzerinde bunu görüyoruz. Moda sürekli olarak evrim geçiriyor dolayısıyla genç insanların ona meyletmesinde şaşırtıcı bir yan yok”.
Morgan'ın `Bratz'de kullandığını ifade ettiği stilize markalar arasında HYPE Shoes, Betsy Johnson, Freedom for Humanity ve Forever 21 bulunuyordu. McNamara “Bratz”in süper ve muhteşem görünümünü şöyle özetliyor: “Bence geleceğe yönelik kıyafetler ile gerçekten havalı duran kıyafetler arasında mükemmel bir denge yakaladık. Çocuklar da anneleri de etkilenecekler”.
“Moda çok önemli” diyor McNamara ve bu konudaki sözlerini şöyle noktalıyor: “Eskiden filmlere gider, oyunculuklara dikkat eder ve sonrasında çocuklara, `Filmi nasıl buldunuz' diye sorardım; onlar da bana `Kıyafetlere bayıldım' diye yanıt verirlerdi. Böylece kıyafetlerin harika olduğundan emin olmam gerektiğini öğrendim. Bernadene de bunu hayli hayli sağladı”.
Işıklar! Kamera! Motor!
“Bratz”in çekimlerinin tamamı Los Angeles'ta, 2007'nin Şubat ve Mart aylarında gerçekleştirildi. Filmde Güney Los Angeles'taki Santee Eğitim Tesisleri, Batı Hollywood'un popüler alışveriş merkezlerinden The Grove ve Studio City'deki yerleşim merkezleri gibi gerçek şehir mekanları kullanıldı.
Gerçi oyuncular ve çekim ekibi kendi yaşadıkları yerde çalışıyor olmaktan memnundular ama 30 günlük programın da kendine göre zorlukları vardı.
“Los Angeles şimdilerde çekim yapmak için çok pahalı bir yer” diyor yapım tasarımcısı Rusty Smith ve ekliyor: “Büyük bir bütçemiz yoktu ama oldukça gösterişli bir şey yapmaya çalışıyorduk. İşimizi kesinlikle çok iyi planladık”.
Hikayenin çoğu Bratz'lerin lise hayatları sırasında geçtiği için filmde önemli bir rol üstlenen Carry Nation Lisesi'nin çekimleri Santee Eğitim Merkezi'nde gerçekleştirildi. Kapılarını 2005'te açan ve dört yıllık lise eğitimi veren 3.479 öğrencili Santee Eğitim Merkezi, üç buçuk haftalık sömestr tatili sırasında Carry Nation Lisesi'ne dönüştürüldü.
Okul bahçesine hakim olan figür beş metre yüksekliğindeki Carry Nation heykeliydi. İçki yasağı öncesinde Hıristiyan Kadınlar İçki Karşıtları Birliği'nin kötü şöhrete sahip ve çetin üyelerinden olan Carry Nation'ın heykelinin bir elinde ufak balta diğer elinde ise İncil bulunuyordu.
İki zil arasında çekim yapmak ve zille birlikte çocukların koridorlara doluşması lise hayatının gerçekçiliğine kuşkusuz büyük katkı sağladı. Okulu demir yumrukla yönettiği için bir bakıma Carry Nation'ın yeniden hayata geçmiş hâlini canlandırdığını söyleyebileceğimiz Chelsea Staub, bu deneyimin oyunculara da katkı sağladığını belirtiyor: “Bir lisede çekim yapmak Meredith kimliğine bürünmeme gerçekten yardımcı oldu. Arka plandaki tüm o sesler ve görüntüler benim için her şeyi gerçekçi kıldı. Banklarda oturanların, çalan zille birlikte bir sınıftan diğerine giden öğrencilerin değişen ekosu platoda çekim yapmaktan farklı olarak, sanki gerçekten lisede okuyormuşum gibi hissetmemi sağladı”.
Smith, yapım açısından da, okulun faaliyette olduğu sırada çekim yapmaktan kaynaklanan tüm lojistik sıkıntılara değdiğini belirtiyor. “O okulun varlığı ve neredeyse bir hapishaneyi andıran yapı planı filmde çok önemli bir karakter hâline geldi” diyor Smith ve ekliyor: “Sean bu okulu kullanmakta ısrarcıydı. Zorlu bir iş olacağını biliyorduk ki öyle de oldu ama sonuçta başarılı olduk. Orada olmak eminim ki öğrencilerin dikkatini çok dağıttı. Okulun müdürüne ve öğrencilerine işbirliklerinden ötürü büyük bir teşekkür borçluyuz. Onlar olmasa başaramazdık”.
Chelsea de, “İstilamız sırasında Santee Lisesi öğrencilerinin düzenliliği ve saygısı karşısında hayrete düştüm. Ben olsam her sabah bizim omlet istasyonumuzun yanından geçerken mutlaka sıkıntı yaratırdım”.
Gerçek hayatta lise son sınıf öğrencisi olan Logan Browning de hayatı taklit etme sanatının etkisini hissettiğini şu sözlerle ifade ediyor: “Gerçek bir lisede çekim yapmak ilginçti çünkü gerçek sosyal gruplaşmaları görebiliyor ve bunları filmdekilerle karşılaştırabiliyordunuz. `Bratz'in çekimleri yüzünden kendi okulumdan ayrı kaldığım için Santee Lisesi'nde çekim yapmak hoşuma gitti; okulda olmayı, diğer çocuklarla birlikte olmayı özlemiştim çünkü. Bence bazı öğrencilerin filmde figüranlık yapması da çok hoştu” Logan.
“Yapımcıların üzerinde özellikle durduğu şeylerden biri bu kızları havalı ama aynı zamanda gerçekçi ve genç kızlar için ulaşılabilir yapmamız gerektiğiydi” diyen Smith, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bence filmin gerçek konusu insanın kendini ifade etme tutkusuna sahip olması. Her bir kızın yatak odasının, renk cümbüşü içinde ve görsel olarak birbirinden farklı olmasını arzu ettim; renkler aracılığıyla anlatım anlayışı Carry Nation Lisesi'nin fonunda da çok işe yaradı. Okul renkten tamamen mahrumdu, yapıya grinin soluk tonları hakimdi ve Müdür'ün yönetiş biçiminden ötürü hapishaneyi andıran bir dünyaydı. Bratz'ler okula renk ve eğlence getiriyorlar ki bu aynı zamanda hikaye için de bir metafor oluşturuyor”.
Tiyatro geçmişine sahip Smith yapımın set tasarımına sinemadan çok tiyatronun lojistik anlayışıyla yaklaşıldığını fark etti.
Smith bu konuda şunları söylüyor: “Müzikal setleri tasarladığınızda ve bizim filmde hazırladığımız gibi üç büyük müzikal yapım yarattığınızda, birdenbire ışıkları hareket ettirme, hareket alanlarını belirleme ve ışık demetleri yaratma zorunluluğuyla karşı karşıya kalıyorsunuz. Sean bu sahnelerin nasıl olacağı ve nasıl bir his yaratması gerektiği konusunda çok netti; hem biraz uçuk olmalıydılar hem de fantezi ile gerçek arasındaki çizgide gezinmeliydiler. Setler dikkati dağıtmamalı ve oyuncuların yeteneklerini gölgede bırakmamalıydı”.
Denklemin bir diğer öğesi de büyük yapım değerlerini kısıtlı bir bütçeye uyarlamaktı. Ayrıca başrol oyuncularından ikisi ve birçok figüran henüz reşit olmadığı için, kamera önündeki günlük çalışma süreleri yasaların belirlediği saatlerle sınırlı olmak durumundaydı.
Yapımcı Steven Paul çocuklarla çalışmanın nasıl olduğunu şöyle anlatıyor: “Filmi Sean McNamara yönettiği için çok şanslıyız. Daha önce pek çok kez genç oyuncularla, dans edilip şarkı söylenen yapımlarda çalıştı; bu yüzden o dünyayı inanılmaz iyi anlıyor. Reşit olmayan ve kamera önündeki saatleri kısıtlı olan bazı gençler ve çocuklarla çalışmak her zaman zordur. Bu filmde de dans eden, şarkı söyleyen ve çok zengin gardıroplara sahip çok sayıda gençle çalışılması gerekti. Sean'un üstesinden gelmesi gereken çok fazla şey vardı. Başka birçok sinemacı bunlar karşısında saçını başını yolabilirdi ama Sean tanıdığım en sakin, iyimser ve coşkulu insan; hiçbir şey onu çileden çıkaramıyor”.
Prodüksiyon bilgileri Warner Bros. Türkiye tarafından sağlanmış; editörlük işleminden sonra yayınlanmıştır. Teşekkür ederiz.
Aloha Sinema
Ana Sayfa  |  Vizyonda  |  Gelecek Hafta  |  Gösterimdekiler  |  Fragmanlar  |  Özel Dosyalar  |  Sinema Kitapları |  İzlenimlerin Derinliği
Box Office Listeleri  |  Türkiye Top 20  |  ABD Top 20  | 2007 Top 60 Listesi  |  Haber Merkezi  |  Yönetmenlerimiz  |  Gösterim Tarihleri  |  Film Arşivi
İletişim - Bize Yazın  |   Editöre Mesaj
Bu sitenin dizayn ve içeriği Aloha tarafından gerçekleştirildi. Site Editörü: Ebru Altın, Tasarım: Selin Schwartz. Copyright © 2008
E-Mail Us