Senaryo yazarı / yapımcı / seslendirme sanatçısı Seinfeld'e göre, filmdeki Barry B. Benson karakteri herşeyden önce insanların kültürüne farklı ve eğlenceli bir bakış atma fırsatı getirir. Seinfeld'in bu konudaki yorumu şöyle:
“Barry üniversiteden yeni mezun olmuştur. Bu yönüyle `The Graduate' filminin baş karakterine benzer. Bundan sonra ne yapması gerektiği konusunda emin değildir. Bir dizi rastlantı sonucu arı kovanından çıkınca bir insanla (çiçekçi kız Vanessa) arkadaş olur ve insanların kültürünü tanıma fırsatı bulur. İnsanların dünyasını tanıyınca heyecana kapılmıştır. O andan itibaren hayatının akışı başka bir yöne kayacak, arılar için uygun görülen yaşam tarzından uzaklaşacaktır.”
İnsanların kültürel yapısı sürekli değişim ve gelişim halindeyken arıların kültürü neredeyse 27 milyon yıldan beri hep aynı kaldı. Onlar arı kovanında doğarlar, büyürler, okulu bitirirler, çalışırlar, çalışırlar ve yine çalışırlar. Sonra da ölüp giderler. Dolayısıyla önlerinde farklı hiçbir seçenek yoktur.
Üniversite mezunu arıları bekleyen tek seçenek, New Hive City adlı arı kovanının içinde bulunan Honex adlı bal üretim şirketinde çalışmaktır. Orada sadece bal üretilir. 3.000 farklı iş pozisyonu vardır ama bunların hepsi bal üretimiyle ilgilidir. Isıtma, soğutma, akışkanlık ve kıvam kontrolü, bal boşaltıcı, kıl ayıklama, anten parlatıcı, kene önleyici, balmumu üretimi, kanat fırçalayıcı, kovan muhafızı, tuvalet temizleyici gibi görevlerden birisi onlara uygun görülür. Sonra da hayatı boyunca hep aynı işi yapar. Hiçbir gelişme, ilerleme, seyahat yoktur. Çalışmaya hiç ara verilmez.
Oysa genç Barry'nin hayalleri farklıdır. O güne kadar hiçbir insanla tanışmadığı halde, farkında olmadan insanların yaşam biçimine özenmektedir. Kısacası onun hayali Honex'te çalışmak değildir. Sevgi dolu anne-babası Martin ve Janet Benson ise, sevgili oğullarının babasının yolundan giderek “bal karıştırıcı” olmasını istemektedir. Buna karşılık Barry'nin tek hayali, New Hive City'nin dışındaki dünyayı görebilmek, nasıl bir yer olduğunu gözlemlemektir.
Arı kovanının dışına çıkmanın tek yolu ise, “polen toplayıcılar” olarak bilinen birliklere katılmaktır. Askeri bir kuruluş olan “polen toplayıcılar” günün belirli saatlerinde kovan dışına çıkarak nektar toplamakta, çiçekleri döllemektedir. Onlardan başka hiç kimsenin kovan dışına çıkmasına izin verilmez. Barry'nin tek hayali öncelikle bu birliğe katılabilmektir.
Gerisini Seinfeld'den dinleyelim: “Bizim filmimizde arıların çok sayıda kuralı vardır. Bir animasyon filmi yaparken herşeyden önce yapay bir evren yaratırsınız. Sonra da o yapay evreni istediğiniz gibi kurallarla oluşturup kurgularsınız. Biz bu kuralları oluştururken o dünyada herşeyin altıgen şeklinde olduğu gerçeğinden yola çıktık. Kuralları da altıgen esasına göre düzenledik. Oradaki renk düzenlemesi de sadece sarı ve beyazla sınırlıdır.”
Polen arılarına katılan Barry'nin çıktığı keşif yolculuğu genç arı için şaşırtıcı sonuçlar getirir. İnsanların dünyasında altıgenden başka şekiller; sarı ve beyazdan farklı renkler de olduğunu gözleriyle görmüştür. Tenis kortunda hiç de hoş olmayan korkutucu bir deneyim yaşayan ve yağmura yakalanan genç Barry, sonunda çareyi bir apartman dairesinin penceresinden içeriye girmekte bulur. Orada Manhattanlı çiçekçi kız Vanessa ile tanışacaktır.
Seinfeld bundan sonrasını şu sözlerle anlatıyor: “Girdiği apartman dairesindeki konuklar onu öldürmeye çalışırken Vanessa tarafından hayatı kurtarılır. İnsanlarla konuşması yasak olduğu halde ona teşekkür etme ihtiyacı hisseder. Sonuçta hayatını kurtaran bir kıza teşekkür etmeden çekip gitmek büyük bir kabalık olacaktır.”
Sıkı bir Renee Zellweger hayranı olan Seinfeld, filmdeki Vanessa karakterinin seslendirmesi için onu düşündüğünü belirterek gerekçesini şu sözlerle açıklıyor:
“Renee aynı anda hem dramatik rolleri, hem de komedi rollerini oynayabilen bir oyuncudur. Büyüleyici bir oyunculuk yeteneğine sahiptir. Daha önce kendisiyle birkaç kez karşılaştığım için Vanessa rolünü onun seslendirmesini istedim. Bir animasyon filminde ses olgusu herşeyden önemli olduğu için önemli katkı yapacağını düşünüyordum. Bugüne kadar yüzlerce oyuncuyla beraber çalışmıştım ama Renee'nin güzel ses tonuyla hepsinden farklıydı.”
“Bee Movie” için gelen teklifi hemen kabul eden Renee Zellweger, animasyonda çalışmanın getirdiği kreatif özgürlük ortamının tadını çıkartmak istediğini belirterek şu yorumu yapıyor:
“Bence animasyon alanındaki tek sınırlama, yaratıcısının hayal gücünden ibarettir. Eğer sınırsız hayalgücüne sahip bir yaratıcı varsa, o zaman sizin de sınırsız özgürlüğünüz var demektir. Birtakım lojistik kurallarla canınızı sıkmaya gerek kalmadan milyonlarca farklı seçenek deneyebilirsiniz. Kreatif açıdan bakınca sınırsız olasılıkları beraberinde getirir. Ayrıca kayıt seansında da olağanüstü bir heyecan sözkonusudur. Normal film çekimlerinde karşılaştığımız güneşin batıyor olması veya birisinin bekliyor olması gibi sorunlar bu alanda yoktur.”
Vanessa ile Barry arasında çiçeklenen arkadaşlık konusunda Seinfeld'in yorumu şöyle: “Bu arkadaşlık filmin özünü oluşturduğu için ikisinin arkadaş olabileceğine izleyicinin inanması gerekiyordu. Sonuçta zoru başararak bu arkadaşlığı inandırıcı kılmasını bildik. İkisini birbiriyle konuşurken görünce `Evet, iki samimi arkadaş gibiler. Onların arkadaş olduğuna inanıyorum' diyebiliyorsunuz. Bence bu filmin en keyifli yanlarından birisi de, arı - insan arkadaşlığının sorgulanmamasıdır.”
Barry'nin en iyi arkadaşı Adam karakterinin seslendirmesini, daha önce başka animasyon filmlerinde de görev yapmış olan Matthew Broderick üstlendi. “Bee Movie” için yaptığı seslendirmenin farklı olduğunu; bunda Jerry Seinfeld ile yakın arkadaş olmasının önemli payı olduğunu belirten ünlü aktör, “Animasyon seslendirmesi yaparken cam bölmenin arkasında izole olduğunuz duygusuna kapılırsınız. Bu filmde cam bölmenin arkasında benimle birlikte Jerry de vardı. Bu işimi kolaylaştırdı. Çok samimi bir arkadaşımla seslendirmeye girmiş olmanın avantajını hissettim” diyor.
Her animasyon filminde iyi arkadaşlar olduğu gibi kötü adamlar da mutlaka vardır. “Bee Movie”nin kötü adamı, 35 yıllık kariyerinde hiçbir dava kaybetmemiş Güneyli avukat Layton T. Montgomery karakteriydi. Bu karakterin seslendirmesini deneyimli aktör John Goodman yaptı.
John Goodman sesini verdiği karakteri şu sözlerle tanımlıyor: “Layton klasik Güneyli avukat tipidir. Mesleğinde o güne kadar hiçbir dava kaybetmediği gibi bir hayli de yozlaşmıştır. Davayı kazanmak için genellikle hep aynı taktikleri kullanır ve mutlaka kazanmasını bilir. Biraz gölgeli bir geçmişi vardır ama sonuçta insan ırkını birilerinin savunması gerektiği için o da işini yapar.”
Filmdeki önemli karakterlerden birisi de Sivrisinek Geyikkan karakteriydi. Senaryonun ilk halinde çok fazla rolü olmayan, ancak sonradan genişletilen bu karakterin seslendirmesini, aynı zamanda Seinfeld'in yakın arkadaşı olan Chris Rock yaptı.
Bu projeye katkıda bulunmaktan mutlu olduğunu belirten Chris Rock, “Jerry beni aradığında onunla beraber çalışacak olmaktan dolayı mutlu oldum. Bence o dünyadaki sekiz büyük komedyenden birisidir. Bugüne kadar beraber çalışma fırsatı bulamamıştık. Sivrisinek Geyikkan karakterinin orijinal senaryoda küçük bir rolü vardı. Bu karakterin biraz daha genişletilmesini teklif ettim. Sonuçta ortaya izleyicinin kesinlikle aşık olacağı çok önemli bir karakter çıktı” diyor.
“Bee Movie”nin bir başka önemli karakteri, Vanessa'nın erkek arkadaşı olan ve arılara karşı alerji duyan Ken karakteriydi. Bu karakterin seslendirmesini Patrick Warburton gerçekleştirdi. Ünlü aktörün filmle ve arılarla ilgili yorumu şöyle:
“Dünyamızı daha iyi keşfetmemize, bizimle beraber yaşayan diğer canlıları tanımamıza imkan verdiği için bu projeyi çok sevdim. Bildiğiniz gibi henüz karıncaları bile tam anlamıyla keşfedebilmiş değiliz. Ama karıncalar olmadan yapamayacağımızın da farkındayız. Arıların da durumu aynıdır. Yıllardan beri hepimiz bal yiyoruz. Arıların çiçekten çiçeğe gezinerek döllediğini de biliyoruz. Peki bunların dışında ne biliyoruz? Kesinlikle hiçbir şey… Bu filmi yaparken arıları daha iyi tanıma fırsatı buldum. Gün gelip arıların da insanları mahkemeye verebileceğine bile inandım diyebilirim. Herşey o kadar inandırıcıydı ki, arılarla insanların dostluk kurabileceğine inanmamak imkansızdı.”
Diğer Bölümler:
|
|||||