Beni Unutma: Sinemada ağlamaktan mazoşist zevk alanlara

Açelya Devrim Yılhan

Filmin başrolünde Açelya Devrim Yılhan oynuyor.

Sinemada ağlamaktan mazoşist bir zevk alanlar, ajandalarınızı çıkartın. Kasım ortası vizyona girecek “Beni Unutma”, bir çift, dört âşık ve hayatın içinden tutup çekilmiş bir dolu duygusal gelgitle hepimizin kirpiklerini titreteceğe benziyor.

Yönetmen Özer Kızıltan, 2006’da çektiği “Takva” ile ulusal ve uluslararası pek çok festivalde dikkat çekmiş, ödül toplamıştı. Hayatını dine adamış bir adamın giderek akli dengesini yitirmesini konu eden “Takva”dan sonra Kızıltan televizyon için diziler ve filmler çekti. Sinema salonunda izleyeceğimiz ikinci filmi “Beni Unutma” için şöyle diyor: “Açıkçası aşk filmi çekmek gibi bir niyetim yoktu ama Burak Göral’ın senaryosu içime çok dokundu. Hem hüzünlü ve gerçekçi bir aşk hikayesi kimin içine dokunmaz ki? Hiç hesapta yokken çektim. Yaşadığımız sürece aşk hikayelerine, o duyguya ihtiyacımız var.”

İstanbul’da geçen “Beni Unutma”, Açelya Devrim Yılhan ve Mert Fırat’ın canlandırdığı iki ana karakterin etrafında geçiyor. Yakınlık, diyaloglar, yüzler üzerine kurulu küçük bir film bu. Büyük mizansenler, iddialı bir sinematografi, aksiyon ve görsel bir gösteriş yok. Oyuncuların ifadeleri, sözleri, oyunculukları ön planda.

ıkisi de yoğun ilişkilerden çıkmış ve aşka inancını yitirmiş iki karakter birbirini buluyor. Âşık oluyorlar, çok kısa bir zamanda yakınlaşıyorlar. Ama âşık olmaları ve yakınlaşmaları mutlu olmalarını garanti etmiyor. ıkisinin de geçmişi, bugünlerine müdahale ediyor. Aşka inanmama, ilişkilere güvenmeme gibi duyguları, yakınlık ve sevgiyle alt etmeye çalışıyorlar.

Filmde “Kendi hayatlarından o kadar umutlarını kesmişler ki, artık kimsenin kimseyi sevmediğini söylüyorlar” gibi replikler kulağınıza çalınıyor. Yönetmen de böyle mi düşünüyor? “Çağdaş edebiyatta çok büyük aşk hikayelerine rastlayamayız çünkü günümüzde ne yazık ki, Marx’ın 1940’larda ‘yabancılaşma’ olarak tarif ettiği davranış biçiminin etkilerini yaşıyoruz. Gitgide kendi içimize gömülüyoruz, bireyci oluyoruz, duygularımız da köreliyor. Ama aşk diye bir şey var ve yakalandığında tüm bunlar yok oluyor.”

Film de bunun üzerine. Mert Fırat, Açelya Devrim Yılhan, Tuba Ünsal, Melis Babadağ, Ünal Silver, Aliye Uzunatağan ve Kenan Ece filmin kalbindeki altı kişiyi ustalıkla canlandırıyor ve Türk sineması bir aşk filmi kazanıyor.

Bu film, genç oyuncu Açelya Devrim Yılhan’ın ilk sinema filmi olduğu için de önemli. Açelya gibi karakteristik ve kameranın bayılacağı bir yüz, ilk kez sinema perdesinde. Ona üzülüyor, kızıyor, onun yanında olmak istiyoruz. Nasıl bir duyguyla çıkacağız salondan? “Filmden çıkar çıkmaz sevdiklerimi arardım gibi geliyor” diyor Kızıltan. Aşk deyince aklına gelen, çok etkilendiği metinleri ya da filmleri soruyorum: “Attila ılhan’ın ve Nâzım Hikmet’in bütün aşk şiirleri, Metin Erksan’ın hemen hemen bütün filmleri, Ömer Kavur’un ‘Kırık Bir Aşk Hikayesi’…”

Musallat 2: Lanet’in çekimleri tamamlandı

Musallat 2: Lanet

Türkü Turan filmde Elif rolünde oynuyor.

Türk korku filmi tarihinde bir çığır açan “Musallat” filminin ikincisi yolda… 2007’de vizyona giren ve Türk sinemasında bir cinin ilk kez tasvir edildiği film, görsel efektleri ve çarpıcı hikayesiyle yerli ve yabancı korku filmi tutkunlarının büyük beğenisini kazanmıştı.

Yapımcı Banu Akdeniz (Mia Film) korku filmi severlerin ve eleştirmenlerin “Bugüne kadar yapılmış en iyi Türk korku filmi” olarak nitelendirdikleri Musallat’ın, gördüğü ilgi ve beklenti üzerine ikincisini sinemaseverlerle buluşturmak üzere harekete geçtiklerini belirtti.

İkinci film “Musallat 2: Lanet”in yönetmen koltuğunda yine ilk filmin başarılı ismi Alper Mestçi var. Mestçi, senaryosunu da yazdığı Musallat 2: Lanet’i şöyle tanımlıyor: “Bir buçuk saat değil, aylar sürecek derin bir korku! Eve dönünce sinemadakinden daha fazla korkacaksınız!..”

Filmin başrollerini Türkü Turan (Elif), Tülay Bursa (Ümmü), Selim Gürata (Turan), Zeliha Güney (Özlem), Saliha İplikçi (Öykü), Levent Beceren (Yavuz), Başak Okay (Hatice), Ozan Öğüt (Cenk), Koray Şahinbaş (İbrahim), Sinem Öçalır (Hacer) paylaşıyor.

1 Temmuz – 10 Ağustos tarihleri arasında süren çekimler İstanbul ile İznik’te İhsaniye ve Sansarak Köyleri’ndeki değişik mekanlarda gerçekleşti.

“Musallat 2: Lanet” sinema filminde kullanılan plastik makyaj ve digital efektlerle, Türk sineması adına da birçok ilke imza atılacak. Görsel efektler Unc Film Mehmet Çetin, Plastik makyaj (Emir Özer) ve Sanat Yönetmenliği( Aslı Akıncı) ise Dükkan-ül Hayal şirketi tarafından uygulanıyor. Dağıtımı Özen Film tarafından yapılacak filmin görüntü yönetmenliğini ise Türksoy Gölebeyi üstlendi.

Hayranlarının şimdiden merakla beklediği filmin vizyon tarihi 2 Aralık 2011 olarak belirlendi.

FM 1992 belgeseli izleyiciyle buluşmaya hazır…

FM 1992Türkiye’de özel radyoların kuruluş ve yasallaşma sürecini ele alan “FM 1992”nin çekimleri ve arşiv çalışmaları tamamlandı.

FM 1992’de anlatıcı olarak Argun Albayrak, Fatih Altaylı, Gülnaz Kudunoğlu Arsel, Osman Ataman, E. Orhan Ayalp, Seler Cebecioğlu, Cem Cezalı, Hüsamettin Cindoruk, Dilara Egeli, Cengiz Erdem, Burak Ersemiz, Dursun Güleryüz, Emrah Hattat, Metin Karaşahin, Berkant Kuru, Abdullah Özdoğan, Şahin Özer, Nedim Saban ve Süleyman Yıldız yer aldı.

Eksantrik Prodüksiyon’un sosyal sorumluluk projesi olarak gerçekleştirdiği FM 1992’nin yönetmenliğini ise reklam filmi yönetmeni Abdullah Ekşioğlu yapıyor. FM 1992 uluslararası en saygın sinema veri tabanı olan IMDb’de de indekslenmeye başlandı.

Post prodüksiyonu devam eden FM 1992’nin galası 27 Eylül 2011 Salı günü Caddebostan Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek.

Altın Portakal’ın belgesel ve kısa film jürileri…

Yeşim Tabak - Sinema Yazarı

Yeşim Tabak - Sinema Yazarı

Antalya Büyükşehir Belediyesi – Antalya Kültür Sanat Vakfı (AKSAV) işbirliğiyle düzenlenen 48.Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali programı kapsamında gerçekleştirilecek belgesel film ve kısa film yarışmaları ana jürileri açıklandı. Altın Portakal’da bu yıl belgeselde 20, kısa filmde yine 20 film, kendi dallarında “en iyi film” ödülünün sahibi olmak için yarışacak. Diğer kategorilerde olduğu gibi belgesel ve kısa film dalında da jürilerde yer alan isimlerin tümü kadınlardan oluştu.

Belgesel jürisi

48. Festival’in Belgesel Film Yarışması ana jürisi Aysim Türkmen (yönetmen), Nur Dolay (yönetmen), Serap Aksoy (oyuncu), Yeşim Tabak (sinema yazarı) ve Yrd. Doç. Dr. Meltem Ünal Erzen’den (akademisyen) oluştu.

Belgesel Film Yarışması ana jürisinin yapacağı değerlendirme sonunda En İyi Belgesel seçilen filme 15 bin, En İyi İlk Belgesel’e 5 bin TL parasal ödül ve Altın Portakal Heykeli verilecek.

Kısa Film jürisi

Altın Portakal’da bu yıl yarışacak kısa filmlerin ana jürisi de şu isimlerden oluştu: Türkan Derya (yönetmen), Begüm Kütük ( oyuncu), Elif Ergezen (yönetmen), Natali Yeres (yönetmen), Senem Aytaç (sinema yazarı).

Yarışma sonunda birinci gelen kısa filme 10 bin TL para ödülü ve Altın Portakal Heykeli verilecek.

Çağan Irmak’ın yeni projesi: Dedemin İnsanları

Dedemin İnsanları - Çağan IrmakÇağan Irmak’ın senaristliğini ve yönetmenliğini yaptığı “Dedemin İnsanları” filminin afişi yayınlandı. Geçtiğimiz günlerde, Aria’nın bestelediği, Filmharmonic İstanbul Senfoni Orkestrası tarafından Hakan Şensoy şefliğinde icra edilen film müziklerinin kaydı, Maslak TİM Stüdyoları’nda gerçekleştirildi. Special efekt çalışmaları devam eden filmin post prodüksiyonu tamamlanmak üzere…

Most Production ve Ay Yapım’ın yapımcısı olduğu, Çetin Tekindor, Hümeyra, Zafer Algöz, Yiğit Özşener, Gökçe Bahadır, Mert Fırat, Ezgi Mola, Mehmet Ali Kaptanlar, Sacide Taşaner, Ünal Silver, Ushan Çakır, Serkan Genç, Yiğit Arı ve Durukan Çelikkaya’nın rol aldığı “Dedemin İnsanları”, 25 Kasım’da tüm Türkiye’de vizyona girecek.

Kimliksiz – Unknown

Kimliksiz - Unknown

Dr. Martin Harris (Liam Neeson) Berlin’de geçirdiği bir araba kazasından sonra kendine geldiğinde birdenbire karısının (January Jones) kendisini tanımadığı ve başka bir adamın da (Aidan Quinn) kendisinin yerine geçtiğini fark eder. Resmi olarak kimse ona inanmamaktadır ve kimliği belirsiz suikastçılar tarafından takip edilmektedir.

Birdenbire kendini, başka bir ülkede yanlız, yorgun ve kaçak durumunda bulur. Beklenmedik bir şekilde ona tek yardım eden kişi Ally (Diane Kruger) sayesinde bu durumdan kurtulmak için uğraşır. Ancak, gerçeği ortaya çıkartmak ve kimliğini geri kazanmak için kendisini ne kadar zorlayabileceğini ve ne kadar ileri gidebileceğini bilmez.

Yönetmen: Jaume Collet-Serra
Oyuncular: Liam Neeson, Diane Kruger, January Jones, Aidan Quinn, Bruno Ganz, Frank Langella, Olivier Schneider
Senaryo: Oliver Butcher, Steve Cornwell
Yapımcılar: Joel Silver, Leonard Goldberg, Andrew Rona
Prodüksiyon Tasarımı: Richard Bridgland
Görüntü Yönetmeni: Flavio Martínez Labiano
Kurgu: Timothy Alverson
Kostüm Tasarımı: Ruth Myers
Türkiye Dağıtımı: Warner Bros. Türkiye
Gösterim Tarihi: 22 Nisan 2011

Alfa ve Omega: Eve Dönüş Macerası

Alfa ve Omega: Eve Dönüş Macerası

Film, ormandaki bir grup hayvanın başından geçenleri anlatıyor. Duygusal olduğu kadar komik öğelerle de zenginleştirilen film, ‘aile’ ve ‘engelleri aşma’ gibi iki güçlü tema üzerine kurulu. Bir animasyon film için fazla sofistike olsa da ekip komediyle bunu çocukların zevkle izleyeceği ve örnek alabileceği bir filme dönüştürmeyi başarmış.

Yönetmenler: Anthony Bell, Ben Gluck
Seslendirme Kadrosu: Justin Long, Hayden Panettiere, Dennis Hopper, Danny Glover, Vicki Lewis, Christina Ricci, Mela Lee
Senaryo: Chris Denk
Kurgu: Scott Anderson, Joe Campana
Prodüksiyon Yönetimi: Rebecca Palatnik
Türkiye Dağıtımı: Tiglon Film
Gösterim Tarihi: 22 Nisan 2011

Daha İyi Bir Dünyada

Daha İyi Bir Dünyada

İzleyici ve Box Office: 8.669 izleyici – 93.552 TL

Uygarlık yolculuğu önce aileden başlar.

Anton Danimarka’nın cennet gibi bir şehrinde oturan ve Afrika göçmen kampındaki işine trenle giden bir doktordur. Bu iki son derece farklı dünya o ve ailesini, intikamla bağışlama arasında zor seçimlere iten anlaşmazlıklarla karşı karşıya bırakır.

İki oğulları olan Anton ve karısı Marianne, ayrı yaşıyorlar ve boşanma olasılığı konusunda çekişiyorlar. Büyük oğulları on yaşında ki Elias, okulda serserilerce rahatsız ediliyor. Bu durum, babası Claus’la Londra’dan taşınan yeni çocuk Christian’ın onu korumasıyla son buluyor. Christian’ın annesi kansere karşı savaşını kaybetmiş ve Christian onun ölümünden fazlasıyla üzgün…

…Elias ve Christian kısa zamanda sıkı bağlar kuruyorlar. Ama Christian Elias’ı trajik sonuçları olan bir intikam olayına karıştırınca dostlukları test ediliyor ve hayatlar tehlikeye atılıyor.Sonuçta insani duyguların, acıların ve empatinin karmaşıklığıyla başa çıkmalarına yardım etmek ailelerine düşüyor.

Yönetmen Yorumu

In A Better World, toplumu ve kişisel hayatlarımızı kontrol etmeye çalışırken karşılaştığımız sınırlamaları araştırıyor.

Kendi “ileri” dünyamız daha iyi bir dünya için model oluşturuyor mu yoksa aynı yasasızlıkta bulunan kargaşa toplumumuzun altını kazıyor mu, diye soruyor.

Kaosa bağışıklığımız mı var yoksa belirgin şekilde kargaşanın etrafında mı dönüyoruz?

Yönetmen: Susanne Bier
Oyuncular: Mikael Persbrandt, Wil Johnson, Eddy Kimani, Emily Mulaya, Gabriel Muli, June Waweru, Satu Helena Mikkelinen, Camilla Gottlieb
Senaryo: Anders Thomas Jensen
Prodüksiyon Tasarımı: Peter Grant
Görüntü Yönetmeni: Morten Søborg
Kurgu: Pernille Bech Christensen, Morten Egholm
Kostüm Tasarımı: Manon Rasmussen
Türkiye Dağıtımı: Umut Sanat Filmcilik
Gösterim Tarihi: 22 Nisan 2011

İstila – Monsters

İstila - Monsters

İzleyici ve Box Office: 20.792 izleyici – 189.105 TL

2009 yılında NASA güneş sistemimizde uzaylılar olduğuna dair işaretler bulunduğuna dair ipuçları elde eder. Jüpiter’in ayından örnek toplaması için uzaya gönderilen bir uydu Dünya’ya dönerken Orta Amerika’ya düşer. Kısa bir sure sonra aracın düştüğü Meksika sınırında yeni yaşam formları görünmeye başlar. Bölge karantinaya alınır fakat Meksika’nın yarısı YASAK BÖLGE ilân edilerek karantinaya alınır.

Bugün Amerika ve Meksika askeri güçleri hâlâ “yaratıkların” istilâsına karşı koymaya çalışmaktadırlar. Amerika’lı fotoğrafçı Andrew Kaulder (Scoot McNairy) Amerikalı bir turist olan Sam Wynden’a (Whitney Able) enfekte olmuş bölgeden Meksika sınırını geçerek Amerika’ya ulaşması için eşlik etmeyi kabul eder.

Film Hakkında

Başrollerinde Scoot McNairy ve Whitney Able’ın rol aldıkları MONSTERS, BAFTA ödüllü ve EMMY ödülüne aday gösterilen CGI animatör Gareth Edwards. Yapımcılığını Allan Niblo ve James Richardson üstleniyor.

BAFTA ödülü kazandığı ve EMMY ödülüne aday gösterildiği görsel efektleriyle BBC’nin gözde dizilerinden “7 Wonders of the Industrial World” ve “Space Race”in ardından Edwards kendi sinema filminin üzerinde çalışmaya karar verir.

Edwards durumu şöyle açıklıyor; “Film endüstrisinde inanılmaz bir rekabet ve yarış ortamı olduğundan bizim jenerasyonumuzdan bir çok yaratıcı sanatçı sinema filmi yapımcısı olmayı tercih ediyor. Benim karşıma böyle bir fırsat çıkacağından çok umutlu değildim. Birinin gelip belli bir bütçeyi önüme koyup haydi kendi filmini yap demesini beklemek de istemiyordum. Düşündüğüm tek şey eğer kendi filmimi yapacaksam gereken bütçeyi kendim bulup büyük bir ekiple çalışmadan olabildiğince ucuza bir proje çıkarmayı düşünmüştüm.”

Edwards Maldivlerde yaptığı bir tatil sırasında bir kaç yerli balıkçının deniz kıyısındaki diyaloglarını seyrederken CGI teknolojisi ile denizden çıkacak bir yaratığı hayal ettiğini söylüyor.

“Oturmuş onları seyrediyorken bu kadar doğal bir sahnede yaratılabilecek görüntüyü düşünüyordum. Bazen set kurup azırlayamayacağınız görüntüleri günlük hayat içinde renkleriyle, açılarıyla yakalayıveriyorsunuz. Kameramın yanımda olmasını egzotik bir lokasyonda çok da karmaşık olmayan bir görüntüyle çalıştığınızda işte bu derdirten enstantaneler yakalayabiliyorsunuz. Gördüğünüz herşeyi çekip sonra bilgisayara atıp istediğiniz her şeyiüzerine oturtabileceğinizi fark ediyorsunuz. İşte MONSTERS böyle doğdu”.

İşte bu aşamada Edward’ın ajansı Vertigo firması ile film yapımı konusunda görüşmeye başlamış. Allan Niblo ve James Richardson görsel efektler konusunda yetkin ve çok başarılı bu genç ismin hikâye anlatmak konusunda da ne kadar yetenekli olduğuna o zaman karar vermişler.

Richardson Edward’ın yeteneğini şöyle açıklıyor. “Gareth’ın İngiltere’deki ajansı bize o güne dek hazırladığı felaket filmleri, seller, fırtına efektlerinde oluşan bir tanıtım göndermişti. Bu görüntülerin dışında daha once bir bilim kurgu kanalı için hazırladığı bir dakikalık kısa filmi de gönderilen malzemenin içindeydi. Sadece CG konusunda çok yetenekli değildi… Bir dakikalık bir yarışma filminde bile harika bir atmosfer yaratabileceğini ve drama konusunda da yetenekli olduğunu ispatlıyordu. Bizi asıl çılgına çeviren ise bütün bu efektleri kendi dizüstü bilgisayarında yapmış olmasıydı,” diyor Niblo. “Büyük bir stüdyo çalışması değildi, büyük paralar harcanan bir post prodüksiyondu da yoktu. Ona bizimle film yapmak isteyip istemediğini sormamız gerekiyordu.”

Edwards hikâyesine şöyle devam ediyor: “Tatilde rastladığım ve çok etkilendiğim balıkçılardan çıkardığım hikâyenin ardından bir film yapımına nasıl yaklaştığımı gören Vertigo hikâyeyi beğendi ve filmi yapmaya karar verdi. 3 ay boyunca hikâye üzerinde çalıştım ve hepimiz mutlu olana dek senaryoda gereken değişiklikleri yaptım.”

Jurassic Park, ET ve diğer Spielberg klâsikleriyle büyüyen bir nesilden olan, Edwards o güne dek yapılmış en gerçekçi Yaratık filmini yapmak istiyordu. “Aynı zamanda filmin içinde bir aşk hikâyesi de yaşatmak istedim. Bilim kurgu filmlerinde yaratıklardan oluşan ve tamamen olması imkânsız bir hikâyedense gerçek insanların yaşadığı bir hikâyeyi anlatmayı amaçladım. Yaptığım araştırmalarda Jupiter’in aylarından biri olan Europa’da hayat olması bilim adamları tarafından ve NASA tarafından kabûl görmüş en yakın uzaylı hikâyesinin kurgulanabileceği yerdi. Pekâlâ oraya material toplamaya gönderilmiş bir uzay mekiği dönüş yolculuğunda dünyaya düşüp taşıdığı micro organizmaları etrafa saçabilirdi. Benim hikâyemde de Meksika Okyanusu bu mikro organizmalardan etkilenip dünya dışı varlıkların yerleşim bölgesi haline geliyordu. Gerçekçi bir istilâdan bahsetmek mümkündü…”

“Filmim normal bir yaratık filminin bittiği yerde başlıyordu. Mekik kazasından altı yıl sonra çekeceği yaratık fotoğraflarıyla zengin olmayı plânlayan bir gazeteci olan Andrew Kaulder (Scoot McNairy) normalde bir göç yolu olan Meksika Amerika arasındaki yasak bölgeyi geçmeye çalışacaktı. Fakat son dakika patronun kızı olan Sam’i (Whitney Able) de Meksika’dan Amerika’ya geçirmesi istenir. Kaulder onu eve ulaştırmaya yardım edecektir.”

Edwards filminin iki başrol oyuncusunun da filmin teması gibi gerçeğe olabildiğince yakın olmasını istemiş. “Gerçek hayatta sevgili olan iki oyuncunun başrolü paylaşmasını istedim Böylece birbirlerine alışmaya çalışmayacak, kimyalarının uymama riski olmayacak ve herşey daha gerçekçi olacak diye düşündüm.”

“In Search of a Midnight Kiss” filmindeki rolü ile büyük beğeni kazanan Scoot McNairy gerçek hayattaki kız arkadaşı Whitney Able ile birlikte çalışma fırsatını yakalamaktan çok mutlu olduğunu söylüyor. Bu her iki oyuncu için de ilginç ve değişik bir tecrübe olacaktır.

Yönetmen: Gareth Edwards
Oyuncular: Whitney Able, Scoot McNairy
Senaryo: Gareth Edwards
Yapımcılar: Allan Niblo, James Richardson
Prodüksiyon Tasarımı: Gareth Edwards
Görüntü Yönetmeni: Gareth Edwards
Görsel Efektler: Gareth Edwards
Kurgu: Colin Goudie
Yapım Koordinatörü: Alyson Pengelly
Müzik: Jon Hopkins
Türkiye Dağıtımı: Özen Film
Gösterim Tarihi: 22 Nisan 2011

Mutluluğun Peşinde – Rabbit Hole

Mutluluğun Peşinde - Rabbit Hole

Time dergisine göre “yılın en iyi ilk on filmi arasında” yer alan, aynı adlı Pulitzer ödüllü oyundan uyarlanan Mutluluğun Peşinde, aynı zamanda Nicole Kidman’ın hem başrolü hem de yapımcılığı üstlendiği ilk film. Becca ve Howie Corbett mutlu bir evlilikleri olan bir çifttir; fakat küçük çocukları bir araba kazasına kurban gidince kusursuz dünyaları alt üst olur ve bu beklenmedik acı onları mutluluk arayışında duygusal bir yolculuğa çıkmaya zorlar.

En İyi Kadın Oyuncu dalında Oscar adayı olan Nicole Kidman’a, En İyi Erkek Oyuncu dalında Altın Küre adayı olan Aaron Eckhart eşlik ediyor. En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında iki kez Oscar’a layık görülen Dianne Wiest ise Kidman’ın annesi rolünde. Yönetmen Mitchell’a göre bu film “güzel bir melankoli, içinden mutluluk geçen bir şarkı” gibi…

Yönetmen: John Cameron Mitchell
Oyuncular: Nicole Kidman, Aaron Eckhart, Dianne Wiest, Sandra Oh, Tammy Blanchard, Giancarlo Esposito
Senaryo: David Lindsay-Abaire
Yapımcılar: Leslie Urdang, Dean Vanech, Nicole Kidman, Per Saari
Prodüksiyon Tasarımı: Kalina Ivanov
Görüntü Yönetmeni: Frank G. DeMarco
Kurgu: Joe Klotz
Türkiye Dağıtımı: M3 Filmcilik
Gösterim Tarihi: 22 Nisan 2011