Ana Sayfa  Site Girişi   Duygu Dikmenoğlu Web Günlüğü   
Ayşe Arman'ın gözüyle Duygu Dikmenoğlu   Facebook'ta Paylaş.
Kredi Rehberi
Kredi kartını nasıl kullanmalı, avantajları, tehlikeleri. Tüketici kredisi nedir, nasıl alınır? Kredi kartına taksit imkanları, borç transferi, nakit çekme, internette kredi kartı kullanımı üzerine detaylar. Hepsi ve daha fazlası kredi kartı rehberimizde
Dating olayı...
Avrupa'dan, Amerika'dan, Kanada'dan, hatta Avustralya'dan arkadaşlar bulmak, yabancı dilinizi geliştirmek, dating olayındaki son gelişmeleri öğrenmek, dating ile ilgili ipuçları ve önerilere göz atmak isterseniz  Bu siteye bir göz atmalisiniz
Tuhaf bir ‘Röp’’ çekimi
Biliyorum içiniz dışınız duygu oldu.
Ve siz çok duygulandınız.
Belki de bıktınız.
Ama inanın, duygulanılmayacak gibi değil.
Bıkmak söz konusu değil.
Hele hele Duygu'dan bıkmak...
Mümkün değil!
Benden bıkabilirsiniz, bakın o olabilir.
Ben bu konuda size hak da verebilirim.
Ama o kadar.
Daha fazlasını yapamam.
Demek istiyorum ki, son olarak bunları da yazmazsam ölürüm!
*
İki ayağım bir pabuçta.
Her zamanki gibi...
Nurdan, stüdyoda bekliyor.
Hem Duygu'yu hem beni, hem de ‘‘ilahe’’ fotoğrafları için gerekli tüm malzemeyi. Fotoğraflar planlanmış. Ama ‘‘hulahup’’ bulunamıyor. Eskiden her evde olurdu, genç kızların en sevdiği oyuncaktı. Deli mi bunlar, şimdiki çocuklar niye artık ‘‘hulahup’’ çevirmiyor?
*
Neden ‘‘hulahup’’ aranıyor?
Brigitte Bardot yapacağız güya Duygu'yu.
Pantalon tamam, bluz yok.
Şöyle beyaz bir gömlek, beli oturuyor, kolları yarasa gibi açılıyor...
Ama yok da yok!
Ben moda çekiminden ne anlarım!
İşte bu kadar anlarım.
Sonra, Belle Epoque fotoğrafı yapacağız.
Bisiklet lazım.
Hasır şapka lazım.
Eşarp lazım.
Lanet olsun, onlar da yok.
*
Gülten imdaaaaat!
Hızır, hızır bu kadın.
Gülten, evdeki yardımcı oluyor.
Ters kadın zaten.
- Ne bağırıyorsun tabanı yanmış kedi gibi diyor.
- 9 yaşındaki kızımınkini al git diye ekliyor.
- İyi de o 1920'lerin bisikleti değil!
Gülten aynı zamanda filozof, ‘‘Bisikletin yaşı olmaz!’’ diyor.
Evde küfür kıyamet.
Duygu, Gaye Sökmen'in evinde bekliyor.
Birinin onu alıp stüdyoya gitmesi gerekiyor.
Kız, İstanbul'da hiçbir yer bilmiyor.
*
Zafer imdaaat!
Zafer evdeki sevgilim oluyor.
Bu cümle de, öylesine yazılıyor.
Ev dışında, başka sevgilim bulunmuyor.
Bedeninin sadece 64 kilosu kas, gerisi yağ. Demek istiyorum ki, 27 kilo kadar! Ama ben onu öyle seviyorum, yağlarıyla. Hem birlikte programa girdik, kaslarımızı arttırıp, yağlarımızı azaltacağız. Bu arada diyet şehidi olmazsak tabii.
Diyor ki:
- Bıktım senden.
- Bana ne senin söyleşinden!
- Kaç para prim veriyor bu söyleşi...
- Hem neden bu kadar, deli gibi uğraşıyorsun...
- Mecbur muyum ben senin...
- Neeeeee?
- Duygu Dikmenoğlu mu?
- Ben gidip alırım şekerim, hiç merak etme.
- Ayrıca bu bir kamu görevi.
- Böyle bir zor anında sana yardım etmeyeceğim de ne zaman edeceğim!
- Sen papatyaları al, ‘‘hulahupu’’ boş ver, bulmak imkansız zaten. Ben Duygu'yu getiririm, kem gözlerden korurum, hatta gerekirse dönüşte bile götürürüm.
- Bu can, bu araba ne için?
- Böyle günler için.
- Hadi canım baaay.
*
Zavallı Ayşe, elinde bavullar, içine tıkıştırılmış evden kıyafetler, vicdan azabı içinde, oldu mu olacak mı? O fotoğraflar neye benzeyecek? Benim kıyafetler kızın üzerinde kaç beden büyük duracak? Ya ayakkabılar, benim çocuk mezarlarım, kırk numara! Bütün bunlar nasıl olacak? O ayakkabılar o narin kızın ayağında nasıl duracak!
Nasıl olacaksa olacak...
Tanrım, unuttum para da yok!
Akıl da yok...
Gidip bir markayla anlaşıp oradan kıyafet alsana...
İşten de avans yazdırsana...
Aptal kafa!
*
Söz konusu olan Duygu Dikmenoğlu olunca...
Bütün terslikler yoluna girdi.
Büyük ayakkabılarım bile fazla sorun çıkarmadı.
Sadece bir parmak boşluk kaldı.
*
İnsan o kızı yemek istiyor.
Herkeslerden korumak, eve götürüp üzerine kapıyı kapatmak istiyor. Ne olacak ki! Kediyle birlikte kalsınlar evde. Biblo gibi, insana çok iyi bir elektrik veriyor, sakinleştiriyor, rahatlatıyor. Bir de tuhaf, çok anlayışlı, oğlum olsa ölürüm evlendirmek için, asla gıcık değil, çok sevimli, çok içten ve çok sahici.
Stüdyoya gelince, sanki ben 17, o 28 oluyor.
Zafer bu arada ortadan kayboluyor.
Günlerden cumartesi bile olsa, o para kazanmaya gidiyor.
Gülten ne yapıyor bilmiyorum.
Sanırım evde bulaşıkları yıkıyor...
Nurdan, ışıkları ayarlıyor.
İş başlıyor.
Yaşı küçük olan Duygu, söz konusu işi olunca birden büyüyor. Hiç problem yaratmıyor.
Objektife bakan ifadesi değişiyor. Ve ortaya bu gördüğünüz fotoğraflar çıkıyor.
Beğenmezseniz sizi öldürürüm.
Söyleşi bir saatte bitti, fotoğraflar için dört buçuk saat uğraştık.
Anlıyorsunuz değil mi?
Elimize sağlık!

Duygu Dikmenoğlu   Ana Sayfa   Galeriler Girişi
Bu sitenin içerik ve web tasarımları Zebra tarafından gerçekleştirildi, 2009
Sitedeki resimler, internetten ve çeşitli yayınlardan derlenmiştir. Parayla satılmayıp, sadece gösteri amaçlıdır.Telif hakları sahiplerine aittir. Sitede fotoğraflarının bulunmasını istemeyen kişilerin başvurusu halinde resimleri kaldırılır.
Mail Us